Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1582
2024/1316
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1582
KARAR NO: 2024/1316
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 14/01/2021
NUMARASI: 2019/20 E. - 2021/4 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesi ile;Davacı şirketin 2007 yılından bu yana motorlu kara taşıtlarının yedek parçalarının ve aksesuarlarının toptan ticareti ile iştigal etmekte olduğunu, davalı tarafından tecavüze konu edilen ... markasının, davacı tarafın faaliyetleri kapsamında bilinen ve tanınan bir marka haline getirilmiş olduğunu, Markanın 18.01.2017 tarihinde ... tescil numarası ile tescil edilmiş olduğunu, dava konusu ... başvuru numaralı “...” markasının 12. sınıfta tescilli olduğunu, davacı tarafa ait ... markasının da aynı sınıfta tescilli olup davacı ve davalı şirketlerin iştigal konularının da aynı olduğunu, davalı tarafın kötü niyetli olarak davacı tarafın 5 yıldır kullanmakta olduğu marka ile benzer olan “antivolyugoneıman” markasını tescil ettirdiğini, davacıya ait ... markası ile dava konusu “...” markası arasında iltibas derecesinde benzerlik bulunduğunu, davalının markaya ... ibaresini derç ederek fonetik benzerlikten kurtulma yolu seçtiğini, davacı tarafın, davalının marka tecavüzü nedeniyle zarara uğramış olduğunu, İfade ederek davalı adına ... escil numarası ile tescilli “... markasının hükümsüzlüğü ile davacı tarafın zararının tazminini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafa ait ... markasının varlığından ancak dilekçenin tebliği ile haberdar olduklarını, iddia edildiği gibi davacı markasının sektörde bilinirliği bulunmadığını, davacı markasının 2017 yılında tescil edildiği açık olmakla markanın 5 yıldan beri davacı tarafa ait olduğu iddiasının temeli olmadığını, ... ibaresinin sektörde faaliyet gösteren 4 ayrı firma tarafından tescil ettirildiğini, davacı markasının ... olduğunu, davalının da bu ibareyi ... ve ... ibarelerini ekleyerek tescil ettirmiş olduğunu, ... ibaresinin 2011 yılında ... , tarafından tescil edildiğini, davacının ise farklı bir şirkete ait olan markanın başına ... ibaresini koyarak tescil ettirmiş olduğunu, davalı tarafın da bu ibareye ... ve ... ibaresi eklediğini, ... kelimesinin ... unvanlı bir şirket tarafından da 2018 yılının 12. Ayında tescil ettirilmiş olduğunu, davalının esas olarak ... markası ile üretim yaptığı, ... markasında ... ibaresinin geri planda kaldığını, markaların birbiri ile benzerlik taşımadığını, hitap edilen müşteri/tüketici kitlesinin farklı olduğunu ve davalı tarafın tüm faaliyetini ... markası altında toplama amacı olduğunu, ... ibaresi üzerinde tekel kurulamayacağını İfade ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Toplanan deliller, bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde,davacı adına tescilli ... sayılı "..." markası ile davalı adına tescilli dava konusu ... numaralı "... " markasının benzerlik nedeni ile karıştırılma ihtimali iddiası ile yapılan inceleme ve değerlendirmede,her iki markanında ortak kelimesinin "..." olduğu,davacı markasının içerisinde yer alan ... ibaresi yer alsa da ... kelimesi esaslı unsur olarak göze çarpmakta olup,davalı markasında ise "... "ibaresi yer alsa da,... çok küçük olarak yazıldığı ve görülmediği,"... "ibaresinin siyah ve daha büyük yazılması nedeni ile ilk bakışta göze çarptığı,... ibaresinin yurt dışında kurulmuş ve faaliyet gösteren bir şirketin adı ve markası olduğu,fakat anlam olarak gündelik hayatta kullanılmayan ayırt edici bir ifade olduğu, otomotiv sektöründe bilinen bir marka olmasına rağmen harcıalem bir kelime olmadığı,markaların "..." ibaresi yönünden aynı olduğu,sınıfsal yönden ise her iki markanın da 12.sınıfta tescilli olduğu ,kelimelerin aynı olması ve aynı sınıfta tescilli olması nedeni ile aynı tüketici kitlesine hitap ettiği bu nedenle ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabileceği sonucuna ulaşıldığı, bu şekilde karıştırılma ihtimali nedeni ile hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, her ne kadar davalı tarafından aynı ibareli(... )başkaları adına tescilli birçok marka bulunduğu savunması ileri sürülmüş ise de,benzer ve aynı ibareli başka markalar olması tescilin haklı olduğu sonucunu doğurmayacağı,kötüniyetli tescil bakımından ise,taraf tescilleri arasında tescil tarihi itibari ile bir yıl olması,davacının markasının tanınmış marka olmaması,markanın asıl yaratıcısının yurt dışında faaliyet gösteren dava dışı başka bir şirket olması,davalı markasının,davacı markasından birebir kopyalanmamış olması birlikte gözetildiğinde, tescilin kötü niyetli olmadığı anlaşılmış,kötü niyetli tescil nedeni ile hükümsüzlük talebi yönünden davacının talebi haklı görülmemiş,tazminat talebi yönünden ise davacı zararını ispatla mükellef olup, zararı ispatlayamadığından tazminat yönünden davanın reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacının hükümsüzlük talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ..., ... otomotiv sektöründe öncü olan araçların direksiyon kolonuna hırsızlık önleme cihazı üreten bir şirketin marka adı olup otomotiv sektöründe özellikle hırsızlığa karşı mekanizmalar bakımından bilinen bir kelime haline geldiğini, Türkiye'de otomotiv sektöründe faaliyet gösteren dört farklı firmanın, "..." ibaresini içeren markaları 12. sınıfta tescil ettirdiğini, bu ibarenin Türkiye'de ilk defa 2011 yılında ... tarafından tescil ettirildiğini, ikinci olarak 2017 yılında davacı ... tarafından başına "..." ibaresini getirilerek tescil ettirildiğini, Davalı müvekkilinin ise 2018 yılında bu ibareyi, "..." ve "..." ibareleri ile birlikte mevzuata uygun bir şekilde, askı ve onay sürelerine riayet ederek tescil ettirdiğini, bu süreçte davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, 2018 yılının 12. ayında (davalının tescilinden yaklaşık 9 ay sonra) ise "..." ibaresinin, ... adlı farklı bir şirket tarafından bir logo ile birlikte, yine 12. sınıfta tescil ettirildiğini, anılan logonun incelenmesinden de anlaşılacağı üzere, logoda "kontak anahtarı" anlamına gelen İngilizce "ignition swicth" ifadesi kullanıldığını, ... Otomotiv'in de logo ve marka tescil sürecinde hiçbir itiraz yapılmadığını, davacının kendi markasında yer alan "..." ibaresinin de Fransa'da bulunan öncü markadan esinlenilmiş olduğunu, Türkiye'de davacıdan önce başka bir firma tarafından marka adı olarak tescil edildiğini, "..." ibaresinin her iki markanın da tek asli unsuru olarak kabul edilmesi halinde bu ibarenin, davacıdan önce ... tarafından tescil ettirildiğinden davacının markasının da hükümsüzlüğünün söz konusu olacağını, otomotiv sektöründe bir markanın tanınması için bir senelik sürenin çok kısa olduğundan, davacı tarafın tanınmışlığından veveya markasının başarısından faydalanılması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, Yerel Mahkemenin de gerekçeli kararında "davacının markasının tanınmış bir marka olmadığını" belirterek kötü niyetli tescil nedeni ile hükümsüzlük talebini (kanaatimizce) yerinde bir karar verdiğini, davacının davalıya ait marka aleyhine işbu hükümsüzlük davasını ikame etmiş olmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, Davacının, ikame ettiği davada hukuki yararı bulunmadığını, -... ibaresinin ilgili sektör bakımından tanımlayıcı bir kelime olduğunu, "..." kelimesinin otomotiv sektöründe hırsızlığa karşı mekanizmalar için artık tanımlayıcı hale geldiğini, iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmaması gerektiğini, Davalı şirketin, 1982 yılından beri ithal ettiği ve yurt içinde ürettirdiği ürünlerin satışını ... adı altında yapmakta ve otomotiv/yedek parça sektöründe bu isimle faaliyet göstermekte olduğunu, bu kapsamda uzun yıllardır müvekkili şirket tarafından alınıp satılan ''kontak anahtarı ürünleri'' de bu marka ile satılmak niyetiyle ''...'' kelimesi başta olmak üzere tescil edilmiş olduğunu, tescili mevzuata ve askı sürelere uygun biçimde gerçekleştirmek için gerekli adımlar atıldığını, davalının, ürünlerini "...'' ve ''...'' adı altında piyasaya sürdüğünü, Davalının marka adı, satışını yaptığı ürünleri tanımlayıcı hale gelmiş olan "..." ibaresinin başına; hırsızlığa karşı anlamına gelen tanımlayıcı "..." kelimesi ile yıllar önce Amerika'da "..." olarak seçilerek üretimi durdurulan araba modelinin adı olan "..." kelimenin eklenmesi ile oluşturulduğunu, Davacının marka adını oluşturan bu üç ibareden en özgün olanı ve ilgili sektör bakımından tanımlayıcı bir ifade olarak kabul edilemeyecek olanı "..." kelimesi olduğunu, davalının, hem ürünlerini ve faaliyetini tanımlayan bir marka adı oluşturduğunu, hem de "..." ifadesi ile ayırt edicilik kazandırdığını, "..." kelime grubu bir bütün halinde davalının markasının asli unsuru haline geldiğini, her ne kadar Yerel Mahkemece "..." ifadesinin küçük olarak yazıldığı gerekçe gösterilerek "..." ibaresi asli unsur olarak kabul edilmişse de, bu ibarenin tek başına asli unsur olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının da ...'e ait markanın özgün olan ifadesinin "..." ibaresi olarak kabul edilmesi gerektiğini, -Davacı adına tescillik markada logo bulunmadığını, sadece "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunu, Davalı adına tescilli markanın ise kare içerisinde çember bulunun bir logonun ortasındaki "..." ibaresinden oluştuğunu, iki marka arasında işitsel, görsel veya fonetik bir benzerliğin olmadığını, davalı şirketin, "toptanüstü" olarak ifade edilen bir konumda ticaret yaptığını, yani toptancılara mal sattığını, müşterilerin tamamının büyük Anadolu toptancılarından oluştuğunu, hitap edilen müşteri kitlesinin, iddia edilenin aksine "bilinçli/bilgili tüketicilerden" oluştuğunu, davalı firmaya ait çatı markası “Yugo” ürünlerinin bu müşterilere devamlı satılmaya devam ettiğini, "ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açabilecek" bir benzerlikten söz edilemeyeceğini, Yerel Mahkeme'nin davalıya ait ...numaralı markanın hükümsüzlüğü yönündeki kararının yerleşik içtihatlara, usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, 2007 tarihinden itibaren motorlu kara taşıtlarının yedek parçalarının ve aksesuarlarının toptan ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, uzun süreden beri yurtiçi ve yurtdışında uzmanlaşmış kadrosu ve tecrübesiyle yedek parça piyasasında önemli bir yer edindiğini, Müvekkili markası “ ...” markasının da davalı markası ile aynı sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, aynı emtia üretiminde bulunduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olarak kendi ticaret ünvanı ya da kendine ait özgün bir markayı kullanmak yerine, müvekkilinin 5 yıldan fazladır piyasada faaliyette bulunduğu ve ambalajına kadar dahi tüketici nezdinde intiba uyandıran markasını “...” şeklinde tescil ettirerek ve marka simgesini de müvekkili ambalajlarından alarak müvekkiline ait “...” ibaresinin seri markası izlenimi yarattığını, ... kelimesi otomobil sektöründe hırsızlığa karşı mekanizmalar olarak bilinmesine rağmen bu konuda öncü olan bir şirketin kurucusunun adı ve markası olduğunu, dolayısıyla tescilde öncelik prensibi gereğince açıkça sonradan tescil olan Davalı markasının hukuki himayeden mahrum olması gerektiğini, Davalı tarafın ... markasının sektörel bir ibare olduğuna dair bir delil de sunamadığını, davaya konu hükümsüzlüğü talep edilen “...” markası ile müvekkiline ait “ ...” markalarının açıkça iltibas yarattığını, davalı şirketin müvekkilinin uzun süredir emtiaları için kullandığı ambalaj simgelerini olduğu gibi tescile soktuğunu ve buradan kendine hukuka aykırı bir şekilde hak tesis etmeye çabaladığını, dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasında görsel, biçimsel olarak herhangi bir fark bulunmadığını, fonetik benzerlikten de davalı tarafından rastlantısal olarak “yugo” kelimesinin marka adına derç edilmesiyle kurtulma yoluna gidildiğini, müvekkili tarafından farklı beğenilere hitap eden eklerle birlikte seri marka halinde kullanılan “...” markası ile neredeyse aynı olduğunu, davalı markasının müvekkiline ait seri markalardan bir olarak çağrışımda bulunduğunu, dava konusu marka tecavüzünde davalı tarafından yapılan ihlal araya “yugo” ibaresiyle gerçekleştirildiğini, ikinci marka durumundaki davalıya ait markaya getirilen kelime eklemesinin markalar arasındaki art niyeti ortadan kaldırmayacağını, ambalajda kullanılan simge ve kutu dizaynı da davalı tarafından bire bir şekilde kopyalandığını, Müvekkiline ait markanın hitap ettiği grubun bilgilenmiş tüketici olarak adlandırılabilecek bir grup olmadığını, müvekkilinin hitap ettiği grup ülkenin dört bir yanında yaşayan ve farklı kültür seviyelerine ait tüketici kitlesi olduğundan, müvekkili markası ile son derece benzerlik sağlayan ve müvekkili seri markalarından biri olarak izlenim yaratan “...” markasının orta tüketici grubunu yanıltmasının son derece olası olduğunu, ... markasının harcıalem bir ibare haline gelmediği ve açıkça sonra tescil edilen marka açısından yapılan kötüniyetli istinaf başvurusu açısından HMK. Md. 351 kapsamında para cezasına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescilli olan ... markasının hükümsüzlüğü davasıdır. Davacı şirketin ticaret ünvanının ... Anonim Şirketi olduğu, şirketin son tescilinin 01/02/2017 tarihinde yaptırıldığı, Davalı şirketin ticaret ünvanının ... olduğu, son tescilinin 16/03/2017 tarihinde yaptırıldığı anlaşılmıştır.Davacıya ait ... numaralı marka tescil numaralı markaya ilişkin tecil belgesinin istendiği, 18/01/2017 tarihinden itibaren on yıl müddetle tescil edildiği görülmüştür.Davalıya ait ...numaralı markanın 04.04.2018 başvuru tarihli olup, 21.11.2018 tarihinde tescile bağlandığı ve 12. Sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişilerin 09/04/2020 tarihli raporunda, davacı adına ... sayı ile tescil başvurusu yapılan ... markasının 12. Sınıfı kapsadığı ve markanın 18.01.2017 tarihinden itibaren koruma altında olmakla fiilen 11.09.2017 tarihinde tescile bağlandığı, Davalı adına ....sayı ile tescil başvurusu yapılan ... markasının 12. Sınıfı kapsadığı ve markanın 04.04.2018 tarihinden itibaren koruma altında olmakla fiilen 21.11.2018 tarihinde tescile bağlandığı, ... ibaresinin, özel isim olarak kullanılan ve eski İngilizce’de anlamı bulunan bir kelime olmakla herhangi bir sektörde harcıalem bir ibare olarak değerlendirilemeyeceği, ... ibaresinin markasal olarak da ayırt edici bir ibare olduğu, 12. Sınıfta davalı ve davacı markaları da dahil olmak üzere .... ibareli ..., ..., ..., ... tescil numaralı markaların mevcut olduğu, ... ibaresini taşıyan 12. Sınıftaki tescilli markalarının hiçbirinin kısmi ve tümden red kararı almadığı gibi bu markaların hiçbirine ilan aşamasında itiraz edilmediği, Dava konusu ... markasına da herhangi bir şirket tarafından ilan aşamasında itiraz edilmediği , davacı ve davalı markalarının ... markasının ilk sahibi olan ... unvanlı şirketin ... başvuru numaralı markasına benzer görülmediği, ... ibaresinin ilgili sektörde ilk kez ...’DE Fransa’da kullanılmaya başlandığı, bu ibarenin marka olarak Fransa ve diğer ülkelerde ... unvanlı bir şirket adına tescilli olduğu, ... ibaresinin şirket kurucusunun soyadı ve şirketin markası olarak çok uzun zamandan beri kullanıldğı ve kendi alanında öncü bir şirket olmasından dolayı ... ibaresinin özellikle Fransa’da markasal bilinirliğinin çok yüksek olduğu, ... ibaresinin 12. Sınıfta özellikle hırsızlığa karşı mekanizmalar bakımından bilinen bir ibare olmakla beraber harcıalem bir kelime olmayıp, bu konuda öncü olan bir şirketin kurucusunun adı ve ticari markası olduğu, Davacı ve davalı markalarında esaslı unsurun ... olduğu, Bu kapsamda davacı adına ... esas unsurlu bir marka varken aynı ürün sınıfında ... esas unsurlu farklı bir markanın farklı bir gerçek/tüzel kişi tarafından kullanımının iltibas teşkil edeceği, Davalı tarafa atfedilecek kötü niyet bulunmadığı, markanın yaratıcısının farklı biri olması veya markanın esaslı unsurunun farklı kişilerce de tescil edilmiş olması somut olaydaki taraflar arasındaki ihtilafın niteliğini değiştirmediği, Her ne kadar TPMK bu markaları birbiri ile benzer görmemiş ve her iki marka da aslında farklı bir tüzel kişiye ait markanın “taklidi” olsa da somut olay bakımından markaların birbiri ile benzer sayılacağı, Türk kullanıcısı bakımından ... markasının harcıalem bir ibare haline geldiğine ilişkin bir delil sunulmadığından sonradan tescil edilen marka bakımından hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmiş sayılacağı, yönünde raporu Mahkemeye sunmuşlardır. “...” ibareli marka Türk Patent Enstitüsü nezdinde ...başvuru no ile tescilli olup, 12. Sınıf;" Motorlu kara taşıtları(motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri(aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için subaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. El arabaları, Pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı Taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç.) emtia ve hizmetler " için tescillidir. SMK'nın 25/1 maddesine göre ; 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.Markalar arasında halk tarafından karıştırılma ihtimâlinden (iltibas) bahsetmek için hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davalı markasının 04.04.2018 tarihinden beri koruma altında olduğu, Davacının markalarının asıl unsuru “...” ibaresi olup, 12. Sınıfta 18/01/2017 tarihinden itibaren tescilli olduğu, Davalı markasının da asıl unsurunun "..." ibaresi olduğu, Davaya konu olan markaların bütün olarak bakıldığında görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, tarafların markalarını aynı sınıf mallarda kullandığı, ... ibaresinin ilgili sektör bakımından tanımlayıcı bir kelime olduğuna dair dosya kapsamında bir tespitte bulunulmadığı, bilirkişi raporunda benzerlik kriterlerinin ayrıntılı olarak açıklandığı, taraf markalarının sınıfları arasında ayniyet olması; hedeflenen tüketici kesimi, son kullanıcılar, tescil edilmiş olan/tescil edilmek istenen sınıflar içerisinde yer alan ürünlerin/hizmetlerin kapsamı, pazar anlayışı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, ürünlerin/hizmetlerin tüketiciye sunulduğu mekanlar, ürünlerin kullanım amaçları ve benzeri hususların tamamı arasında da bir ayniyet ve/veya benzerliğin bulunduğu, davalı markalarının davacı markalarının serisi niteliğinde bir marka olduğunu düşünebileceği, markanın başına sonuna eklenen ibarelerin iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, sonuçta ibareler yönünden de tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/01/2021 tarih ve 2019/20 E., 2021/4 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52