Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/783
2024/1329
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/783 Esas
KARAR NO: 2024/1329
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 06/03/2024
NUMARASI: 2023/273 E. - 2024/240 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA DİLEKÇE:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından Erzincan İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından dolandırıldığını, davalı tarafından kendisine kredi çektirildiğini, davalı aleyhine açılmış olan ceza dosyalarının bulunduğunu, senetlerin düzenlenme tarihinin 26/09/2014'ten sonra olduğunu henüz 1 yıl geçmeden davalı hakkında suç duyurusunda bulunduğunu şikayette bulunduğu tarihten itibaren zamanaşımı süresinin durduğunu kabulü gerektiğini, Erzincan İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıyla aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığını, icra dosyasını konu senetlerin irade yanıltılması ve dolandırılması sonucunda düzenlendiğini, davalı tarafın kötü niyetli olarak senetleri icra takibine konu yaptığını, davalıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, gelinen noktada harca esas değerin yüksek olması ve ekonomik durumunun harç ve masrafları karşılamaya yetmesinin imkansız olması sebebi işe işbu menfi tespit davasını adli yardım talepli olarak açtığını belirtmiş olmakla Adli Yardım Talebinin kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığı vergi kaydı ile taşınmaz kaydı bulunmasına rağmen gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu, adli yardım talebinde bulunan davacının kendini temsil ettirdiği özel vekili bulunduğunu müvekkil ile aralarında bulunan tüm dava ve dosyalar kendini özel vekil ile temsil ettirdiğini davacının maddi durumunun yerinde olduğu huzurdaki davanın tüm harç ve masraflarını karşılayabilecek durumdayken haksız ve hukuka aykırı şekilde adli yardım talebinde bulunduğunu, icra dosyasına konu senetler 6 adet olduğunu müvekkil adına düzenlenmiş 2014 yılı vade ve tanzim tarihli senetler olduğunu, iş bu davayı hak düşürücü ile zamanaşımı süresinde ve yetkili mahkemede açmaması sebebiyle davanın usulden reddine, davacının müvekkilin alacağına engel olmak amacıyla mal kaçırdığını, davacının işbu huzurdaki davcayı ikame etmede hukuki yarınının bulunmaması ve davacının müvekkile borçlu olduğunu bu nedenle davanın esastan reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince;"Somut olayda ; Davacı tarafından davalıya verilmiş bulunan senetlerin hile ya da iradesinin baskılanması sonucu verildiği iddia edilmiş olup, Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/574 E. Sayılı dosyasında davacı cevap dilekçesi ile davalıya olan borcunu kabul etmiş, borcun gerçek bir borç olduğunu beyan etmiştir.Aynı şekilde söz konusu kabul beyanının hata, hile, cebir, tehdit vs gibi iradeyi bozan hallerle sakatlandığına dair BK 39 maddesinde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmüş bir iddia ve ispat vasıtası bulunmamaktadır. Davacı ile davalı arasındaki tasarrufun iptali davasında da alacağın varlığına ilişkin bir itirazda bulunmadığı anlaşılmakla davacının bir yıl hak düşürücü içerisinde dava açılmadığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.Yargıtay 14. HD'nin 2018/4261 esas 2021/3911 karar sayılı ilamında hak düşürücü süre yönünden davanın reddedilmesi durumunda HMK'nun 115/2 maddesi gereği dava koşulunun bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddinin ve AAÜT'nin 7/2 maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yetkili mahkeme; genel hükümler saklı kalmak kaydı ile davalının yerleşim yeri mahkemesi veya takibe başlandıktan sonra menfi tespit davası açılmışsa takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi olup davalının yetki itirazının reddi" şeklindeki gerekçeleri ile;"Davacının Davasının hakdüşürücü süre sebebiyle REDDİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Her ne kadar Gediz Asliye Hukuk 2014/574 Esas sayılı dosyasında ilk derece mahkemesi tarafından bir kabul beyanı olduğu söylense de bu beyanın tarihinden sonra müvekkilinin 1 yıllık süre içerisinde suç duyurularında bulunduğunun açık olduğunu, işbu minvalde hukuk dosyası kapsamında irade sakatlığını ileri sürmediğinin ileri sürülemeyeceğini, bir diğer taraftan müvekkilinin ciddi bir müzayaka halinde ilk başvurduğu yöntemin suç duyuruları ve ceza dosyaları olduğunun açık olduğunu, suç duyurusunun ve Asliye Ceza dava dosyasının tarihlerine ilk bakışta dahi irade sakatlığı halinin 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde aldatmanın öğrenildiği tarikten itibaren açıldığı aşikar olduğunu, bu durumun dava dilekçelerinin (45) Numaralı maddesinde belirtildiğini, işbu sebeplerden Simav Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/264 Esas sayılı dosyasındaki "şikayet" ve şikayet tarihi dikkate alınmadan ihdas edilen kararın yerinde bir karar olmadığını, nitekim işbu şikayette görüldüğü gibi müvekkilinin ıttıla tarihinden itibaren iradesinin sakatlandığını derhal 28.07.2015 tarihinde tüm detaylarıyla kolluk birimlerine aktardığını ve dosya kapsamında iradesinin sakatlanmasından öte tasarlanarak işlenen bir suçun kurbanı olduğunu da belirttiğini, bu tarihten itibaren irade sakatlığında hak düşürücü süre bitmeden müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, verilen senetlerle ve icra dosyalarıyla bağlı olmadığını her koşulda bildirdiğini, bunların eksik şekilde değerlendirilmesiyle sadece Gediz Asliye Hukuk nazara alınarak karar ihdas edilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasını ve lehe hüküm kurulmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı ve müvekkilinin davalılar sıfatını taşıdığı Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/574 Esas sayılı dosyasında davacı 16/12/2014 tarihli cevap dilekçesi ile müvekkiline olan borcunu kabullendiğini ve şu şekilde beyanda bulunduğunu, "müvekkil yine eşinin ticari faaliyetleri nedeniyle bir çok yere olduğu gibi diğer davalı ...(...)'a borçlanmıştır. ... tarafından müvekkil hakkında icra takibi başlatılmıştır. icra dosyasına ödenmesi gereken para müvekkilin maaşından kesinti yapılarak ödenebilecek bir borç değildir. müvekkil bu borç nedeniyle birkaç taşınmazı ile birlikte bu taşınmazı da borcuna karşılık olmak üzere ...(...)'a devretmiştir. diğer davalı ... müvekkilin kendisine olan borçlarını tahsil etmek amacı ile müvekkilin mal varlığı araştırmasını yaptırmış ve taşınmazın üzerinde hiçbir şekilde ipotek ya da haciz olmadığını görerek müvekkilin bu taşınmazı alacağına karşı devretmesi konusunda taraflar anlaşmışlardır. ayrıca yine müvekkil gökova/muğla'da bulunan bir taşınmazını daha eşi zafer çalışkan'ın ticari faaliyetleri nedeniyle borçlanmış olması nedeniyle ...'a borçları karşılığında devretmek zorunda kalmıştır." davacının, Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/574 Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu cevap ile Erzincan İcra Dairesi'nin 2014/10925 Esas sayılı dosyasına konu kambiyo senetlerine ilişkin borcunun, bu borç sebebiyle müvekkiline devrettiği taşınmazları açıkça kabul ettiğini, cevap dilekçesi ile belirttiği gibi davacının, müvekkiline olan borcu sebebiyle birkaç taşınmazı müvekkiline devrettiğini, davacının müvekkiline olan borcu sebebiyle devrettiği bir taşınmaza ilişkin 01/10/2014 tarihli Resmi Senet'i dosyada mübrez olduğunu, taraflar arasında davacının müvekkiline olan borcu sebebiyle akdedilmiş 01/10/2014 tarihli Resmi Senetin de mevcut olduğunu, bu kapsamda davacının her ne kadar istinaf başvurusunda bulunmuş ise de davacının Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi nezdindeki beyanın, 01/10/2014 tarihli Resmi Senet ile müvekkiline olan borcunu kabullendiğinin sabit olduğunu, tüm bu hususlar karşısında davacının işbu davayı müvekkilinin alacağını engellemek amacıyla kötü niyetli olarak tanzim ettiğini, bu sebeple yapılacak istinaf incelemesi sonucunda davacının istinaf başvurusunun reddine ve ilk derece mahkemesinin yasaya ve usule uygun kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddesi uyarınca menfi tespit davasıdır. Erzurum İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 01/01/2014, 15/01/2014, 17/03/2014, 04/03/2014, 09/07/2014, 09/10/2017 tanzim tarihli bonolara istinaden işlemiş faizi ile birlikte toplam 1.356.574,82 TL alacağın tahsili amacıyla kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Simav Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/580 Esas 2020/242 Karar sayılı dosyasında davacının ..., davalıların, ... , ... olduğu, dava konusunun tasarrufun iptali davası olduğu, davanın kabulü ile davalı ... 'in maaşının üzerine konulan haciz işlemine ilişkin tasarrufun takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak TBK 19 maddesi gereğince iptaline karar verildiği, işbu kararın istinaf edilmesi neticesinde Bursa BAM 10. Hukuk Dairesinin 2021/1180 Esas 2022/186 karar sayılı kararı ile davalı ... istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Simav Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/264 Esas 2022/694 Karar sayılı dosyasında müştekinin ..., katılanların ... ... ... , sanıkların birden fazla olduğu, içlerinde ...'nun da sanık olarak yer aldığı, mahkemece görevsizlik kararı verilerek Uşak Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür.Gediz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/574 Esas 2017/569 Karar sayılı kararın istinaf edilmesi neticesinde Bursa BAM 1. HD'nin 2020/712 Esas 2020/1238 Karar sayılı kararı ile istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, dava konusu olan bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline temyiz yolu açık olmak üzere 30/11/2020 tarihinde karar verilmiştir.Kararın içeriğinde, davalı ...'ın banka kredisi çekmesi karşılığında taşınmazın bu davalıya devredildiği, kredi taksitlerinin davacı tarafından ödendiği, taşınmazın kredinin geri ödemesi bittiğinde davacıya devri hususunda anlaştıkları davalının anlaşmaya aykırı olarak taşınmazı diğer davalı ... tapuda devrettiği hususunun tespit edildiği, ... ait cevap dilekçesinde; davalının eşinin ticari faaliyeti nedeniyle diğer davalı ... da borçlandığı, ... tarafından icra takibi başlatıldığı, takip dosyasına ödenmesi gereken paranın müvekkilin maaşından kesinti yapılarak ödenebilecek bir borç olmadığını, müvekkilinin bu borç nedeniyle birkaç taşınmazı ile birlikte borcuna karşılık ... devrettiğini savunduğu, 26/11/2015 tarihli davanın kabulüne ilişkin beyan dilekçesinde; eşi ile arasında olan davalardan dolayı taşınmazı herhangi bir bedel almaksızın ...'a devrettiğini, ... halen devir etmediğini, hatta kendisine mal varlığına haciz koyması için senet verdiğini, bu senetleri icraya koyduğunu, ... evin aslında ... ait olduğunu bildiğini beyan ettiği belirtilmiştir.
6098 sayılı TBK 39 maddesine göre yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapılan taraf yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak 1 yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemez ise sözleşmeyi onamış sayılır.Davacı tarafından davalının kendisine senet imzalamaz ise gönderdiği paraları geri vermeyeceğini, kendisine vermiş olduğu evi ve arsayı da iade etmeyeceğini, kendisine yardım ettiğini söylediğini belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep etmiş ise de; davacı vekilinin istinaf dilekçesinde de beyan ettiği üzere, kolluk birimlerine şikayet tarihi olan 28/07/2015 tarihinde hile ve aldatma ile iradesinin sakatlandığını öğrendiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten sonra 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılması gerekirken, 14/04/2023 tarihinde dava açıldığı, TBK 39 maddeye göre 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmıştır. Mahkemenin gerekçesinde davayı hem hak düşürücü süre geçtiğinden reddine, hemde esasa girilerek davanın reddine denilmiş ise de; HMK 114 ve 115. Maddeler gereğince öncelikle dava şartlarının incelenmesi gerektiği, davanın hak düşürücü süresi içinde açılmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın esasına girilmeksizin hak düşürücü süre nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hem esasa hem de usule ilişkin gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmayıp mahkemenin gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkemenin gerekçesinin düzeltilerek mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/03/2024 tarih, 2023/273 E., 2024/240 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile;3-Davanın hak düşürücü süre dolduğundan HMK 114/2 maddesi gereğince usulden REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile 247,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 270,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.439,40 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52