Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/1066
2024/1496
19 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1066
KARAR NO: 2024/1496
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI: 2022/456 E. - 2024/101 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, gerçekte vasi ... ile olan ticari münasebetine dayalı olarak, müvekkili ...'ın İstanbul'da olmadığı Haziran 2012 tarihinde, hiçbir alacağı olmamasına rağmen kısıtlı ve ...'ın babası olan ...'in akıl zayıflığından faydalanmak suretiyle, 89.000,00-TL bedelli 20.06.2012 tarihli bonoyu tanzim ettirerek aldığını, dava konusu bononun tanzim edildiği tarihlerde kısıtlı ..., başkaca kişilere de sırf, "oğlun ...'dan alacağım var" beyanına istinaden bonolar verdiğini, bu şekilde bono alan kişilerden bir kısmı için yaptıkları şikayet üzerine haklarında yağma suçundan dava açılmış olup işbu dava İstanbul 3 Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/77 E. Sayılı dosyası ile görülmüş olup dosyanın halen Yargıtay'da olduğunu, 26.06.2012 tarihinde, yani davaya konu bonon verildiği günden 6 gün sonra , ...'in kısıtlanması için açtıkları dava, Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/1328 esas 2014/2581 karar sayılı ve 14.11.2014 tarihli kararı ile ...'in akıl zayıflığı ve temyiz kudreti yokluğu sebebine dayalı olarak kabul edilip ...'in kısıtlanmasına karar verildiğini tüm bu nedenler ile hukuki işlem ehliyeti olmaksızın tanzim edilen bono geçersiz olduğundan, kısıtlı ...'in borçsuzluğunun tespiti ile İstanbul ...İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile devam eden takibin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının bonoyu tanzim ettiği tarihte temyiz kudretinin olduğunun Bakırköy 3.Sulh Hukuk Mahkemesindeki duruşmada, borçlarından kurtulmak amacıyla, evini eniştesine anlaşmalı olarak devrettiğini beyan ettiğini, borçlularından mal kaçırmayı akıl eden birisinin temyiz kudretinin yokluğunu değil, bilakis kurnaz ve muvazaalı işlemleri yapmayı akıl etmeyi başarabildiğinin göstertiğini, davacının 26.06.2012 tarihi itibariyle kısıtlanmış olup, senedin tanzim tarihi itibariyle böyle bir durumun mevcut olmadığını, davalının borçlarından kurtulmak amacı ile oğlu ... vasıtası ile böyle bir yola başvurduğunu, her ne kadar davacıya, vasi atanmış ise de bu bonoyu tanzim tarihinde temyiz kudretinin yok olduğunu kesin olarak ispatlayamayacağını, bonoyu tanzim tarihi ile kısıtlanması arasında uzunca bir süre geçtiğini, bononun tanzim tarihi itibariyle, ...'ın ehliyetli bulunup bulunmadığının tespiti konusunda rapor alınması gerektiğini beyanla davanın reddine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; "Davanın reddine," karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı mirasçıları vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili kayıtlı olmasa da 2008 tarihinden beri sürekli ilaçlar kullandığını, adli tıp kurumunun 15/06/2012 tarihinden önce kullanılan ilaçlara ilişkin hiçbir açıklama yapmadan karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu kadar ilaç kullanan bir hastanın fiili ehliyetinin var olduğu varsayımının usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporda olaylara ilişkin kanaatleri ayrıntılı şekilde belirtirken gerekçelendirme kısmının görmezden gelindiğini, müvekkilinin ilaçları tespit edilerek bu ilaçların yan etkilerinin, ne için kullanıldığının, o yaştaki bir insanın fiil ehliyetini etkileyip etkilemeyeceği konusunun tespiti gerektiğini, ... ile ilgili dava dilekçelerinin ekinde mevcut Adli Tıp raporunun dava konusu bononun verilmesinden 22 gün sonra temyiz kudreti bulunmadığının tespit edildiğini, akıl sağlığı hastalığının 22 gün içinde oluşabilecek bir hastalık olmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunda hangi inceleme yöntem ve tekniklerin kullanıldığının belirtilmediğini, mahkemece yalnızca fiil ehliyetinin değerlendirildiğini, müvekkilinden alınan haksız ve hukuka aykırı olan senetlerin temel ilişkisi üzerinde inceleme yapmadığını, taraflar arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmamakla birlikte dava konusu bononun hangi temel ilişkiye dayanılarak alındığının ispat yükünün davalıya ait olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı vasisi vekili, dava ve takip konusu, 15/06/2012 tanzim ve 20/06/2012 vade tarihli 89.000,00 TL tutarlı, keşidecisi ... olup, ... emrine düzenlenen senedin tanzim edildiği tarihte davacı ...'ın hukuki ehliyeti olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit talep etmiştir. Davacı asilin karar tarihinden sonra 22.03.2024 tarihinde vefat ettiği, davanın dosyadaki veraset ilamına göre mirasçıların tamamı tarafından takip ve istinaf edildiği görülmüştür. İlk derece mahkemesinin 2017/1059 esas - 2018/512 karar sayılı 04/06/2018 tarihli kararı ile ; davanın kabulüne karar verilmiş , istinaf incelemesi sonucu dairemizin 2020/1082 esas - 2022/841 karar sayılı 23/05/2022 tarihli ilamı ile ; " davacı ...'ın fiil ehliyeti yönünden birbirine aykırı raporlar olup, her üç raporda Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'ne ait olması sebebiyle birinin diğerine üstün tutulacak yanı da olmadığından, davacının raporları arasındaki aykırılığın giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan rapor alınması gerektiği..." gerekçesiyle kararının kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yargılamaya devam olunmuştur. İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Birinci Üst Kurulunun 22/12/2023 tarihli raporunda ; "15/06/2012 tarihinde fiil ehliyeti olup olmadığı hakkında Birinci Üst Kurul tarafından rapor düzenlenmesi istenen ... ve ... oğlu, 06/01/1946 doğumlu ... hakkında düzenlenen tıbbi belgeler ile dava dosyası ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların tüm olarak 19/12/2023 tarihinde Adli Tıp Birinci Üst Kurulunda değerlendirilmesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; Adli Tıp 4. İhtisas Kurulunca ilk kez 18/11/2015 tarihinde tespit edilen Demansiyel Sendrom denilen bunama halinin klinik, fızyopatolojik ve ilerleyici özellikleri dikkate alındığında işlem tarihine teşmil ettirilemeyeceği, işlem tarihinde menfaatlerini müdrik ve telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı; bu duruma göre ...'ın işlem tarihi olan 15/06/2012 tarihinde fiili ehliyetine haiz olduğu" tespit ve rapor edilmiştir. Ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması, kişiye eylem ve işleme göre değişmesi ve yasal zorunluluk sebepleri ile ( TMK 409/2) akıl hastalığı ve akıl zayıflığının, son derece uzmanlık gerektiren tıbbi bir konunu olması nedeniyle bu konuda en yetkili kurum olan ATK İhtisas dairesinin vereceği uzman bilirkişi raporu ile tespiti zorunludur. Dosya kapsamına göre , en yetkili sağlık kurulu olan Adli Tıp Kurumu üst kurulundan uzman bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınmış ve bu raporda tüm tıbbi olgu ve belgeler değerlendirilerek davacılar murisinin fiil ehliyeti hakkında mevcut raporlar arasındaki aykırılıklar da değerlendirilmek suretiyle, senet borçlusunun dava konusu senedin tanzim tarihi olan 15/06/2012 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğu sonuca varılmış olduğundan davacılar vekilinin murisin ehliyetsiz olduğuna ilişkin iddialarının ve istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı , senedin tanzim tarihi itibariyle borcun geçerli şekilde doğduğu bu nedenle davanın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/02/2024 tarih ve 2022/456 E., 2024/101 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacılar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32