SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/902 E. 2024/795 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/902

Karar No

2024/795

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/902

KARAR NO: 2024/795

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 19/01/2021

NUMARASI: 2016/1354 E. - 2021/73 K.

DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından davalı banka aleyhine 18/02/2016 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde ... E. sayılı dosya ile takip başlatıldığını, borçluya gönderilen ödeme emrine borçlu tarafından borca ve yetkiye itiraz edildiğini, takip dosyasının taleplerine istinaden İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına kaydedildiğini, davalıya gönderilen Ödeme emrinin 20/11/2015 tarihinde tebliğ edildiğini ve davalı tarafından asıl alacağa ve tüm ferilerine itiraz edildiğini ve takibin yine durduğunu, müvekkilinin davalı ... nezdinde mevduat hesabı bulunduğunu, müvekkili tarafından 01/10/2014 tarihine kadar yetkilendirilen dava dışı ... yetkili olduğu süre geçtikten sonra 05/11/2014 tarihinde davalı banka nezdinde 407.000,00 TL tutarında para transferi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bilgisi ve muvafakati dışında gerçekleştirilen bu işlemin düzeltilmesi için hemen davalı bankayla görüşüldüğünü, banka yetkililerinin bir yanlışlık olduğunu ve paranın iade edileceğini müvekkiline bildirdiklerini ancak yanlışlığın bir türlü düzeltilmediğini, müvekkili tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 11/02/2015 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiğini fakat davalı tarafça ihtarnameden sonra da herhangi bir işlem tesis edilmemesi üzerine 18/02/2015 tarihinde (saat 11:02'de) İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nde takip başlatıldığını, davalının 18/02/2015 tarihinde (saat 15:36'da) müvekkilinin hesabına 407.000,00 TL aktardığını ve takibin haksız olduğundan bahisle takibe itiraz ettiğini, davalının söz konusu ödemeyi icra takibi başladıktan sonra yaptığını, ödeme hakkında müvekkiline herhangi bir bilgi verilmediğini, takibin usulsüz olmadığını, TBK m. 100 gereğince kısmi ödemelerin öncelikle faiz, masraf ve ferilerine mahsup edileceğini, davalı tarafça yapılan kısmi ödemenin takip alacağından mahsubu halinde 59.528,91 TL alacağın ödenmemiş durumda olduğunu, davalı banka tarafından yapılan ödemenin takip hukukuna ilişkin olduğunu, dolayısıyla dosya alacağından mahsubu gerektiğini belirterek itirazın iptaline ve bakiye 59.528,91 TL alacak yönünden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte takibin devamına, davalının haksız ve kötüniyetli olması hasebiyle %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davasının konusu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasının oluşturduğunu, dosya kapsamında 28/09/2015 tarihli ödeme emrinin 20/11/2015 tarihinde müvekkil bankaya tebliğ edildiğini, müvekkili banka tarafından alacaklı olduğunu iddia edilen davacı hesabına 407.000,00 TL ödemenin 18/02/2015 tarihinde ödendiğini, takibin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması sebebiyle 18/12/2015 tarihi itibari ile ortada kanuna uygun bir icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği, davacı tarafın faiz alacağına hak kazandığı yönünde ileri sürülen iddianın kabulünün mümkün olmadığı, kabul anlamına gelmemekle birlikte 28/09/2015 tarihli ödeme emri içeriğinde faiz oranı, işlemiş faizin işlemeye başladığı tarih, işleyecek faiz oranının hiçbir şekilde belirtilmediği, davacının asıl alacak talebinin mükerrer olduğunu, takip tarihi ve ödeme emri tebliğinden önce asıl alacağın ödendiğinden asıl alacağın ferilerine itiraz ettiklerini, diğer taraftan icra takibini davacının asaleten başlattığını ve buna rağmen vekalet ücreti talebinde bulunduğunu, müvekkil bankanın davacı yanın herhangi bir ihtarı olmamasına ve herhangi bir icra tehdit bulunmamasına, aleyhine icra takibine girişildiği bilgisine muttali olmamasına rağmen davacının hesabına 407.000,00-TL'yi ödediğini, asıl alacağın akibetine bağlı olan feri alacak kalemlerinin mevcudiyetinden bahsetmenin münkün olmadığını, alacağın yargılamayı gerektirmesi sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı tarafça icra takibinden sonra ancak ödeme emri tebliğ olmadan önce yapılan 407.000,00-TL ödeme nedeniyle TBK 100 uyarınca yapılan mahsup neticesinde, davacı tarafça başlatılan İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 24.379,99-TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Kabul edilen 24.379,99-TL asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince görülen davada, taraflarına TBK 100. Madde hükmü gereği faiz, masraf ve fer'ilere mahsubun neticesinde bakiye kalan 59.528,91 TL alacak yönünden talepte bulunmuş olduklarını, bakiye alacak gözetilerek tahsil harcına hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkemece, yetkisiz İstanbul ... İcra Müdürlüğü nezdinde başlatılan takipte, takip talebiyle aynı tarih (18.02.2015) farklı saatte yapılan ödeme dolayısıyla takipten önceye ve sonraya dair faiz alacaklarının bulunmadığına kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, zira davalı banka dava konusu mevduat hesabı üzerinde işlem yapma yetkisi bulunmayan yetkisiz temsilcinin talebiyle 05.11.2014 tarihinde 407.000 TL'lik havale işleminde bulunduklarını, bu hale göre davalı bankanın ihmaliyle oluşan zararın başlangıç tarihi 05.11.2014 olup bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin işbu hususu görmezden gelerek hüküm kurmasının isabetsiz olduğunu, dolayısıyla basiretli davranma yükümlülüğü altında bulunan davalı bankanın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından doğan zararın başlangıç tarihinin 05.11.2014 olduğunu, takip talebinde de belirtmiş oldukları gibi anılan tarihten itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, ve keza temerrüde elverişli Beyoğlu ... Noterliği 11.02.2015 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarname ile davalı banka temerrüde düşürüldüğünü, somut olayda temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, hükmün istinafen incelenerek kaldırılmasını ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin her ne kadar müvekkili olan bankanın ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü temelinde hüküm kurmuş ise de; işaret edilen, davacı tarafça müvekkiline gönderilmiş olan ihtarname metninin içeriğinin incelenemediğini, müvekkiline gönderilen yazının hukuken “ihtar” vasfında olup olmadığını değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna karşı bu yönde ileri sürmüş oldukları itirazlarının dahi değerlendirilmeksizin mahkemece hukuki yanlışlık temelinde eksik hüküm tesis edildiğini, müvekkiline gönderilmiş olan yazının hukuken ihtar mahiyetinde olmadığını, bu minvalde temerrüdün hukuki sonuçlarını doğurmasının da mümkün olamayacağını, diğer yandan, davanın dayanağı olan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasından müvekkilinin olduğu bankaya gönderilen 28.09.2015 tarihli ödeme emrinde; işlemiş faizin oranı, faizin işlemeye başladığı tarihi, işleyecek faiz oranı yazmamasına rağmen mahkemenin talep olunan boşlukları kendisi yorumlayarak hesaplama yaptığını ve bu şekilde hüküm kurduğunu, takip talebi ve ödeme emrinde yazılı olmayan, alacak kalemlerinin müvekkiline yüklenmesinin hukuken mümkün olamayacağını, icra dosyasından gönderilen ödeme emrinin usulsüz olduğu halde hukuka uygunmuşçasına kabul edilerek hüküm tesisi kurulmasının ayrıca hukuka aykırı olduğunu ve kurulan bu hükmün kabul edilemez olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün istinafen incelenerek kaldırılmasını ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.

İstinafa Cevap:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın iddialarının aksine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü nezdinde ilerleyen takip yetkisiz İstanbul ... İcra Müdürlüğünde başlatılan takibin devamı olduğunu ve yine davalı tarafın iddia ettiğinin aksine farklı/yeni bir ödeme emri tebliğ edilmesinin işbu hususu değiştiremeyeceğini, ödeme emrinin yetkili icra dairesi nezdinde yeniden tebliğ edilmesindeki amaç borçlu yönünden itiraz sürelerinin başlatılması olup 'YENİ' bir takip başlatıldığı anlamına gelmeyeceğini, nitekim yerel mahkemece kurulan gerekçeli kararında da alıntılanan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararının ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, dolayısıyla TBK 100. md. uyarınca takipten sonra yapılan ödemenin faiz, masraf ve diğer fer'ilere mahsubunun gerektiğini, davalı tarafın, 407.000 TL tutarındaki ödemenin taraflarına ödeme emri dahi tebliğ edilmeden dolayısıyla icra tehdidi ve tazyiki altında kalmadan yapıldığını iddia ettiğini, işbu sebepten asıl alacağın muaccel olmadığı ve asıl alacağa bağlı feri taleplerin de doğmadığının davalı tarafça savunulmakta olduğunu, işbu iddianın da yersiz olduğunu, icra takibinin, takip talebi ile başladığını, dolayısıyla takip talebiyle aynı gün saat farkıyla yapılan ödemenin takipten sonra yapılan ödeme olduğunu, borçluya ödeme emrinin tebliğ edilmemesinin, icra tehdidi ve tazyiki altında ödeme yapılmış olmamasının önem arz etmeyeceğini, keza Davalı tarafın, alacağın bilirkişi raporuyla tespit edildiği yönündeki iddialarının da asılsız olduğunu, dava dosyasında mevcut 30.01.2020 tarihli bilirkişi raporu 04.02.2020 tarihli itiraz dilekçelerinde de belirtilmiş oldukları gibi maddi hataya dayalı yanlış değerlendirmeler içerdiğini, yerel mahkemece verilen gerekçeli kararda da belirtildiği üzere, sunmuş oldukları itirazlarının hukuki mahiyette olması sebebiyle ek rapor dahi alınmadığını, dolayısıyla davacı yanın iddialarının aksine alacak bilirkişi raporuyla tespit edilmeden anılan rapor hükme esas alınmadığını ileri sürerek, davalı tarafın sunmuş oldukları istinaf taleplerinin reddine ve davacı yan olarak haklarında lehe hüküm kurulmasını talep etmiştir.

İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından talepte bulunulurken görmezden gelinen bir diğer konun müvekkil bankaya gönderilen ödeme emrinin şekli olduğunu, gerek yerel mahkemece gerekse davacı tarafın müvekkil bankaya gönderilmiş olan ödeme emrinin içeriği ile itirazlarının görmezden geldiğini, usule aykırı ödeme emrine karşı müvekkiline borç yükleme iradesi içinde olduğunu, davanın dayanağı olan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyasından müvekkil bankaya gönderilen 28.09.2015 tarihli ödeme emrinde; işlemiş faizin oranı, faizin işlemeye başladığı tarih, işleyecek faiz oranı yazmamakta olduğunu, davacı tarafça ileri sürülen istinaf itirazlarının kabulüne hukuken olanak olmadığını ileri sürerek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK 67. maddesine dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı alacaklı vekili tarafından , İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında 18/02/2015 tarihinde ilamsız takip başlatıldığı, yetki itirazı üzerine dosyanın İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosya numarasını aldığı, davalı tarafça aynı gün asıl alacağın ödendiği görülmektedir. Takipte 407.000,00 TL asıl alacak, 10.437,04 TL işlemiş faiz olmak üzere; 417.437,04 TL 'nin işleyecek yasal faizi ile tahsili talep edilmiştir. Davacı vekili eldeki davada , davalı banka tarafından yetkisiz temsilciye yapılan ödeme nedeniyle takip başlatmış, yapılan ödeme sonrası TBK 100. maddesi gereği faiz, masraf ve fer'ilere mahsubun neticesinde bakiye kalan 59.528,91 TL alacak yönünden itirazın iptalini talep etmiştir. Yetkisiz icra müdürlüğünde başlatılan icra takibine borçlu tarafından yapılan yetki itirazı sonucu, alacaklının bu itirazı kabulü üzerine takip dosyasının yetkili icra müdürlüğüne gönderildiği, bu durumda İİK 50 maddesi atfıyla , HMK 20.maddesi gereği , yetkili icra müdürlüğündeki takibin yetkisiz icra dairesindeki takibin devamı niteliğinde olduğu, davalının takip ile aynı gün ancak takip başlatıldıktan sonra takip günü saat farkıyla ödeme yaptığı , takibe yetkili icra dairesinde devam edildiğinden ödeme tarihinde yetkisiz icra dairesinde de olsa başlatılmış bir takip bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı, yetkisiz temsilciye davalı banka tarafından yapılan ödemelerin tahsilini talep etmiş , davalı banka asıl alacağı ödemiş olup asıl alacağa ilişkin ihtilaf söz konusu değildir. Uyuşmazlık konusu, asıl alacağın ödenmesi sonrası takipte talep olunan ferilerin TBK 100 maddesi uyarınca öncelikle mahsubunun hukuka uygun olup olmadığı , bakiye alacak kalıp kalmadığına ilişkindir. 30/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda : "Davalı bankanın davacıya takip başlatıldıktan sonra ödeme yaptığı dolayısıyla somut olayda TBK 100. Madde gereği hesaplama yapılması gerektiği, yapılan hesaplamada takibin devamına karar verilebilecek tutarın 41.824,18 TL olarak hesaplandığını, davacının davalıdan 41.824,18 TL'ye 16/02/2015 tarihinden sonra işleyecek faizler dışında herhangi bir feri alacak talebinde bulunamayacağı " belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre , ödemenin takip başlatıldıktan sonra yapıldığı, takipte TBK 100 maddesine göre mahsup talep edildiği, davacının yapılan ödemeyi faiz ve masraflardan düşme hakkının bulunduğu, takibin vekil eliyle başlatıldığı, borçlu tarafından ödeme emri tebliğinden önce ödeme yapıldığı görülmekle mahkemece, TBK 100.maddesinin uygulanması gereği, vekalet ücreti , tahsil harcı yönündeki tespitlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı görülmüştür. Bankalar sözleşmeden kaynaklanan borçlarını, hiç ya da gereği gibi yerine getirmemeleri halinde, kendilerine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlü olurlar. Bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar 6098 sayılı TBK'nin 115/3 maddesi uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek özen borcu altındadırlar. Davalı banka kusurlarından sorumlu ise de, banka ve müşterisi arasında mevduat nedeniyle sözleşmesel ilişki bulunduğu, somut olayda haksız fiil hükümlerinin uygulama yeri olmadığı , 05.11.2014 usulsüz ödeme tarihi itibariyle temerrüt oluştuğundan söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalıya Beyoğlu ... Noterliğinin 11/02/2015 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarnamesinin keşide edildiği, ihtarnamede ödeme talep edilmediği, yapılan işlemle ilgili bilgi istendiği ve bilgi verilmesi için 3 gün süre verildiği halde verilen süre beklenilmeden takip başlatıldığı, bu nedenle ihtarnamenin temerrüt hukuki sonucunu doğurmadığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan , davalı borçlu takipten önce usulünce temerrüde düşürülmediğinden , işlemiş faiz alacağı bulunmadığı, faizin takip tarihinden itibaren talep edilebileceği, takip tarihinde asıl alacak ödendiğinden takipten sonra dava tarihine kadar işleyen faiz alacağının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle mahkemece; yapılan ödemelerden icra vekalet ücreti, harç ve masraflar düşüldükten sonra kalan bakiye asıl alacağın 24.379,99-TL olduğuna ilişkin varılan sonucun dosya kapsamına uygun olduğu, bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne takibe yapılan itirazın kısmen iptaline, takip konusu alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasa ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, taraf vekillerinin , istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/01/2021 tarih ve 2016/1354 E., 2021/73 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.665,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 417,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.248,4‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı ve davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkonusuesastanKuruluşlarınaİlişkinKaynaklananreddine'yeni'(İtirazınistanbulİptali)DışındakiDiğerkısmengereğiKredikabulüBankaDüzenlemelerdenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim