Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/966
2024/1410
12 Eylül 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/966
KARAR NO: 2024/1410
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/04/2024
NUMARASI: 2023/22 E. - 2024/70 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/09/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dünyaca tanınmış ve herkesçe bilinen .. markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde Müvekkil Şirket adına tescil edilmiş bir marka olduğunu, müvekkil şirket markalarının baskı hizmetlerine ilişkin toner kartuşları; mürekkep püskürtmeli yazıcılar için kartuşlar; baskı kartuşları, bilgisayar donanımı; bilgisayar yazılımı vb. geniş bir ürün yelpazesine sahip olduğunu, Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından düzenlenen ... Sayılı yazısında 18.01.2023 tarihli ... Sayılı Durdurma Kararının kendilerine tebliğ edildiğini, iş bu kararda müvekkili şirketin markalarına ait ... marka "Toner kartuş" cinsi eşyanın Fikri Sinai ve Mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikte ürünler olduğu yönünde tereddütleri olduğunun öğrenildiğini, 4458 sayılı Gümrük Kanunu 57/3 madde hükmü gereğince söz konusu eşyaların sevk işlemlerinin 10 (on) iş günü süre ile durdurulmuş olduğunu, belirtilen süre içerisinde Mahkemesinden ihtiyati tedbir kararı alınması gerektiği aksi halde söz konusu eşyalara ilişkin işlemlerin beyan sahibinin talebi doğrultusunda ikmal edileceğinin bildirildiğini, söz konusu yazıya istinaden kendilerince yetkilendirilen kişiler ve marka uzmanları tarafından Gümrük Müdürlüğünde durdurulan eşyalar üzerinde yapılan incelenemeler neticesinde ... markasını taşıyan farklı modellerde birçok toner kutular halinde sayılı bir şekilde istiflenmiş ürünlerin kötü kalitede olduğu ve açık bir şekilde ambalaj kutularında çok sayıda baskı ve yazım hataları yapıldığı ve Müvekkil markalara ait orijinal ürünlerin niteliğinden uzak kalitesiz malzemeler kullanıldığının görüldüğünü, durdurma kararı uyarınca bildirilen ürünlerin tamamının marka taklidi sahte ürünler olduğunun tespit edildiğini, Muratbey Gümrük Müdürlüğü’nün söz konusu ürünlerin yurtdışına geçişini serbest bırakması halinde Müvekkil Şirketin markalarını taşıyan birçok sahte ürünün piyasaya sürülmesiyle müvekkil şirketin telafisi güç zararlara uğrayacağını, davalının müvekkil şirkete ait olmayan ürünler üzerinde müvekkil şirketin markalarını ayırt edilemeyecek şekilde kullanılması sebebiyle müvekkil şirketin itibarından haksız yarar elde edebileceğini, aynı zamanda taklitlerinin çok kötü kalitede olması sebebiyle müvekkil şirketin ticari itibarına da zarar vereceğini beyan ederek; 6769 s. Sınai Mülkiyet Kanunun 159. ve 149. Maddeleri uyarınca ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu Madde 57/3 fıkrası uyarınca Muratbey Gümrük Müdürlüğünde işlem gören ... sayı 06.01.2023 tarihli beyanname muhteviyatı eşyalardan Müvekkil adına tescilli ... markalı 20 kap içerisinde yer alan 330 adet ... markalı toner cinsi ürünlerin sahteliğinin şüpheye mahal vermediği göz önünde bulundurularak dava sonunda verilecek kararın kesinleşmesine kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmek suretiyle Gümrük Müdürlüğünün bünyesinde muhafaza edilmesine, Davalı tarafından müvekkil şirketin marka haklarına tecavüzün durdurulmasına ve giderilmesine, durdurma kararı verilen eşyaların sahteliğinin tespitine, maddi tazminat hakkı saklı kalmak kaydı ile marka hakkına tecavüz teşkil eden eşyaya el konulması ile dava sonunda imhasına, dava sonunda davalı aleyhine karar verilmesi halinde bu kararın masrafı davalıdan alınarak ilgililere tebliği ile tirajı yüksek ulusal bir yayın organında yayınlanmasına karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu ürünlerin müvekkili firma tarafından üretilmediğini, satın alındığını, ayrıca yapılan kontrollerde ürünlerin orjinal olduğunun görüldüğünü, müvekkili firmanın söz konusu ürünleri toner kartuşu, teknoloji ürünleri vb. ürünleri orjinal olarak yurt dışından Türkiye'ye getiren bazı firmalardan satın aldığını, müvekkili firmanın ürünleri satın alırken ürünler arasından bir kaç örnek seçerek etiket ve hologramlarını okuttuğunu ve hologramların okutulduğunda ... markasının resmi internet sayfasının açıldığını, ayrıca ürünlerin üzerindeki hologramlar taratıldıktan sonra yapılan yönlendirmeyle açılan ...'ye ait resmi internet sayfalarında ürünlerin orijinal ürün olduğu yönünde bir onay yazısının da görüldüğünü, yine ürünlerden birer örnek alınarak ... marka ürünün ... marka bir yazıcıda denendiğini, yapılan bu kontrollerde de yazıcılarda "ürün orijinal üründür" şeklinde onay yazısının çıktığını, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm kontrol yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu denli özenli kontrol yapılmasına rağmen, ürünlerin bir ihtimalde sahte çıkması halinde de müvekkil firmanın bu husustan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya sadece ürünlerin görsellerinin sunulduğunu, başkaca objektif herhangi bir delil sunulmadığını, söz konusu ürünlerin sahte olduğu konusunun sadece davacının bir iddiası olduğu için bu iddia dikkate alınamayacağını beyan ederek; davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davacı adına tescilli "..." ibareli markalar bulunduğunun, davacının baskı hizmetlerine ilişkin ürünlerin üretimi ve satışında faaliyet gösterdiğinin, Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından davalıya ait davaya konu ürünler yönünden davacının marka hakkına ihlal oluşturabileceği değerlendirilerek durdurma kararı verildiğinin ve durdurma kararının davacıya tebliğ ile bildirildiğinin, bildirimden sonra davacı tarafça ürünlerde inceleme yapıldığının, yapılan inceleme neticesinde ürünlerin sahte, taklit ürünler olduğunun anlaşıldığının beyan edilerek bu davanın açıldığı, dava dilekçesinde tedbir talebinde bulunulduğu, mahkememizin 31/01/2023 tarihli ara kararı ile yapılacak yargılama sonunda verilecek karar kesinleşene kadar davaya konu ürünlerin Gümrük Müdürlüğünde muhafaza edilmesi yönünde tedbir kararı verildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davalının davaya konu ürünlerin üreticisi olmadığının, satışa sunmak amacıyla satın alındığının, davaya konu ürünlerden örnek alınarak orjinal olup olmadığı yönünde test ve kontrollerinin yapıldığının ürünlerin orjinal olduğunun beyan edildiği, Muratbey Gümrük Müdürlüğü'nün 18/01/2023 tarih ... sayılı durdurma kararına ve durdurma kararına konu ürünlere ilişkin bilgi verilmesi ve bunlara ilişkin belgelerin gönderilmesi için Gümrük Müdürlüğü'ne müzekkere yazıldığı, müzekkere cevabından davaya konu ürünlerin davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, müzekkere cevabında durdurma kararından ve buna ilişkin kararın tebliğinden itibaren yasal süre içerisinde davacı tarafça esas hakkında dava açılmaması ve mahkemeden alınmış tedbir niteliğindeki el koyma kararının sunulmaması nedeniyle davaya konu ürünlerin davalıya iade edildiğinin belirtildiği, davaya konu olaya ilişkin davalı hakkında Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/2137 soruşturma, 2023/1719 Karar sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığı ve marka hakkına tecavüz suçu yönünden ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinin, ürünlerin davalıya iade edildiğinin, ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamadığının ve suç delillerine erişme imkanının kalmadığının belirtilerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davalı vekilince sunulan beyan dilekçesinde davalının deposunda benzer mahiyette çok fazla ürün bulunduğunun, ürünlerin teslimi üzerinden uzun zaman geçtiğinin, davaya konu ürünlerin akıbetinin tespit edilemediğinin belirtildiği, iddiaları doğrultusunda davaya konu ürünlerin sahte, taklit ürün olduğunun davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, Gümrük Müdürlüğünce ürünlerin davalıya iade edildiği, davacı tarafça fotoğraf ve görüntüler sunulmuş ise de bu fotoğraf ve görüntülerdeki ürünlerin davaya konu ürünler olup olmadığının tespit edilemediği, yine fotoğraf ve görüntüler üzerinden ürünlerin sahte, taklit olup olmadığının tespit edilemeyeceği bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafça davaya konu ürünlerin sahte, taklit olduğu, davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu yönündeki iddialarını ispat edemediği anlaşıldığından," davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından düzenlenen ... Sayılı yazısında 18.01.2023 tarihli ... Sayılı Durdurma Kararının kendilerine tebliğ edildiğini, iş bu kararda müvekkili şirketin markalarına ait ... marka "Toner kartuş" cinsi eşyanın Fikri Sinai ve Mülkiyet haklarını ihlal eder nitelikte ürünler olduğu yönünde tereddütleri olduğunun öğrenildiğini, 4458 sayılı Gümrük Kanunu 57/3 madde hükmü gereğince söz konusu eşyaların sevk işlemlerinin 10 (on) iş günü süre ile durdurulmuş olduğunu, belirtilen süre içerisinde Mahkemesinden ihtiyati tedbir kararı alınması gerektiği aksi halde söz konusu eşyalara ilişkin işlemlerin beyan sahibinin talebi doğrultusunda ikmal edileceğinin bildirildiğini, ilk derece mahkemesinde dava ikame edilmiş olup ihtiyati tedbir kararı alındığını ve karar süresi içerisinde gümrük müdürlüğüne ulaştırıldığını, Gümrük Müdürlüğü'nün ihtiyati tedbir kararı olmasına rağmen davaya konu ürünleri davalıya iade edildiğini, dolayısı ile davaya konu ürünlerin sahte/taklit olduğunun ispatlanamamasından taraflarının sorumlu olmadığını, İlk derece mahkemesi tarafından sorumluluğun sadece taraflarına atfedilmesi ve bu sebeple tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmeyip davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, işbu sebeple ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden istinaf ettiklerini, Gümrük Müdürlüğünün İşbu hatası sebebiyle tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin ve davalı lehine vekalet ücret takdirine dair karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesi dosyasında yer alan 18.01.2023 tarihli durdurma kararında görüleceği üzere; Gümrük müdürlüğü tarafından 18.01.2023 tarihli kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içerinde Mahkemeden ihtiyati tedbir kararı getirilmesi gerektiği taraflarına bildirildiğini, işbu karar doğrultusunda taraflarınca 30.01.2023 tarihinde ilk derece mahkemesinde dava ikame edildiğini, İlk derece mahkemesi ise 31.01.2023 tarihli tensip tutanağı ile ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve aynı tarihte bu kararı Muratbey Gümrük Müdürlüğüne ulaştırıldığını, ancak Gümrük müdürlüğü ihtiyati tedbir kararının varlığına rağmen yaptığı hatalı işlem nedeni ile söz konusu ürünleri muhafaza etmediğini ve ürünleri Davalı tarafa iade ettiğini, bu nedenle ürünlerin sahteliğine ilişkin fotoğrafların dosyaya sunulduğunu, İlk derece mahkemesinin davanın ispatlanamaması sorumluluğunu taraflarına yüklendiğini, Gümrük Müdürlüğünde yer alan ürünlerin muhafazası için gerekli olan işlemlerin taraflarınca yapıldığını, vekalet ücreti; avukatın müvekkiline karşı üstlendiği savunma görevinin yerine getirilmesi sonucu hak kazandığı bir ücret olduğunu, davanın ispatlanamamasında sorumluluk taraflarında olmamasına rağmen ilk derece mahkemesinin tarafları lehine vekalet ücretine hükmetmemesi, davalı vekili lehine vekalet ücretine hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tedbir kararını süresi içinde aldığını iddia etmekte ise de bu iddiasını da ispat edemediğini, Davacının sorumlu tutmaya çalıştığı T.C. Ticaret Bakanlığı Muratbey Gümrük Müdürlüğünün davacıya söz konusu ürünlerle ilgili bildirimde bulunduğunu, davacının ise süresi içinde bir tedbir kararı bildirmediğinden Gümrük Müdürlüğü durdurma kararını kaldırdığını ve ürünlerin müvekkili tarafından teslim alındığını, Davacının bu konudaki iddiasının doğru olmadığını, Gümrük Müdürlüğünün dosyaya gönderdiği belgelerle de açık olduğunu, özel hukukta taraflarca getirilme ilkesi temel iken davacı da iddiasını ispat edememişken davanın reddedileceğinin açık olduğunu, aynı konu hakkındaki Çatalca Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/2137 S. sayılı dosyasında da benzer şekilde "Soruşturma konusu marka hakkına tecavüz suçu yönünden ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunluluk arz ettiği, bahse konu marka taklidi olduğu iddia edilen ürünlerin müşteki tarafından süresi içerisinde müracaat edilmemesi sebebiyle sahibine iade edildiğinin anlaşıldığı, bu sebeple ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılabilmesinin mümkün olmadığı" nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, fotoğrafların somut olaya konu ürünler olup olmadığı tamamen belirsiz olup davacının bu görüntüleri nerede, hangi tarihte, hangi beyannameye konu ürünlerden aldığı konularında bir netlik olmadığını, reddedilen davada davacı tarafa vekâlet ücreti zaten çıkmayacağını, Ayrıca haksız açıldığı anlaşılan bu davadaki karşı vekalet ücreti kararının da yerinde olduğunu, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekilince, davacı adına tescilli "..." ibareli markalar bulunduğunu, Muratbey Gümrük Müdürlüğü tarafından davalıya ait davaya konu ürünler yönünden davacının marka hakkına ihlal oluşturabileceği değerlendirilerek davacı tarafça ürünlerde inceleme yapıldığı, yapılan inceleme neticesinde ürünlerin sahte, taklit ürünler olduğunun anlaşıldığının beyan edilerek bu davanın açıldığı ve marka hakkına tecavüz teşkil eden eşyaya el konulması ile dava sonunda imhasına karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Dava niteliği gereği, ispat yükü altında olan tarafın davacı taraf olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 326. maddesinin (1). bendinde “Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir”, (2). bendinde ise “davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa mahkeme yargılama giderlerini haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmü yer almaktadır. Aynı kanunun 312. maddesinde ise “... kabul beyanında bulunan taraf davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir, davalı davanın açılmasına kendi hal ve davranışı ile sebebiyet vermemiş ve yargılamanın ilk duruşmasında da davacının talep sonucunu kabul etmiş ise yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilemez.” denilmektedir. 312/2. maddesinde, davalının, aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve ilk oturumda davacının talep sonucunu kabul etmesi halinde yargılama giderlerinin kendisine yüklenemeyeceği belirtilmiş olup, davacı yönünden bir düzenleme içermediğinden davacıya uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 4. H.D. 2017/3197 E., 2017/4600K, Tarih : 6.07.2017, Yargıtay 3. H.D. E: 2016/20763 K: 2018/8425 K.T.: 12.09.2018) Davacı tarafça Gümrük müdürlüğü tarafından 18.01.2023 tarihli kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içerinde Mahkemeden ihtiyati tedbir kararı getirilmesi gerektiği taraflarına bildirildiğini, işbu karar doğrultusunda taraflarınca 30.01.2023 tarihinde ilk derece mahkemesinde dava ikame edildiğini, İlk derece mahkemesinin ise 31.01.2023 tarihli tensip tutanağı ile ihtiyati tedbir kararı verdiğini ve aynı tarihte bu kararı Muratbey Gümrük Müdürlüğüne ulaştırdığını, dava konusu ürünlerin hatalı işlem nedeni ile muhafaza etmediğini, davayı ispat yükü altında olmadıklarını bu nedenle lehlerine vekalet ücreti verilmesi ve aleyhlerine verilen vekalet ücretinin kaldırılmasını talep edildiği görülmüş ise de, dava niteliği gereği, ispat yükü altında olan tarafın davacı taraf olduğu, Gümrük Müdürlüğünün işleminin hatasının sonucuna ilişkin hususun bu davanın konusu olmadığı, ispat yükünün bu dava dosyanında bu gerekçe ili yer değiştirmeyeceği, 6100 sayılı HMK 326 maddeye göre mahkeme masrafı aleyhine hüküm verilen taraftan alınması gerektiği,dolayısıyla usul ve yasaya uygun mahkeme kararına yapılan istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve davalı vekilinin ise, 6100 Sayılı HMK'nın 329. maddesi gereğince sorumlu olması gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/04/2024 tarih ve 2023/22 E., 2024/70 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/09/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32