SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/1054 E. 2024/808 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1054

Karar No

2024/808

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1054 Esas

KARAR NO: 2024/808

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 02/06/2021

NUMARASI: 2020/132 E. - 2021/245 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, TPE nezdinde ... tescil numarası ile 43. sınıfta tescilli “...” şekil markasının ve TPE nezdinde 28, 32, 38 ve 43. Sınıflarda tescilli ... sayılı "..." markasının sahibi olduğunu, Davalı tarafından ... başvuru numarası ile markasının tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu'na başvuru yapılmış ve talebin kabulü üzerine ... tescil numarası alan " ..." markası, 43 Nice sınıfında tescil edildiği ve söz konusu tescil 31.07.2016 tarih ve ... numaralı bültende yayınlandığını, Davacının “...” şekil markasını ve “...” markasını davalıdan çok daha önce tescil ettirip ticaret hayatında kullanmaya başladığını, ortalama tüketici kitlesi tarafından markaların karıştırılma ihtimaline ve dolayısıyla markalar arasında iktibas ve/veya iltibasa sebep olduğunu, davacı adına tescilli "..." markası ve ''... şekil'' markası ile davalı adına daha sonraki tarihte tescil edilen " ..." markası arasındaki benzerlik, tescil edildiği sınıfların ve kapsadığı hizmetlerin aynı olması nedeniyle iktibaslı/iltibaslı kullanım söz konusu olduğunu, Davalı ya ait ' ...'' markasında yer alan kelimelerden '...'' kelimesinin markaya hiçbir ayırt edicilik sağlamadığını, Davacının markasını ilk olarak 2008 yılında tescil ettirdiğini, ''...'' markasını belli bir tanınırlığa kavuşturanın, tüketicinin hafızalarında yer edinmesini sağlayanın davacı olduğunu, ''... otel'' şeklinde arama yapıldığında ilk sırada davacıya ait sonuçlar çıktığını, internet üzerinden ''... otel'' şeklinde arama yapan tüketicilerin, ilk sırada davacıya ait sonuçlarla karşılaştıktan sonra alt sıralarda davalıya ait marka ile karşılaştıklarında davalı adına tescilli markanın da davacıya ait olduğunu, aynı markanın farklı şubesi veya uzantısı olduğunu düşünme veya karıştırma ihtimallerinin bulunduğunu, Davalı adına tescilli ... tescil numaralı ve 31.07.2016 tescil yayın tarihli " ..." markasının hükümsüzlüğüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı sebebiyle davanın reddini talep ettikleri, esas yönünden ise Davalı tarafından, 43. Sınıf kapsamında 25.11.2015 tarihinde başvurusu yapılan “ ...” markasındaki ayırt edici unsurun “...” kelimesi değil; “...” kelimesi olduğunu, “...” kelimesi ayırt edici özellik taşımadığını, TPE arama motorunda ... kelimesi ile yapılan marka tescil başvuruları sorgulandığında yüzlerce / binlerce marka tespit edildiğini, Davalı “ ...” olarak tescil edilen markasını, www.google.com sorgusunda da Muğla ili,Bodrum İlçesinde işlettiği pansiyon niteliğindeki işletmesinde kullanıldığını, davalının, “ ...” markasını kullanımının “kötü niyetli” bir kullanım olmadığını, davalının bu marka adı altında kendi modacı kimliğini yansıtan, özelleştirilmiş, belirli bir müşteri kitlesine hitap eden butik bir pansiyon işletmekte olduğunu, davacı markasının “... kelimesi + şekil” şeklinde tescil edildiğini, davalı müvekkili markasının ise “ ...” olarak tescilli olduğunu, “...”kelimesinin davacıya özgülenmesinin yasaya aykırı olduğunu, davalıya ait markanın ayırt edici unsurunun “...” olduğunu, zira davalı ...’nin tanınmış kişi olduğu, İnternet sitesinden, instagram hesabından “ ...” markası ile işlettiği Bodrum’daki pansiyonun defalarca reklamını / paylaşımını yaptığını,“ ...” markasının davacı adına tescilli “...+ şekil” markası ile karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davalının “ ...” markasındaki iki kelimenin birlikte ayırt edicilik kazandığını,Google sorgulamasında “ ...” aramasının yüzlerce sitede çıktığını,davacı tarafın “... otel” olarak internet aramalarında firmalarının göründüğünü iddia etmekteyse de tescilli markalarının “...” kelimesi olduğunu,“... otel” olmadığını, davacı iddiasının MK md 2 ye aykırı ve davalının tanınmış kişiliğinden yararlanılarak haksız kazanç elde etme girişiminden ibaret olduğundan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın Reddine, " karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6769 sayılı kanunun 6. Maddesinin 5. Fıkrası ile sadece ve sadece markanın tanınmışlığına yani tanınmış markaya ayrıcalık sağlamakta olduğunu, yerel mahkemenin davalının tanınmışlığına ayrıcalık tanıyarak benzeri görülmemiş bir şekilde usul ve yasaya aykırı bir karar verildiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunda mutlak ve nispi ret sebepleri sayıldığını, Aynı Kanun'un 25. maddesinde ise markanın hükümsüzlük halleri sayıldığını ve 6769 sayılı kanunun 25. maddesine göre; bir marka, aynı kanunun 5. ve 6. maddelerinde sayılan mutlak ve nispi ret nedenlerine rağmen her nasılsa tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğüne mahkeme tarafından karar verilebileceğini, 6769 sayılı kanunun ''Marka tescilinde mutlak ret nedenleri'' başlıklı Madde 5/1-ç hükmüne göre de; ''Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler.'' marka olarak tescil edilemeyeceğini, işbu sebeplerle davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, mezkur kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; esasen “...” kelimesinin, kendisine özgüleme amacında olduğunu, ancak kelimelerin, marka olarak şahıslara/ Kurumlara özgülenemeyeceğini, “...” kelimesi ayırt edici özellik taşımadığını, TPE arama motorunda ... kelimesi ile yapılan marka tescil başvuruları sorgulandığında yüzlerce / binlerce marka tespit edilmekte olduğunu, Müvekkiline ait " ..." markası ile davacı adına tescilli "...+Şekil" markası arasında iltibas/iktibas olmadığını, Markalar arasında iltibas/iktibas olmadığı alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyet raporu ile tespit edildiğini, davacının, "" kelimesinin ayırt edici unsur olmadığı iddiasının haksız ve yersiz olduğunu, “...” kelimesinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bir şahsa/kuruma özgülenemeyeceğini, davacı tarafın, gösterdiği Yargıtay kararlarının emsal olmadığını, davacının haksız ve mesnetsiz tüm istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava davalı adına tesciili ... nolu " ..." markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili adına ... nolu 43. sınıfta tescilli “...” şekil markasının ve ... nolu 28, 32, 38 ve 43. sınıflarda tescilli "..." markasının sahibi olduğunu, davalı adına ... nolu " ..." markasının 43. sınıfda tescil olduğunu, ortalama tüketici kitlesi tarafından markaların karıştırılma ihtimaline dayalı olarak hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir"SMK 6/1 maddesi hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Bu hükme göre , iltibastan söz edilebilmesi için ; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. İşaretlerin benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken markalar arasında görsel, fonotik ve kavramsal benzerlikleri yanında markaya konu unsurların ayırt edicilik gücü de dikkate alınmalı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenmelidir. Somut olayda, davacı tarafın mesnet markalarından ... nolu markasının , kuş şeklinde elips bir geometrik şekil içinde ... ibaresinin el yazısı formatı ile oluşturulduğu, şekil markası olduğu, ... nolu davacı markasının ise ... ibareli olduğu, davalının markasının ise ... nolu ... ibareli olduğu, taraf markaları arasında 43. Sınıf için tescilli olmaları nedeniyle sınıfsal benzerlik bulunduğu açıktır. Diğer yandan işaretler arasında benzerlik karşılaştırmasında, davacı markalarındaki esas unsurun ... ibaresi ve şekil olduğu, davalı markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, taraf markalarındaki kelime esas unsuru yönünden ayniyet bulunduğu, ... ibaresinin 43. Sınıfta ayırt edici olduğu, davalı markasındaki ... ibaresinin Türkiye'de sıklıkla kullanılan bir erkek ismi olduğu , markaya ayırt edicilik katmadığı, marka sahibi davalının Türkiye'de tanınan ünlü bir modacı olduğu ancak "..." olarak isim ve soyismi ile tanındığı, davalı markasının ... şeklinde olduğu, davalının sadece ön adının markada yer almış olması nedeniyle davalıyı çağrıştırmadığı, markaya bir ayırt edicilik katmadığı, aksi yöndeki bilirkişi raporunun ve mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı, davacı markasının önceki tarihli olduğu , tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri, taraf markalarının bütüncül karşılaştırılmasında aralarında görsel işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğu, taraf markalarının kullanıldığı 43. Sınıfta tüketicinin tatil rezervasyonu yaparken uzun süre araştırdığı ve bilinçli seçimler yaptığına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığı, tüketicinin kısa süreli konaklamalar ve yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinde hızlı karar verebildiği, markaları yan yana getirip karşılaştırma imkanına sahip olmadığı gibi markaların farklı şehirlerde kullanılıyor olmasının karıştırılma ihtimaline etkisinin bulunmadığı, bu nedenle işaretler arasında ortalama tüketici nezdinde işletmeler arasında bağlantı kurma dahil iltibas tehlikesi bulunan sınıflarda hükümsüzlük kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının "www...com" internet sitesinin 2010 yılında oluşturulduğu, mali bilirkişi tarafından tespiti yapılan fiili kullanımlar ve tescil başvuru tarihleri göz önüne alındığında davalı tarafın geçici konaklama ve yiyecek içecek saağlanması hizmetleri yönünden kullanmama definin yerinde olmadığı , ancak davacının gündüz bakım (kreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri ile ilgili kullanımı bulunmadığından bu sınıflardaki 6769 Sayılı SMK 25/7 maddesi gereğince kullanmama definin yerinde olduğu ve hükümsüzlük talebinin bu nedenle kısmen reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında belirtilen şekilde karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 1.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/06/2021 tarih, 2020/132 E., 2021/245 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı adına tescilli ... nolu " ..." markasının 43. Sınıfta "Geçici Konaklama Hizmetleri" ve "Yiyecek İçecek Sağlanması" hizmetleri yönünden KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE sicilden terkinine, karar kesinleştiğinde bir örneğinin resen TPMK'ya gönderilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile 373,2‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 peşin harç, 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 116,60 TL ile, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 79,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.079,50 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1.539,75 TL'lık kısmının, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden, 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın red edilen kısmı üzerinden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 49,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 211,6‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınhükümsüzlüğüne(MarkakabulünegereğikabulüHükümsüzlüğündenistanbulkaldırılmasınadosyakonusudüşünüldüMarkaKaynaklanan)kısmenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim