SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1119

Karar No

2024/1549

Karar Tarihi

26 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO:2024/1119 Esas

KARAR NO:2024/1549

İNCELENEN ARA KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 07.06.2024 (Tahli Ara Karar)

NUMARASI:2024/6 E. -

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/09/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'nın TPMK nezdinde ... numaralı markaların sahibi olduğunu, müvekkillerinin ayrıca tanıtım işareti olarak kullanılan ambalajlar üzerinde de hak sahibi olduğunu, dava dilekçesinde görselleri de sunulmak suretiyle davalının kullanımlarının müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğini ve iltibasa sebebiyet verdiğini, müvekkillerin dava konusu tanıtım işaretleri üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu belirterek, davalının yarattığı marka ve tasarım hakkı ihlali ile haksız rekabetin ihtiyati tedbir olarak durdurulup önlenmesine, .... sitesi üzerinden gerçekleştirilen satışların durdurulmasına, bahsi geçen siteye erişimin engellenmesine ve site üzerinde bulunan ürünler üzerinde inceleme yapılmasına, dava konusu tanıtım işaretlerine haiz ürünleri toplatılması suretiyle tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan dava ile mahkeme tarafından oluşturulan ...ı'nın 12 nolu ara kararı ile "Dosya kapsamı ve tespit talep dilekçesindeki delil tespiti talepleri nazara alınarak, belirtilen internet adresinde inceleme yapmak ve rapor tanzim etmek üzere mahkememizce resen bilirkişi olarak Bilgisayar Mühendisi..., Endüstriyel Tasarım uzmanı ...ve ... vekili ...'in görevlendirilmesine , rapor tanzimi için bilirkişilere 20 günlük mehil verilmesine, raporun ibrazına müteakip taraflara tebliğine" karar verildiğini, söz konusu ara karara istinaden davacının tespit taleplerine ilişkin bilirkişilerce Bilirkişi Heyet Raporu düzenlendiğini, dosyada alınan Bilirkişi Heyet Raporunda da belirtildiği gibi “Jibiar” ve “...” ibareleri, markalar arasında ayırt edicilik sağlandığını, yine alınan Bilirkişi Heyet Raporunda davacının benzerlik taşıdığını iddia ettiği silindir formundaki ürünlerin kutuları ve kutu ambalajlarına dair davacı tarafa ait ... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğunun, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları sonucuna varıldığının belirtildiğini, böyle bir durumda SMK maddeleri kapsamında davacının taleplerine ilişkin Bilirkişi Heyet Raporunda da; Ürünün ayırtedicilik açısından yapılan incelemesinde, davacıya ait ....numaralı tescilli tasarım ile davalıya ait ürünler “farklı” olarak değerlendirildiğini, dolayısıyla, dosyanın mevcut delil durumu itibariyle, müvekkilinin kullanımının, davacıya ait ... numaralı tescilli tasarıma SMK 81/1-a uyarınca tecavüz niteliği arz etmediğini açıkça ortada olduğunu, bunun yanı sıra ambalaj kutusu hakkında da davacının iddia ve taleplerinin kabul edilebilir bir yanın bulunmadığını, davacının ... tescil numaralı tasarımı ile müvekkilinin kullandığı tasarımlar arasında ciddi farklılıklar olup genel izlenimde de farklı anlaşılacağının açık olduğunu, müvekkilinin kullandığı ambalajın yarısını marka kalan kısım ise ürüne ilişkin fotoğraftan oluştuğunu, bilirkişi heyet raporunda da belirtildiği üzere “...r” ve “...” ibarelerinin, markalar arasında ayırt edicilik sağladığını, davacıya ait tasarımın sağ tarafında düz siyah alan yer alırken müvekkiline ait tasarımda farklı tipte görseller bulunduğunu, anılan nedenlerle bilirkişi heyet raporundaki aleyhe hususları da kabul etmediklerini, dünya genelinde yaygın kullanımı olan SMK uyarınca tescili mümkün olmayan işaretler ve renkler de dikkate alınarak açıklama ve itirazlarının da gözetilerek yeniden bilirkişi raporu alınması taleplerinin bulunduğunu, keza davacı tarafın müvekkilinin aleyhine Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/15833 Soruşturma numaralı ve Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/1821 Soruşturma numaralı dosyalarıyla suç duyurusunda bulunduğunu ilgili dosyalardan müvekkili lehine KYOK kararları verildiğini, tüm bu hususlar karşısında itirazları ve beyanları dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu alınmasına, neticeten davacıların haksız iddia ve taleplerinin reddi ile davanın öncelikle usulden ve neticede esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davalının davacının tescilli marka ve tasarım haklarına tecavüz oluşturan kullanımlarının bulunduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, dava dilekçesinde delil tespiti talebinde bulunulduğu, davacının delil tespiti talebi kapsamında davalının kullanımlarının tespiti yönünden bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporundaki tespitler ve ihtiyati tedbir kararının verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat şartı birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddia ve taleplerinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı, ihtiyati tedbirin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddi" şeklindeki gerekçeleri ile "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.

İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 03.06.2024 tarihli raporda davalı yanın eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin ve davacıya ait .... numaralı tasarımın davalı tarafından ihlal edildiğinin tespit edildiğini, ihtiyati tedbir talebine ilişkin yaklaşık ispat sağlanmış olmasına rağmen tedbir talebinin reddi kararının usul ve yasayla uyarlı olmadığını, bilirkişilerce yapılan inceleme neticesinde haksız rekabet ve tasarım hakkı ihlalinin açık bir şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen yerel mahkemenin davacının iddia ve taleplerinin yargılamayı gerektirdiğini, bu aşamada yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir taleplerini reddetmesinin usul ve yasayla uygun olmadığını, davalı yanın kullanımları müvekkiline ait tasarım hakkını ihlal etmekte ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini, müvekkiline ait markanın tanınmışlığından ve güvenilirliğinden faydalanıldığını, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle müvekkilinin ticari itibarının zedelenmekte olduğunu, ve ticari faaliyetlerini zarara uğrattığını, basit bir incelemeyle dahi davalıya ait ürünlerde kullanılan logo tanıtım işaretleri sarı-siyah renk kombinasyonlarının müvekkiline ait ürünlerde iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunun açıkça ortada olduğunu, müvekkiline ait marka başvurularındaki esaslı unsur “...” ibaresi ile "...” logosu olduğunu, müvekkiline ait ambalajların ise baskın bir şekilde sarı ve siyah renklerden oluştuğunu ve dahası tüm ürünlerde, katalog ve reklamlarda müvekkiline ait logonun kullanıldığını, davalı tarafından web sitelerinde ve diğer sosyal mecralarda yer alan tanıtımlarda, piyasada satışa sunulan ürünler üzerinde müvekkiline ait markalar ve tanıtım işaretleri birebir kullanıldığını, davalı yanın kullanımlarının hiç şüphesiz müvekkillerine ait marka, logo ve tanıtım işaretleriyle iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu, açıklanan nedenlerle, müvekkili adına tescilli ve ilk kez müvekkilleri tarafından ihdas edilip kullanılan tanıtım işaretlerinin davalı tarafından müvekkillerinin izin ve onayı olmaksızın kullanılmasının müvekkiline ait tasarım hakkı ihlali ve haksız rekabet teşkil ettiğini, esasen tüm bu hususların dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla da açık bir şekilde tespit edilmiş olmasından bahisle, ilk derece mahkemesince kurulan ihtiyati tedbir talebinin reddine dair hükmün kaldırılmasını ve talebin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dava konusu tasarımları özelinde bunların satımında markanın taklit edilip edilmediğini bilme imkânı bulunmadığını, yüzlerce çeşit nargile ürünü yapıldığını, keza müvekkilinin de ilgili tasarımları özel olarak tasarımcılardan aldığı hizmet ile yaptırdığını, ayrıca müvekkilinin iddia edilenin aksine tazminat talep edilen tarihlerde nargile imalatı yapmadığını, faaliyet alanları içerisinde nargile imalatı bulunduğunu, ancak ilgili tasarımın dava tarihinden önce değiştirilmiş ve ilgili tasarımla her hangi bir satışının yapıldığını, iddia edildiği gibi kötü niyetle “ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek”, “piyasaya sunmak”, “satmak”, “sözleşme yapmak için öneride bulunmak”, “ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak” fiilleri müvekkili tarafından işlenmediğini, müvekkilinin satmış olduğu ürünler ile dava konusu tescilli tasarımların arasında iltibas olduğu bir an için kabul edilse bile müvekkilinin bu ürünleri kötü niyetle alıp sattığı hususunun ispata muhtaç kaldığını, müvekkilinin vergi ve marka mevzuatına uygun olarak tütün mamüllerinin alım satım ve pazarlaması faaliyetlerini gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bu bağlamda hukuka aykırı bir şekilde başka şahısların tasarımlarını imal etmek, kopyalamak, kötü niyetli olarak “ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek”, “piyasaya sunmak”, “satmak”, “sözleşme yapmak için öneride bulunmak”, “ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak” fiillerinin işlenmesi söz konusu olmadığını, davacının iddia ettiği marka hakkına tecavüz fiilinden kaynaklanan bir zararı oluşmadığını, dava dilekçelerinde ve yargılama sürecinde öne sürmüş oldukları zarar beyanlarının, yalnızca farazi varsayımlardan ibaret olup gerçekten bir zarara uğrayıp uğramadıkları konusunda dosyaya somut bir delil sunulamadığını, bir kişinin herhangi bir zarara uğramadan tazminata hak kazanmasının mümkün olmadığını, hukuk sistemimizde tazminat talepleri ancak bir zararın mevcudiyeti hâlinde gündeme geleceğini, davacı tarafın marka hakkına tecavüzden kaynaklanan bir zarar ortaya koyamadıkları ve böyle bir zararın zaten söz konusu olamayacağı göz önünde bulundurulup haksız davasında ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen kararın onanmasını davacı vekili tarafından sunulan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu markaya ve tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı 03/06/2024 tarihli üçlü bilirkişiye ait raporda özetle;"markaya tecavüz ve haksız rekabet açısından: davacı dayanak markaları ile davalı fiili markasal kullanımı görsel ,sesçil, anlamsal olarak arşılaştırıldıklarında ve bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında; markalarda yer alan ve asıl ve ayırt edici unsur olan...”, “....” “....” ve “....” ibarelerinin farklılık arz ettikleri ve karıştırılmayacakları tespit edildiği, Tescil koruması altında olan Davacı markalarındaki görseller ve ticari sunum şekli ile Davalının ticari sunum şeklinin benzerlik gösterdiği, zira; söz konusu uyuşmazlık konusu ürünlerin ambalajının benzer şekilde sarı/siyah renklerini içerdiği, renklerin kullanımı kimsenin tekelinde olmamakla birlikte, ambalajlarda kullanılan renklerin ve genel olarak kompozisyonun benzer olduğu, “nargile tütünü” ürününün bu şekilde piyasaya sunulacağına veya sunulması gerektiğine dair herhangi bir teamül, yasal zorunluluk ya da teknik açıdan gereklilik bulunmadığı, “...” ve “..” ibareleri, markalar arasında ayırtedicilik sağlasa da bu şekildeki ticari sunumun, ambalaj ve tasarımdaki benzerliğin görsel ve bütünsel açıdan ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya yol açma ihtimalinin mevcut olduğu, zira ürün içeriğinin aynı olması ve aynı satış kanalından geçmesi nedeniyle bu riskin söz konusu olduğu ve ürünün piyasaya sunum şeklinin ortalama tüketiciyi yanıltabileceği, TTK m. 55/1-a-(4) bağlamında bir haksız rekabetten söz edebilmek için, dava konusu olay özelinde ele alındığında davalının, davacıların iş ürünleri ile karıştırılmaya yol açacak önlemler alması gerektiği, Davalının, davacının markası ile karıştırılmaya yol açacak bir ticari sunum/kullanım sergilediği, bu sebeple, tespitler ışığında, davalının ticari sunumunun TTK m. 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil edeceği,Tasarıma Tecavüz Ve Haksız Rekabet Açısından: Yapılan değerlendirme sonucunda davacı tarafa ait ... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, benzer algılandıkları, davalı kullanımının, davacıya ait .... numaralı tasarıma SMK 81/1-a maddesi uyarınca tecavüz niteliği arz ettiği , davacı tarafa ait ... numaralı tasarım ile davalı tarafa ait ürün arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, dolayısıyla davalı kullanımının, davacıya ait ... numaralı tescilli tasarıma SMK 81/1 a uyarınca tecavüz niteliği arz etmediği " görüşü belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi gereğince; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı) "İhtiyati tedbir talebi ve ihtiyati tedbirin niteliği" başlığını taşıyan 159. maddesinde, bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişilerin dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilecekleri, ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.Mahkemece davacının iddia ve taleplerinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı, ihtiyati tedbirin koşullarının oluşmadığı erekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup iş bu ara kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Somut olayda; mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda, davalının, davacının ... no.lu tescilli tasarıma tecavüz teşkil eden ürün ambalajları yönünden karıştırılmaya yol açacak bir kullanım sergilediği, tasarıma tecavüz ettiğine dair görüş bildirildiği, mahkemece bu tasarım yönünden yaklaşık ispatın gerçekleştiği gözetilerek bu tasarım yönünden ihtiyati tedbirin kabulüne karar verilmesi gerekir iken, ihtiyati tedbirin tümden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KISMEN kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, Davacının ... no.lu tasarıma tecavüz yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesi için mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile;2-İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin tarih, 2024/6 E. K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(MarkaTecavüzdenkonusuKaynaklanan)istinafdereceHakkınaistanbulgönderilmesinegerekçeMarkadilekçesireddine"kararıkısmenkesinkabulüistinafadosyatarihihükümmahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim