İstanbul BAM 44. HD 2021/1048 E. 2024/807 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1048
2024/807
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1048
KARAR NO: 2024/807
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/12/2020
NUMARASI: 2017/717 E. - 2020/418 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dünyaca ünlü "...", "... +şekil", " ..." ve " ...+ şekil" markalarının sahibi olduğunu ve halihazırda ... numaraları ile tescilli markalarının bulunduğunu, TPMK tarafından bu markalardan "...+şekil" ibareli markanın tanınmış marka olduğuna karar verildiğini, davalı tarafın müvekkiline ait markaları kendisine ait mağazada bijuteri ürünleri üzerinde izinsiz olarak kullandığını, buna ilişkin İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/104 ve 2017/105 D.İş dosyaları ile delil tespiti yapılarak bilirkişi marifeti ile rapor düzenlendiğini ve davalıya ait iş yerlerinde müvekkilinin markalarını taşıyan ürünlerin satışa arz edildiğinin tespit edildiğini, söz konusu eylemin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerini ihlal etmekte olduğunu, davalının eylemlerinin markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i ve son erdirilmesini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100 TL maddi ve 2.500 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, 2.500 TL itibar tazminatının ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dükkanında delil tespiti yapılırken kendisinin yurt dışında olduğunu, giriş çıkış belgesini sunduğunu, tespit edilen ürünlerin ve tespit yapılan dükkanların kendisine ait olmadığını, firmasının kaşesinin kullanıldığını, dükkan adresini belgeleyen ticari sicil gazetesini dilekçesi ekinde sunduğunu, tespite gelenlerin dükkanları karıştırdıklarını, kendisine ait olmayan dükkanları kendisininmiş gibi düşündüklerini, farklı dükkanlarda çektikleri resimleri dükkanına aitmiş gibi kullandıklarını, ithalatçı bir firma olduğunu, faturalı ve gümrüklü ürün sattığını, KITTY firması adı veya logosunu kullanarak bir ürün satmadığını, davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "DAVANIN KABULÜNE, 1-Davalının, davacıya ait tescilli marka hakkını tecavüz ve haksız rekabet ettiğinin tespitine, menine, sonlandırılmasına, 2-Marka hakkını ihlal nedeni ile somut olayın özelliklerine ve Borçlar Kanuna göre takdiren 2.500,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-2.500,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-2.500,00-TL itibar tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, müvekkil şirket adresinde herhangi bir tespit yapılmadığını, müvekkil iş yerinde ve müvekkil şirket aleyhine tespit yapılması için davacı tarafın herhangi bir talebi olmadığını, nılan değişik iş dosyalarında müvekkil şirket aleyhine tespit yapılmadığını, tespit esnasında müvekkil şirket yetkilisinin yurt dışında olduğunun mahkeme dosyasındaki pasaport bilgileri ile sabit olduğunu, davacı tarafın değişik iş dosyalarındaki taraf ve adreslerin dışına çıkarak ceza şikayetinde müvekkil şirket yetkilisini, hukuk davasında ise müvekkil şirketi hasım tutmak suretiyle davalarını ikame ettiğini, müvekkil şirket yetkilisinin İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi 2018 / 185 E. Sayılı dosyada sanık olarak yargılandığını, mahkemece müvekkil şirket hakkında beraat kararı verildiğini, müvekkil şirketin davacı tarafın tescilli marka hakkına tecavüz etmediğini ve haksız rekabet içerecek davranışlar içerisine girmediğini, mahkemece davacı tarafın maddi tazminat taleplerinin kabulünün hatalı olduğunu, kararın bu yönden kaldırılması gerektiğini, müvekkil adresinde tespit yapıldığını kabul manasına gelmemek üzere davacı tarafın 02.05.2018 tarihli dilekçesinde maddi tazminat taleplerinin 6769 sayılı SMK'nun 151/2-c bendi uyarınca markayı bir lisans sözleşmesi ile kullanılmış olsaydı ödeyeceği lisans bedeli üzerinden yapılması yönünde seçimlik haklarını kullandığını, mahkemece aldırılan 09.11.2018 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda Maddi Tazminata ilişkin yapılan hesaplamada 546,00-TL lisans bedeli olabileceğinin beyan edildiğini, dosyada tek bilirkişi raporunun bu olduğunu, davacı tarafın bu rapora itiraz ettiğini ve ikinci bir rapor alınmadan maddi tazminat taleplerini 100,00 TL'den 2.500,00 TL'ye çıkardıklarını, mahkemece davacı tarafça SMK 151/2-c maddesine göre tazminat talep edildiği, ancak emsal lisans sözleşmesi sunulmadığı, bilirkişiler tarafından sağlıklı bir şekilde maddi tazminat miktarı belirlenememiş olduğundan somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre takdiren 2.500,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, maddi tazminata hak kazandığını ve zararın miktarını ispat edecek olanın davacı taraf olması gerektiğine rağmen talepleri aşılarak maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, kabul halde dahi hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı tarafın itibar tazminatı talep hakkı bulunmadığını, tespit yapılan adresin müvekkile ait olmadığını, bu hususlar göz ardı edilerek davacı lehine ihbar tazminatına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, itibar tazminatı talep edilebilmesi için taklit ürünün kötü veya uygun olmayan şekilde kullanılması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemece verilen bu kararların istinafen incelenerek kaldırılmasını ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının faaliyet gösterdiği mağazalarda ticari faaliyet konusu haline getirdiği bijuteri ürünleri üzerinde müvekkiline ait markalarını haksız olarak kullanıldığını, akabinde de ise bu fiillerinin haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz teşkil etmediği iddiasında bulunduğunu, zira müvekkiline ait tanınmış markaları içeren ürünleri hukuka aykırı olarak ticari faaliyetin konusu haline getiren davalının, dava konusu ürünleri satışta dahil olmak üzere haksız fiillerinin konusu haline haline getirdiği gerek değişik iş dosyasınında (rapor, ürün görselleri) gerekse huzurdaki dosyada yer alan bilginin, belge ve tespitlerle sabit olduğunu, Yerel Mahkemenin tesis ettiği haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz hükmünde herhangi bir hukuka aykırılık mevzu bahis olmadığını ileri sürerek, davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava tescilli tanınmış marka hakkına dayalı tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ve tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davacının taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "...+Şekil" markasının 31/12/1995 tarihinde 03, 04, 05, 06, 08, 09, 11, 14, 15, 16, 18, 20, 21, 24,25, 26, 28, 30. sınıflarda, ... numaralı "Şekil" markasının 08.12.2000 tarihinde, ... numaralı "... + Şekil" markasının 02.11.2006 tarihinde, ... numaralı " ..." markasının 03/12/2009 tarihinde, ... numaralı "Şekil" markasının 01.07.2009 tarihinde 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 03/12/2009 tarihinde, ... numaralı "Şekil" markasının 26/06/2009 tarihinde 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 25, 28, 30, 32, 43 ve 44. sınıflarda, ... numaralı "Şekil" markasının 26/06/2009 tarihinde 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 14/09/2009 tarihinde, ... numaralı "Şekil" markasının 04/09/2014 tarihinde 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 27, 28, 30, 32 ve 35. Sınıflarda davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. İstanbul 2. FSHHM'nin 2017/104 D.İş dosyasında; bilirkişi raporunda, 03/10/2017 tarihinde ... Sok. ... No... Eminönü-Fatih adresinde bulunan ... isimli iş yerinde tespit yapıldığı, firma tabelasının ... olduğu ancak firmanın adresten taşındığı yerine ... Ltd. Şti nin gelmiş olduğu, iş yeri çalışanı tarafından bu hususların beyan edildiği, iş yerinin kaşesinden Hocapaşa Vergi Dairesi ... numarasına kayıtlı olduğu, çalışanlarca firma yetkilisinin ... olduğunun beyan edildiği görülmüştür. İstanbul 2. FSHHM'nin 2017/105 D.İş dosyasında ; bilirkişi raporunda, 03/10/2017 tarihinde “... mah. ... sk. ... No... Eminönü - Fatih” adresinde bulunan ... LTD. ŞTİ isimli iş yerinde inceleme yapıldığı, firma tabelasının SİZE ÖZEL olduğu ancak firmanın adresten taşındığı yerine ... Tic Ltd. Şti nin gelmiş olduğu iş yeri çalışanı tarafından bu hususların beyan edildiği, iş yerinin kaşesinden Hocapaşa Vergi Dairesi ... numarasına kayıtlı olduğu, çalışanlarca firma yetkilisinin ... olduğunun beyan edildiği görülmüştür. 09/11/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: TPE tescil belgelerinin davacı ..., LTD, ye ait olup tespit tarihi olan 03.10.2017 ve rapor tarihi olan 09.11.2018 itibarı ile bu TPE belgeleri geçerliliklerini korumakta olup herhangi bir devir ya da lisans söz konusu olmadığı, TPE ... tescil nolu markası /emtia: 3,8,9,14,16,18,20,21,25,28,30,32,43,44 (emtia dahilinde süs eşyası, saç tokası, takı vb. bulunmaktadır), TPE ... tescil nolu markası /emtia: 3,4,5,6,8,9,11,14,15,16,18,20,21,24,25,26,28,30 (emtia dahilinde süs eşyası, saç tokası, takı vb. bulunmaktadır), TPE ... tescil nolu markası/emtia: 3,8,9,14,16,18,20,21,24,25,26,27,28, 30,32,35 (emtia dahilinde süs eşyası, saç tokası, takı vb. Bulunmaktadır), davacı ..., LTD. ile davalı ... Ltd. Şti. ya da sahibi ... arasında yapılmış olan herhangi bir lisans anlaşması, marka kullanım sözleşmesi vb. bulunmamakta olduğu görülmüş olmakla izinsiz kullanımın söz konusu olduğu, incelenen davaya konu ..., LTD. ye ait tescilli markaların, davalı yan adına beyan edilen kaşe üzerindeki firma ve adres içeriğindeki işletme tarafından, izinsiz ve lisanssız kullanımı bu şekilde 6769 nolu Sınai Mülkiyet Kanunu 29. maddenin l. bendi ihlali olarak değerlendirildiği, maddi tazminat hesabına ilişkin; Davaya ilişkin değişik iş dosyalarında tespit edilen ürünler için toplam lisans bedelinin 546,00 TL olabileceğinin hesap edildiğini, itibar tazminatına ilişkin; Davacı marka taklidi ürünlerin davalı yanca satış ve/veya satışa arzının, tescilli markanın satış kaybına ve aynı zamanda taklit üretimlerin ve satış hizmetlerinin kalitesizliği nedeniyle itibar kaybına neden olarak davacı markasına zarar verilmiş, davacı şirket itibar kaybına uğradığı, manevi tazminat talebine ilişkin takdirin ise mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. 6769 Sayılı SMK'nın 29. Maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan eylemler gösterilmiş olup, markayı taklit etmek ve bu şekilde kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak,, ticari amaçla elde bulundurmak marka hakkına tecavüz olarak gösterilmiştir. Davadan önce İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/104 ve 105 D.İş sayılı dosyaları ile yaptırılan delil tespiti ve bilirkişi incelemesi ile mahkemece yargılama sırasında aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamıyla; mahkemece HMK 218.maddeye uygun olarak delillerin yerinde bilirkişi tarafından incelenmesi yetkisi verilerek yapılan delil tespiti işlemi sonucunda, tespit yapılan iş yerlerinin davalı şirkete ait olduğu ve şirket yetkilisinin isminin tespit sırasında çalışanlar tarafından ifade edildiği , şirket kaşesinin bu işyerlerinde mevcut olduğu , davalı firmanın sicile kayıtlı resmi adresinin farklı olması tespit yapılan iş yerlerinde fiilen ticari faaliyet yürütmediği anlamına gelmeyeceği, yine şirket yetkilisinin tespit tarihinde yurt dışında olmasının da mahkeme kararına dayalı usulüne uygun delil tespiti sonucu elde edilen delillerin dikkate alınmamasını gerektiren bir neden olmadığı, davalı şirket yetkilisinin ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden beraatine ilişkin verilen kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılmış olduğu, davalı iş yerlerinde davacıya ait olan "..." markasını marka kapsamı emtiada taşıyan taklit ürünlerin satıldığının tespit edildiği, davalıya ait iş yerinde de geçen ürünlerdeki kullanımın kötü ve uygun olmayan türden bir kullanım olduğu, davalının taklit ürünleri ticari kazanç için satışa sunmak eyleminin SMK 29.maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu, aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği , marka hakkı tecavüze uğrayan davacı tarafın tazminat isteminde haklı olduğu , marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekle kullanılması sonucunda, markanın itibarı zarara uğrarsa, marka sahibi, bu nedenle ayrıca tazminat isteyebileceğinden; taklit markalı ürünler piyasaya sürüldüğünden markayı kullanan tüketici nezdinde davacı şirket markasının itibar kaybetmesine neden olacağının kabulü zorunlu olduğundan, mahkemece maddi manevi ve itibar tazminatı takdirinde ve tazminat miktarında usule aykırılık bulunmamaktadır . Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/12/2020 tarih ve 2017/717 E., 2020/418 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 512,32 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 128,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 384,24 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19