İstanbul BAM 44. HD 2021/1070 E. 2024/775 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1070
2024/775
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1070
KARAR NO: 2024/775
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2021
NUMARASI: 2018/924 E. - 2021/189 K.
DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİH: 02/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Kadıköy Şubesi ile davalı şirket arasında 18.01.2016 tarihli 3 yıllık süreyi kapsayan Finans Maaş ödeme Protokolü imzalandığını, sözleşmenin 11 maddesi uyarınca her ne sebeple doğmuş olursa olsun personelin tüm alacaklarını bankaya yatıracağını taahhüt ettiğini, sözleşmenin 18 maddesi uyarınca 85.000,00 TL promosyon bedelini davalı şirkete ödendiğini, davalı şirketin sözleşmenin 5 maddesine göre her ay toplam 140 personele maaş ödeneceğini taahhüt ettiğini, bu sayının %15 oranında azalması durumunda, sözleşmenin 19 maddesş uyarınca ceza-i şart bedelini bankaya ödemeyi taahhüt ettiklerini, yine sözleşmenin 6 maddesi uyarınca davalının ödenecek maaşı ödeme gününde tam olarak ve eksiksiz olarak bulunduracağını taahhüt ettiğini, sözleşme süresi 3 yıl olmasına rağmen, daha 18.01.2018 tarihinden itibaren sözleşme şartlarına uymamaya başladığını, bunun üzerine Kadıköy ... Noterliğinin 26.02.2018 tarih ve ... yevmiye no.lu ihtarname ile sözleşme hükümlerine uyulmaya davet edildiğini ve 13 madde uyarınca sözleşmenın fesih edildiğini, sözleşmenin 19 maddesi uyarınca 40.375,00 TL cezai şart bedelinin 3 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, ancak davalı şirketin sözleşme hükmünü ihlal etmeye devam etmesi üzerine bu kez İstanbul ... lcra Md ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı yanın takibe ve tüm fer ilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, takibe itirazın alacağı sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu belirterek, 127.959,24 TL alacak üzerinden; takibe itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesine göre cezai şartın hangi kurum tarafından ödeneceğine ilişkin bir açıklık bulunmadığını, sözleşmenin 19.maddesine göre cezai şart bedelinin nasıl belirleneceğinin açık olmadığını, talep edilen cezai şartın fahiş olduğunu ve yasal şartlarının teşekkül etmediğini, davacı bankanın sözleşmenin uygulanmasından doğan bir alacağının bulunup bulunmadığını ispatlaması gerektiğini, sözleşmenin grup firmaları kapsaması nedeniyle sözleşme içeriğinin uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca talep edilen faizin de fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 25.872,88 TL üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan 25.305,93 Tl ye %22,80 temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya istemin reddine, %20 icra inkar tazminatı tutarı 5.174,00 TL nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 85.000 TL promosyon ödemesi ile ilgili olarak iade talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Sözleşmenin 19.maddesi kapsamında bilirkişi tarafından yalnızca sözleşmenin yürürlük süresinden geriye kalan süreye tekabül eden kısmı hesaplanmış olup, bu hesabın eksik incelemeye dayandığını, ödenmesi gereken tutar hesaplanırken davalı Firma'nın sözleşmeyi ihlal ederek, haksız şekilde uhdesinde bulundurduğu promosyon ödemesinin, tazminatın ve tazminata ilişkin faizin bir arada hesaplanması gerekirken, sadece tazminata ilişkin hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu,İhtarname masrafına dair herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın fazlaya dair talebin reddine karar verilmesinin de ayrıca hatalı olduğunu, ihtarname masrafı yapılmasına kendi sözleşmeye aykırı eylemleri nedeni ile sebebiyet veren davalının ihtarname masrafını ödemekle yükümlü olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; sözleşmede yalnızca müvekkili şirket ... A.Ş.'nin sorumlu tutulamayacağını, ödemelerden sorumlu olan şirket ya da şirketlerin açıkça belirtilmemesine rağmen yalnızca müvekkili şirkete karşı takip ve dava ikame edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşme ile de sorumluluğun müvekkili şirkette olduğunun açık şekilde düzenlenmediğini, ayrıca sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerin sözleşme tarafı dava dışı şirketler açısından da geçerli olup, sözleşmenin diğer tarafları ayrık tutularak yalnızca müvekkili şirrkete husumet yöneltilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,Müvekkili şirkete gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun tebligat yapılmamış olduğundan temerrüt tarihinin hatalı olarak tespit edildiğini, Yerel mahkemece haksız ve hukuka aykırı olarak fahiş faiz oranına karar verildiğini,İtirazın iptali davasında ispat yükünün kural olarak davayı açan davacıda olup, davacı müvekkili şirketin sözleşmeye aykırı davrandığını ispatlayamadığından, cezai şart talep edebilmesinin mümkün olmadığını, aksinin kabulü halinde dahi, mücbir sebep nedeniyle cezai şart talep edilemeyeceğini, eksik incemeye dayalı hükmün istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini,Müvekkili şirketin kusuru olmadığından cezai şart talep edilemeyeceğini, aksi kabul halinde dahi, cezai şart miktarının fahiş olduğunu, Müvekkili şirketin böyle bir borcu bulunmadığı gibi taraflar arasında akdedilen sözleşmeden kaynaklanan alacak iddiası olduğundan dolayı davacının dava konusu alacağının da belirsiz olduğunu, dolayısıyla işbu davada likit bir alacaktan bahsedilemeyeceğini ve icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, yargılama (tahkikat aşamasında) sırasında hesap raporu alınmasını gerektiren her alacağın belirsiz kabul edilmesi gerektiğini,Müvekkili şirketin ödeme için verilen 3 günlük sürenin sonunda 04.03.2018 tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğünden bahsedilemeyeceğini, bilirkişi her ne kadar, muhatabın adresinde daimi çalışan ..... (soyadı okunmuyor) 28.02.2018 tarihinde tebliğ edildiğini belirtmişse de, bu kişinin kendilerince tanınmadığını, müvekkili şirket usulüne uygun bir şekilde temerrüde düşürülmediğinden, faiz başlangıcının ancak takip tarihi olabileceğini, Faiz oranının fahiş olduğunu, ekonomik açıdan güçlü olan tarafın (davacı Banka) krediye ihtiyaç duyan müşterisini sözleşmeyi ya mevcut haliyle imzalamak ya da hiç imzalamamak seçenekleri arasında bırakması halinde müşterinin irade özerkliğinden bahsedilemeyeceği gibi temerrüt faizi oranının belirlenmesinin bankaya bırakan bir sözleşmeyi serbest iradesi ile imzalamış sayılamayacağını,Müvekkilinin kusurlu olmadığı bir imkansızlık durumunda cezai şart talebi söz konusu olmayacağını, Ülkede tüm sektörlerin, özellikle de inşaat sektörünün sözleşmenin imzalanması tarihinden sonra büyük bir kriz içerisine girdiğini, bu nedenle de, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde de, sözleşmenin uyarlanmasına ve ceza şart miktarının indirilmesine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava itirazın iptali davasıdır. Davacı banka ile davalı .... AŞ. ve ... firmaları arasında 18.01.2016 tarihli Maaş Ödeme Protokolü imzalanmış olduğu, anılan protokol ile davalı ve grup şirketlere ait personelin maaşlarının davacı bankaca ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacı bankanın da, bu protokol kapsamında yapılacak maaş ödemelerine karşılık davalıya promosyon ödemesi taahhüt ettiği ve taahhüt edilen 85.000 TL promosyon ödemesinin gerçekleştirildiği görülmüştür. Ancak davalı yanın, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği iddiasıyla sözleşmenin davacı yanca feshedildiği, sözleşmenin 19.maddesi hükmünden kaynaklı olarak, promosyon bedeli, işlemiş faiz ve masraflar olma üzere toplam 127.959,24 TL üzerinden icra takibine geçildiği, takibe yapılan itiraz üzerine, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davanın açıldığı görülmüştür.Davacı bankaya promosyon faturasını düzenleyenin, davalı şirket olduğu, davalı bankanın promosyon bedelini ödediği şirketin de yine davalı şirket olduğu, dolayısıyla her ne kadar sözleşmede davalı yanında pek çok şirketin imzası bulunuyor ise de, grup şirketler adına hareket edenin davalı şirket olduğu, kaldı ki takip konusu borcun sözleşmeden kaynaklanan bir borç olması nedeniyle, davacının müteselsil olarak borçtan sorumlu bulunan şirketlerden yalnızca birine vay hepsine birden icra takibi yapmakta seçenek özgürlüğünün bulunduğu, eldeki davanın, davalı şirkete yöneltmiş olmasında bir hata bulunmadığı, davalı yanın husumete yönelik aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmeye göre, maaş ödemesi yapılan 140 personel olması gerekirken, bilirkişi raporunda yapılan incelemelere göre; Kasım 2017 ayında 55 kişi, Aralık 2017 ayında 69 kişi ve Ocak 2018 ayında 19 kişiye personel maaş ödemesi yapılmış olması nedeniyle, davalı şirketçe protokol şartlarının ihlal edilmesi sonucunda protokolün ihtarname ile fesih edildiği, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket ederek sözleşme şartlarına uyması gerektiği, davalı şirket her ne kadar ekonomik krizden kaynaklı olarak inşaat sektöründeki daralmayı ve bu nedenle birçok personelin işten çıkarılmasını bir mücbir sebep olarak ileri sürmüş ise de, bu yönde dosyaya yansıyan bir delil bulunmadığı, mevcut delil durumuna göre, davalı yanın sözleşme şartlarını ihlal etmiş olduğu, davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır.Bu nedenle bilirkişi raporunda yapılan hesaba göre, sözleşmenin 19. maddesi uyarınca davacı banka tarafından peşin olarak ödenen promosyon bedelinin, sözleşmenin kullanılmayan süresine isabet eden tutarı olan 25.305,93 TL'nin cezai şart bedeli olarak ödenmesi gerektiği anlaşılmıştır.Davacı banka tarafından ayrıca promosyon bedeli olarak 85.000,00 TL daha talep etmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu, sözleşmeye göre, davacının ancak sözleşmenin kullanılmayan süresine isabet eden promosyon bedelini cezai şart olarak talep edebileceği anlaşıldığından davacı talebinin dayanaksız olduğu, bu nedenle sözleşmeye aykırı olarak talep edilen 85.000,00 TL'nin takdiri yerinde olmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Diğer yandan, sözleşmenin 19. maddesi: “ Kurum'un, işbu sözleşme ve bilcümle eklerinde yazılı taahhütlerinden herhangi birini gününde ve tam olarak yerne getirmemesi veya sözleşme süresi içinde sözleşmenin uygulanmasını filen durdurması, vazgeçmesi ya da sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi halinde, KURUM, BANKA'nın fazlaya dair zararlarını talep hakkı saklı kalmak kaydıyla, söz konusu durumun meydana geldiği günü takip eden 3 iş günü içerisinde 85.000,00 TL'yi (KDV Dahil) sözleşmenin yürürlük süresinden geriye kalan süresine tekabül eden kısmı hesaplanarak tespit edilecek tutarı ve o tutara sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren bankanın o tarihte kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte, herhangi bir ihtara, ihbara gerek kalmaksızın ve herhangi bir itiraz ve def'i iddiasında bulunmaksızın derhal bankaya ödemeyi gayrikabili rücu kabul beyan ve taahhüt eder. ” şeklinde olup, kararlaştırılan faiz oranının, sözleşmeden kaynaklanan edimlere ilişkin olduğu, sözleşmenin ihlali halinde fesih sonrası ortaya çıkan alacağa yönelik olarak ise, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderildiğinden artık yeni bir temerrüt tarihi oluştuğunun kabulünde bir hata bulunmadığı, buna göre ihtarnamede verilen üç günlük mehil süresinin bitimine müteakip 04.03.2018 tarihi itibariyle ihtarname ile temerrüt koşullarının oluştuğu, davalı yan her ne kadar tebliğ yapılan kişinin çalışanları olmadığını ileri sürmüş ise de, tebliğ yapılan adresin, davalı şirketin kayıtlı adresi olduğu, bu nedenle aksi yöndeki iddianın yerinde olmadığı, yukarıda belirtilen sözleşme hükmüne göre, davacının talep ettiği % 22,08 oranındaki faizin sözleşme şartlarına göre yerinde olduğu, fahiş sayılamayacağı anlaşılmıştır.Davacı yan her ne kadar ihtarname masraflarına hükmedilmediğini iddia etmiş ise de; Mahkemece bilirkişi ek raporu esas alınarak hüküm altına alınan miktarın aynı zamanda 198.34 TL bedelli ihtarname masraflarını da kapsadığı, aksi yöndeki iddianın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalının icra inkâr tazminatına yönelik olarak ileri sürdüğü istinaf nedenleri incelendiğinde, davacı banka tarafından peşin olarak ödenen promosyon bedelinin, sözleşmenin kullanılmayan süresine isabet eden tutarı olan 25.305,93 TL'nin cezai şart bedeli olarak ödenmesi gerektiği ancak bu tutarın belirlenebilir olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesine göre ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2021 tarih ve 2018/924 E., 2021/189 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.745,68 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.318,08 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.767,37 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 441,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.325,53 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19