SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/870

Karar No

2024/1490

Karar Tarihi

19 Eylül 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/870 Esas

KARAR NO: 2024/1490

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/03/2024

NUMARASI: 2023/334 E. - 2024/190 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/09/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'un Küba vatandaşı olduğunu, 1997 yılında Türkiye'ye eğitim için geldiğini, 1998 yılında evlilik yoluyla Türk vatandaşı olduğunu, 2 yıl sonra boşandığını, Türkiye'de kaldığı süreçte tanıştığı Rum kökenli T.C. Vatandaşı ... arasında büyük bir dostluk oluştuğunu ve ... hanımın manevi kızı olarak kabul ettiği davacı lehine Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı vasiyetname ile tüm malvarlığını bıraktığını, miras bırakanın 23.12.2009 tarihinde vefatı sonrasında, davacıya İstanbul ili, Beyoğli ilçesi, ... Mah. ... ada ... parselde yer alan 8 katlı apartmanın miras olarak kaldığını, bu mirasın dolandırıcıların ilgisini çektiğini ve davacıya yakınlık kurarak hileli işlemlerle malvarlığını elinden alma girişimleri başladıklarını, davacının sahibi olduğu ... Tic. Ltd. Şti. vasıtasıyla Küba'ya sağlık turları (kanser tedavisi için) düzenlemekte iken, bu tura katılan ... isimli bir şahıs ile tanıştığını, bu şahsın tur dönüşünden sonra da davacının başkanlığını yürüttüğü ... Derneği’nin hazırlık aşamalarında yardım bahanesiyle davacının peşini bırakmadığını, ustaca tiyatrolar ve farklı yüzler göstererek aralarında gönül ilişkisi oluşmasını sağladığını, dava dışı bu şahsın güven telkin ederek, yardım bahanesiyle davacıdan vekaletnameler aldığını, bu vekaletnameleri kullanarak davacıya ait ... model aracı satan ve davacı adına ve şirketi adına birçok kredi kullanan, kredili araç alıp satan ve bedellerini kendi uhdesine geçiren ..., en son ... Bankası 500 Evler Şubesinden 600.000 TL’lik kredi talebinde bulunduğunda durum fark edildiğini ve davacı tarafından azledildiğini, davacının, dava dışı ... tarafından dolandırılması sebebiyle, tek kuruşunu bile almadığı kredi borçları altına girdiğini, kendisinin ve şirketinin aracı satılmış iken, ayarlı bir şekilde davalı ... ile tanıştırıldığını, davalı ..., öncelikle kendisinin bir projesi olduğundan söz edip, bu projesiyle bankaların ve büyük şirket CEO’larının ilgilendiğini ifade ederek davacıya güven telkin ettiğini, aynı zamanda İstanbul Adliyesi’nde görevli C. Savcıları ... ve ...’u tanığını ifade ettiğini ve ... isimli savcı ile İstanbul Adliyesindeki odasında tanıştırıldığını, davalı ..., Diyarbakır'da büyük bir aşiretin mensubu olduğunu, davacının borçları için aşiretinden borç para alabileceğine inandırdığını ve aşiretine teminat amaçlı göstermek için davacıdan 30.000,00 TL'lik ve dava konusu 1.000.000,00 TL'lik iki senet aldığını, daha sonra parayı alamadığını söyleyerek, her iki senedi de davacının gözü önünde çakmakla yakmış görüntüsü verdiğini, bahsi geçen senedin teminat amaçlı alındığına dair tanıkları da olduğunu, sonrasında davacı aleyhine dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından ve dava dışı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından gelen ödeme emirleri üzerine, aslında senetlerin renkli fotokopilerinin yakılarak davacının aldatıldığını ve senet asıllarının icra işlemine konu edildiğinin anlaşıldığını, davalı ... ile davacı arasında bahsi geçen borç senetlerini doğuracak hiçbir hukuki ilişki olmadığından, bu davalının 1.000.000,00 TL gibi yüksek bedelli bir senede karşı elinde hiçbir alacak ispat vasıtası olmadığından, menfi tespite ilişkin bu savunmamanın cirantaya karşı kullanılamayacağını hesaba katarak, senedi diğer davalı ... firmasına devrettiğini, davalıların senet sebepten mücerrettir ilkesini kötüye kullanarak, kanunun verdiği hakkı kötüye kullanarak hileli bir şekilde, evrak üzende geçerli olabilecek bir alacak ilişkisi kurmaya çalıştıklarını, davalı ... ile diğer davalı ... Ambalaj San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında da, bahsi geçen ciroyu gerektirecek hiçbir ticari ilişki olmadığını, tüzel kişi tacir olan ... firması aksi iddiasını usulüne uygun olarak tutmuş olduğu ticari defterleri ve bunları destekleyen fatura, irsaliye vesair evrakla ispat etmek zorunda olduğunu, davalıların ticari kayıtlarına delil olarak dayandıklarını, davalı ... firmasının basiretli bir tacir gibi davranmak ve ticari kayıtları ve ticari evrakı ile bahsi geçen ilişkini ispat etmek zorunda olduğunu, davacının kendisine miras kalan İstanbul ili, Beyoğli ilçesi, ... Mah. ... ada ... parseldeki intifa hakkını, yöneticisi olduğu ... Derneği'ne verdiğini, davalı ...'nın, intifa işleminin iptali için İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/227 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, bu davada karşı tarafın, cevap dilekçesinde "... ile uzun yıllara dayalı cari hesap şeklinde ticari ilişkisi olduğunu, dava konusu senedi bu cari hesap alacağına karşılık aldığını" ileri sürdüğünü, bahsi geçen alacak kaydının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtları ve kayıtları tevsik eden evrakla ispatını da yerine getirmek zorunda olduğu halde, delil olarak ticari kayıtlarına dayanmamış olduklarını, bu durumun, tacir firmanın iddialarında samimi olmadığını, şeklen mahkemenin gözünü boyamak niyetinde olduğunu ispatladığını, İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki davada ... firmasının, dava konusu 1.000.000,00 TL'lik senedin dolandırıcılık yoluyla davacının elinden alındığı iddialarının, muhatabının davalı ... olduğunu ileri sürerek, kendilerini iyiniyetli hamil gibi mahkemeye göstermeye çalıştıklarını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/176109 Soruşturma sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılıktan yürütülmekte olan soruşturmada, ... firması yöneticilerine, "... ile arasındaki ticari ilişkinin ne olduğu ve bunu tevsik eden evrakların ibrazı sonusunda şüpheli sıfatıyla çağrı yapılmış," izharda bulunulduğunu, fakat davalının yöneticilerinin ifade vermekten kaçındıklarını, soruşturma dosyasında kısmındaki boşluk "nakden" kelimesi ile doldurularak, bahsi geçen senedin nakit bedel karşılığı verildiği gibi hileli bir ekleme yapıldığını, savcılıkta davalı ...'un sunduğu evrakta yer alan senet fotokopisinde, "nakden" kısmı boş iken, icra takibine konulan senette, boşluk kısmına "nakden" yazılarak sanki nakit karşılığı verilmiş bir senet görüntüsü yaratılmaya çalışıldığını, soruşturma dosyasında, ekli iddianame ile "Resmi Belgede Sahtecilik, Kamu Kurum ve Kuruluşları, vb. Tüzel Kişiliklerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçlaması ile ekli 16.10.2020 tarihli iddianame düzenlendiğini ve İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/321 Esas sayılı dosyasında davalı ...'un yargılandığını, hakkında beraat kararı verilmiş ise de karara karşı istinaf yoluna gidildiğini, henüz istinaf sonucunun dönmediğini, davalı ... şirketinin, basiretli bir tacir olarak, kendisine yapılan cironun hukuken bir alacağı sebebiyle usulüne uygun bir ciro olduğunu, bu senedi hukuka uygun yolla elde ettiğini, gerçekten de diğer davalı ...'dan alacaklı olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'ünün ... Esas sayılı dosyasından tahsile yönelik tüm işlemlerin davacıya karşı yürütüldüğünü, ciro eden ...'a karşı tahsile yönelik etkin bir hukuki işlem yapılmadığını, tümüyle göstermelik olarak dosyada borçlu olarak gösterildiğini, bu durumun esasen iki davalı arasındaki davacıya yönelmiş kötüniyeti açıkça ispat ettiğini, neticede, davalı ...'nun 2017 yılı itibariyle 1.000.000,00 TL gibi astronomik bir meblağda davacıdan alacaklı olabileceği hiçbir hukuki işlem söz konusu olmadığını, davalı ...'un davacıdan alacaklı olduğuna dair hiçbir delil söz konusu olmadığı gibi, bu davalıdan meşru bir yolla ve bir alacak ilişkisi ile dava konusu senedin diğer davalı ... firmasına geçtiğine dair delilin mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere, davalı ...'un soyut senet sebebiyle alacaklı kabul edilse bile ciro ilişkisi herhangi bir alacağa dayanmadığından, ... firmasının hukuken bir alacak hakkı yok iken sahte bir ciro yoluyla alacaklı duruma gelmesinin hukuken mümkün olmadığından, her halükarda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalıların celbedilecek vergi dairesi kayıtlarının da, esasen böyle bir ticari ilişkinin olmadığını, dava konusu senedin cirosunu gerektirecek ticari bir işlem potansiyelinin olmadığını ispatlayacağını beyan ederek; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ve bu dosyanın talimatı olan (gayrimenkul satışı için oluşturulan) İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ve bu dosyada takibe konu edilen 04.11.2017 tanzim tarihli 01.11.2018 vadeli 1.000.000,00 TL tutarındaki senet sebebiyle davacının borcunun olmadığının tespitine, 21.02.2019 tarihinde haksız tahsil edilen 28.642,68 TL'nin tahsil tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte istirdadına, yargılama sırasında tahsil edilen bedellerin olması durumunda bu bedellerin de ödeme tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte istirdadına, yasa gereği gecikmeden doğan zararları karşılayarak %15 teminat karşılığında icra dosyasına giren veya girecek paranın alacaklıya verilmesinin durdurulmasına, kötü niyetli icra takibi yapan davalı aleyhine takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere davacıya tazminat ödemeye hükmedilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. yönünden zamanaşımına uğradığını, davacının taleplerinin davalı ... Ambalaj San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgisi bulunmadığını, 2004 sayılı İİK’nın 72/7. Maddesi uyarınca ödemenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıllık süre içerisinde istirdat davası açılabildiğini, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, bu nedenle davanın süresinde açılıp açılmadığının mahkeme tarafından re’sen araştırılmak zorunda olduğunu, diğer taraftan, takibe konu 1.000.000-TL tutarlı senet ile ilgili olarak davacı yan aldatılmak suretiyle senedi imzaladıklarını, senedin teminat amaçlı olduğuna ikna edilerek aldatıldığını iddia ettiğini, 6100 sayılı TBK 39. maddesinde bir yıllık süre öngörüldüğünü, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, huzurdaki davanın her iki talep yönünden dinlenemeyeceğini, davacının huzurdaki davada kötüniyetli olduğunu, dava dilekçesindeki davalı firma ile ilgili belirtilen hususların tümüyle gerçek dışı olduğunu, davalının, davacı ile diğer davalı ... arasında geçtiği bildirilen olayların hiç birisini bilmediğini, aynı şekilde dava dilekçesinde ne amaçla söz edildiği anlaşılmayan ... isimli kişi ile de davalının hiçbir ilgisi ve tanışıklığı bulunmadığını, davacıyı da tanımadığını, davalı firma ile diğer davalı arasında yıllara sari cari hesap ilişkisine dayalı ticari bağları bulunduğunu, dava dilekçesinde belirtilen aksi yöndeki tüm iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın daha önce ... aleyhine yaptığı savcılık suç duyuruları çerçevesinde talepleri üzerine davalı firmanın tüm defter, belge, fatura, irsaliye ve cari hesap ektresi dahil olmak üzere tüm kayıtlarının detaylı olarak Vergi İnceleme Müfettişleri tarafından incelendiğini, hala aynı iddiaları tekrarlamalarının iyiniyetle izah edilebilir bir tarafı bulunmadığını, diğer davalı ...'un davalı firmaya olan borcu karşılığında takip konusu 01/11/2018 vadeli 1.000.000-TL bedelli senedi ciro ve teslim etmek suretiyle davalı firmaya tevdi ettiğini, davalı firma tarafından senet bankasına tahsil amacıyla verildiğini, vadesinden aylarca önce banka tarafından düzenlenen ihbarnamenin davacıya tebliğ edildiğini, davacının bu sürede herhangi bir talep veya işlem yapmadığını, 01/11/2018 vade tarihinde ödenmeyen senedin 05/11/2018 tarihinde protesto edildiğini, davalı firma tarafından yapılan müracaatla İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1403 D. İş 2018/1407 Karar sayılı ihtiyati haciz kararının 07/11/2018 tarihinde verildiğini, verilen ihtiyati haciz kararı çerçevesinde davacının taşınmazı üzerine 09/11/2018 tarihinde haciz şerhi işlendiğini, tapudan gelen cevabi yazıdan haciz konulan taşınmaz üzerine davacının kurup başkanlığını yaptığı ... Derneği lehine 05/11/2018 tarihinde intifa hakkı tesis ettiğinin anlaşıldığını, davacı haciz konulan taşınmazın icrai yolla satış kabiliyetini düşürmek amacıyla ve kötüniyetli şekilde bu şerhi işlettiğini, tarih itibariyle; 05/11/2018 tarihi davalının senedinin protesto olduğu, 05/11/2018 tarihi davalının taşınmazı üzerinde intifa hakkı tesis ettiği, 07/11/2018 tarihi davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığı, 09/11/2018 tarihi davalının taşınmazı üzerine haciz işlendiği tarih olduğunu, bunun üzerine İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/227 Esas sayılı dava ile intifa hakkı tesisinin hükmen fekki talepli dava açıldığını, davanın karar duruşmasına kaldığını, davacının bu kez de işbu davayı açarak, hukuk sistemini ve yargı makamlarını bir araç olarak kullanarak taşınmazın satışını engellemeye çalıştığını, İİK 72/2 maddesi hükmüne göre, takip sonrası açılan menfi tespit davasında, takibin durdurulmasına dair tedbir kararı verilemeyeceğini, ancak teminat yatırılması koşuluyla icra veznesindeki paranın ödenmemesine dair tedbir kararı talep edilebileceğini, bu durumda ise, takip tutarı ile kötüniyet tazminatı tutarı toplamının teminat yatırılması gerektiğini, davacının bu gerekleri yerine getirmeden, soyut iddialarla tedbir kararı talep etmişse de, senet gücünde herhangi bir evrak da sunamadığını, tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, davalı firmanın iyiniyetli 3. şahıs hamil konumunda olduğunu, dava konusunun senedin borçlusu ile alacaklısının arasında gerçekleştiği iddia olan vakalarla ilgili olduğunu, davacının iddialarının kişisel def’i mahiyetinde olduğunu, bu nedenle iyiniyetli 3. şahıslara ileri sürülemeyeceğini, davacının, senedin alacaklısı ve ciro eden ... ile davalı firma arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı, cironun kötüniyetli olduğu hususundaki beyanlarının, kendileri tarafından ispata muhtaç olduğunu, aksi durum daha önce davalı firma defterlerinde yapılan incelemeyle ortaya çıkmasına rağmen, sırf taşınmazın satışını engellemek amacıyla bu davayı açtıklarını ve kötü niyetle ticari ilişkinin olmadığına dair beyanda bulunduklarını, davacının tanık delillerine muvafakatlerinin bulunmadığını, davalı firmanın alacağının usulüne uygun düzenlenmiş kambiyo senedine dayalı olduğunu, aynı güçte yazılı vesika olmadıkça borcun iyiniyetli 3. şahıs nezdinde tanık beyanına dayalı sona ermesinin mümkün olmadığını beyan ederek gerek istirdat ve gerekse menfi tespit taleplerinin 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması nedeniyle öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine, iyi niyetli 3. şahıs hamil konumunda olan davalı firmanın, davacı ile senet alacaklısı arasında geçtiği iddia edilen hususları bilmesinin mümkün olmadığından, davacının kişisel def’ilerinin davalı firmayı hiçbir şekilde bağlamayacağından davanın esastan reddine, davanın takipten sonra açıldığı gözetilerek, tedbir talebinin toplam dosya alacağı ve kötüniyet tazminatı toplamı üzerinden teminata bağlanması gerektiğinden, aksi yöndeki taleplerinin reddine, vekalet ücreti ile yargılama giderinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE," karar verilmiştir.

İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesinde, dava konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına konu 1.000.000 TL tutarında senedin, teminat senedi olarak müvekkil elinden çıktığına dair iddialara ilişkin olarak mahkemenin tespit ve varılan kanaatin yerinde olmadığını, davalılar arasındaki ticari bir ilişki olmadığı hususunun ancak davalılar arasında sürülebilecek bir defi olduğu yönündeki kanaatin bu yönüyle hukuka aykırı olduğunu, davalılar arasında ticari bir ilişki olmadan müvekkili tarafından davalı ... adına düzenlenmiş bir senedin diğer davalı ... firmasına ciro edilmiş olmasının gerçekte bir borcun ifası veya bir hakkın yerine getirilmesi değil, teminat amaçlı verilen bir senede yapılacak itirazları bertaraf etmek amaçlı bir işlem olacağını, davalı ...'un süresi dışında verdiği beyan ve itirazlarında müvekkili ile birçok ticari ve hukuki işlemler yaptığını ileri sürdüğünü ancak dava konusu senedin verilmesi sebebi olarak yazılı bir delil ortaya koymadığını, menfi tespit davasında davalının senedin ne sebeple alındığına ilişkin ispat külfeti olduğunu, davalıların ticari kayıtlarına delil olarak dayanıldığını, HMK 222/5.maddesinin uygulama alanı mevcut ve iddialarını ispat imkanı varken mahkeme gerekçesinin hukuk dışı olduğunu, diğer davalı ...'nın mahkemeye sunduğu 29/08/2023 tarihli dilekçesinin ekinde diğer davalı ile yazışmalarının dava konusu senedin teminat senedi olduğunu ikrar mahiyetinde olduğunu, mahkemenin hile sebebine bağlı hak düşürücü süreyi gerekçe göstermesinin huzurdaki davanın konusuna uygun olmadığını, huzurdaki menfi tespit davasının İİK 72. maddeye göre açılmış bir dava olup borç ödenmediği sürece menfi tespit davası açılması için yasal bir süre sınırı olmadığını, mahkemenin müvekkilinin hileye ve dolandırıldığına ilişkin itirazında huzurdaki davayı esas alarak hak düşürücü süre yönünden davayı kabul ettiğini, oysaki 2018 yılı içerisinde İstanbul Cumhuriyet Savcılığının 2018/176109 Sr. Sayılı şikayetini yaptıklarını, ... yetkilileri hakkında takipsizlik kararı verilmiş ise de diğer davalı ... hakkında kamu davası açıldığını, davalının beraat etmiş olsa da hükmün istinaf edildiğini ve henüz kesinleşmediğini, hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın müvekkili firma yönünden haksız ve yersiz olup kötü niyetli olarak açıldığını, müvekkili ile senedi ciro eden arasında çok uzun yıllara sair ticari ilişki bulunduğunu, davacının borçlusu olduğu senet bedelini ödememek için akla hayale gelmeyecek yollara başvurduğunu, müvekkili firmanın senedin tahsili için icra takibine başlandığını ve İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1403 D.İş dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını ve kararın İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından hacze konu edildiğini vedavacının taşınmazı üzerine 07/11/2018 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu ve ardından icrai hacze çevrildiğini, davacı borçlunun kötü niyetli olarak taşınmazın satış kabiliyetini ortadan kaldırmak için senedin protesto olduğu 05/11/2018 tarihinde üzerine haciz koydukları taşınmaz üzerine ... Derneği lehine intifa hakkı tesis ettiğini, bu derneğin kurucu ve yöneticisinin davacının kendisi olduğunu, kötü niyetli olarak taşınmazın satış kabiliyetini düşürmeyi amaçladığını, açılan davanın özellikle müvekkili yönünden yasal dayanağının bulunmadığı, hak düşürücü süre bağlamında zamanaşımına uğradığı, müvekkili firmanın iyi niyetli 3. şahıs durumunda olduğu ve senedin borçlusu ile alacaklısı yani tarafları arasında ileri sürülebilecek türden iddiaların müvekkili firmayı yasal olarak ilgilendirmediğinin özellikle savunmaları arasında yer aldığını, yargılama aşamasında verdiği cevapları tekrar ettiklerini, davacının dava dilekçesinde davasını dolandırıldıkları tezi üzerine kurduğunu, tüm amacının alacakların geciktirilmesini sağlamak olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE VE SONUÇ: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, icra takibinden sonra menfi tespit ve kısmi ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasında, takibe konu 04/11/2017 tanzim, 01/11/2018 vade tarihli ve 1.000.000,00 TL bedelli bono sebebiyle asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 1.007.913,28 TL tutarında kambiyo senetlerine özgü takibe geçildiği, takip dayanağı senedin keşidecisinin davacı, lehtarının davalı ..., hamilinin davalı ... Ltd. Şti. olduğu, davacı borçlunun 21/02/2019 tarihinde , icra dosyasında 28.642,68 TL ödeme yaptığı görülmektedir. Mahkemece , "davacının, dolandırılması sebebiyle senedin bedelsiz kaldığı yönündeki iddiasının hukuki sebebinin TBK md. 36 uyarınca irade sakatlığı hallerinden aldatmaya dayandığı, TBK md. 39maddesine göre, aldatılan taraf aldatmayı öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde bu iddiasını öne sürmek zorunda olduğu, somut olayda, senedin 04/11/2017 tarihinde düzenlenmesinden sonra, davacının dolandırıcılık iddiası ile 24/10/2018 tarihinde şikâyetçi olduğu, davacının aldatmayı öğrendiği tarihin şikâyet tarihi olan 24/10/2018 olarak kabul edilmesi gerektiği, işbu davanın 27/05/2023 tarihinde açıldığı davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığı, yine istirdat talebinin İİK md. 72 ye göre ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmediği " gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. TBK 39. maddesi uyarınca iradesi fesada uğratılmak suretiyle sözleşme yapan taraf öğrenme tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iptal hakkını karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Hile iddiası her türlü delil ile ispatlanabilir ve iptal hakkının kullanılması belli bir şekle tabi değildir. İptal hakkı bozucu yenilik doğuran bir haktır. İradesi sakatlanan tarafın iptal beyanının 1 yıl içindw muhataba varmasından itibaren sözleşme baştan itibaren hükümsüz hale gelir. İrade beyanı açık veya örtülü olabilir. 6098 sayılı TBK'da iptal hakkının ne şekilde kullanılması gerektiğine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmediğinden şekle tabi olmadığı kabul edilmektedir. Hile iddiası her türlü delil ile ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Hemen belirtilmelidir ki, TBK'nin 39. maddesindeki 1 yıllık sürenin öğrenme tarihinden itibaren başlayacağı, öğrenme tarihinin işlem tarihi olabileceği gibi, somut olayın özelliğine göre işlem tarihinden ileri bir tarihin de olabileceği, bir başka ifadeyle işlem tarihinde fark edilemeyen bir hilenin çeşitli nedenlerle sonraki bir tarihte öğrenilebileceği açıktır. Bu durumda, hak düşürücü sürenin hesabında davacının öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınması gerekir. Davalı tarafın bu tarihten daha önceki bir tarihte davacının hileyi öğrendiğini iddia etmesi durumunda bu iddiasını ispat zorunluluğunda olduğu da kuşkusuzdur. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2016/13540 - 2019/5751,11.11.2019). Somut olayda davacının C.Savcılığına şikayet tarihinde aldatmayı öğrediğinin kabulü yerindedir. Ancak TBK 39. Maddesine göre, hak düşürücü süre içinde iptal hakkının mutlak surette dava açma yolu ile ileri sürülmesine ilişkin yasal bir zorunluluk bulunmamaktadır. İptal hakkının irade açıklaması ile ileri sürülmesi mümkün olup, davacının senedin tanziminden itibaren 1 yıl içinde savcılığa başvurması sözleşme ile bağlı olmadığına, iptal hakkını kullandığına dair iradesinin ortaya konulması niteliğinde olduğundan hak düşürücü sürenin geçirilmediği, yine İİK.’nun 72/7. maddesi uyarınca istirdat davası, borçlunun borçlu olmadığı bir parayı icra tehdidi altında ödediği tarihten itibaren bir yıl içinde açılabilir. 1 yıllık süre ödemenin tamamlandığı tarihten itibaren hesap edilir. Somut olayda takip borcunun tamamı ödenmediğinden İİK 72. maddesi gereği istirdat talebi yönünden hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı , devam eden borç ilişkisi nedeniyle İİK 72. Madde kapsamında açılan menfi tespit davalarında dava açma süresine ilişkin yasal düzenleme bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dosya kapsamına göre, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığına dair mahkeme kararındaki gerekçenin yerinde olmadığı, somut olaya ilişkin ceza yargılamasının devam ettiği bu nedenlerle ceza dosyası sonucu beklenerek tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle esasa ilişkin karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından istinaf talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/03/2024 tarih, 2023/334 E. 2024/190 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(KambiyoTespitkaldırılmasınakonusuMenfiKaynaklanan)sonuçSenetlerindenistinafderecegönderilmesineistanbulgerekçereddine"kararıkesinkabulüistinafadosyahükümmahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim