Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1473
2024/1317
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1473
KARAR NO: 2024/1317
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/06/2021
NUMARASI: 2019/189 E. - 2021/438 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacının gerçekte karşı tarafa böyle bir borcu bulunmadığını, takibe dayanak senetlerin zorla imzalatıldığını, davalı hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/163010 ve 2018/186873 Soruşturma sayılı dosyaların mevcut olduğunu, 13/08/2018 tarihinde karakolda vermiş olduğu ifadede davacıdan tek senet aldığını belirttiğini, 10.200,00 TL bedel dışında başka alacağı olmadığını, takip dayanağının iki senetten oluştuğunu, davalının beyanını unutarak avukatına iki adet senet verdiğini ve iki adet senedin yanlışlıkla takibe konulduğunu, takibe dayanak senetlerin tanzim ve ödeme tarihlerinin senet üzerindeki tüm ibarelerinin aynı olmasını nedeniyle senetlerin iptalinin gerektiğini, Davacının tek senet borcunun da bulunmadığını, davacıya senedin zorla imzalatıldığını, karşı tarafın internet sitesi yapılması karşılığında teminat olarak 200.000,00 TL'lik teminat senedi aldığını iddia ettiğini, davacının imzaladığı iddia edilen senedin davalı tarafından internet sitelerinin ücreti olarak verilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının borçlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının 10.200,00 TL borçlu olması gerektiğini, senedin teminat senedi olduğunu belirtmiş iken bu durumda teminat senedi doğrudan takibe konulamayacağından takibin iptaline karar verilmesini, davalının 13/08/2018 tarihli ifadesinde sözleşmenin imzalanma tarihinin 02/04/2018 olduğunu beyan ettiğini, bu tarihlerde davacının İstanbul'da olmadığını, delillerle sabit; 27/03/2018 - 04/04/2018 tarihleri arasında davacının İstanbul dışında olduğunu, telafisi imkansız zararlara mahal verilmemesi bakımından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya ile davacı aleyhine girişilen takibin tedbiren durdurulmasını, davacının borcunun olmadığının tespitini, %20'den aşağı olmamak üzere karşı taraf aleyhine takip miktarı üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafa İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davanın konusu yönünden görev itirazı bulunduğunu, kambiyo senetleri TTK'da düzenlendiğinden ve ticari dava olduğundan, ilgili davaların Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini, davacı tarafın davalıya olan para borcunu, kendisi tarafından doldurulup imzalanan iki senet şeklinde davalıya verdiğini, zorla senet ve sözleşme imzalatılmasının hiçbir şekilde söz konusu olmadığını, Davacının borcunun ödememek için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğunu, bu konu ile ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/123191 numaralı kararı ile davalı hakkında takipsizlik kararı verildiğini, kesin olan şeyin zorla sözleşme imzalatılması ve senet alınmış olması değil; davacının davalıya verdiği iki adet somut senet olduğunu, senetlerin düzenlenirken tarihlerinin mutlaka atılmış olması gerekmediğini, senet tedavüle çıkmadan ya da tedavüle çıkarılırken tarih atılabileceğini, davacının kesin olarak imzaladığı senetlerin aksinin ispatını yazılı belge ile ispatlamakla mükellef olduğunu, dava ile ilgili görevsizlik kararı verilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Tüm dosya kapsamı, ceza dosyası, icra dosyası, senet asılları, taraf iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının takibe ve menfi tespit istemine konu bonolar üzerindeki imzaya yönelik itirazının bulunmadığı, (TTK m.686-687) bonoların sebepten mücerret olması ve nakten kayıtlı olması da dikkate alındığında bir para borcu için verildiği kabul edileceğinden ispat yükü üzerinde olan davacının bonoların teminat senedi olarak verildiğini, zorla imzalatıldığını davalının kötüniyetli ve bile bile davacı zararına bonoları iktisap ettiğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekirken bu konuda dosyada herhangi bir yazılı delil bulunmadığı ve davacının davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davacı tarafça davalı aleyhine açılan davanın reddine," karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükünün davalı/alacaklıda olduğunu, açılan menfi tespit davasında alacaklı (davalı) nın senedin ihdas (veriliş) nedenini değiştirmesi (tâlil etmesi) hâlinde de kanıt yükünün alacaklı davalıya düşeceğini, karşı tarafın karakolda ve Ceza Mahkemesinde verdiği beyanları ikrar niteliğinde olduğundan ikrar edilen vakaların aksini yazılı bir başka belge kanıtlama külfeti altında olduğunu, karşı tarafın elindeki sözleşme gereğince alacaklı olduğunu dile getirmekle ispat külfetini üzerine aldığını, ancak dosyaya sunulan sözleşme gereği de müvekkilinin borçlu olmadığının açıkça anlaşıldığını, Davalı tarafın, 13/08/2018 tarihinde müdafi huzurunda karakolda vermiş olduğu ifadenin de; “02/04/2018 tarihinde sözleşme imzaladık. Bu şahsın bendeki tek senedi Nisan ayında kendisine site bedelleri ve borç olarak 10.200 TL bedel karşılığında o günkü dolar cinsinden yapmış olduğum senet vardır. 200.000 TL lik senet ise 4 adet site için yapılan aramızda sözleşme teminat bedelidir. …” şeklinde beyan ve ikrarda bulunduğunu, -Davalı tarafın ifadesinde açıkça müvekkilinden tek senet aldığını belirttiğini, 10.200 TL bedel dışında 200.000 TL lik teminat senedi olduğunu beyan ettiğini, takip dayanağı senedin de bir değil iki adet senet olduğunu, Davalı tarafın müdafi huzurundaki beyanı ile müvekkilinden tek senet aldığını beyan etmiş iken bu beyanını unutarak avukatına iki adet senet verdiğini ve iki adet senedi yanlışlıkla takibe koyduğunu, Davalının bu beyanının kendisini bağlayıcığını, çünkü Karakol ifadesinde, müvekkilinden nisan ayında kendisine site bedelleri ve borç olarak 10.200 TL borç verdiğini söylediğini, Nisan ayında dolar kuru 4.197 olup*2430 usd= 10.200 TL yaptığını, oysa takip dayanağı bunun iki katı miktar olduğundan ve takibe dayanak iki adet senet konulmuş olduğundan, senetlerin tanzim ve ödeme tarihleri, senet üzerindeki tüm ibareler aynı olduğundan senetlerden en azından birinin iptali gerektiğini, -Müvekkilinin karşı tarafa borçlu olmadığını gösteren bir diğer durumun, elden alınan borçla birlikte internet sitesi yapım masraflarının toplam 10.200 TL olduğu karşı taraf ikrarına göre, müvekkilinin, hem karşı tarafa 4 adet internet sitesi yaptığını, hemde bundan dolayı borçlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, nitekim hizmet veren/verecek taraf internet sitesi yapacak olan taraf müvekkili olduğundan hizmeti veren tarafın alacaklı olacağından karşı tarafın müvekkilinden alacaklı olmasının mantığa aykırı olduğunu, -Müvekkilinin karşı tarafa borçlu olmadığını gösteren bir diğer durumun, takibe dayanak senetlerin keşide tarihi olduğunu, senetlerde yazılı keşide tarihinin aynı zamanda sözleşme tarihi olduğunu, sözleşme ve senet keşide tarihlerinde müvekkilinin İstanbul da bulunmadığı hususlarının delilleri ile birlikte mahkemeye sunulduğunu, -Zorla imzlatılan sözleşmede dahi (www...com, "www...com" "www.....com, www.....com) internet site yapım bedellerinin 2.430 USD olduğu belirtildiğini, internet sitelerini müvekkili yapmış olduğundan esasen karşı tarafın müvekkiline 2.430 USD borçlu olduğunu, ifadelerinde bu senedin teminat senedi olduğunu belirtmiş iken bu durumda teminat senedi doğrudan takibe konulamayacağından ve teminat konusu unsurların ispat külfeti karşı tarafa düştüğünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, -Dosyada dinlenen tanık beyanları, celp edilen belge ve kayıtlar, soruşturma dosyası, dava dilekçesi ve delil listesi ekinde sunulan belgeler ile ispat külfetinin karşı tarafta olmasına ve karşı taraf ikrarı ile ispat külfeti yer değiştirmiş olmasına rağmen davalarının reddedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, karşı tarafın ceza davasında beraat etmiş olmasının hiçbir şekilde hukuk davasındaki ispat hükümlerine etki etmeyeceğini kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davalıya olan para borcunu, kendisi tarafından doldurulup imzalanan iki senet şeklinde davalı müvekkiline verdiğini, Davacı tarafça iddia edilen zorla senet ve sözleşme imzalatılmasının hiç bir şekilde söz konusu olmadığını, Davacı taraf para borcunu ödememek için kendi yaratmış olduğu bir senaryo ile müvekkili hakkında İstanbul Anadolu C. Başsavcılığında şikayette bulunduğunu ve İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/162 E. 2019/442 K. Sayılı dosyasının incelenmesinde; sanıklar Ramazan Kaymaz ve ... hakkında katılan ... 'a yönelik olarak birden fazla kişi tarafından gece vakti birlikte yağma, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyeti yoksun kılma suçlarından dava konusu senetlerin katılana zorla imzalatıldığı ve hürriyetinden yoksun bırakıldığı iddialarına dayalı olarak kamu davası açıldığı ve yargılama yapıldığı, yargılama sonucunda sanıkların yüklenen suçu işledikleri sabit olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verildiği, katılan tarafından istinaf istemi üzerinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 2020/268 E. 2020/415 K. Sayılı 04/11/2020 tarihinde kesin olarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, zorla sözleşme imzalatılması ve senet alınmış olması değil, davacının müvekkiline borçlu olmasından dolayı davacı tarafından düzenlenerek imzalanmış ve davalı müvekkile verilmiş olan iki somut senet olduğunu, ispat yükü davacıda olmasına rağmen davacı tarafın zorla imzalatıldığını öne sürdüğü ve delil listesinde de dayanmış olduğu sözleşmenin hiçbir şekilde söz konusu dosyaya sunulmadığını, senedin düzenlenme tarihinin mutlaka senet düzenlenirken atılması gerekli olmayıp, senet ‘tedavüle çıkmadan’ ya da ‘tedavüle çıkarılırken’ atılabileceğini, davacının kesin olarak imzaladığı senetlerin aksinin ispatının yazılı belge ile ispatlamakla mükellef olduğunu, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasına konu iki adet bonoya dayalı borçlu olmadığının tespiti, takibin iptali ve kötüniyet tazminatı verilmesi istemine ilişkindir İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/162 E. 2019/442 K. Sayılı dosyasının incelenmesinde; sanıklar ... ve ... hakkında katılan ... 'a yönelik olarak birden fazla kişi tarafından gece vakti birlikte yağma, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyeti yoksun kılma suçlarından dava konusu senetlerin katılana zorla imzalatıldığı ve hürriyetinden yoksun bırakıldığı iddialarına dayalı olarak kamu davası açıldığı ve yargılama yapıldığı, yargılama sonucunda sanıkların yüklenen suçu işledikleri sabit olmadığından CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine karar verildiği, katılan tarafından istinaf istemi üzerinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 2020/268 E. 2020/415 K. Sayılı 04/11/2020 tarihinde kesin olarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyasına konu iki adet bononun incelemesinde; 2 adet 02/04/2018 düzenleme tarihli, 12/06/2018 ödeme tarihli, 2.430 USD bedelli, düzenleyeni ... ve lehdarının ... olduğu, düzenleyen tarafından imzalanmış ve nakden kaydının bulunduğu bono olduğu anlaşılmıştır Mahkemenin 11/02/2020 tarihli duruşmasında Davacı Tanığı ... (TC.No:...) beyanında; " ... benim arkadaşım olur, hatırlamadığım bir zaman diliminde ... ile birlikte ...'nın dükkanına gittik, ..., ...'dan site yedeklerini istemişti, ... ...'a site tasarım işi yaptırıyordu, ...'ın dükkanına gittiğimizde ... ile aramda sözlü bir tartışma oldu, ...'ın da yanında ismini bilmediğim arkadaşı vardı, daha sonra ... ve ... dükkanın içine girdiler, ... benim gitmemii istedi, ancak ben dükkanın önünde bekledim, ben 15-20 dakika dışarıda durdum, ... bana sorun yok şeklinde mesaj attı, daha sonra dükkanın 100 metre ilerisinde bir kafede oturdum, 2 saat sonra dükkana gittiğimde dükkan kapalıydı, ben bunun üzerine ...'ı aramaya başladım, benim aramalarıma cevap vermedi, daha sonra bana whatsap üzerinden iyiyim bir sorun yoktur dedi, ... geri geldiğinde stresliydi, bana aralarında geçenleri anlattı, işimizi komple elimizden aldılar, dedi, benim zorla senede imza atılmasına ilişkin görgüye dayalı bir bilgim yoktur, ben ... ile sözleşmenin düzenlendiği tarihte Gürcistan'a girmek üzereydim, ... Türkiye'de değildi " bildiklerim bundan ibaret diyerek beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 11/02/2020 tarihli duruşmasında Davacı Tanığı ... (TC.No:...) beyanında; " ... benim eşim olur, senetlerin imzalatıldığı tarih olan 11/09/2018 tarihinde ben eşime ulaşamadım, kendisine 40-50 ye yakın aradım, ancak ulaşamadım, bana bir kez geri dönüş yaptı, kendisinin ...'nın yanında olduğunu söyledi, eşim ...'un ...'dan alacağı vardı, parasını alamıyordu, o gün de yollarını ayırmak için gitmişti, kendi yaptığı internet sitelerinin şifresini verecekti, o gün eşim sabaha karşı 6 buçukta eve gelmiştir ve yüzü gözü kaymış bir vaziyette eve geldi, benim zorla senet imzalatıldığına ilişkin görgüye dayalı bir şahitliğim yoktur " bildiklerim bundan ibaret diyerek beyanda bulunmuştur. Dava konusu her iki senette de nakden kaydı mevcuttur. Davacı, senetlerin zorla doldurulduğunu iddia etmiş olmakla senet nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükü altındadır. Davalı, soruşturmadaki beyanında site bedelleri ve borç olarak 10.200 TL bedel karşılığında o günkü dolar cinsinden yapmış olduğunu ve iş karşılığı olduğu yahut borç karşılığı olduğu şeklindeki iddiasının senedin talili niteliğinde olmaması nedeniyle ispat yükünü değiştirmeyecektir. Davacı senetlerdeki imzayı inkar etmemiştir. Bu durumda senedin anlaşmaya aykırı dolduruluğunu kesin delil ile ispatla yükümlüdür. Davacı taraf delil olarak Davalı tarafın, 13/08/2018 tarihinde müdafi huzurunda karakolda vermiş olduğu ifade içeriğine dayanmış ise de, bahsi geçen ifadenin kolluk nezdinde alınmış olması, iş bu yargılama aşamasında davalı tarafça bu ifade ile benzer yönde bir savunma yapılmamış olması karşısında bahsi geçen ifadenin davacının borçlu olmadığına yönelik açık bir ikrar mahiyetinde olamayacağı sonucuna varılmıştır. Davalı hakkında birden fazla kişi tarafından gece vakti birlikte yağma, cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyeti yoksun kılma suçlarından dava konusu senetlerin katılana zorla imzalatıldığı ve hürriyetinden yoksun bırakıldığı iddialarına dayalı olarak açılan davada sanığın beraatine karar verilmiş olduğu ve istinaf başvurusunun reddine karar verilmekle kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin 2020/268 E. 2020/415 K. Sayılı 04/11/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosyada mevcut delil durumuna göre davacının senede karşı olan iddiasını kesin delille ispatlayamamıştır. Davacının “nakden” kaydıyla imzalanmış olan “kambiyo senedine” ilişkin her türlü geçersizlik, bedelsizlik, anlaşmaya aykırı doldurma ve benzeri iddialarında ispat yükünün kendisinde olduğu aşikar olup , TTK ve HMK kuralları altında senede karşı senetle ispat kuralı uyarınca bu hususa ilişkin hiçbir belge dahi sunulamamış olması nedeniyle haksız istinaf talebinin reddi gerekmektedir. Sonuç olarak; dairemizce istinaf sebepleriyle bağlı olarak yapılan incelemede, davacı vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir durumun bulunmadığı, yerel mahkemece delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvuru talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2021 tarih ve 2019/189 E., 2021/438 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52