İstanbul BAM 44. HD 2024/418 E. 2024/772 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/418
2024/772
2 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO 2024/418
KARAR NO: 2024/772
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/11/2023
NUMARASI: 2023/322 E. - 2023/766 K. ...
DAVANIN KONUSU Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların Almanya'da kazandıkları birikimleri ve Türkiye'de elde ettikleri bir kısım gelirleri Euro olarak davacıların murisine faizli olarak borç verdiğini, davalılar verdikleri borçlar için her defasında %40'lara varan yüksek oranda faiz geliri elde ettiklerini, taraflar arasında faizli borç para verme ilişkisi içerisinde davalılar Almanya'dan Türkiye'ye geldiklerinde davacıların murisi ile hesapları inceleyip muhtelif mutabakatlar yaptıklarını, taraflar arasındaki yapılan hesap mutabakatlarında; Borcun döviz-euro cinsinden verildiği ve her defasında fahiş yüksek oranlarda, %40 'lara kadar faiz işletilmek suretiyle murisin borçlandırıldığını, hesaplanan faizli borç tutarı üzerinden muris tarafından 5-6 adet senet düzenlendiğini, faize faiz işletildiğini, birbirini takip eden mutabakatlar neticesinde davacı müvekkillerinin murisi ile davalılar arasında en son 26.11.2012 tarihli mutabakatta geçmişten gelen işlemiş faizli borç yönünden yeniden faiz işletilerek toplam borç tutarı 980.444 EURO olarak belirlenmiş ve yine borca karşılık 6 adet vadeli senedin davacıların murisi tarafından davalı ...'e verildiğini, davacıların murisi tarafından, ... Bankası Gaziosmapaşa Şubesi'nden davalılara havale yaparak ve elden ödeme yapılmak suretiyle bir kısım borçlarını ödediğini, ödemelerin borçtan düşüldüğünü, yüksek oranda faiz uygulaması ve faize faiz işletilmek suretiyle davacıların murisinin yaklaşık 1 milyon euro borç bırakarak vefat ettiğini, murisin, davalılar dışında başka bir üçüncü şahsa veya bankaya bir borcu olmadığını, davalıların yüksek, fahiş faiz elde ettikleri alacaklar için senet almakla yetinmediğini ve muristen taşınmaz teminatı alındığını, davacı müvekkillerinin murisine ait ve aile apartmanı niteliğinde olan ve alt katında murise ait işyerinin de bulunduğu ... ilçesi, ... caddesi üzerinde bulunan tapuda ... Ada, ... Parsel kayıtlı Bina, "satış” gösterilmek suretiyle davalılara devredildiğini, davalıların son derece bilinçli şekilde faizli olarak verdikleri borç karşılığında hem borç senedi ile hem de doğrudan murisin taşınmazını devralmak suretiyle haksız kazancı teminata bağladığını, muris ... mirasçıları olan davacı müvekkillerini murisin vefatından yaklaşık bir ay sonra, teminata alınan taşınmazı geri almak adına davalılar ile 2 şahit huzurunda 25.05.2015 tarihli protokolü imza ettiklerini, protokolde, muris ile davalılar arasında en son yapılan mutabakatta belirlenen borç tutarı ve 6 adet senedin esas alındığını, protokol gereğince davacı müvekkili mirasçıların iş bu davaya konu icra takibinin dayanağı olan 25.05.2015 düzenleme tarihli ve vade tarihi boş/açık olan 139.000 Euro bedelli senedi ... adına düzenleyerek verdiklerini, davalılar tefecilik faaliyeti ile murise verdikleri faizli borcu, önceden muristen devraldıkları taşınmazı satma tehditi ile davacı müvekkillerinden tahsil ettiklerini, ayrıca kalan bakiye yönünden davacıları 139.000 Euro borçlandırıldıklarını, bir başka değişle müvekkili davacıların apartmanını iade almak adına protokolü ve senedi imza ettiklerini, protokolün 5. Paragrafı gereğince murisin borçlu olduğu senetlerin (6 senet ) iade edilmediğini, davalıların faiz alacaklarını tahsil etmek adına harekete geçtiklerini ve protokol tarihinden itibaren 8 yıl sonra ve senetteki vade tarihini anlaşmaya aykırı olarak sonradan doldurulmak suretiyle 27.03.2023 tarihinde Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip başlatıldığını, senet ve icra takip konusu alacağın hükümsüz olduğunu, davalı tarafından davacı müvekkilleri aleyhine başlatılan Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibi nedeniyle davacı müvekkillerin borçlu olmadığını, davacı ve davalılar arasında yapılan protokol zamanında murisin verdiği belirtilen senetlerin kendilerine gösterilmediğini, bir tane senedin fotoğrafını çektiklerini ve murisin imzasının olmadığını gördüklerini, dolayısıyla aldatıldıklarını beyanla, icra takibine konu senet nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini, İcra takip dayanağı olan 25.05.2015 protokol gereğince düzenlenen 25.05.2015 tarihli kambiyo senedinin karşılıksız olduğundan iptaline karar verilmesini, icra takibi nedeniyle İİK 72. maddesi gereğince takip konusu alacağın 20'si oranında kötü niyet tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların, borçları karşılığı 25.05.2015 tanzim ve 25.05.2020 ödeme tarihli icra takibine konu bonoyu müvekkiline verdiğini, davacıların, muris ...'ın mirasçıları olduğunu, bu sebeple müteveffanın malvarlığının aktifi ve pasifini devraldıklarını, ...'ın müvekkilinin ailesine olan borçlarından dolayı murisin mirasçılarından babalarının borçlarının ödenmesi istendiğini, bu sebeple tarafların bir araya geldiğini ve 25.05. 2015 tarihinde davaya ek olarak sunulmuş protokol imzalandığını, bu protokolün, tarafların borcun yenilenmesi konusunda mutabık kaldıklarını gösterdiğini, taraflar bir araya geldiğinde borcun konusu borca esas belgeler ve kıymetli evrakların hepsinin davacılara gösterildiğini, bunun yanında davacıların, muris ... ait kayıtları da çıkardığını ve tüm belgelerin karşılaştırıldığını, bunun üzerine protokol hazırlandığını ve tarafların rızası ve serbest iradesi ile imzalandığını, müvekkillerinin ellerindeki senetleri davacılara teslim ettiğini, davaya konu bonoyu aldığını ve protokol gereği iade etmeleri gerekenleri iade ederek işlemleri tamamladıklarını, vadesi gelen bono ödenmediğinden icra takibine konulduğunu, icra takibine konu bononun kayıtsız şartsız borç ikrarı içerdiğini, takibe konu bononun kambiyo vasfı taşıdığını, taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, buna ek olarak davacıların bono üzerindeki imzaya itiraz etmediğini, takibe konu bono üzerindeki imzanın kendilerine ait olduğunu kabul ettiklerini, davacıların açılan icra takibine karşı İcra Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, Gaziosmanpaşa 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/250 E. sayılı dosyası ile açılan dava halen derdest olduğunu, zorunlu arabuluculuk görüşmesi neticesinde anlaşma sağlanamadığını, açılan işbu davanın hukuki dayanağı olmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını beyanla, davanın reddine, davacıların takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davanın, davalı ... yönünden hak düşürücü süre nedeni ile, davalı ... yönünden ise takip alacaklısı olmaması nedeni ile husumet yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; takip konusu senedin tefecilik faaliyeti neticesinde doğan faiz borcu olduğunu ve faize faiz işletilmek suretiyle doğmuş faiz alacağı olduğunun dosyadaki delillerle ispat edildiğini, Davalıların yıllardır ve halen Almanya'da ikamet etmekte olup gerek Almanya “da ve Türkiye'de tasarruf ettikleri gelirlerini, faiz kazancı elde etmek amacıyla euro olarak davacıların murisine borç verdiğini, davalıların yıllarca yüksek faiz kazancı elde ettiğini, bu hususun kararda da belirtildiğini, uygulanan faizin oldukça yüksek olduğunu, en son protokolde uygulanan faiz oranının % 40 olduğunu, Davalıların, yüksek oranda fahiş faiz kazancı elde etmek adına murise borç verdiklerini, her defasında muristen sıralı senetler aldıkları gibi tefecilik faaliyetinde çokça yapıldığı ve yargı kararlarında tek başına dahi “ tefecilik faaliyetinin varlığını gösteren “ kanıt olarak değerlendirilen; tefecinin, borçludan borcun birkaç katı kadar ayni teminat almasının da somut olayda gerçekleştiğini, Faizli borcun teminatı olarak; davacı müvekkillerin murisinin ... tarafından ... ilçesi, ... Caddesi üzerinde bulunan tapuda ... Ada, ... Parsel kayıtlı Bina, "satış" gösterilmek suretiyle 26.01.1995 tarihinde davalıya devredildiğini, söz konusu taşınmazın, ilçenin en merkezi yerinde olup alt katta 4 ayrı işyeri ve üstte 2 adet daire olmak üzere son derece değerli bir taşınmaz olduğunu, davalıların son derece bilinçli şekilde faizli olarak verdikleri borç karşılığında hem borç senedi aldıkları gibi hem de doğrudan 1995 yılı itibarıyla verdikleri borcun 8-10 katı daha değerli murise ait taşınmazını devralmak suretiyle haksız faiz kazançlarını teminata bağladıklarını, davalı yanın, cevap dilekçesinde murise verilen borçların teminatı olarak taşınmazın tapudan devralındığını kabul ettiğini, Davacı müvekkillerinin, davalılara devredilen çok değerli taşınmazın satılmasını engellemek ve geri alabilmek adına davalılar ile 25.05.2015 tarihli protokolü İmza etmek zorunda kaldığını, söz konusu protokolü, tarafları bir araya getiren ve Muris ile davalılar arasında dosyadaki diğer protokol/mutabakatları da kendi el yazısı ile düzenleyip bir kısmını imzalayan ... “Protokol Şahidi” olarak imzaladığını, Davalıların, 05.05.2015 tarihli protokol tarihinden itibaren 8 yıl beklediklerini ve yıllar sonra 139.000 euro bedelli senedin “vade tarihini sonradan doldurarak” 27.03.2023 tarihinde Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... Esasa sayılı takip ile davacı müvekkilleri aleyhine icra takibi başlattığını, davacı tarafından Bakırköy ... Noterliği'nin 10.04.2023 tarih ve ... yev. Sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, ayrıca Cumhuriyet Savcılığına şikayet edildiğini, soruşturma beklenmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğunu, Davalıların, icra takip konusu ettikleri 139.000 euroluk senet bedeli de dahil olmak üzere; murisin 938.444 euro borcunun 453.424 Euro kısmının tefecilik faaliyeti ile doğan faiz alacağı, 86.300 euro kısmı ise faize faiz işletilmek suretiyle elde edilen faiz kazancı olduğunu,İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında; davalıların faiz karşılığında borç para verdiğini meslek edindiğine dair bir delil sunulmadığını belirtmiş ise de; tefecilik faaliyetinde tefeciliğin birden fazla yapılmasının gerekmediğini, Protokollerde faize faiz işletildiğini, Tanık dinlenilmeksizin karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında; davalının cevap dilekçesindeki beyanlarının eksik şekilde özetlendiğini ve ayrıca “gerekçe kısmında” davalının ikrara yönelik beyanlarının değerlendirilmemiş olmasının kanuna aykırı olduğunu,Husumet ve irade fesadı yönünden ise; murise ait senetlerin kendilerine iade edilmediğini, oysa bu hususun protokolde belirtildiğini, Davalı tarafın Türk Ceza Kanununda suç olan yasa dışı tefecilik faaliyet neticesinde faiz kazançlarına yönelik olarak 25.05.2015 tarihli protokol ile davacı mirasçılardan elde ettikleri 139.000 euro bedelli senedi 8 yıl bekledikten sonra 27.03.2023 tarihinde icra takibine koyduklarını, bunun üzerine ihtarname gönderildiğini ve 22.05.2023 tarihinde İİK. 72. maddesi gereğince iş bu menfi tespit davasının açıldığını, borçlar kanunun 27. maddesi gereğince, borcun kamu düzenine aykırı olduğunun süreye tabi olmaksızın ileri sürülebileceğini, irade fesadı yönünden ise; murise ait 6 adet senetten birinde murise ait imzanın bulunmadığının icra takip tarihinde öğrenildiğini ve 22.05.2023 tarihinde iş bu davanın açıldığını, davanın süresinde olduğunu, menfi tespit davasının konusunun, kambiyo senedine dayanak olan temel ilişkinin hükümsüz olmasına rağmen alacaklının, senedi tahsil etme yetkisine sahip bulunması karşısında borçlunun bedelsizlik nedeniyle bir daimi defi hakkına sahip olması olduğunu, somut olayda tefecilik , TCK da düzenlenen suç olduğundan haksız fiil niteliğinde olduğunu, Uygulamada “ daimi defi” olarak adlandırılan defi nedeniyle davalılar tarafından başlatılan İcra takibine karşı müvekkili davacılar tarafından irade fesadına ilişkin iş bu dava ile itiraz da bulunulduğundan davanın süresinde açıldığını, Davalı ...'in, takip alacaklısı kızı davalı ...( ve 2019 yılında vefat eden Baba ... ) birlikte hareketle murisi borçlandırdığını, 10/c “de protokolde murise ait senetlerin lehtarının da takip alacaklısı davalı ... olduğunu, 12 paragrafta Görgü şahidi ifadesinde belirttiği gibi son zamanlarda para alış verişinin ... üzerinden yapıldığını, diğer yandan icra takip konusu senet, davalı ... (ve ... 'in ) imza ettiği 25.05.2015 tarihli protokol gereğince takip alacaklısı davalı ... 'e verildiğini, bu itibarla dava dilekçesinde hem senet yönünden hem de senedin verildiği protokol kapsamında borçlu olunmadığının tespitinin talep edildiğini, hükümsüz borcun , davalıların eylemleri nedeniyle doğduğundan davalı ... Sezerin “de taraf olduğunu, bu nedenle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, kambiyo senedinden kaynaklı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olup, davacı dava dilekçesinde; davalı tarafından davacılar aleyhine başlatılan Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, icra takip dayanağı olan 25.05.2015 protokol gereğince düzenlenen 25.05.2015 tarihli kambiyo senedinin, karşılıksız olduğundan iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Ancak davalılardan ...'in senette ve icra takibinde herhangi bir sıfatla yer almadığı, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından, Mahkemece husumet yönünden verilen kararda bir hata bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı, 25.05.2015 protokol gereğince düzenlenen 25.05.2015 tarihli kambiyo senedinin tefecilik faaliyeti neticesinde doğan faiz borcu olduğunu ve faize faiz işletilmek suretiyle doğmuş faiz alacağı olduğunu iddia etmiş, bu hususta Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/17781 sayılı dosyasında soruşturma yürüdüğünü ileri sürmüş, Mahkemece; senet lehtarı olan davalı ... hakkında açılan davanın, taraflar arasında 25/05/2015 tarihli sözleşmenin üzerinden geçen sürenin dava tarihi itibarıyla 8 yıl olduğu gerekçesiyle irade fesadı yönünden hak düşürücü bir yıllık sürenin dolmuş olması nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.Davacı dava dilekçesinde; protokol gereğince davacının davaya konu icra takibine dayanak olan 25/05/2015 düzenleme tarihli ve 139.000 Euro bedelli senedin vade tarihinin boş bir şekilde verildiğini, davalıların tefecilik faaliyeti ile murise verdikleri faizli borcu, önceden murisden devraldıkları taşınmazı satma tehdidi ile davacılardan tahsil ettiğini, ayrıca kalan bakiye yönünden davacıları 139.000 Euro borçlandırdığını, bir başka deyişle davacıların, aile apartmanını iade almak adına protokolü ve senedi imza ettiğini ileri sürmüş, irade fesadı iddiasını buna dayandırmıştır. Ancak iddianın ileri sürülüş biçimi dikkate alındığında, protokol tarihi olan 25/05/2015 tarihinden itibaren TBK'nın 39.maddesinde belirlenen bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra eldeki davanın açıldığı, bu nedenle Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.Diğer yandan her ne kadar 19.04.2024 tarihli dilekçe ile; gerekçeli kararın hüküm bölümünün 6. kısmında arabuluculuk ücreti olan 3120 TL nin davacılardan alınarak hazineye iradına yazılması gerekirken davalılardan alınarak hazineye irat kaydına diye yazıldığı, dava davacı lehine sonuçlanmasına rağmen davacı aleyhine harç tahsil müzekkeresi düzenlendiği gerekçesiyle, gerekçeli kararın ilgili kısmındaki maddi hatta düzeltilerek harç tahsil müzekkeresinin davacılardan tahsiline karar verilmesi talep edilmiş ise de, söz konusu talebin İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından bu hususta ayrıca karar verilmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2023 tarih ve 2023/322 E., 2023/766 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41