Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/1033
2024/1423
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1033
KARAR NO: 2024/1423
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 31/05/2024
NUMARASI: 2024/76 E.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 2016 yılından bu yana giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, internet adresinde ve fiziki pazarda üretimleri ile faaliyetlerini sürdürdüğünü, "..." markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, dava dilekçesinde sunulan görseller ile birlikte özgün tasarımlarını tüketici ile buluşturduğunu,Müvekkil şirketin ... dizisinin sponsoru olduğunu “...” isimli dizinin 03.11.2023 tarihinde yayınlanan 37. bölümünde ve 19.01.2024 tarihinde yayınlanan 47. bölümünde ... isimli karakterin kostüm sponsoru olan müvekkil şirket tarafından davaya konu tasarımı havi orijinal ürün kullanılmış ve bu vasıtayla tüketiciye sunulduğunu, tescilsiz tasarım aynı zamanda bu kullanım ile de ünlendiğini, yine, gerek müvekkiline ait platformlarda gerekse üçüncü kişi ve kurumlara ait sosyal medya platformlarında da bu kullanıma atıf yapılarak müvekkile ait tasarım müvekkil şirket markası altında paylaşıldığını, edindikleri istihbarata göre davalı yanın, ilk kez müvekkil şirket tarafından kamuya arz edilen, tüketici kitlesine tanıtmak üzere ... adlı diziye sponsor olarak sunduğu yenilik ve ayırt edicilik vasfı haiz ürünlerin birebir aynılarının ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlerinin imalatını yaptığı ve/veya yaptırdığı ve/veya her türlü ticaretini yaptığı, işbu taklit ve tecavüz mahsulü ürünlerin piyasada çeşitli firmalara dağıtımını gerçekleştirdiği gibi piyasada çeşitli firmalara taklit ürünlerin imalatı için siparişler aldığı, ve taklit ürünleri çeşitli tanıtım vasıtalarında kullandığını öğrendiklerini, hakeza, tescilsiz tasarımlar da artık tasarım hukukuna kapsamında kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıl süreyle sadece tasarımın kopyalanması ile sınırlı olarak korunduğuna göre bu süre içerisinde kümülatif koruma ilkesi gereğince aynı zamanda haksız rekabet hükümlerine de dayanılabileceği, bu bağlamda karşı tarafın gerçekleştirmiş olduğu eylemlerin müvekkilin haklarını ihlal ettiğini, belirterek davalının eylemlerinin fiziki adreslerde ve internet ortamında tespiti yapılması bakımından bilirkişi raporu alınmasını, müvekkili şirkete ait tasarımların aynısı veya benzerleri olan ürünlere el konulmasına, toplanmasına ve imhasına, dava dilekçesinde belirtilen internet adreslerinin erişime engellenmesi yönünden tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurda görülen davada davacının, müvekkilinin tasarımının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tescilsiz ürünlerini taklit etmek suretiyle üreterek, satarak, teşhir ederek davacının doğan haklarına tecavüz ettiğini iddia ettiğini, sözde tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulmasını talep ettiğini, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, davacının davasına karşı hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarının olup davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının iddia ettiği gibi dava konusu ürünlerin birbirine benzemediğini, bu ürünler ve görsellerin birçok imalatçı firmada bulunduğunu, ayrıca hitap edilen tüketici ortalama tüketici değil, bilgilenmiş kullanıcı olduğunu ve bu kullanıcıların dikkatli kullanıcılardan oluştuğunu, diğer taraftan söz konusu görsellerin, müvekkiline imalatçı firma tarafından tedarik edildiğini, buna yönelik faturaları ekte sunduklarını, davacı tarafından kendisine ait olduğu iddia ettiği tescilsiz ürünü tasarım olarak ifade edecek özellikler ilk defa davacı tarafından Türkiye'ye sunulmadığını, dava konusu ürüne benzer ürünlerin uzun yıllardan beridir dünyada ve Türkiye'de kullanılmakta olduğunu, söz konusu ürünlerin davacı tarafından internet sitesine ''...'' olarak sunulmuşken müvekkili tarafından paylaşılan ürünlerin damalı kumaştan yapılmadığını, ürünün üzerinde yer alan şeritlerin de yıllardan beridir takımlar, elbiseler ve ceketlerde kullanılmakta olduğunu, keza yine ürün üzerinde yer alan şeritlerin dünya genelinde herkes tarafından kullanılabilecek nitelikte olup hayatın olağan akışına göre tescilsiz tasarımın ilk defa davacı tarafından yapılmış olmasının mümkün olmadığını ve davacının söz konusu iddialarının ispatı dosya genelinde mevcut olmayıp yalnızca soyut beyanlarla huzurdaki dava kendi taraflarına yönlendirildiğini, davacının tasarımının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ürünlerin, uzun yıllardır piyasada olan, herkes tarafından kullanılan ve bilinen harcı alem bir modelden ibaret olduğunu, SMK. kapsamında herhangi bir yenilik veya ayırt edicilik unsuru taşımadığını, davacının, bunların tasarımının kendisine ait olduğunu iddia etmesinin haksızdır ve iyi niyetten de uzak kaldığını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tescilsiz tasarımların, uzun yıllardır birçok firma tarafından üretilen ve satışı yapılan yaygın kullanılan tasarımlar olduğunu, dolayısıyla, davacının konu etmiş olduğu, ürün ve görselleri, uzun yıllardır, yaygın olarak kullanılan bir tasarım ve model olup, davacı lehine ayırt edici bir özelliğinin bulunmadığından mütevellit davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmişti.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait olduğu beyan edilen tasarımın tescilsiz olduğu, dosya içerisinde delil tespiti kapsamında bilirkişi raporu alınmış ise de bilirkişi raporunda sadece aynılık veya benzerlik olup olmadığının tespitinin yapıldığı, davacıya ait olduğu beyan edilen tasarımın 6769 Sayılı SMK'nun yukarıda belirtilen hükümlerine göre tescilsiz tasarım olarak korunup korunamayacağının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İhtiyati tedbir taleplerinin mezkur bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirileceğini belirten yerel mahkemenin bu aşamada müvekkilinin tasarımı bakımından bir inceleme talep etmemişken, lehe rapor sonrasında bu hususa dayanarak tedbir taleplerini reddettiğini, karar veren yerel mahkemenin müvekkilinin tescilsiz tasarımı yönünden de bir inceleme yapılmasını istemediği gibi alınan bilirkişi raporunda açıkça taraf ürünlerinin birbirleri ile ayniyet derecesinde benzediği tespit edilmişken müvekkilinin tescilsiz tasarımı yönünden de inceleme yapılması gerektiği şeklinde bir gerekçe ile ihtiyati tedbir taleplerini reddetmesinin hukukun temel ilkelerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, karşı yanın haksız ve hukuka aykırı kullanımları sonucunda müvekkilinin itibarını geri dönülemez şekilde sarsabileceğini, bu nedenle işbu hukuki sürece başvurularak müvekkilinin yaşadığı mağduriyetin durdurulmasını amaçladıklarını, tüm bu hususlara rağmen yerel mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde bir karar olmadığını, yerel mahkemece yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı şeklindeki gerekçenin kabulünün mümkün olamayacağını, zira dava dilekçelerinde tüm bu hususların detaylı olarak açıklandığını, yalnızca dilekçelerinin incelenmesi halinde dahi HMK'nın 389. maddesinde öngörülen yaklaşık ispat şartından çok daha yüksek seviyede müvekkilinin haklılığının ispat edildiğinin ortada olduğunu, tüm bu açıklamalar sonucunda yerel mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilmesinin son derece hatalı bir karar olup müvekkilinin kanunun sağladığı korumadan yararlanmasının önüne geçtiğini, işbu sebeple istinafen yerel mahkeme tarafından verilmiş “ihtiyati tedbirin reddine" ilişkin ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir taleplerinin teminatsız olarak, yapılan inceleme sonucunda aksi kanaate varılacak ise de teminat mukabilinde kabul edilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; HMK 389'da ihtiyati tedbirin şartları ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'' olarak belirlendiğini, davacı yanın dosya kapsamında beyan ve delillerinin ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığını ve yerel mahkeme kararının kanuna aykırılık arz etmediğini ortaya koyduğunu, zira davaya konu ürün tescilsiz olup mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile davacının hakkını elde etmesinde zorlaşacak veya imkansız hale getirecek bir durum mevcut olmadığını, dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanunda aranan yaklaşık ispat koşullarının dahi oluşmadığını, belirtilen sebeplerle yerel mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbirin reddi kararı kanunun aradığı şartlar gerçekleşmediğinden yerinde olduğunu, tescilsiz tasarımın yeni olabilmesi için kamuya arz edildiği tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde bir başkası tarafından bu tasarımın sergilenmemiş ve kamuya arz edilmemiş olması şartı arandığını, aksi takdirde yenilik fonksiyonundan yoksun olan bu tasarımların korumadan faydalanamayacağını, davacının dava konusu ettiği ürün spesifik özellikler taşımamakta olup daha önce gerek dünyada gerekse de ülkemizde kullanıldığını, bu duruma ilişkin örneklerin de sunmuş oldukları dilekçe eklerinde mevcut olduğunu, tescilsiz tasarımların koruma süresi kamuya arzından itibaren üç yıl olarak kabul edildiğini, ancak dava konusu ürün yıllardan beridir kullanılan bir ürün olduğundan korunma süresi hak düşürücü süreye uğramış olup davacının kabul etmemekle beraber dava konusu ürünün tescilsiz tasarımının kenndisine ait olduğu iddiası kabul edilse dahi ürünün korunması için gereken 3 yıllık sürenin bittiğini, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait olduğu beyan edilen tasarımın tescilsiz olduğunu, dosya içerisinde delil tespiti kapsamında bilirkişi raporu alınmış ise de bilirkişi raporunda sadece aynılık veya benzerlik olup olmadığının tespitinin yapıldığını, davacıya ait olduğu beyan edilen tasarımın 6769 Sayılı SMK'nun belirtilen hükümlerine göre tescilsiz tasarım olarak korunup korunamayacağının tespitinin yargılaması gerektirdiğini ancak bu tespite yönelik herhangi bir beyan veya araştırmanın bilirkişi tarafından yapılmadığının şüpheye mahal vermeyecek derecede açık olduğunu, belirtilen sebeplerle yerel mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbirin reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının haksız ve mesnetsiz istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından tescilsiz tasarımlarının ilk defa Türkiye de kendisi tarafından tanıtıldığı ve tanınmışlığının sağlandığı davalının tescilsiz tasarımına ihlalde bulunduğunu belirterek markaya tasarıma tecavüzün ve haksız rekabet bulunduğunun tespiti ve önlenmesini talep etmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. HMK’nın 389/1. maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Tasarım ve Bilişim uzmanı bilirkişi heyetine ait 00/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; 20.05.2024 tarihinde aleyhine tespit istenen ... “... Mah. ... Sok. Gaziosmanpaşa İstanbul” adresinde; Tespite konu olan tescilsiz tasarım benzeri 2 adet yağ yeşili, 2 adet yeşil ve 1 adet lila olmak üzere toplamda 5 adet ürün tespit edildiği, Tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda; Talep edene ait (... Sanayi Ve Ticaret A.Ş.) dosyaya sunulan tescilsiz tasarım ile, karşı taraf ... “... Mah. .... Sok. Gaziosmanpaşa İstanbul adresinde tespit edilen tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı (iltibas) oluşturacağı kanaatine varıldığı ve internet adresinde de ürünlerin yayınlandığı belirtilmiştir.6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 55/4 maddesinde; "Tasarım bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmesi halinde tescilli tasarım, ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması halinde tescilsiz tasarım olarak korunur."SMK 56/5 maddesinde; "Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir." SMK 69/2 maddesinde; "Tescilsiz tasarımların koruma süresi, koruma talep edilen tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır."düzenlemesi yer almaktadır. Mahkemece davacıya ait olduğu beyan edilen tasarımın 6769 Sayılı SMK'nun yukarıda belirtilen hükümlerine göre tescilsiz tasarım olarak korunup korunamayacağının tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Somut olayda davacıya ait tescilsiz tasarım ile davalının kullanımının bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiği üzere tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı (iltibas) oluşturacağı sabit ise de davacının tescilsiz korumadan yararlanabilmesi için SMK 55/4 göre ilk kez Türkiye de kamuya sunulması ve SMK 69/2 göre ilk sunulduğu tarihten itibaren 3 yıl koruma süresi bulunduğundan bu hususların yerine getirilip getirilmediğinin yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 31/05/2024 tarih ve 2024/76 E. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32