Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/1106
2024/1545
26 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1106 Esas
KARAR NO: 2024/1545
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/05/2024
NUMARASI: 2023/894 E. - 2024/559 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını takibin kesinleştiğini, takibe konu çek üzerinde müvekkilinin cirosu üzerinde "iptal" şerhi bulunduğunu, müvekkilinin cirosunun iptal edildiğini, İcra müdürlüğünce resen bu durum gözetilmesi gerekirken bu durum dikkate alınmadığını müvekkilinin takip konusu çeke ilişkin borcu bulunmadığını, takibin kötü niyetli başlatıldığını belirterek Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaya ilişkin borcunun olmadığının tespitine, alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline, İİK md 72/3 gereğince mahkemece takdir edilecek uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı tarafın davaya konu çek üzerindeki cirosunun iptal edildiği anlaşıldığından davaya konu çek sebebiyle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; "1-Davanın KABULÜ ile, davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, takibe konu çek üzerinde müvekkilinin cirosu üzerinde "iptal" şerhi bulunmadığını, müvekkilinin cirosunun iptal edildiğini, müvekkilinin cirosu yok hükmünde olduğunu, ve çeke ilişkin borcunun bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından davalıya borçlu olmadığının tespit edildiğini, ciro kötüniyetle takip başlatıldığını, davacının borcu olmadığı halde bu davayı açmaya zorlayan icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu halde İİK 72/5 uyarınca borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verildiğini, takdir edilecek zararın, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamayacağını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, borçlu aleyhine yapılmış bir icra takibinin bulunmadığını, borçluyu bu davaya açmaya zorlayan icra takibinde alacaklı haksız ve kötüniyetli olduğunu, cironun üzerinde "İPTAL" şerhini bildiği halde icra takibi başlattığını, bu durumda borçlunun istemi olan kötüniyet tazminatının şartı hem haksız hem de kötüniyet iddiası ispatlanmış bulunduğunu, icra takibinde açık bir belge ve bilgiye rağmen takip başlatması, bankadan gelen yazı cevabında da ibraz anında müvekkiline ait cironun iptal olduğunun tespit edilmesi ve buna rağmen müvekkili hakkında icra takibi başlatılarak menfi tespit davası açmak zorunda bırakmasının kötüniyet tazminatına hükmedilmesini gerektirdiğinden bahisle, yerel mahkemenin kötüniyet tazminatı yönünden verdiği kararın kaldırılarak ve yerel mahkeme yerine geçerek davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. Maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına konu çekteki cironun üzerinde iptal şerhi bulunduğundan borçtan sorumlu olmadığını ve bu durumda alacaklının takibinin kötü niyetli ve haksız olduğunu ileri sürmektedir. Mahkemece davanın kabulü ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş olup iş bu karara karşı davacı tarafından kötü niyet tazminatı hükmedilmediği gerekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi kötü niyet tazminatı yönünden yapılmıştır. Menfi tespit davası sonucunda mahkeme, davanın haklı olduğu kanısına varırsa davanın kabulüne, başka bir ifadeyle davacının borçlu bulunmadığının tespitine karar verir. Bu kararın kesinleşmesi ile alacaklının iddia ettiği veya takip konusu yaptığı alacağın mevcut olmadığı maddi hukuk bakımından tespit edilmiş ve uyuşmazlık kesin olarak çözüme bağlanmış olur. Davanın borçlu lehine sonuçlanması (kabulü) hâlinde, dava konusu icra takibinin akıbeti ve İİK'nın 72/5. maddesinde düzenlenen ve borçlu lehine hükmedilmesi gereken tazminat konusu gündeme gelir. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/5. maddesinde borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması durumunda istem üzerine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere borçlunun dava nedeniyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceği öngörülmüştür. Ancak, menfi tespit davasını kazanan borçlu lehine tazminata karar verilebilmesinin bazı şartları vardır. Öncelikle, alacaklının yapmış olduğu icra takibi ile borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlamış olması gerektiğinden, borçlu aleyhine yapılmış bir icra takibinin bulunması gerekmektedir. Ayrıca, borçlunun menfi tespit davası sırasında bu konuda istemde bulunması yanında borçluyu dava açmaya zorlayan icra takibinde alacaklının haksız ve kötü niyetli olması gerekmektedir. Önemle belirtmek gerekir ki burada alacaklının icra takibinde sadece haksız olması yeterli olmayıp, yasa maddesindeki açık düzenleme uyarınca aynı zamanda takibin kötü niyetle yapılmış olması da zorunludur. Takibin haksızlığı, alacaklının hiç ya da talep ettiği miktarda bir alacağı bulunmadığı hâlde icra takibine girişmesi hâlinde söz konusu olur. Madde metninde yer alan kötü niyet ise alacaklının haksız olduğunu bildiği hâlde sırf borçluyu zarara uğratmak amacıyla takibe girişmesi hâlinde gerçekleşir. İcra ve İflas Kanunu’nun 72/5. maddesi “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin” haksız ve kötü niyetli olması hâlinde talep üzerine borçlu lehine kötü niyet tazminatı verileceği hükmünü haizdir. Maddede “icra takip tarihinde” haksız ve kötü niyetli olmaktan bahsedilmemiş, “menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olması” şeklinde belirtilmiştir. İİK’nın 72/5. maddesinde “Bu dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verilir” denmekle, tazminatın alacaklının haksız ve kötü niyetli olarak takibe devamı nedeniyle borçlunun zorlanmasıyla açılan ve kabul edilen dava nedeniyle hükmedilecek tazminat olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacının icra takibine konu çek üzerinde ki cirosunun iptal yazısı ile iptal edildiği davacının bu çekten dolayı sorumlu tutulamayacağı alacaklının 13/11/2020 tarihinde icra takibi başlatırken bu durumu gördüğü, tarafların arabuluculuğa başvurduğu ve 18/09/2023 tarihli anlaşamama tutanağı düzenlendiği ve davacının davayı daha sonra 20/09/2023 tarihinde açtığı bu süreç içerisinde davacı hakkında icra takibinin sürdürüldüğü anlaşılmakla bu nedenle davalının kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; -Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, -BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİnin 23/05/2024 tarih, 2023/894 E., 2024/559 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 1-Davanın KABULÜ ile, davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-İİK 72/5. Maddesine göre 13.639,89 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 4.658,70 TL ilam harcından peşin alınan 1.164,68TL harcın mahsubu ile bakiye 3.494,02 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 5-Davacı tarafından sarf edilen 116,00TL posta masrafı, 269,85TL başvuru harcı, 1.164,68TL peşin harç olmak üzere toplam 1.550,53TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; /a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,/a-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 660,00-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.179,40-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,/a-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:33:15