Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/1022
2024/1421
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1022 Esas
KARAR NO:2024/1421
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 22/05/2024
NUMARASI:2024/28 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının sağlık turizmi sektöründe tanınan ve ... kelimesi hem ticari ünvanında yer aldığı gibi hem de ... kelimesini seri olarak markalarında kullanırken davalının aynı sektörde faaliyet gösterirken bu kelimeyi hiçbir hakkı olmadan internet sitesinde kullanması açıkça marka tecavüzü eylemini gerçekleştirdiğini iddia ettiğini, davacı şirketinin ... tescilli 10 adet markası olduğunu, aşağıda bilgilerine yer verilen markalarda da görüleceği üzere ".... kelimesi hem ticaret ünvanında hem de tüm markalarında geçmekte olup seri marka niteliğini taşımakta olduğunu beyan ettiği, ".... 29.08.2023 koruma tarihli .... tescil numaralı ...nice sınıfı "..." 31.08.2022 koruma tarihli ... tescil numaralı ... nice sınıfı “..." 08.03.2022 koruma tarihli ... tescil numaralı ... nice sınıfı “..." 09.03.2021 koruma tarihli ... tescil numaralı ...nice sınıf "..." 09.03.2021 koruma tarihli ... tescil numaralı ... nice sınıfı “..." 09.03.2021 koruma tarihli ... tescil numaralı ... nice sınıfı "..." 09.03.2021 koruma tarihli ... tescil numaralı ... nice sınıfı “... 09.03.2021 koruma tarihli .... tescil numaralı ... nice sınıfı "...." ... koruma tarihli ... tescil numaralı ... nice sınıfı "..." ... koruma tarihli ... tescil numaralı ... nice sınıfı sağlık turizmi sektöründe tanınan müvekkil şirketine ... belgesellerinde bile yer verildiği, yurt içinde ve yurt dışında "... denildiğinde akla ilk gelen şirket olduklarını iddia ettiği, davacı şirketin sağlık turizmi sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiği ve özellikle obezite ve estetik cerrahideki tanınırlığı dikkate alındığında; davalının sitesine bakıldığında da davalının da davacı şirket ile tamamen aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve tescil bile ettirmeden kullandığı ... ifadesi ile müvekkil şirketin bu sektördeki marka tanınırlığından haksız faydalanmakta olduğunu beyan ettiği, davalının ....com sitesinde yaptığı tanıtımlarda da ... kelimesini özellikle hem sitesinde hem de sitesinde yaptığı tanıtımlarla müvekkil şirketin tüm dünya çapında kurmuş olduğu tanınırlığını, itibarını, güvenini haksız bir şekilde kullanmaya çalışmakta ve açıkça davacı şirketinin tescilli markalarındaki haklarına tecavüz etmekte olduğunu, haksız rekabet teşkil eden davranışlardan ötürü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma nolu dosyasında soruşturma yürütülmekte olduğunu, davalının ...” sitesinde yaptığı tanıtımlarda "..." ifadesini kullanmasının davacının tescili markalarına iltibas meydana getirecek şekilde benzediğinden bu durumun tescilli markasına tecavüz oluşturması nedeniyle tazminatların hesaplanarak davalı tarafından ödenmesini, ihtiyati tedbir yolu ile “....." sitesine erişimin engellenmesine, karar verilmesini talep ve dava ettiği anlaşıldı.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline Ait ...nın asli unsuru ''...'' olup davacının markasıyla benzerliği bulunmadığını, ..., adını ... kökenli "..." kelimelerinin harmonik bir birleşiminden aldığını, müvekkilinin kendi markasının ve isminin başka marka ve isimler ile karıştırılmaması adına ciddi gayret ve çalışma sarf ettiğini, ve Logo tasarımı çalışmasında bu iki kelime özellikle farklı renk tonlarıyla vurgulandığını, ".. '.. anlatırken, "..." kelimesinden türetilmiş olup 'sağlam, sağlıklı ve güçlü' anlamını içerdiğini, özellikle '... kelimesi ülkemizde sağlık sektöründe sıkça kullanılan tanımlayıcı niteliğe yakın bir kelime olup sadece davacının markasına ait bir ifade olmadığını, Yargıtay kararlarında da sabit olmakla asli unsuru içinde tanımlayıcı niteliğe yakın o sektörde sıkça kullanılan ifadeler içeren markalar ayırt edicilik gücü zayıf markalar olup koruma kapsamları diğer markalara göre oldukça düşük kaldığını, ...'nın logo tasarımının, hem dikey hem de yatay kullanıma uygun, klasik bir yapıya sahip olduğunu, logo, simge ve tipografiyi uyumlu bir şekilde bir araya getirerek markanın özünü yansıttığını, iki farklı renk yapısıyla oluşturulan logo, dış çizgilerle belirginleşen hatlara sahip olduğunu, ...nın logo tasarımının temel yapısının, sağlık sektörünün temsilcisi olan mavi renk tonlarıyla özenle oluşturulduğunu, koyu ve açık tonların dengeli bir kombinasyonu, markanın kimliğini güçlendiğini, özellikle koyu mavi (lacivert) tonları, markanın kurumsal karakterini ve profesyonelliğini vurgularken, açık mavi tonları ise güvenin sembolü olarak öne çıkartığını, bu hususlar karşısında da davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın, mahkemeye sunmuş olduğu dilekçesinde, mahkemece tedbiren müvekkili şirkete ait internet sitesine erişimin engellenmesini talep ettiğini, davacı tarafın tedbir talebi tamamen kötü niyetli olup, tamamen müvekkiline ait şirketin ticari itibarını ve hayatını bitirme amacı taşındığını, mahkemece de bildiği üzere günümüzde artık tüm şirketler müşteri portföyünü internet sitesi üzerinden ve sosyal medya üzerinden oluşturduğunu, davacının tedbir talebinin kabulü halinde müvekkili yönünden telafisi imkansız zarar meydana geleceğini, keza mahkemece de bildiği üzere davanın esası sonucunda verilecek olan karar tedbir yolu ile verileyeceğini ileri sürerek, davacının taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Dosyadaki mevcut deliller ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının... esas unsurlu çok sayıda markanın özellikle ticari faaliyet alanında .... Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı tarafından kullanılan ... ibaresinin marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddiasıyla tedbir talebinde bulunduğu, aldırılan 28/04/2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı markası ile davalı kullanımlarının iltibasa neden olmayacağı yönünde görüş bildirildiği, esas yargılamada davacı iddia ve davalı savunmaları daha ayrıntılı ve kapsamlı değerlendirilecek olup fakat bu aşamada aldırılan bilirkişi raporuna göre ihtiyati tedbir talebinin koşulları oluşmadığı kanaatine ulaşıldığından reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; "İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karara dayanak yapılan bilirkişi raporunun içeriği ile netice ve kanaat kısmı tamamen birbirine zıt olduğunu, raporun içeriğinde sağlık sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren ve özellikle obezite ve estetik cerrahide dünya çapında tanınırlığı olan müvekkilinin ... ve davalı ...'nın aynı sektörlerde faaliyet gösterdiğine, müvekkil şirkete ait markaların tescilli olduğuna ve ... Sınıflar bakımından hizmetlerin kesiştiği tespitine yer verildiğini, bu hususun raporla da ispatlandığını, davalıya ait ....com sitesinde yer alan tanıtımlarda, davalanın "..." kelimesini hem internet sitesinde hem de yaptığı tanıtımlarda müvekkilinin tüm dünyada mevcut tanınırlığını, itibarını, güvenini haksız ve hukuka aykırı şekilde kendi yararına kullandığını, açıkça müvekkilinin tescilli markalarındaki haklarına tecavüz ettiğinin görülmekte olduğunu, ancak bilirkişilerin, bütün bu tespitlerin yanında, davalının kullandığı .. ifadesinde ...geçmediğini iddia ettiğini, bu hatalı ve eksik değerlendirmenin, ortalama tüketici değerlendirmesi önemsenmeden yapılmış olup tüketicilerin aynı sektörde faaliyet gösteren ve adında "..." ibaresi bulunan firmaları ayırt edemeyeceğinin sabit olduğunu, marka tecavüzü ve benzerlikte önemli olan markayı kullanan kişinin aklındaki fikir veya niyeti değil somut olarak bu iki markanın benzerlik taşıyıp taşımadığı olduğunu, 3. bir kişinin ... ile .... karıştırıp karıştıramayacağının önemli olduğunu, SMK m.6/1 (MarkaKHK m.8/1) marka tescili için nispi ret nedenleri arasında; bir marka başvurusunun tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimalinin olmasının, başvurusu yapılan marka aleyhine bir ret sebebi olarak düzenlendiğini, davalı şirketin, müvekkiline ait tescilli... markasının aynı sınıftaki mal ve hizmetlerde kullandığının, hizmet verdiği kitle açısından karıştırılma ihtimali yarattığı, müvekkiline ait markanın tanınmış marka sınıfında olduğu da gözetilerek müvekkilinin itibarından faydalandığı açıkça ortada olduğunu, davalının bu kullanımının müvekkiline ve itibarına zararı hususunda da şikayet ve başvuru haklarını da saklı tuttuklarını, müvekkilinin “...” markasını uzun yıllar kullandığını, bu marka adı altında sayısız hastaya hizmet verdiğini, müvekkilinin Türkiye’yi aşmış uluslararası anlamda tanınır bir şirket haline geldiğini, karşı tarafın, müvekkilinin markasının aynısını tescil etmeye çalıştığını, bu noktada sayısız seçeneği olan davalının müvekkili ile aynı markayı kullanmak bilinçli bir şekilde, ilgili ticari sahada çok uzun bir zamandır büyük bir tanınmışlık ve yaygınlık kazanan müvekkilinin oturmuş iş hacmi ve pazar payından kötü niyetli bir şekilde faydalanmak ve markasını engellemek amacıyla, bahse konu müracaatta bulunduğunu, keza davalı'nın bu markayı kendisine dava açıldıktan sonra tescil başvurusunda bulunması tamamen müvekkilinin sektördeki bilinirliğini kullanma amacıyla kötü niyetli davranışlarda bulunduğunu gösterdiğini, tedbir taleplerinin reddine dayanak yapılan raporun içeriğinde, ilk derece mahkemesinin 07.02.2024 tarihli tensip zaptı ile kararlaştırılan hususların hepsini kapsar şekilde ve her soruyu cevaplayan bir rapor tanzim edilmediğini, bilirkişi heyeti tarafından uyuşmazlık hakkında yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan iş bu raporun tanzim edildiği kanaatinde olduklarını, dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerin raporun tanziminde göz önüne alınmadığı ve raporun bu hali ile hükme esas alınabilecek mahiyette olmadığı hususunun istinafen de tespit edilebileceğini, ayrıca rapor içeriğinde bir çok yerde tüketici bakış açısıyla olaya bakılmadığından değerlendirme hatalarının bulunduğunu, tüm bu hususlar neticesinde, ilk derece mahkemesinin eksik, hatalı ve çelişkili raporu gerekçe göstererek reddettiği tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... ismi için büyük bir emek harcadığını ve bu ismin gerek simgesi, gerek yazım şekli ve gerekse de renkleri titzilikle düşünülerek oluşturulduğunu, müvekkiline ait isim ile davacıya ait isim arasında kesinlikle yazım şekli, simge ya da logo yönünden asla bir çağrışım bulunmadığını, müvekkilinin bunları bilinçli bir tercih ile yaptırdığını, asıl gayesi başka markalar ile iltibas yaratmamak ve kendi markasını özgün kılma çabasında olduğunu, dosyaya sunulan raporda incelendiğinde gerek isim benzerliği gerekse başta sosyal medya olmak üzere internet sitesi ve görseller açısından bir benzerlik bulunmadığı gibi sitede özellikle belirtilen ve bilirkişilerce de raporda ifade edilen ''...;'' ibaresinin de ön planda olduğunu, bu sebepler göz önüne alındığında davacının istinaf iddiaları mesnetsiz olduğunu, ...elimesi ismi sadece davacıya özgü olmadığını, pek çok firma tarafından aynı sektörde kullanıldığını, '...'' kelimesi izah edildiği üzere ülkemizde özellikle sağlık sektöründe sıkça kullanılan bir kelime olup müvekkilinin isminde de ...unsur olarak yer aldığını, davacının markasının esas ve asli unsuru olan ''....' olduğunu, davacının markasının içerisinde sektörde sıkça kullanılan tanımlayıcı niteliğe yakın ifadeler içerdiğinden ayırt ediciliği düşük zayıf marka konumunda olduğunu, bu unsur müvekkilinin ..... ifadesin de ... şeklinde kullanıldığını, sağlık sektörünün temsilcisi mavi renk tonlarıyla 2 farklı öbek olduğu ayırt edilecek şekilde özenle oluşturulduğunu, hem tasarım hem de logo açısından davacının markasıyla görsel olarak iltibasa sebebiyet vermeyecek kadar açık farklar bulunduğunu,İçerisinde ‘.... kelimesi tercih edilen bazı marka isimleri:*.... kelimesinin geçtiği sağlık sektöründe çok sayıda şirketin bulunduğunu, ...kelimesinin davacıya özgülenmesi gibi bir durumun asla söz konusu olmadığından bahisle, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün onanmasına, davacı vekili tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili tarafından müvekkili şirketin ... nezdinde tescilli 10 adet markası olduğunu, bilgilerine yer verilen markalarda da görüleceği üzere "..." kelimesi hem ticaret ünvanında hem de tüm markalarında geçmekte olup seri marka niteliğini taşımakta olduğunu davalının ....com sitesinde yaptığı tanıtımlarda da ... kelimesini özellikle hem sitesinde hem de sitesinde yaptığı tanıtımlarla müvekkil şirketin tüm dünya çapında kurmuş olduğu tanınırlığını, itibarını, güvenini haksız bir şekilde kullanmaya çalışmakta ve açıkça davacı şirketinin tescilli markalarındaki haklarına tecavüz etmekte olduğunu, davanın kabulü ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesinde, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Düzenlemesi yer almaktadır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 28/04/2024 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda özetle; benzerlik incelemesinde karşılaştırılması talep olunan ibarelerde davacı tarafın seri markalarında esas unsurun “...” kelimesi olduğu konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, zira seri marka başvurularında ... ibaresinden sonra faaliyet gösterilen alanların isimlerine yer verilerek esas kısım üzerine dikkat çekilmeye çalışılmakta olduğu göze çarptığı, Davacı tarafa ait markanın kullanım şeklinde genel olarak beyaz zemin üzerine siyah renklerle “...”, kelimesi kullanıldığı ayrıldığı, Davalı kullanımında olan ibarede ise beyaz zemin üzerine koyu ve açık mavi renkleriyle oluşturulmuş tek kelimeden oluşan “...” ibaresi kullanıldığı, İtiraz aşamasındaki kullanım şeklinde de mavi enginin iki ayrı tonu kullanıldığı ve kelimenin ...” ve “... kelimeleri olarak iki hecede okunması için görsellik oluşturulmaya çalışıldığının görüldüğü, tüketicilerin markaları parçalayarak değil bir bütün olarak değerlendirdiklerini, karşılaştırılan ibareler arasında markaların ortalama tüketici nazarında ayırt edilmesini sağlayacak düzeyde kuvvetli farklılıklar içerdiğinin gözüktüğünü, netice olarak taraflar açısından incelenen markaların farklı olduğunu belli edecek şekilde ayırt edici bir renklendirme, şekil ya da görsel bulunduğu için iltibasa neden olmayacağı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Somut olayda, her iki tarafında ... ve internet sitelerinde .... Operasyonları gibi alanlarda sağlık turizmi faaliyet gösterdikleri, genel olarak tarafların faaliyet alanlarının aynı olduğu ve davacı markalarının tescilli olduğu .... sınıflar bakımından hizmetlerinin kesiştikleri, işletmesel bağlantı bulunduğu, mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de; raporu düzenleyen bilirkişilerden bir tanesinin marka vekili avukat olduğu, sektör bilirkişisinin heyette yer almadığı, davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edildiği itirazın değerlendirilmediği, anlaşılmış olmakla, mahkemece öncelikle sektörel bilirkişi heyetine eklenmek suretiyle bilirkişi heyetinden hitap ettiği tüketici kitlesi yönünden iltibas ihtimali bulunup bulunmadığı konusunda rapor aldırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir iken, eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun Kabulüne 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/05/2024 tarih, 2024/28 E. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32