Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1443
2024/1318
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1443
KARAR NO: 2024/1318
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 15/06/2021
NUMARASI: 2020/2 E. - 2021/271 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "..." esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı adına tescilli ..., ... sayılı ve "...+şekil", "...+şekil" ibareli markaların müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek ve karışıklığa neden olabilecek derecede benzer olduğunu, bu durumun müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek,davalı adına tescilli ..., ...sayılı ve "...+şekil", " ... K+şekil" ibareli markalarının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Her iki şirketin faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, davalının kavurma firması olduğunu, davacının ise gıda sektörü ile ilgilenmekte olduğunu, amblemler arasında benzerlik bulunmadığını, aksi halde benzerliğin Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından gözetilmiş olacağını, bu nedenle davanın yersiz olduğunu ileri sürmüş ve yetkisizlik sebebiyle davanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini ve mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddini, talep edilen ihtiyari tedbir talebinin reddi ile dava masrafları ve vekâlet ücretinin davacıdan tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davalının emtia listesi 29.sınıf yani Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ve et mamülleri, et hülasaları, et suluarı, bulyonlar, işlenmiş su ürünleri, Kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konserve edilmiş,dondurulmuşet ürünleri olduğu, davacının ise 29.sınıf konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, yaban mersini,reçeli,marmeladı,ezmesi, Şekerlemeler, lokumlar, helvalar,çikolatalar, pişmaniye, donmuş yoğurt, çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler, çikolata esaslı içecekler, ve 35 sınıf yönünden Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri (Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…..) yani davalı ile çakışan aynı alanda tescilli bulundukları anlaşılmıştır. Bazı durumlarda aynı sınıf içerisindeki alt sınıflar arasında dahi benzerlik oluşmazken, bir ticaret ve hizmet markası arasında iltibas meydana gelebilir. Yine farklı sınıflarda tescilli mal ve hizmetler bakımından benzerlik değerlendirmesi yapılırken piyasanın anlayışı, benzer alıcı kitlesine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, birbirleri yerine İkame edilebilme ve rekabet etme olanaklarının olup olmadığı, dağıtım kanalları kullanım yöntemleri ve amaçları ile hedeflenen halk kesimi gibi her somut olayın özelliklerine uygun düşen ölçütlerin de dikkate alınması ' gerektiği Yüksek mahkeme tarafından içtihat edilmiştir. Dolayısıyla davacı iddiası, davalı savunması, marka tescil belgesi bilirkişi raporu ile birlikte incelendiğinde davacının ticari unvanının ... asli unsurlu olması, davacının ... esas unsurlu şekil markasının çok uzun yıllardır gıda sektörü içinde faaliyette bulunması, davalının davacıya ait ... esas unsurunu ve birebir aynı logo ve şekil unsurunu kötüniyetli olarak seçtiği , basiretli bir tacir olarak bir çok seçenek varken davacının piyasada edildiği emek ilkesini kendisine transfer etmek amacıyla hareket ettiği gözetilirek Davalı adına “...” esas unsurlu ... tescil nolu ve ... tescil nolu markaların kötüniyetli tescili nedeniyle 6769 sayılı SMK’nun 5,6,7 ve MK 2. Madde gözetilerek SMK’nun 25. Maddesine göre HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Kararın kesinleşmesini mütakip kesinleşmiş karar örneğinin ilgili sicile işlenmek üzere 6769 sayılı SMK’nun 27/7 maddesi gözetilerek Türk Patent ve Marka Kurumuna Enstitüsüne res’en gönderilmesine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacı ile müvekkilinin her ne kadar gıda sektöründe faaliyet gösterse de, alt faaliyet alanlarının farklı olduğunu, Davacı tarafın helva, reçel, şekerleme gibi alt alanlarda faaliyet gösterse de, müvekkilinin kavurma alanında faaliyet göstermekte olduğunu, her iki şirketin aslında tamamen farklı alanlarda faaliyette bulunduğunu, hükme esas teşkil eden raporda, davacıya ait markalarla davalı adına tescilli olup hükümsüzlüğü talep edilen markaların ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açacak derecede benzer olduklarının değerlendirildiğini ancak böyle bir benzerliğin söz konusu olması durumunda, Türk Marka Patent Kurumu tarafından bu durumun tespit edileceğini ve müvekkiline ait markanın patentine izin verilmeyeceğini, markaların hiç bir itiraza konu olmadan, kurum tarafından tescillendiğini, öte yandan müvekkili şirketin kavurma firması olması hasebiyle hayvan figürleri kullandığını, davacı şirketin amblemi ile benzerlik teşkil etmediğini, -... markasının tescil tarihinin, 12.06.2017 ve tescil numarasının ... olarak ifade edildiğini ancak ... markasının ilk defa 12.07.2004 tarihinde ... numarasıyla tescil edildiğini (ek 1), raporda belirtilen ... sayılı 12.06.2017 tarihi, markanın müvekkili şirket tarafından 23.05. 2016 tarihinde Amasya Suluova .... Noterliğinin yapmış olduğu ... yevmiye nolu noter Noter senedi ile ... Tic ve San Ltd Şti inden marka devir sözleşmesi ile alınan tarih olduğunu, müvekkilinin amblem değişikliğine gitmesi sebebiyle yaptırmış olduğu yeni tescil tarihinin esas alınmasının hatalı olduğunu, ... markasının 2017 tarihli olmayıp, 2004 tarihli olduğunu, müvekkili şirketin, 2004 tarihli '...' marka tesciline ve 2009 tarihli '... ' marka tesciline davacı şirketin itiraz etmediğini veya tescilden sonra hükümsüzlük davası da açmadığını, önceki tarihli markasından kaynaklanan kazanılmış hakkına dayalı olarak aynı mallar için asıl unsuru aynı olan bir marka yenileme başvurusunda bulunmasına engel oluşturmadığını, -Raporda 25. madde hükmüne dayanılarak marka sahibinin 5 yıl boyunca itirazda bulunmayıp sessiz kalmasının hükümsüzlük talebi istemesine engel bir durum olduğu belirtildiğini, ancak ... ŞEKİL markası için tescil tarihi hatalı olarak 12.06.2017 ( ... tescilli asıl tarih 12.07.2004) olarak kabul edildiği için dava şartı olan 5 yıllık sürenin geçmediği ve bu nedenle kötü niyet şartının da aranmasına gerek duyulmadan davacı tarafın hükümsüzlük talebinde bulunabileceği değerlendirmesi yapıldığını, müvekkili firmanın ... ŞEKİL marka tescilinin 2004 tarihli olması sebebiyle 5 yıllık dava şartı gerçekleşmiş olduğunu, ... ŞEKİL markası için de 2009 tarihli tescil olduğu için hükümsüzlük talebinin ileri sürülmesi açısından beş yıllık sürenin geçtiğini, bu açıdan söz konusu marka için mahkemenin kötü niyetle tescillenmiş olduğu kanaatine varılması halinde hükümsüzlüğe karar verebileceğini aksi halde salt benzerlik sebebiyle hükümsüz kılınamayacağını, rapora göre de yapılan değerlendirmeler açısından da, takdiri mahkemenizde olmakla beraber müvekkili şirketin, kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğini, -davacı şirketin ... tescil sayısı ile 28.12.2017 tarihinde müvekkili şirketin kavurma firması olması sebebiyle de '...A' adı ile marka tescil ettirmiş olduğunu, müvekkili şirketin kendi şirketi ile benzer ad ve faaliyet alanıyla marka tescil ettirme intibasını oluşturmak amacıyla mahkemeyi yanıltmak istediğini, Davacı şirketin, müvekkili şirketin 2004 ve 2009 da davaya konu edilen tescil ettirmiş olduğu kavurma markasının sadece bir harfini değiştirerek 2017 tarihinde kavurma markası tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, Müvekkili şirketin marka ürünlerinin, 2004 yılından bu yana tüketici tarafından ürünün kalitesi ve lezzetine iltimas edilerek satın alınan ürünler olduğunu, 2004'ten bu yana hiç bir itirazda bulunulmamasıyla markaların, müvekkili şirketçe kazanılmış bir hak olduğunu, bu markalara hükümsüzlük talebinde bulunulamayacağını, Mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalının devir yolu ile elinde bulunan ..., ... +ŞEKİL, ... +ŞEKİL ibareli markaların kendilerine ait olan markalarla ayırt edilemeyecek benzerlikte olması nedeniyle markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalının emtia listesi 29.sınıf yani Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ve et mamülleri, et hülasaları, et suluarı, bulyonlar, işlenmiş su ürünleri, Kurutulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, konserve edilmiş,dondurulmuşet ürünleri olduğu, davacının ise 29.sınıf konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, yaban mersini,reçeli,marmeladı,ezmesi, Şekerlemeler, lokumlar, helvalar,çikolatalar, pişmaniye, donmuş yoğurt, çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler, çikolata esaslı içecekler, ve 35 sınıf yönünden Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için malların bir araya getirilmesi hizmetleri (Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri…..) yani davalı ile çakışan aynı alanda tescilli bulundukları anlaşılmıştır. Bilirkişiler marka vekili ..., sektör bilirkişisi ... 17/08/2020 havale tarihli bilirkişi raporlarında; Hükümsüzlüğü talep edilen ... ve ... tescil numaralı davalı markalarının davacıya ait tescilli “...” markalarıyla benzer olduğu, ortalama tüketici nezdinde iltibas yaratacağı ve markalar arasında bağlantı kurulması ile markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Henüz beş yıllık sürenin dava tarihi itibariyle geçmiş olmaması nedeniyle ... tescil numaralı marka açısından hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, ... tescil numaralı marka açısından ise Mahkeme tarafından marka tescilinin kötü niyetle tescillenmiş olduğu kanaatine varılması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceği aksi halde beş yıllık sürenin geçmiş olması da nazara alınarak markanın salt benzerlik sebebiyle hükümsüz kılınamayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bilirkişiler ..., ... havale tarihli EK bilirkişi raporlarında; Marka devri hususundaki hukuki yorum takdiri mahkemeye olmak üzere; dava konusu olan ... '... şekil' ibareli markada davalı taraf, amblem değişikliğine giderek davacı tarafın tescilli markalarına ve logolarına yaklaşarak tüketiciler nezdinde iltibasa sebebiyet vererek markaların karıştırılmasına mahal verildiğini, kaldı ki gerçek hak sahipliği irdelense dahi kök raporda da açıklandıkları üzere davacı tarafın ... başvuru ve tescil numarası ile '...' markasının tescilini 31.12.1995 tarihinde aldığını, dosya kapsamında '...' markasının gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğunu, kaldı ki davalı tarafın renk, geometrik şekil, etiket tasarımı, tipografi hususlarında sınırsız seçim özgürlüğü bulunduğu halde davacı taraf markasına ve logo tasarımına yaklaşarak iltibasa sebebiyet vermesi, markaların benzerliği hususunun doğmasına sebep olduğunu, hal böyle iken (aynı sektörde yer alan firmaların marka başvurularıyla İlgili tercih ve seçenek özgürlüğü çok olmasına rağmen aynı renk ve şekil kombinasyonu seçildiği) ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde yukarıda belirtilen mal/hizmetler yönünden birbiriyle bağlantılı ve ilişkili markalar algısı oluşabileceği, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yukarıda belirtilen mal/hizmetler yönünden ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içerisinde davalının başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden bunun davacının '...' ibareli markaları ile ... 'et ürünleri ... karadeniz kavurması şekil', ... '... şekil' ibareli esas unsurlu markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, bu mal ve hizmetler yönünden taraf markalarının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda birbirleriyle bağlantılı işletmelere ait marka olduğu kanaati oluşabileceği, bu açıdan bu mal ve hizmetler yönünden üzere benzerlik- karıştırılma ihtimali olduğu yönünde kanaat oluştuğu, henüz beş yıllık sürenin dava tarihi itibariyle geçmiş olmaması nedeniyle ...tescil numaralı marka açısından hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu,... tescil numaralı marka açısından ise ; 11. Hukuk Dairesi 2020/154 E. , 2020/4610 K.’...mahkemece hükümsüzlük talebi bakımından davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı sonucuna ulaşılmışsa da, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının tespit edildiği hallerde sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilemeyeceği, tarafların marka olarak kullandıkları İşaretler benzer olduğu gibi, tescil kapsamlarının da aynı tür ve ilişkili mal ve hizmetlere ilişkin olduğu, davacı markalarının, davalı tarafından İlk marka başvurusunun yapıldığı 2005 tarihinde tanınmış olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalının en başından itibaren markalarını tescil edildikleri şekliyle değil davacı markalarına yaklaştırarak kullandığı, belirtilen hususun marka tescilinin davacının tanınmışlığından haksız olarak istifade etme amacıyla ve kötü niyetle yapıldığını gösterdiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine,...’ Şeklinde hüküm tesis eden Yargıtay kararında; kötü niyetin ispatında, davacı tarafın markasını tescil ettiği şekilden ziyade davacı markasına yaklaşarak kullanma baz alındığını, Mahkeme tarafından ... marka tescilinin kötü niyetle tescillenmiş olduğu kanaatine varılması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceğini aksi halde süre gözetilerek hükümsüz kılınamayacağını hukuki takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Toplanan delillere göre; davalının davacı ile aynı sektörde yer aldığı, dava konusu bu mal ve hizmetler yönünden taraf markalarının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda birbirleriyle bağlantılı işletmelere ait marka olduğu kanaati oluşabileceği, dosyaya sunulan görsellerde, aynı renk ve şekil kombinasyonu seçildiği, gemotrik tarzda altın yaldızlı çerçeve içinde kırmızı ve büyük harflerle ... markası ve altında yuvarlak dünya haritası üzerinde üç adet el ile oluşturulan şekil markası olduğu, Davalı markalarının da davacı gibi geometrik form ile yine kırmızı altın yaldızlı çerçeve içinde, kırmızı büyük harfler ile tıpkı davacı markasında olduğu gibi ... ibaresi ile oluşturulduğu, yine ... markası ve altında yuvarlak dünya haritası üzerinde üç adet el ile oluşturmuş olduğu, markanın şekil markası olup, davacı tarafından kullanıldığını bildiğinin kabul edilmesi gerektiği ve tanınmış marka olduğunun da tespitinin yapıldığı, tarafların faaliyet gösterdiği sektör dikkate alındığında, davalı markasının tanımlayıcı nitelikte olmadığı ve seçiminde bir zorunluluk bulunmadığı, davalının pek çok seçenek özgürlüğü varken davacı markasına yakın bir marka oluşturmuş olmasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığı, markaların belirtilen yönleriyle benzer olduğu, bu nedenle söz konusu markayı kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğu, davalı ... markasının 2017 tarihli olmayıp, 2004 tarihli olduğunu ve sessiz kalma süresinin dolduğunu ileri sürmüş ise de, kötüniyetli tescil söz konusu olduğunda 5 yıllık sürenin dikkate alınmayacağı, bu durumun SMK'nun 25.maddesi anlamında bir hükümsüzlük nedeni olduğu, dolayısıyla Mahkemece her iki marka yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/06/2021 tarih ve 2020/2 E., 2021/271 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52