Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1490
2024/1307
11 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1490
KARAR NO : 2024/1307
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/03/2021
NUMARASI : 2018/283 E. - 2021/214 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin SMMM işi ile iştigal ettiğini, işi gereği davalılardan ... İnş. Ltd Şti'nin 1996- 2000 yılları arasında SMMM işlerini yaptığını, hizmet gereği taraflar arasında hizmetten kaynaklı müvekkile yüklenebilecek bir zararın ortaya çıkması halinde sorumluluk teminatı olarak ...-... Cad. 36/11 ... yazısı, damga pulu üzerindeki imzaları, yazarak diğer kısımları boş olarak davalılardan ... Ltd Şti'nin yetkilisi ...'a 1996 yılında teslim ettiğini, senedin taraflar arasındaki SMMM hizmeti nedeni ile ileride doğabilecek zararlara karşı teminat olarak verildiğinden diğer zorunlu unsurların doldurulmadığını, müvekkili tarafından 2000 yılında SMMM hizmetinin sonlandırıldığını, davalı şirket yetkilisinin müvekkilinin SMMM hizmetini sonlandırdığı aydan sonraki dönemde SGK dan firmasına ceza yazıldığını bundan müvekkilinin sorumlu olduğunu söyleyerek 2000 yılında icraya vereceğini söylediğini, müvekkilinin eşi ile davalı şirket yetkilisinin akraba olmaları sebebiyle aralarında uzlaştıklarını uzlaşma neticesinde en geç 2006 yılında ödeme yapılacağını ve senedin teslim edileceğine mutabık kaldıklarını, müvekkilinin 2006 yılında borç ödemesini, yaptıktan sonra müvekkilinin eşinin senedi almaya gittiğinde davalı şirket yetkilisinin borç kalmadı diyerek senedi yırtarak çöpe attığını, akraba olmaları nedeni ile aradaki güven duygusu gereği müvekkilinin eşinin bu durumu sorgulamadığını, davalı şirket yetkilisi ile müvekkilinin eşine annelerinden miras kaldığını, miras sonucunda gayrimenkullerin değerleri ve paylaşımı konusunda taraflar arasında husumet oluştuğunu, akabinde dava konusu senedin 20 yıl sonra davalı şirket yetkilisi tarafından icra takibine konu edildiğini, senedin takibi konu edilirken tediye tarihi 2000 yada 2006 yılı olması sebebiyle zaman aşımı def inden kurtulmak için tahrifat yapılarak 2016 yılı yapıldığını, yapılan tahrifatın çıplak gözle dahi göründüğünü, alacaklı tarafın senet üzerinde kaşe için müsait boş yerler olmasına rağmen senet üzerinde tahrifatı gizlemek için kasıtlı olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün kaşelerini tahrifatın yapıldığı tarihlerin üzerine vurduğunu, böylece kaşeden çıkan mürekkep lekesi ile tahrifatın gizlenmek istendiğini, tahrifat yapıldığına dair bir diğer delil ise senet üzerinde damga pulu kullanımının 30/07/2003 tarihinde yasaklandığını ancak her ne hikmet ise tedavülde olmayan damga pulu 10/12/2015 tanzim tarihli senedin düzenlenmesinde kullanıldığını, 2015 yılında tanzim edilen hiçbir senette damga pulu bulunmadığını, ayrıca diğer bir delilin ise T.C kimlik numarası uygulaması nın 29/04/2008 tarihinden sonra TC kimlik no kullanımı sorunlu hale geldiğini ancak senet üzerinde müvekkilinin TC kimlik numarası başkası tarafından farklı bir kalemle yazıldığını, davaya konu senet üzerinde, zaman aşımı süresinden kurtulup tahsile elverişli hale getirmek için tahrifat yapıldığını, davalının davaya konu senetle alakalı olarak İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/250 d.iş sayılı dosyada 09/03/2018 günü ihtiyati haciz kararı alarak müvekkilinin tüm malvarlığının haczedildiğini, beyan ederek tahrifat yoluyla tadiye tarihinin 10/03/2016 olarak değiştirilmesi sebebiyle sahtecilik iddiasına tahrifat öncesi tediye tarihi üzerinden 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu , borca karşı zaman aşımı def ine dayalı açılan menfi tespit davasının kabulüne karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin borca konu senedi diğer davalı ... Yaylı'dan araç alım-satım ilişkisinden kaynaklanan alacaklarına karşılık olarak bizzat ...'dan 01/03/2018 tarihli belge ile diğer davala arasındaki araç satım ilişkisinden mütevellit tüm işlemlerin müvekkiline ait tüm resmi kayıtlarda ve ticari defterlerinde mevcut olduğunu, müvekkilinin senedi devralan iyi niyetli 3.kişi konumunda olduğunu, senedi ciro eden diğer borçlular ile senet borçlusu arasındaki ilişkiyi bilecek durumda olmadığını, ödeme defini de iyi niyetli 3. Kişi müvekkile karşı ileri sürülmesinin de mümkün olmadığını, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmemesi bonodan dolayı kendisine başvurulan kişi düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremeyeceğini, davacının senedin dayanağı hukuki ilişkiyi ve borcunu kabul ettiğini, bu nedenle davacı borçlunun senede dayalı borçlu bulunmadığına dair tüm itirazlarının müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini beyan ederek davacının icra takibini sürüncemede bırakma amacıyla yönelen tüm tedbir taleplerinin iddialarının yargılamaya tabi olması nedeniyle reddini ve yargılama neticesinde davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davcıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ...Tic Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde iddialarının senet metninde tahrifat ve şahsi defilerden ibaret olduğunu, bu iddiaların gerçeklik payı olmadığından kabul etmediklerini, şahsi defilerin HMK'nun ispata ilişkin hükümleri uyarınca yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, tahrifat iddialarının da bilirkişi raporu ile açıklığa kavuşacağını, ayrıca TTK'nun 592 maddesi uyarınca açık kambiyo senedi düzenlenmesinin mümkün ve geçerli olduğunu, sadece keşidecinin imzasını taşıyan ve diğer kısımları yazılmamış olan kambiyo senetlerinin geçerli olduğunu, kıymetli evrakta hak kural olarak senetle doğan ve senetle kullanılmakta olan kıymetli evrakın borçlusu ancak senedin teslimi mukabilinde ödeme yapmakla yükümlü olduğunu senet karşılığında müvekkiline hiçbir ödeme yapılmadığını, senet bedelinin ödendiği iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacı ile aralarında herhangi bir husumetin söz konusu olmadığını, beyan ederek davacının hukuki dayanaktan yoksun tahrifat , zaman aşımı defi itirazı ve ödeme iddiaları ile açılmış olan menfi tespit davasının reddine, açılan haksız dava nedeniyle müvekkiline tazminat ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu senedin diğer davalı ve ilk ciranta şirket tarafından bu şirket ile aralarındaki alacak borç ilişkisine dayalı olarak, tarih ve imzalar mevcut haliyle kendisine verildiğini, davalı şirket yetkilisinin vergi ve SGK borçları bulunması nedeniyle maddi sıkıntıda olduğu, bu borçların ödenmesinin sağlanması halinde beraber iş yapabileceğimiz ve şirketin %50 hisse verileceğinin belirtilmesi üzerine şirketin o dememdeki vergi ve sgk borçlarının ödenmesinde katkıda bulunduğunu, buna rağmen şirket hisse devrinin sağlanmaması ve aralarındaki alacak borç ilişkisinde borucunun ödenmemesi nedeni ile senet karşılığı ödemeyi teklif ettiğini ve karşılığında dava konusu senedi ciro ve imza ederek kendisine verdiğini, müvekkilinin de senedi bu haliyle araç alım satım ilişkisi içinde bulunduğu ... Oto Alım Satım'ın yetkilisi ...'a borcuna karşılık ciro edip imzalayarak tutanakla teslim ettiğini, senet üzerindeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olayda, bilirkişi raporu ile; dayanak senedin 10/03/2006 olan vade tarihinin, yıl hanesinde yazılı onlar basamağındaki (0) rakamının (1) rakamına dönüştürülerek 10/03/2016 haline dönüştürüldüğü tespit edilmiştir. Davacı hakkında 2018 yılında icra takibi yapılmıştır. Bu durumda tahrifattan önceki 10/03/2006 şeklinde yazılan vade tarihi üzerinden 10 yıllık zamanaşımı süresi geçmiştir. Zamanaşımı süresinin geçmesi nedeni ile ile davacının davalılara İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına konu senet nedeni ile borcu bulunmadığının tespitine, senetteki imza davacıya ait olup, davacıyı zarara uğratma kastı bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dava dosyasında, davalı taraf olarak sunmuş oldukları cevap ve itiraz dilekçeleri mevcut olmasına ve celse beyanları olmasına rağmen Yerel Mahkemenin yargılama sırasında itiraz taleplerini ve davanın reddine ilişkin savunmalarını gerekçeli kararda hukuka aykırı şekilde belirtilmediğini, davacı tarafın yargılama sırasında yazılı ve sözlü beyanı olmadığı halde, sanki bu konuda dava dilekçesinde varmış gibi beyanlarına yer verilmesine rağmen, davalı taraf olarak beyanlarına ( TL sından sıfır atılması sebebiyle davacının iddiasının çürütüldüğü) yer verilmediğini, kararın gerekçesinin yasaya aykırı şekilde eksik yazılmasının usul yönünden aykırı olduğunu, -Yerel mahkemenin, davacının gerçek dışı ve tamamen kötü niyetli olarak senet üzerindeki kendisinin de haberdar olduğu oynanmayı kullanarak borçtan kurtulmak kastı ile yaptığı beyanlarını esas alarak karar verdiğini, Dava dilekçesine vermiş oldukları ilk cevapta, müvekkilinin senedi devralan iyi niyetli 3.kişi konumunda olduğunu, senedi ciro eden diğer borçlular ile senet borçlusu arasındaki ilişkiyi bilecek durumda olmadığını, ödeme defini de iyi niyetli 3. Kişi müvekkiline karşı ileri sürülmesinin de mümkün olmadığını, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmemesi bonodan dolayı kendisine başvurulan kişi düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremeyeceğini, davacının senedin dayanağı hukuki ilişkiyi ve borcunu kabul ettiğini, bu nedenle davacı borçlunun senede dayalı borçlu bulunmadığına dair tüm itirazlarının müvekkiline karşı ileri süremeyeceğini,-Davacının, dava dilekçesinde 1996 yılında dava konusu senedi düzenlediğini ve Emre inşaat yetkilisine verdiğini beyan ettiğini, takip konusu senet üzerindeki 320.000 TL lık miktar dikkate alındığında, davacının tüm iddiasının ve davanın reddedilmesi gerektiğini, Davacı tarafın senet üzerindeki tarih kısmında oynama olduğuna dair iddiaları mevcut iken miktar konusunda herhangi bir iddiası olmadığını, Türk parasından 6 sıfır atılması 5083 sayılı yasa ile 01 Ocak 2005 tarihinde başladığını, Takip konusu senetteki tanzim tarihi ve ödeme tarihinin bu tarihten sonraki tarihler olduğunu, Yerel mahkemenin maddi gerçeği ortaya çıkarmak için yani takip konusu senet borcu 10 yıllık zamanaşımına uğrayıp uğramadığını tespiti yapmak için sadece senet üzerindeki oynamayı dikkate aldığını, Yerel mahkemenin dava konusu senet üzerindeki ödeme miktarına dikkat etmiş ve beyanlarını kabul etmiş olsaydı davacının iddialarının gerçek dışı ve hukuka aykırı olduğunu tespit edecek ve davanın reddi yönünde karar vermiş olacak olduğunu, davacının senet üzerinde bulunan damga pulunun senedin 2003 ten önceki tarih olan 1996 tarihinde verildiği iddiasının da resmen gerçeğe aykırı olması sebebiyle çöktüğünü, senet üzerindeki, tarih değişikliğinden davacı/borçlunun haberdar olduğunu, senet üzerinde ödeme tarih kısmındaki bu oynamayı, borçlu zamanaşımı hakkını kötü niyetli olarak kullanarak borçtan kurtulmaya gerçeğe aykırı beyanlarla çalışmakta olduğunu, Davacının hem 1996 yılında senet aslını eşinin gözü önünde yırtılıp atıldığını beyan ettiğini ancak nedense takip konusu senet üzerindeki imza inkarına ve borcu ödediğine dair beyanı bulunmadığını, senet üzerindeki düzenleme tarihi ile senedin ödeme tarihi örtüştüğünü, senet üzerindeki ödeme tarihi üzerindeki değişikliğin maddi yazım hatasının düzeltilmesi olduğunu ve takip konusu senedin niteliğini kaybetmediğini, kararın kaldırılarak; davanın reddine ve davacının %20 den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...istinaf dilekçesinde özetle; -davacının iddialarının hiçbir somut dayanağı olmadığını, Türk Ticaret Kanunu uyarınca açık kambiyo senedi düzenlenmesinin mümkün olduğunu, senet metninde TC kimlik numarasının, ödeme gününün, senet miktarının vs. sonradan doldurulmasının senedi geçersiz kılmayacağını, davacının 2008 yılında TC kimlik numarası kullanımının zorunlu hale geldiği fakat senet metninde TC kimlik numarasının daha sonraki bir tarihte başkası tarafından farklı bir kalemle yazıldığı iddiasının yersiz olduğunu,-davacının tediye tarihinde tahrifat yapıldığını tediye tarihinin 2000 ya da 2006 yılı olması gerekirken zamanaşımı definden kurtulmak amacıyla 2016 yılı yapıldığını ve bunu gizlemek için de icra müdürlüğü kaşesinin kasıtlı olarak tediye tarihi üzerine basıldığını iddia ettiğini, senet üzerine icra müdürlüğü kaşesinin icra memurları tarafından basılmakta olduğundan davacının bu iddialarının da haksız ve yersiz olduğunu, dava dilekçesinden davacının tediye tarihini dahi bilmediği '2000 ya da 2006 yılı olması sebebiyle' ifadesinden anlaşıldığını,-Davacının senet üzerindeki imzaya itiraz etmediğini, imzanın davacıya ait olduğunu, Davacının şirketlerine borçlu olduğunu, Davacının şirketlerine olan borcunu ödediğini iddia etmiş fakat ödemeyi yaptığını ispat edemediğini, senedin tanzim tarihinin eski olmasının senedin geçerliliğini ortadan kaldıran bir husus olmadığını, önemli olanın vade tarihi üzerinden ne kadar zaman geçtiği olduğunu, senedin üzerinde damga pulu olması, TC kimlik numarasının sonradan başka kalemle yazılması gibi iddiaların davacının iddialarını ispatlar nitelikte olmadığını, senet miktarının 320.000 TL' olup, Türk lirasından 6 sıfır atılması 0l/01/2005 tarihi itibariyle başladığını, senedin tanzim tarihinin bu tarihten sonraki bir tarih olduğu anlaşıldığını, Davacının senet miktarına bir itirazı olmadığını, Mahkemenin yalnızca zamanaşımı defini tediye tarihi üzerinden irdelemesinin hatalı olmadığını, Mahkemenin eksik tahkikat ve hatalı değerlendirmeler sonucu davalı itiraz ve savunmalarını dikkate almaksızın ve gerekçede yer vermeksizin davanın kabulüne karar verdiğini,-Yerel mahkeme gerekçeli kararında davacının menfi tespit talebini kabul etmiş fakat kötüniyet tazminatı talebini reddetmiş olduğunu, reddedilen miktar gözönünde bulundurularak hüküm tesis edilmesi gerekirken yargılama harç ve giderlerinin tümünün davalılar üzerinde bırakılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin elinden yargılamaya konu senedin zorla alındığını, senette sadece imza kısmının müvekkiline ait olduğunu, bu sebeple senedin vade tarihi ve onun dışında senette bulunması zorunlu unsurların müvekkilinin bilgisi olmaksızın doldurulduğunu, Davalılar hakkında Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik sebebiyle suç duyurusunda bulunulduğunu, ...yetkilisi Salih YAMAN hakkında İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/433 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, Davacı müvekkilinin eşi ... ile Davalı ...yetkilisi ... arasında yapılan telefon görüşmesinin ses kaydı Savcılık tarafından görevlendirilen bilirkişi tarafından çözümü yapıldığını, bahsi geçen konuşmada Davalı ...yetkilisi Salih YAMAN'ın "senedi boş olarak avukata verdiğini, 250.000 TL yazarak tahsil etmesini istediğini ancak avukatın kendi masrafını da ekleyerek bu şekilde icraya vermiş olabileceğini" söylediğini, müvekkilinin sadece imza attırılarak elinden boş olarak zorla alınan senedin, müvekkilinin bilgisi ve rızası olmaksızın doldurulup değiştirilmesinden müvekkilinin haberdar olmasını beklemenin mümkün olmadığını, senede çıplak gözle bakıldığında dahi üç farklı sayı yazım tarzı olduğunu, senedin vade tarihi, senet bedeli ve senet üzerindeki sair rakamların her birinin başkasının eli ürünü olduğunun görüleceğini, Davalıların senet üzerindeki vade tarihinin değiştirildiğinden davacı müvekkilinin haberdar olduğunu iddia ettiğini, bu iddianın gerçeğe aykırı olup aksine senet üzerinde tahrifat yapıldığını bildiği halde senedi takibe koyan davalı taraflar olduğunu, Davalı cevap dilekçesi ekinde sunulan Davalı ... ile davalı ... arasında yapılan yargılamaya konu senedin teslim tutanağında "bono üzerinde bir oynama olabileceği öngörüldüğünden ...'ya durum sorulduğunu, ... İle ...'in yakın akraba oldukları, bono üzerinde bir oynama ya da tahrifat olmadığını, bonoyu ...yetkilisinden bu haliyle bizzat aldığını ifade etmiş ve iş bu bono ...'dan olan alacaklarıma karşılık gelmek üzere taarfımca teslim alınmıştır" şeklinde tutanak düzenlendiğini, senette düzeltme veya değişiklik yapılması halinde ilgilinin paraf atması gerektiğini, Davalıların, davacı müvekkilinin eşi ile davalı ... yetkilisinin akraba olduklarından bahisle gözle görülür tahrifatı hiçe sayarak senedi icraya koyması ve iyi niyetli 3. kişi oldukları iddiasını ispat etmek için aralarında düzenledikleri teslim tutanağı aksine kötü niyetli olduklarının ispatı niteliğinde olduğunu, senette tahrifat yapıldığı İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/883 Esas ve 2021/214 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/455 Esas, 2019/175 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2018 / 55258 Soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda sabit olduğunu, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/883 Esas sayılı dosyasında alınan 04/01/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda "İnceleme konusu senette ödeme tarihinin rakamla yazıldığı kısmında önceden "10.03.2006" ve senet metni içerisindeki kısımda "10 Mart 2006" olarak yazılmış iken, bu tarihlerin yıl hanesinde onlar basamağında bulunan "0" rakamlarının üzerinden farklı vasıfta kalemle gidilmek suretiyle "1" rakamlarına dönüştürüldüğü; ayrıca, yıl hanesinin birler basamağında bulunan "6" rakamlarının üzerinden farklı vasıfta kalemle tekrar üzerinden gidildiği ve bu şekilde, senette ödeme tarihinin rakamla yazıldığı kısmındaki tarihin "10.03.2016" ve senet metni içerisindeki kısmında bulunan tarihin "10 Mart 2016" haline dönüştürüldüğü; yapılan bu değişikliklere ait herhangi bir tashih (düzeltme) imzası da bulunmadığı tespit edilmiştir." şeklinde kanaat bildirir bilirkişi heyet raporu tanzim edilmiş olduğunu, senedin tahrifattan önceki 10/03/2006 şeklinde yazılan vade tarihinin, senedin düzenleme tarihi olan 10/12/2015 tarihinden önce olduğunun görüldüğünü, tahrifat yoluyla sahtecilik yapılan senedin kambiyo vasfını yitirdiğini, kararın yerinde olduğunu, istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, bedelsizlikten ve tahrifattan kaynaklanan zaman aşımı nedeniyle kambiyo senedine dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından 10/03/2016 vade tarihli senet nedeniyle Davacı hakkında 2018 yılında icra takibi yapılmıştır.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, senette ödeme tarihinin rakamla yazılan kısmında önceden "10.03.2006" ve senet içeriğindeki kısımda "10 Mart 2006" olarak yazılmış iken bu tarihlerin yıl hanesinde onlar basamağında bulunan "0" rakamının üzerinden farklı bir kalemle gidilmek suretiyle 1 rakamına dönüştürüldüğü tespit edilmiştir. Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/455 Esas 2019/175 Karar sayılı dosyasında da aynı sonuca ulaşılmıştır.Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu kapsamda bono; ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedidir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez,senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığı iddiasında ispat yükü kaydın aksini iddia edene aittir. Davacı, takibe ve davaya konu bononun vade tarihinin gerçekte 10/03/2006 tarihi olmasına rağmen davalı tarafından 10/03/2016 olarak gösterilerek takibe konulduğunu, gerçek vade tarihine göre takip tarihi itibariyle bononun 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini menfi tespit isteminde bulunmuş, yaptırılan inceleme ile bono üzerinde yapılan incelemede tarih kısmının değiştirildiği sabit olması karşısında, mahkemece gerçek vade tarihi olan 10/03/2006 tarihi dikkate alındığında takip tarihi itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunun gözetilerek senedin kambiyo vasfında olmadığı, davalı hamil ... yönünden TTK 732. Madde gereğince keşideciye başvuru yönünden düzenlenen 1 yıllık ek sürenin de dolduğu, davacı ile keşideci lehtar arasında temel ilişkiye dayalı 10 yıllık sürenin de dolduğu, tüm davalılar yönünden zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu ve alacaklarını da ispat edememiş olması nedeniyle menfi tespit kararı verilmesi isabetli bulunmuş olup, davalı her ne kadar bu definin şahsi defi olduğu iddiası ile istinaf isteminde bulunmuş ise de, sahtecilik iddiasının şahsi def'ilerden olmadığı, mutlak defi olup, herkese karşı ileri sürülebileceği, davalının iyiniyetli 3. Kişi olup olmasının öneminin bulunmadığı, takip konusu senet üzerindeki 320.000 TL lık miktar dikkate alındığında, 2005 tarihinden sonra senedin düzenlendiği, vade tarihinin 2006 tarihi olduğu bu konuda da çelişki bulunmadığı, senedin boş verilip, 2006 tarihinde sonradan doldurulmasının da mümkün olduğu, kötü niyet tazminatı feri nitelikte bir alacak olup, reddi halinde vekalet ücretine hak kazanılamayacağı, bu nedenle davalılar vekillerinin istinaf istemlerinin yerinde bulunmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir. Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2021 tarih ve 2018/283 E., 2021/214 K. sayılı kararına karşı davalılar ... ve ...vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.859,20. TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 5.465,00TL harcın mahsubu ile bakiye 16.394,20 TL harcın davalı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.859,20 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 5.464,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.394,40 TL harcın davalı ...den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,4-Taraflarca tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52