Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/796
2024/1330
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO 2024/796 Esas
KARAR NO: 2024/1330
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 06/02/2024
NUMARASI: 2023/587 E. - 2024/68 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nde ikame edilen imzaya itiraz davasında, mahkeme'nin 10.02.20231 tarihli ara kararı ile ''asıl alacağın tamamı oranında nakti veya muteber banka teminat mektubunun icra dosyasına depo edilmesi halinde takibin davacılar yönünden dava hakkında hüküm verilinceye kadar tedbiren durdurulmasına'' yönelik karar verildiğini, ... Bankası'nın 23.03.2021 tarih ... mektup numaralı, 163.000,00 TL tutarındaki teminat mektubu ile takip tutarı icra dosyasına depo edilerek icra takibi durdurulduğunu, davalı-takip alacaklısı da bir dönem müvekkil şirket bünyesinde şoför olarak çalıştığını, sonrasında problemli olarak işyerinden ayrıldığını, bonoda lehdar olarak görülen "..." adında birisinin gerçekte var olmadığı bu ismin ve bu isme ait cironun davalı ... tarafından organize edildiğinin açık olduğunu, zira bu isme ait arka yüzdeki cironun altına bilinçli olarak TC kimlik no yazılmış süsü verilerek 10 haneden ibaret bir sayı yazıldığını, senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğunu, davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkilinin aleyhine başlatılan icra takibi dolayısıyla takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiğini belirterek, müvekkilinin icra dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibin teminatsız (takip bedelinin teminat olarak ödendiğini) ihtiyati tedbir kararı verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise teminat karşılığında takibin durdurulmasını ve dosyada yer alan teminatın paraya çevrilerek davalıya ödenmesinin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Takibe konu borca ve imzaya itiraz ettiğini ve işbu menfi tespit davasını açtığını, açılan dava ve davaya konu iddialar hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, İcra Müdürlüğü tarafından hazırlanan dosya hesap raporunda, işbu dava tarihi itibariyle dosya borcu 189.513,95 TL. olarak hesaplandığını, Kanun hükmü gereği verilen tedbir kararında, dosya alacağı üzerinden teminat hesaplanması gerekirken, sehven takip miktarı üzerinden teminata hükmedilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, tedbir kararının bu yönüyle itirazen yeniden değerlendirilmesini talep ettiğini, Davacı- Borçlu aleyhine, İstanbul ... İcra Müd. ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takip konusu borç ve imzaya davacı-borçlu tarafından itiraz edildiğini ve İstanbul 2. İcra Hukuk Mahkemesinde (2020/617 Esas) dava açıldığını, dosya kapsamında alınan Bilirkişi raporunda; takibe konu senet üzerindeki imzanın davacı-borçlu eli ürünü olduğu tespit edildiğini ve açılan davanın reddedildiğini, davacı-borçlu tarafın, açmış olduğu işbu menfi tespit davasındaki iddiaları da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, takibe konu senet üzerindeki imzanın davacı-borçluya ait olduğunu, yapılacak imza incelemesinde bu hususun ortaya çıkacağını, davacı tarafın sair iddialarını HMK 200 vd. mad. gereği yazılı delil ile ispat edemediğini, tüm bu hususlar karşısında davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; "Mahkememiz dosyasının incelenmesinde davacı vekilince arabuluculuk süreci işletilmeksizin dava açıldığının ikrar edilmiş olması, arabuluculuk son tutanağının verilen süre içerisinde sunulmamış olması, 6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesinde açıkça arabuluculuğa başvurulmadan dava açılması halinde davanın usulden reddedileceğinin düzenlenmiş olması, menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuğa başvurulmadan açılamayacağı anlaşılmakla davanın usulden reddi" şeklindeki gerekçeleri ile;"1-Davanın USULDEN REDDİNE,2-Karar kesinleştiğinde 19/09/2023 tarihli ara karar ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için İİK 72/3. Madde gereğince konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına," şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince 19/09/2023 tarihli ara kararı ile; "1-Davacı vekilinin icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin talebinin kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında alacağın %15 oranında nakdi veya süresiz kesin banka teminat mektubu karşılığı teminat yatırılması halinde icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için İİK 72/3. Madde gereğince ihtiyati tedbir konulmasına,"hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine başlatılan haksız takipte teminat miktarının davalıya ödenme riski bulunduğunu, İstanbul 2. İcra Hukuk mahkemesi'nde ikame edilen imzaya itiraz davasında, mahkeme'nin 10.02.20231 tarihli ara kararı ile ''asıl alacağın tamamı oranında nakti veya muteber banka teminat mektubunun icra dosyasına depo edilmesi halinde takibin davacılar yönünden dava hakkında hüküm verilinceye kadar tedbiren durdurulmasına'' yönelik karar verildiğini, mahkeme ara kararı gereğince İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının 17.02.2021 tarihli tensip zaptından da anlaşılacağı gibi ... Bankası'nın 23.03.2021 tarih ... mektup numaralı, 163.000,00 tl tutarındaki teminat mektubu ile takip tutarı icra dosyasına depo edilerek icra takibinin durdurulduğunu, ...Tic. Ltd. Şti'nin tek yetkilisinin, ... olduğunu, müvekkilinin yolcu taşımacılığı ve seyahat acenteliği işi ile iştigal etmekte olup Çorlu ve Çerkezköy bölgesinde tanınan ve bilinen bir firma olduğunu, davalı-takip alacaklısının da bir dönem müvekkili bünyesinde şoför olarak çalıştığının, sonrasında problemli olarak işyerinden ayrıldığını, müvekkilinin takip alacaklısıyla herhangi bir ticari veya gayri ticari ilişkisi bulunmamasına rağmen davalı ...'ın müvekkilinden haksız ve sebepsiz mal ve servet iktisabı amacıyla hareket etmesi ve icra dosyasından yapacağı haksız tahsilatın önlenmesi amacıyla tedbir talepli olarak 13.09.2023 tarihinde yerel mahkeme nezdinde kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davası ikame olunduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ''yazı veya imza inkârının sonucu'' kenar başlığıyla düzenlenen 209/1. maddesinde ''adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.'' hükmü gereğince sahteliği ileri sürülen senedi dayanak yaparak başlatılan icra takibindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilebilmesi için arabulculuk dava şartı dava açıldıktan sonra giderildiğini, usuli eksiklik karar öncesi giderildiğinden davanın usulden reddine karar verilmesinin yerinde olmadığından bahisle, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasını ve lehe hüküm kurulmasını ve İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacak miktarı ve %15 oranında fazlası depo edildiğinden karar kesinleşene kadar İİK 72/3 maddesine göre icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın Menfi Tespit davası olduğunu, Davacı-borçlu taraf, Dava şartı olan Zorunlu Arabulucuk yoluna başvurmadan işbu davayı açtığını, bu nedenle yerel mahkemenin açılan davayı dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddettiğini, dosyadaki tedbirin ise kararın kesinleşmesi halinde kaldırılmasına karar verdiğini, bu hususun açıkça kanuna aykırı olduğunu, keza İİK'nun 72/4 maddesine göre, menfi tespit davasının reddi kararı ile ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkacağını, davanın reddi kararının kesinleşmesinin de şart olmadığını, nitekim Konu ile ilgili Yüksek Yargı kararlarında da bu hususun teyit edildiğini, tedbirin kaldırılmasına ilişkin "TAVZİH" taleplerinin de yerel mahkemece "davanın usulden reddedildiği" gerekçesi ile reddedildiğini, ancak kanun maddesinde ve yüksek yargı kararlarında menfi tespit davasının usulden yahut esastan reddi konusunda herhangi bir ayrıma gidilmediğini, menfi tespit davasının reddi halinde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkacağı hususunda açık düzenleme bulunduğunu ve bu hususta içtihat birliğinin de mevcut olduğunu, bu haliyle Yerel Mahkemenin tedbirin devamına dair kararı usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/587 Esas. - 2024/68 Karar numaralı kararının "2-numaralı bendinde; Karar kesinleştiğinde 19.09.2023 tarihli ara karar ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi için İİK 72/3. Madde gereğince konulan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına" kısmının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi, 30/04/2024 tarihli EK KARARI ile; Davalı vekilinin HMK.344.maddesi uyarınca istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına, karar verilmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. Maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Mahkemece Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.7445 Kanunun Geçici 1.maddesine göre; 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrası ile 7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm, 01/09/2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. HMK 115/3 e göre dava şartı noksanlığı mahkemece davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmiş ise, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü dava usulden reddedilemez, Somut olayda dava tarihinin 13/09/2023 tarihi olduğu, dava tarihinden kısa bir süre sonra 22/09/2023 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğu ve 23/09/2023 tarihinde anlaşamama tutanağının tutulduğu, taraflarca dava şartı noksanlığının ileri sürülmediği, mahkemece fark edilmediği, davacı tarafından anlaşamama tutanağının dosyaya ibrazı neticesinde durumun fark edildiği, bu aşamada usuli eksikliğin HMK 115/3'e göre giderildiği anlaşıldığından, mahkemece işin esasına girilerek inceleme yapılması gerekir iken, anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2024 tarih, 2023/587 E. 2024/68 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52