Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/952
2024/1340
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/952 Esas
KARAR NO: 2024/1340
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 02/04/2024
NUMARASI: 2023/204 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, https://... isimli internet sitesi ve aynı isimli mobil uygulamalar üzerinden elektronik ortamda faaliyet göstermekte olup Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ibareli markaları ile uzun yıllardır e-ticaret faaliyetlerini gerçekleştirmekte olduğunu, e-ticarette komisyon teamülünü kıran müvekkil şirket büyük bir sükse yapmış ve ticari hayatın basamaklarını hızla tırmanarak zirvedeki e-ticaret firmalarından biri haline geldiğini, davalı tarafın çevrimiçi ortamda erişilebilen "..." isimli yeni bir dijital yayın platformu kullanıma sunduğunu (tescil başvurumuzdan sonra), Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 10 farklı marka tescil başvurusunda bulunmuş ve bu başvurularının tamamı hakkında tescil kararı verildiğini, Davalı adına tescilli "..." ibareli bu markalar 35.sınıf hizmetler bakımından müvekkil adına tescilli markalarla SMK m.6/1 hükmü kapsamında karıştırmaya ve haksız rekabete neden olduğunu, Davalı oluşturduğu dijital platformda davacının markasının aynısını kullanmakta, bu suretle davacının markasıyla karışıklığa yol açmakta ve ayrıca davacının markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp, itibar ve ayırt edici karakterine zedelemekte olduğunu belirterek; yapılacak yargılama neticesinde davalı tarafça yapılan ve aşağıda numaraları ile tescil tarihleri yazılı 06.12.2022 tarih ..., 24.11.2022 tarih ..., 25.11.2022 tarih ..., 17.11.2022 tarih ..., 31.07.2023 tarih ..., 31.07.2023 tarih ..., 31.07.2023 tarih..., 28.07.2023 tarih ..., 31.07.2023 tarih ... ve 31.07.2023 tarih ... Başvuru No.lu Markaların, 9, 16, 18, 28. sınıf ürünlerle ve 35. sınıftaki tüm hizmetler için hükümsüzlüğünün tespitine ve sicilden terkinine, davalının, davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturulan eylemlerinin hukuka aykırı olduğunun tespiti, tecavüzün önlenmesi, men ve ref'ine; davalının "..." isimli tescilli markalarının kullanımının gerçekleştiği internet sitesine/dijital platforma erişiminin engellenmesine, alan adının iptal ve terkinine, Davalının "..." isimli tescilli markalarının kullanımının gerçekleştiği internet sitesine/dijital platforma erişiminin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, davalı kurumun Türkiye'de yayın kuruluşları arasında en büyük yayıncılık hacmine sahip kuruluş olduğunu, televizyon, radyo, internet, sinema, habercilik, dergicilik, dijital uygulamalar, sempozyumlar başta olmak üzere çok geniş bir yelpazede kamu hizmeti sunmakta olduğunu, bunun yanı sıra oluşturduğu dizi film, belgesel, drama ve televizyon yapımları ile dünyanın sayılı yayın kuruluşları arasında yer aldığını, ileri ölçüde yetişmiş yayıncı ve yapımcı kapasitesi ile özel yayın kuruluşlarını da desteklemiş olduğunu, bu kapsamda, Türkiye'de ve dünyada radyo-televizyon ve internet yayıncılığı gibi hizmetleri sürdüren, Türkiye'de kamu yayıncılığı yapmak ile görevli tek kuruluşu olan ve birçok dizi ve programa sahip bir kurum olduğunu, müvekkil kuruma ait www....com platformu ise TRT'nin uluslararası dijital platformudur ve 2 mayıs 2023 tarihinde yapılan lansmanda tanıtılmış olduğunu, platformun, 5 farklı dil seçeneği ile 7 mayıs 2023 tarihinde yayın hayatına başlamış olduğunu, davacının, açıkça davalı kurumun faaliyetlerini engellemeye, müvekkil kuruma dava açarak kendi tanınırlığını artırmaya ve bu durumdan açıkça haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacı yasal zorunluluk olan arabuluculuk şartını yerine getirmediğini, bu nedenle işbu davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, işbu dava yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı kurumun "..." ibaresini içeren markaları ile davacının "tabi" ibaresi içeren markaları iltibas içerisinde olmadığını, bu nedenle davacının hükümsüzlük, tecavüzün men'i, ref'i ve diğer taleplerinin reddinin gerektiğini, firma markaları davalı kurum markalarından görsel, işitsel ve anlamsal açıdan tamamen farklı olduğunu, davalı kurumun "..." ibaresini içeren markaları ile firmanın "..." markası görsel olarak benzememekte olup firmanın bahsi geçen markası logo ile birlikte kelime * şekil olarak tescil edildiğini, davalı kuruma ait ... platformunda dizi film yayını yapılmaktayken davacının "www....com" adlı sitesinde çeşitli ürünlerin satıldığını, davacının internet sayfasının alışveriş sitesi olduğu aşikarken davalı kuruma ait ... platformu yerli içerikler üreterek kamu yayıncılığı kapsamında dizi film yayını yaptığını, kurumunun sektörde öncü ve tanınmış bir kurum olup davacı davalı kurumun faaliyetlerini engellemeye, davalı kuruma dava açarak kendi tanınırlığını artırmaya ve bu durumdan açıkça haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davalı kurum markaları ile firma markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dosya kapsamında davacı firmanın; davalı kurumun TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği iddiası haksız ve hukuka aykırı olup SMK kapsamında marka hakkına tecavüz talepleri ile haksız rekabet talepleri aynı davada ileri sürülemediğini, davalı kurum ve davacı dışında birçok şahıs ve firma adına "..." ibareli marka tescili bulunduğunu, alan adının iptal ve terkini talebinin reddinin gerektiğini, huzurdaki dava kapsamında erişimin engellenmesinin talep edilmesi hukuka aykırı olduğunu belirterek; Öncelikle, davacının ihtiyati tedbir talebi kötü niyetli olup, davalı kurumun ticari faaliyetine kamu yayıncılığına engel olma amacı taşıdığından ve neticeten kamu yararına aykırı olduğundan davacının tedbir talebinin reddine, Müvekkili kuruma karşı dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulmaksızın huzurdaki dava açıldığından davanın esasına girilmeksizin dava şartı yokluğundan usulden reddine, Davanın esasına girildiği takdirde, davacının tüm talepleri hukuka aykırı olduğundan davanın esastan reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince 02/04/2024 tarihli ara kararı ile; Dosyadaki mevcut deliller ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davanın hükümsüzlük ve tecavüzün önlenmesi meni ve refine ilişkin olup davacı tarafından davalıya ait ... isimli markaların kullanıldığı internet sitesine/dijital platforma erişimin engellenmesi yönünde tedbir talep edildiği, tedbirin değerlendirilmesi bakımından aldırılan 20/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda taraf kullanımları arasında benzerlik olmadığı yönünde görüş bildirildiği buna göre dosya kapsamı ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde davacının ... esas unsurlu markaların davalının ise ... esas unsurlu markaların tescilli sahibi olduğu, aldırılan bilirkişi raporuna göre markalar arasında özellikle sektörel bakımdan benzerlik olmadığı yönünde kelime itibariyle de iltibas oluşmadığı yönünde görüş bildirilmesi nedeniyle ileride tüm deliller toplandıktan sonra kapsamlı inceleme yapılacak ise de mevcut delil durumuna göre iltibas tehlikesi oluşmadığı yönündeki bilirkişi raporuna göre koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddi" şeklindeki gerekçeleri ile "İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin söz konusu “...” ibaresi üzerinde, itiraza konu markanın tescile konu edildiğinin emtia bakımından gerçek hak sahibi olduğunu, hal böyle iken markalar arasında, benzerlik ve karıştırılma ihtimali de göz önünde bulundurulduğu vakit davaya konu markalarının 9. 16. 18. ve 28. ve 35. hizmet sınıfları için üçüncü kişilere devrinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir taleplerinin reddi kararının kendilerince kabul edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ile davalı markasının 9. 16. 18. ve 28. Sınıflarda yer alan ürünler yine müvekkilinin kayıtlı olduğu ve 35. Sınıfta yer alan ürünler/hizmetler ile aynı ve/veya fazlaca benzer olmasını ifade etmelerine rağmen bu hususların göz ardı edilerek verilen ret kararının kaldırılması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu, eksik ve hatalı olarak tanzim edilen bilirkişi raporunun esas alınarak ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, bilindiği gibi olumlu anlam taşıyan her markanın zayıf marka olarak değerlendirilemeyeceğini, her güzel anlam ve olumlu çağrışım yapan marka için gerekçelendirmeksizin zayıf marka denilmesinin mümkün olmadığını Müvekkilinin markasının sözde zayıf marka olduğunu ileri sürerek markalar arası fonetik ve işitsel benzerliğin de yok sayılması raporun ne denli eksik ve tek taraflı düzenlendiğinin bir başka kanıt olduğunu, bilindiği üzere, söz konusu markalarda, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı karakterde yazılmış olmasının incelemeye etkisinin olmadığını, her iki markada da "..." ifadeleri ortak ve asli unsur olmasına rağmen buna ilişkin herhangi bir değerlendirme de yapılmadığını, telaffuz bakımından neredeyse birebir aynı yönde intiba uyandırması ve aynı sınıf ve emtialarda tescil olmasına rağmen işbu hususların tamamı göz ardı edilerek hazırlanan bilirkişi raporunun söz konusu ara karara dayanak oluşturmasının ne denli sağlıklı olacağının da tartışmaya açık olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Davacının iddialarının aksine markalar arasında benzerliğin bulunmadığını, karıştırılma ihtimalinin olmadığını ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını bilirkişi raporu ile de sabit olup ihtiyati tedbir talebinin reddine dair yerel mahkeme tarafından verilen kararın yerinde olduğunu, davacı istinafa başvuru dilekçesinde dosya kapsamında bulunan markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunun, haksız rekabet söz konusu olduğunun, markaların çok benzer olduğunun, dijital platformda olması sebebiyle hedef tüketici kitlesinin aynı olduğundan bahisle ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi talep edildiğini, dosyaya sunmuş oldukları cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde karşılaştırmalı tablo da oluşturularak detaylıca izah edildiğini, kısaca değinilecek olursa görsel, anlamsal, fonetik açılardan ve bir bütün olarak genel izlenim açısından markalar arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ayırt etme gücüne sahip herhangi bir kişi, ortalama tüketicinin altında vasıflara sahip olsa dahi, çift kişilik nevresim takımı almak isterken yahut evine mutfak malzemesi almak isterken davacının internet sitesine girmek üzereyken yanlışlıkla dizi film yayını yapan bir platforma girip dizi izleyerek evindeki ihtiyaçlarını gideremeyeceğinin farkında olacak, hal böyle iken davaya konu mal ve hizmetlerin aynı olduğunu iddia etmenin hukukla yahut iyi niyet kurallarıyla bağdaşır nitelikte olmayıp tamamen müvekkilinin kurumun elde ettiği başarıyla birlikte gerek medyada gerekse haber kanalları vasıtasıyla tanınırlık kazanmak ve internet sitesine tıklanma kazandırmak istediklerini, tüm bunlar davacı tarafın müvekkilinin kurumumun marka başvurularına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ''marka yayıma itiraz'' yolunu kasıtlı olarak seçmediğinin ve markanın tescil edilmesine sessiz kaldığının, kurumunun markalarının tescilinin üzerinden 4 ay geçtikten ve platform büyük başarıya ulaştıktan sonra dava açılmasının kötü niyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacının müvekkilinin kurumunun başarısından haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, cevap ve ikinci cevap dilekçelerinde detaylı olarak açıklandığı üzere davacının, müvekkilinin kurumunun faaliyet alanında hiçbir kullanımının bulunmadığı açık olduğundan işbu dava kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmesinde davacının hiçbir hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının takipçi sayıları göz önünde bulundurulduğunda davacının markası ve uygulamasının cevap dilekçelerini sundukları tarihte Youtube'da 53 (elliüç) olan abone sayısının şuanda 57 (elliyedi) olduğu, Twitter'da 241 (ikiyüzkırkbir) olan takipçi sayısının şuanda düşüşe geçerek 232 (ikiyüzotuziki) olduğu, Facebook'ta ise 134 (yüzotuzdört) olan takipçi sayısının şuanda 323 (üçyüzyirmiüç) olduğunun görülmekte olduğunu, TRT'nin uygulaması ve markası olan ...'nin ise Youtube'da 4.340.000'den (dörtmilyonüçyüzkırkbin) fazla abonesi, Twitter'da 222.400'den (ikiyüzyirmiikibindörtyüz) fazla takiçisi, Facebook'ta ise 496.000'den (dörtyüzdoksanaltıbin) fazla takipçisinin bulunduğunu, bu kapsamda, gerekli yasal koşullar oluşmadığından, davacı tarafından yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmediğinden, davacının ihtiyati tedbir talebinin kötü niyetli olduğundan, müvekkilinin kurumun faaliyetlerini engelleme ve müvekkili kuruma dava açarak kendi tanınırlığını artırma amacı taşıdığından, müvekkil kurumun Türkiye'de kamu yayıncılığı yapan tek kuruluş olduğunun da göz önünde bulundurulduğunda tedbir kararı verilmesi halinde kamu yayıncılığına engel olunacağından, diğer bir deyişle, kamu yararına aykırı bir karar olacağından ve geri dönülmesinin imkansız zararlar oluşturacağından yerel mahkeme tarafından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelmesi yaptırıldığı, 20/03/2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; marka incelemeler yönünden; 1) İşaretlerin görsel işitsel, anlamsal kıyaslanmasında ve bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenim değerlendirmesinde; her ne kadar ortak hizmet sınıfına sahip olsalar da davalıya ve davacı tarafa ait markaların esas ve baskın unsurlarının farklılık arz etmesi nedeniyle iltibas koşullarının gerçekleşmediği ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı ve anılan nedenlerle davalı markalarının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, marka ihlalinin de mevcut olmadığı2) Davacının tanınmışlık ile ilgili talepleri de bulunmakta olup, dosyadaki mübrez delillerin davacı markasının tanınmış marka niteliği bakımından yeterli olmadığı kanaatine hukuki takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere varılmış olup, diğer yandan bu hususun tespiti halinde dahi bu durumun varılan sonuca etki edemeyeceği, zira tanınmışlık nedeniyle dahi ön şart olarak; ortalama tüketicinin markalar arasında iltibas yoğunluğunda olmasa dahi yine de davalı markalarını görünce refleks olarak davacı markalarını hatırlamasına yol açacak nitelikte markalar arasında bir bağlantı kurması ve davacı markalarını hatırlaması gerekmekte olup, dava taraflarına ait markalar arasında bu yönde bir bağlantı kurulmasını sağlayacak nitelikte benzerlik ya da çağrışımsal ilişki bulunmamakta olduğu kanaatine varıldığı, 3) Davacının haksız rekabet iddiaları da bulunmakta olup, haksız rekabet bakımından işaretlerin benzerliği ön şart olup, işaretlerin benzer olmadığı kanaatine varıldığını, Sektörel inceleme yönünden: davacı tarafın, “...” e-ticaret sektöründe kurumsal yönetimi ve sürdürülebilir karlılığı oluşturmak ve müşterilerine güven odaklı satış yapmak olduğu, Davalıya ait olduğu belirtilen “...” nin dizi, film, program, belgesel ve birçok orijinal içeriğin izlenebilmesi küresel çevrimiçi yayın hizmeti verdiği, davalıya ve davacı tarafa ait markaların ayırt edici nitelikleri, ortak unsurun baskın ve ayırt edici olup olmaması buna göre görsel, işitsel, telaffuz olarak genel izlenim itibariyle bütünsel olarak benzer olmadıkları esas ve baskın unsurlarının farklılık arz etmesi nedeniyle, iltibas koşullarının gerçekleşmediği ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olmadığı ve anılan nedenlerle davalı markalarının hükümsüzlük ve ihlal koşullarının oluşmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Davanın konusu davalı adına tescilli markaların hükümsüzlük davasıdır. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Somut olayda davacı dava dilekçesi ile davaya konu markaları 09. 16, 18 ve 28 ve 35 hizmet sınıfları için 3. Kişilere devrinin önlenmesi adına ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise; istinafa konu 02/04/2024 tarihli ara kararı ile mahkemece bilirkişi raporu neticesinde taraf kullanımları arasında benzerlik olmadığı yönünde görüş bildirildiğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği işbu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşıldığı, taraf teşekkülünün sağlanması açısından davaya konu markaların 9, 16, 18, 28, 35. Sınıf hizmetleri için 3. Kişilere devrinin önlenmesi adına, ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KISMEN Kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ait olduğu mahkemesine iadesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile;2-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/04/2024 tarih, 2023/204 E. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52