SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1459

Karar No

2024/1308

Karar Tarihi

11 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1459

KARAR NO: 2024/1308

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/06/2021

NUMARASI: 2018/804 E. - 2021/481 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Bankası A.Ş. Okmeydanı Şubesi tarafından 21.08.2017 düzenleme tarihli, 20.08.2018 vade tarihli 220.000,00 TL tutarlı bir bononun varlığı ve ödenmediği iddiasıyla davacı şirkete Beyoğlu ... Noterliği'nin 28,08.2018 tarih vc ... yevmiye nolu ödememe protestosu gönderildiğini, ödememe protestosuna konu bononun, davacı şirket tarafından düzenlenmediği gibi, söz konusu bononun varlığından, işbu protesto ile haberdar olduğunu, söz konusu bononun, davacı şirketin defter ve kayıtlarında yer almadığı gibi, sözde bono lehtarı olarak görünen davalı ile de şirketin bono verilmesine sebep olacak herhangi bir alışverişi de olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı şirketin böyle bir bono vermesi halinde bono karşılığı tutarınca şirkete para girişi olması -ya da mal veya hizmet sunulması- gerektiği de açıkken davacı şirket kayıtlarına yansıyan böyle bir durum da olmadığını, davacıya gönderilen ödememe protestosu üzerine, Beyoğlu ... Noterliği 05.09.2018 tarih ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile "müvekkilin anılan sözde bonoda lehdar olarak belirtilen şahısla hiçbir ticareti ve/veya alışverişi olmadığı gibi sözde îehtar olarak belirtilen şahısla her ne ad ve/veya sıfat altında olursa olsun hiçbir surette herhangi bir borcu da yoktur" denilerek Ödememe protestosuna karşı davacı şirket tarafından itiraz edildiğini ve evrak aslının dava dışı ... Bankası Okmeydanı Şubesi'ne iade edildiğini, söz konusu ödememe protestosunun taraflarına bono suretinin resmi olarak gönderilmediğini, davacı şirket yetkilisinin sözlü talebi üzerine banka tarafından yalnızca bononun ön yüzüne ait fotokopisinden çekilen fotoğraf verildiğini, bononun aslına dair beyan ve itiraz hakları saklı kalmakla birlikte işbu fotoğrafı ekte bilgi ve incelemeye sunulduğunu, davacı şirket tarafından verilen böyle bir bononun varlığı söz konusu değilken birden bire hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı davalı ...'na verildiği iddia edilen sözde bononun kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı ...'nun, söz konusu bono karşılığmca davacı şirkete hangi mal ve/veya hizmeti nc amaçla, neye karşılık verildiğini? İddia edilen borcun hangi temel ilişkiye karşılık olarak verildiğini, mahkememizin detaylı tahkikatıyla da net şekilde ortaya konulabileceği üzere davacı şirketin, davalı ...'na bono verilmesine sebep/gerek olabilecek herhangi ilişkisinin de, borcunun da olmadığını, aksi yöndeki bütün olguların ispata ve yargılamaya muhtaç olduğunu, davalı ...'nun davacı şirketle temel ilişkisinin ne olduğunu belirterek borç ödemesini bu ilişki nedeniyle yaptığını ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, davacı şirketin, kendisi tarafından verilmeyen, hiçbir şekilde şirket kayıtlarında ticari karşılığı da olmayan sözde bir bono nedeniyle ihtiyati haciz başta gelmek üzere her an haciz tehdidi altında tedirginlik duyduğunu, bu tedirginlik bir yana, herhangi bir takibata maruz kalması halinde kredibilitesinin vc ticari itibarının sarsılacağının açık olduğunu, davacı şirketin, söz konusu bono sebebi ile her an girişilmesi muhtemel dava ve/veya icra takipleri ve bankalardaki sicilinin bozulması ve zarara uğrama riski dolayısıyla da hiç hak etmediği halde açık bir tehdit altında olduğunu, telafisi güç bu duruma mahal vermemek adına Sayın Mahkemenin uygun bulacağı teminatı derhal yatıracaklarını belirterek, öncelikle ve ivedilikle "yargılama süresince müvekkil aleyhine bu bonoya dayanarak ve bono ile sınırlı olarak hiçbir takip yapılamaması, varsa evvelce başlamış takiplerin durdurulması, varsa ihtiyati haciz kararlarının uygulanmaması" şeklinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, açıklanan ve resen gözetilecek sebeplere binaen, fazlaya dair her türlü talepleri ile her nevi hukuki hakları saklı kalmak kaydıyla, öncelikle takip ve dava tehdidinin bertarafı ile telafisi güç durumlara mahal vermemek adına, 21.08.2017 düzenleme tarihli 20.08.2018 ödeme tarihli 220.000,00 TL bedelli bononun tahsili istemiyle davacı aleyhine dava ve/veya takibe girişilmesinin önlenmesi açısından, Sayın Mahkemenin uygun bulacağı teminatı derhal yatıracağını belirterek 2004 Sayılı İ.İ.K 72/2 maddesi uyarınca ivedi olarak "yargılama süresince müvekkil aleyhine bu bonoya dayanarak ve bono ile sınırlı olarak hiçbir takip yapılamaması, varsa evvelce başlamış takiplerin durdurulması, varsa ihtiyati haciz kararlarının uygulanmaması" şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davanın kabulü ile söz konusu bononun iptali ile davacının anılan bonodan ötürü borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının haricen haberdar olduğu işbu davaya ilişkin dava dilekçesinde yer alan tüm hususlar genel-geçer ifadelerle düzenlendiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde özet ile 'bononun kendileri tarafından düzenlenmemiş olduğundan, defter kayıtlarında böyle bir bononun yer almadığını ve böyle bir bonoya karşılık ödeme alındığına dair şirket kayıtlarına bakıldığında böyle bir para girişi olmadığından' bahisle soyut ifadelerle borçlu olmadığını iddia ettiğini, davacının tüm beyanlarının gerçeği yansıtmamakla beraber aşağıda kısaca izah edilecek nedenlerden dolayı davanın reddi gerektiğini, davacının dilekçesinde 'Bononun müvekkil şirket tarafından düzenlenmediği gibi, söz konusu bononun varlığından Beyoğlu ... Noterliğinin 28.08.2018 tarih ve ... yevmiye nolu protestosuyla haberdar olduğunu' beyan ettiğini, Sayın Hâkimliğin dikkatini çekmek gerekirse senette sahtelik veya imzaya itiraz gibi bir konuda ihtilaf bulunmamakla beraber sadece borcun olmadığına dair soyut ifadelerle 'kesin delil' ibraz edilmeden açılmış bir dava olduğunu, davaya konu 21.08.2017 düzenlenme tarihli 20.08.2018 vade tarihli, 220.000-TL bedelli bononun davalıya davacı şirket yetkilisi ... tarafından bizzat verildiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından düzenlenmiş ve davalıya verilmiş olan davaya konu iş bu senetten bihaber gibi davranmalarının işin özü itibariyle TTK Hükümlerine göre 'Basiret' kavramına ters düştüğünü, davacının davalı ile olan bu bononun varlığı konusunda temel ilişkinin ispatı konusunda bedeli nakten ahzolunmuş bir kıymetli evrak için taraflarına ispat yüklenmeye çalışmasının ise izahtan vareste olduğunu, davacı ... Gıda Ltd. Şti. Şirket yetkilisi olan ... ile davalının birbirleri ile münasebeti olan kişiler olduğunu, yani samimi arkadaşlıkları bulunduğunu, şirket Yetkilisi ...'nun senedin düzenlenmiş olduğu tarihlerde 'Şirket'in fınans konusunda sıkıntılı olduğunu, ay sonu çek ödemelerin mevcut olduğu kısaca mali sıkıntı gibi' sebeplerden dolayı nakit ihtiyacı olduğunu belirterek davacının, davalıdan borç para istediğini, davalının davacı şirket yetkilisi ile olan samimiyetlerine hem de şirketin daha önceki parlak zamanlarım bildiğinden dolayı davacı şirkete 220.000-TL nakit akışı sağlayarak davacı şirkete yardımda bulunduğunu ve şirketin toparlanmasına yazılacak olan çeklerin ödemelerinin yapılmasına destek olduğunu, davalının vermiş olduğu nakit borcuna karşılık işbu davaya konu senedi teslim aldığını. yukarıda arz edilen hususlarla alakalı bonoyu imzalayan davacı şirket yetkilisi ...'nun (TC: ...) şahit olarak dinlenilmesini talep ettiklerini, davacı şirket yetkilisinin ay sonu çek ödemelerinin olduğunu, ödemelerin biriktiğinden bahisle davalıdan borç para istediğini, yapılacak bilirkişi incelemesinde bononun tanzim edildiği tarih veya tarih aralıklarında çek ödemelerinin yapılmış olduğu tespit edilirse davalıdan talep edilmiş olan paraların kullanılan yerlerin kaynağı ve ilişkinin ortaya çıkacağını, davalıya bedeli nakten verilmiş olan kayıtsız şartsız bir senedin varlığının dışında paranın istenilmesi ödeme günü gelen çeklerin ödenmesi konusunda istenilmiş olduğundan dolayı bu konunun araştırılması m da talep ettiklerini, bir senet düzenlenerek verilmiş olmasının, alacaklı lehine bir karine olduğunu, eğer dava da bir taraf fiili karineden yararlanıyorsa, yani bir taraf lehine 'Fiili' bir karine varsa, o taraf olayın ispat etmiş sayılacağını, bir senet düzenlenerek alacaklıya teslim edilmesinin, borçlunun mevcut bir borcu için senet düzenlendiği için karine olduğunu, senedin ödeme aracından farklı bir şekilde, örneğin teminat, avans, ödünç vb. amaçlı verildiğinin ispatının kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, yüksek mahkemenin de, senetin borç ödeme dışında başka bir maksatla verildiği iddiasının kesin bir delil ile (Örneğin sözleşme gibi) ispatlanması gereğine değindiğini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2004/2214 E, 2005/7252 K. 28.06.2005 tarihli kararında, Bonoların sebepten mücerret borç sebebi olduğundan davacı dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia ettiğine göre bu iddiasını yazılı bir delil ile kanıtlamak zorunda olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2000/1298 E. 2000/3345 K,01.05.2000 tarihli kararında tanık beyanına dayanılarak davanın kabulü ile bono iptalinin doğru olmadığı/usulen ve aynı kuvvette bir belge ile ispat etmesi gerektiğine hükmettiğini, senedin alacaklıya teslim edilmesinin, borcun olduğuna dair karine olduğunu, davacının bu senetlere karşılık kendilerine herhangi bir mal/hizmet veya para verilmediğini ispat külfetinin davacıda olduğunu, dava dilekçesinde ve ekinde davaya konu senedin ödendiğine dair veya böyle bir borcun olmadığına dair hiçbir evrak, bilgi, belge sunulmadığını, mahkemece, 'toplanan delillere göre, dava konusu senedin nakden kaydıyla düzenlendiği, hazırlık soruşturması sırasında dava dışı kişinin senedin davacıya verilen borç para karşılığında düzenlendiğini beyan ettiği, davacının senetteki ihdas nedeninin aksini ispatlayacak yazılı delil sunamadığı, taşınmaz, satışıyla ilgili protokolde dava konusu senede ilişkin hüküm bulunmadığı, hazırlık soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığı, cezai müeyyide gerektiren fiil hakkında da yemin teklif edilemeyeceği' gerekçeleriyle 'davanın reddine' karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirttiğini, (Yargıtay 19. HD. 18.04.2011 T. ) yukarıda izah etmiş oldukları nedenlerden ve resen sebeplerle, fazlaya dair hakları saklı kalması kaydı ile, davanın reddine, davacı aleyhine haksız ve mesnetsiz yöneltilmiş olan dava neticesinde dosyaya yatırılan teminatın davalıya verilmesine, davacı aleyhine yüzde 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenilmesıne karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava konusu senedin düzenlendiği tarihte dava dışı ...’nun davacı şirketin yetkilisi olduğu ticari kayıtlarla sabittir. O halde senet davacı şirketin yetkilisi tarafından düzenlenmiştir. 21/08/2017 düzenleme tarihli, 20/08/2018 vadeli 220.00000TL bedelli keşidecisi ... Gıda Ürünleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., lehtarı ... olan bononun kambiyo senetlerine ilişkin hükümlere uygun düzenlendiği, davacı tarafça açıkça imza ve yazı inkarının bulunmadığı, davalının senetlerde lehtar olduğu görülmektedir. Diğer yandan 08/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda, kambiyo senedinin davacının ticari defterine kaydedilmemiş olduğu tespit edilmiş olup bu durum bonoyu hükümden düşürmez. Bu durumda davacının senede karşı iddialarını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekmekte olup yukarıda açıklanan nedenlerle davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine," karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-İlk derece mahkemesince eldeki somut belge ve olgularla inceleme yapılıp hüküm tesis edilmeliyken, ceza şikayeti yapılıp yapılmamasını bu olguların varlığını ortadan kaldırıcı bir etken olarak değerlendirerek hüküm tesis etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, niçin şikayet yapılmadığına kafan yorulan hususun, şirket içi ihtilaftan doğan ve konusu şikayete bağlı bir olgu olduğunu, bu tip şirket içi ortaklar arasındaki eylemlerden doğan ihtilaflara dayalı yapılan şikayetlerin, uygulamada Cumhuriyet Savcılıkları tarafından "alacak meselesi" ve "hukuki mesele" olarak değerlendirilmekte ve ne yazık ki kahir ekseriyetle "takipsizlikle" neticelendirilmekte olduğunu, Müvekkili tarafından, şirketten ayrıldıktan sonra gerçeğe aykırı şekilde senet düzenleyen eski şirket müdürü ... hakkında şikayetçi olunmamasının da tamamıyla bu nedenle kullanılan bir yöntem tercihi olduğunu, müvekkili tarafından ... aleyhine şikayet yapılmamış olmasının usul ekonomisi açısından beyhude zaman kaybına düşmemek için yapılan bir yöntem tasarrufu olduğunu, hukuk yargısı önündeki maddi vakıanın varlığı ya da yokluğuna delalet addedilemeyeceğini, hukuki tercihlerinin sorgulama yoluna gidilip maddi gerçeği aydınlatma ödevine aykırı şekilde hareket ederek hüküm tesis ettiğini, bilirkişi raporuna rağmen "belgeyle ispat", "ticari defterlere itibar", "keşideciyle ilk lehtar sıfatını haiz ciranta arasında illetten mücerretlik olamayacağı" ilke ve hukuki kaidelerine göre hüküm tesis edilmesi gerektiğini,Kabul anlamına gelmemekle birlikte, şikayet yapılması bu kadar elzem idiyse o halde şikayet konusu yapılabilecek olguların şikayete tabi oluşu bir yana, bunların nitelikleri itibariyle en az 8 yıllık zamanaşımına tabi oluşu da gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince şikayette bulunmak üzere taraflarına süre verilip, bu şikayetin neticesinin bekletici mesele yapması gerektiğini, taraflarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda da bulunulduğunu, salt bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğini, -Senet sebepten mücerrettir ilkesinin, keşideci ve keşideciyle arasındaki hukuki rabıta kesilmemiş ilk lehtar arasında uygulanmasının mümkün olmadığını, keşideci görünen müvekkille ilk lehtar görünen davalı arasında ciro zincirinde başkaca kimse görünmediğine göre, temel ilişki defilerinin tamamının davalıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, kıymetli evrakın tedavül fonksiyonundan kaynaklı iyiniyet koruması altında olamayacağını, davalının, bonoyu hangi meşru ilişki kapsamında elde ettiğini açıklama ve ispat külfeti altında olduğunu, dava ilk lehtara karşı değil de, ilk lehtarın cirosundan sonra lehtar sıfatını kazanan üçüncü şahsa karşı olsaydı, Mahkemeye hak verilebileceğini, -İlk derece mahkemesinin, davaya konu bononun "alacaklıya teslimini borcun varlığına karine" saydığını, alacaklı görünene müvekkili tarafından meşru yollarla teslim edilmiş bir senet olmadığını, HMK 190/2 maddesi uyarınca "Kanuni bir karineye dayanan taraf, bu karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır" Bilirkişi raporu dahi, meşru bir sebeple verilmiş böyle bir bono olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, Davalı ile müvekkili arasında bonoya dayalı temel ilişkinin kopmadığını ve davalının bu bağlamda herhangi bir karineden yararlanmasının da mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesince hatalı bir karara imza atıldığını, Ticaret şirketlerinde en ufak borç/alacak hareketlerinin dahi şirket kayıt ve defterlerine işlenmesi TTK ve sair mevzuat uyarınca yasal zorunluluk olup çek, senet gibi kıymetli evrakın bundan bağlaşık tutulmayacağını, Müvekkili şirketin eski yetkilisi dava dışı ...'nun, iddia edildiği gibi şirket nam ve hesabına davalıdan borç almış idiyse bunu, ne karşılığı olduğunu da belirterek niçin defterlere işlememiş olduğunun açıklanması gerektiğini, anılan eski müdürün şirketten ayrılmasından sonra Aralık 2017 itibariyle derhal müvekkili şirketin her türlü kişi ve kurumla irtibata geçilerek borç/alacak ilişkileri gözden geçirildiğini; müvekkili şirketin ne bankalar, ne tedarikçiler, ne de müşterileriyle böyle bir ilişkisi olduğuna rastlanılmadığını, -Dava dışı ..., müvekkili şirketin hem ortağı hem de yöneticisi olarak 2017 senesine kadar şirkette görev aldığını, Müvekkili şirketin ...'nu görevden alması ve ortaklıktan çıkarmasının başlıca sebebinin, müvekkili şirketi zarara sokması ve adeta şirket alehine faaliyet göstermesi olduğunu, müvekkili şirketin ...'nu 28.12.2017 tarihinde şirketle ilişkisini kesmesine rağmen, uzunca süre verdiği zararları toparlamaya çalıştığını, müvekkili şirketin kullanmadığı bir çok borcu ödemek zorunda kaldığını, Müvekkili şirketin ticari başarısına gölge düşürmemek adına yaptığı bu ödemelerin, hem ortakları hem de şirket çalışanlarını sıkıntıya soktuğunu, Müvekkili şirket tarafından keşide edildiği iddia edilen bononun, müvekkili şirketin eski ortağı ve yöneticisi ... tarafından, şirketle bağı kalmadığı dönemde eskiye dönük olarak düzenlendiğini, Dava dışı ...'nun, bononun düzenlenme tarihini kötü niyetli şekilde müvekkili şirkette görevli olduğu dönem düzenlenmiş gibi gösterdiğini, işbu bononun düzenlendiği tarihin de müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında böyle bir mal, hizmet veya nakit girişi olduğuna dair hiçbir veri de bulunmadığını, bilirkişi raporunda da açıkça görüldüğü üzere, müvekkili şirketin davalı ...'ndan herhangi bir ad altında mal, hizmet veya nakit almadığını, davalı ... dava konusu olay içerisinde üçüncü kişi sıfatına haiz olsaydı mücerretlik ilkesine dayanılabileceğini fakat somut olayda böyle bir durumdan bahsetmenin mümkün olmadığını, Davalının işbu senedi hangi geçerli sebebe dayanarak aldığını ispat külfeti altında olduğunu, Dava dışı ... ve davalı ... arasındaki ilişkiye nazaran söz konusu senet düzenlenmiş olsa dahi bunun sorumluluğunun müvekkili şirkete bağlanmayacağını,-Kabul almanına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin söz konusu senet bedeli olan 220.000-TL gibi yüklü bir meblağın açıktan verilmesini hukuk sisteminin kabul etmediğini, 24.12.2015 tarih, 29572 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 459 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca 7.000,00-TL'yi aşan tüm ödemelerin bankadan geçirilmesi ve bu şekilde tevsik edilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, böyle bir ödemenin gerçekleşmediğinin müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarından anlaşılabileceğini,-İlk derece mahkemesinin 2018/804 E. 2021/481 K. Sayılı 09.06.2021 tarihli kararı içerisinde; "Diğer yandan 08/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda , kambiyo senedinin davacının ticari defterine kaydedilmemiş olduğu tespit edilmiş olup bu durum bonoyu hükümden düşürmez. Bu durumda davacının senede karşı iddialarını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekmekte olup yukarıda açıklanan nedenlerle davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve ayrıca davalının kötüniyeti mevcut dosya kapsamı ile davacı tarafından ispat edilemediğinden şartları oluşmayan kötüniyet tazminatına hükmedilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki hükümde, davanın konusu bononun geçerli olup olmaması değil, müvekkili şirketin böyle bir borcunun bulunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olduğunu, İlk derece mahkemesinin, bononun geçerli olduğu hususuna değinse dahi, kabul anlamına gelmemekle birlikte bononun geçerli olmasının müvekkili şirketin söz konusu senet hasebiyle bir mal, hizmet veya para aldığının kanıtı olmadığını, Davalı tarafın, müvekkil şirketle olan temel ilişkisini kanıtlayacak herhangi bir delil sunamadığını, temel ilişkinin tespitinin yapılmayıp, sadece senedin geçerliliği bahsini kabul ederek hüküm kurmasının davanın konusunun doğru tespit edilemediğinin kanıtı olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrar ile usul ve yasaya uygun hükmün onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; yetkisiz temsilcinin cirosu nedeniyle davacı şirketin dava konusu çek yönünden borçlu bulunmadığının tespitine yönelik menfi tespit davası olup, Mahkemece; davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. Davaya konu senedin, 21.08.2017 düzenlenme tarihli, 20.08.2018 vade tarihli, davalının ...'nun lehtar olduğu, 220.000,00 TL. bedelli senet olduğu, davalı tarafça ciro yoluyla ...'e verildiği anlaşılmıştır.28/12/2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde, şirket hissedarlarından ... şirkette mevcut 575.000,00 TL.'si hissesini ... devrederek ortaklıktan ayrıldığı, aynı tarihte şirket müdürlüğünün de sonlandığı anlaşılmıştır.08/05/2020 tarihli raporunda bilirkişi;" Davacı tarafın incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, dava dosyası içerisine fotokopisi sunulan davaya konu 21.08.2017 düzenlenme tarihli, 20.08.2018 vade tarihli, ... emrühavelesine 220.000,00 TL. bedelli senedin davacı ticari defterlerine kayıtlı olmadığı, davacı ile davalı ...'nun 2017-2018 yılları içerisinde ticari ilişkilerinin olmadığı görüldüğünü, davalı taraf cevap dilekçesinde, davacı şirket yetkilisinin ay sonu çek ödemelerinin olduğunu, ödemelerin biriktiğinden davalıdan borç para istediğini, yapılacak bilirkişi incelemesinde bononun tanzim edildiği tarih veya tarih aralıklarında çek ödemelerinin yapılmış olduğu tespit edilirse davalıdan talep edilmiş olan paraların kullanılan yerleri kaynağı ve ilişkinin ortaya çıkacağını bildirdiğini, davacı taraf ticari defterlerinde yer alan davacı şirkete ait dava dışı firmalara verilen çeklerin incelenmesinde, davaya konu senedin düzenlenme tarihi 21.08.2017 itibari ile, davacının 30.08.2017 ve 31.08.2017 tarihlerinde toplam 140.000,00 TL. bedelli çek ödemesi yaptığı, bu tarihten sonraki çek ödemelerinin 30.09.2017 tarihinde yapılmış olduğu görüldüğünü, davacı tarafın ödemiş olduğu çek bedellerini davalı taraftan alıp almadığına dair davacı ticari defterlerinde herhangi bir bilgi olmadığını, davacı tarafın incelenen ticari defter kayıt ve belgelerine göre, dava dosyası içerisine fotokopisi sunulan davaya konu senedin davacı ticari defterlerine kayıtlı olmadığı, davacı taraf ticari defter kayıt ve belgelerine göre, davacı ile davalı ...'nun 2017-2018 yılları içerisinde ticari ilişkilerinin olmadığı, davacı şirkete ait 28 Aralık 2017 tarihli 9483 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde, şirket hissedarlarından ... şirkette mevcut 575.000,00 TL.'si hissesini ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 22.12.2017 tarihinde tescil ilan olunduğu sonuç ve kanaatine varıldığını" beyan etmiştir.Davacı, takibe konu senedin davacının bilgisi haricinde şirketten ayrılan müdür tarafından bilgileri olmaksızın düzenlenerek piyasaya sürüldüğü bu nedenle sorumluluklarının bulunmadığından bahisle menfi tespit isteminde bulunmuş olup, senedin illetten mücerret olması nedeniyle ticari defter ve kayıtlarda senede ilişkin bilginin bulunmasının gerekli olmadığı, yetkisiz olarak işlemin yapıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı, Savcılık soruşturmasına ilişkin herhangi bir bildirim yapılmamış olduğuna ilişkin Mahkeme gerekçesinde de bu yönde bir delil bulunmadığına vurgu yapıldığı, Mahkemenin 09/06/2021 tarihli kararından sonra davacı tarafça 11/10/2021 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğu istinaf dilekçesinde ileri sürülmüş ise de, Savcılık soruşturma dosyasının dahi dosyaya bildirilmediği, cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların, istinaf dilekçesi ile sürülmesi halinde HMK 357. Maddesi gereğince dinlenemeyeceği, TBK'nun 450/1 maddesi uyarınca ticari mümessilin, iyi niyetli 3. Kişilere karşı müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunma yetkisine haiz olduğu, davalı tarafın kötü niyetinin ispatlanamaması ve bononun düzenlendiği tarihte dava dışı ...’nun davacı şirketin yetkilisi olduğu sabit olmakla, söz konusu bono nedeniyle davacı borçlu şirketin sorumlu olduğu, dava konusu iddiaların kesin ve yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, herhangi bir yazılı belge ibraz edilmediğinden bu iddianın sübut bulmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar isabetlidir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/06/2021 tarih ve 2018/804 E., 2021/481 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.816,35‬ TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 3.388,75 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıngereğiTespit(KambiyoreddineistanbulSenetlerindenkonusuMenfiesastanKaynaklanan)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim