Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1584
2024/1298
8 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1584 Esas
KARAR NO: 2024/1298
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 01/12/2020
NUMARASI: 2017/801 E. - 2020/981 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının daha evvel davalı firmanın işçisi olduğunu, davalı firmada çalışmaktayken bir takım sorunlar yaşadığını ve 14.03.2016 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, iş akdinin feshedilmesinden sonra davalı firmanın davacı ile irtibata geçerek çalıştığı dönem içerisinde firmanın davacı tarafından maddi zarara uğratıldığını iddia ederek davalı lehine senet tanzim edilmesinin istenildiğini, davacının çocuğunun hasta olması ve üç ayrı operasyon geçirmesi gerektiğinden ve SGK'da bu masrafları karşılamadığından özel sağlık sigortasına ihtiyacı olması nedeniyle, çocuğunun özel sağlık sigortasından faydalanması için dava konusu senedi imzaladığını, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ile birlikte senedin suretinin tebliğ edilmediğini, ödeme emrine bakıldığında 100.000,00 TL miktarlı senetten bahsedildiğinin görüldüğünü, senede bakıldığında bedelin ... nun belirtildiğini, davacının davalıdan herhangi bir mal almadığını gibi aralarında ticari bir ilişkinin de söz konusu olmadığını, davacının davalıdan mal aldığı iddia ediliyor ise ne satın satıldığının ortaya konulması gerektiğini, söz konusu senetten dolayı davacının davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, söz konusu senedin özel sağlık sigortasının devam ettirilmesi için müvekkilinin evladına yönelik babalık duyguları istismar edilerek psikolojik baskı ortamında kendisinden alındığını, kaldı ki davacının bu senedi davalıya teslim ettikten sonra özel sağlık sigortasının 14.03.2016 tarihinde sonlandırıldığını öğrendiğini, müvekkilinin kandırıldığını, 'özel sağlık sigortasını devam ettireceği bu şekilde çocuğunu ameliyat ettirebilirsin yeter ki sen bize bu senedi imzala' denilmesine rağmen senedin tanzim tarihinden evvel özel sağlık sigortasının sonlandırıldığını sonradan öğrenildiğini beyanla, söz konusu senedin borçlusu olmadığının tespitine, davalının alacak miktarının %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı senedi ayırt etme güçlüğü ve ikrah altında tanzim ettiğini iddia ediyor ise de, bu iddiayı asla kabul etmemekle birlikte davanın hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı bir takım sorunlar yaşadığı için 14.03.2017 tarihinde iş akdinin feshedildiğini belirtmiş ise de, bu sorunların ne olduğu konusunda açıklamada bulunmadığını, önemsiz gibi gösterilmek istenen bu sorunun İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ... sayılı 25.05.2017 tarihli iddianamede görüleceği üzere, davacının hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanması olduğunu, iddianamede ve sorgu aşamasındaki ifadesinden de görüleceği üzere davacını zimmetine para geçirdiğini açık bir şekilde ikrar ettiğini, davacının 09.11.2010 tarihinden 14.03.2016 tarihine kadar muhasebe işlerinden sorumlu sigortalı işçi olarak çalıştığını, 11.03.2016 tarihinde bankalardan çekilen tutarlar ile şirket hesaplarındaki farklılığın tespitinin ardından davacıdan bu konuya ilişkin savunmasının istendiğini, davacının 14.03.2016 tarihli savunmasında "bankalardan şirket adına çektiğim paraların bir kısmını şirkete bildirmeden ya da eksik bildirerek harcamalarımda kullandım, pişmanım, aklımda yaklaşık tutar 60.000 TL civarındadır. Bu tutarın tamamını faizi ile beraber şirketinize 1 ay içerisinde ödeyeceğim, hesaplarda yapılacak inceleme neticesinde daha fazla tutarın zimmetimde olduğu tespit edilmesi halinde kalan tutarı da ödeyeceğim" dediğini, bu savunmaya istinaden davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, şirketin uğradığı net zararın tespiti için incelemelere başlanıldığında zararın 160.000,00 TL civarında olduğunun tespit edildiğini, davacının dava dilekçesinde bahsettiğinin aksine, davalı şirketin dışarıdan mali müşavirlik hizmeti sunan ... ile görüşmek istediğini, 17.03.2016 tarihinde ... ile görüşen davacının "inceleme yapılmasına gerek olmadığını, zimmetine geçirdiği paranın 100.000,00 TL olduğunu, çok mahcup olduğunu, fındık sezonu sonunda bu tutarı ödemek istediğini" dile getirerek dava konusu 100.000-TL tutarlı 15.09.20016 vadeli emre yazılı senedi keşide ederek teslim ettiğini, savcılık tarafından düzenlenen iddianame üzerine davacı aleyhine istanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/300 esas sayılı dosyası ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanması nedeniyle dava açıldığını, davacının şu anki tavrından anlaşılmaktadır ki, davacının bu senedi tanzim ederek vermesinin amacının hakkında icra takibi başlatılmasını ötelemek ve bu sırada mal kaçırmak ve o tarihte davalı firmanın araştırmayı derinleştirmesini engellemek olduğunu, davacının dava dilekçesindeki iddiaların başlı başına hayatın olağan akışına ve maddi gerçekliğe aykırı olduğunu, davacının senedin üzerinde "..." ibaresinin bulunduğu, dolayısıyla bu senedin geçersiz olduğunu ileri sürdüğünü bizzat davacı tarafından yazılan "..." ifadesinin senedin ihtiyari bir unsuru olduğunu, bu beyanın olması veya olmamasının senedin geçerliliğini değiştirmediğini, davacı bu senedi ne için verdiğini ikrar ettiği, davacının 21.04.2017 tarihinde Avcılar Polis Merkezi Amirliğinde savunma amaçlı verdiği ifadesinde " almış olduğum 60.000 TL 'yi aldığımı kabul ettim ve ödeyeceğimi söyledim, bana şirket tarafından almış olduğum meblağın 100.000 TL olduğu söylenip senet imzalamamı ve tazminat hakkımı vereceklerini söylediler. Ancak herhangi bir ödeme almadım" dediğini her mecrada senedi tanzim etmesinin gerekçesinin farklı bir şekilde dile getirildiğini, bu beyanların zimmetine geçirdiği tutara karşılık senet verdiğini açıkça ortaya koyduğunu beyanla, davanın reddine, davacının takip konusu alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu senedin nasıl imzalandığına dair kamera kayıtlarının getirtilmesi gerektiğini,Davacının kasadan tek başına sorumlu olmadığını, Hükme esas bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, tespit edildiği iddia edilen işlemlerle raporun ekinde yer verilen işlemlerin tutarı arasında ciddi fark olduğunu, bilirkişi, raporunda 139 ayrı usulsüz işlemi tespit ettiğini iddia ediyorsa bu 139 ayrı usulsüz işlemi ortaya koyması gerektiğini, müvekkilinin davalı şirketi zarara uğratıp uğratmadığının somut olarak tespit edilmesi gerektiğini, Fiili kasa kayıtlarının hukuki geçerliliği olmadığını, resmi kasa hesabı kayıtları ile fiili kasa hesabı kayıtları karşılaştırılarak sonuca varılamayacağını, fiili kasa kayıtlarının bilirkişi raporunda yer alan eklerden de anlaşıldığı üzere imzasız, kaşesiz, onaysız ve tasdiksiz belgelerden ibaret olduğunu, Davacı tarafından keşide edilen senedin psikolojik baskı ve tehdit altında alındığını, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/818 Esas sayılı dosyasının istinaf aşamasında olduğunu, Mahkeme kararının kesinleşmediğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespti davasıdır. Dava konusu senet incelendiğinde; keşidecisinin davacı, lehdarının davalı şirket olduğu, 17.03.2016 düzenleme, 15.09.2016 vade tarihli, 100.000 TL bedelli senet olduğu, unsurlarının tam olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafça dava konusu senedin, çocuğunun hastalığı sebebiyle özel sağlık sigortasının devam ettirileceği yönünde psikolojik baskı altında verildiğinin iddia edildiği, davalı yanca; davalı işyerinde çalışan davacının zimmetine para geçirmiş olması nedeniyle senedin düzenlendiğinin savunulduğu görülmektedir. Davacı eylemine ilişkin olarak İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/818 esas, 2020/463 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde; bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacının mahkumiyetine karar verilmiş, istinaf aşamasında, meydana gelen zarar ile ilgili olarak ayrıntılı bilirkişi raporu aldırılması için mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece her ne kadar davanın esasına girilerek karar verilmiş ise de, davacının davalı işyerinde muhasebeci olarak çalıştığı, bağlantılı Ceza dosyasına vermiş olduğu ifadesinde de, davalı şirkette çalıştığı dönemde muhasebeci olduğunu, çocuğunun sağlık durumu nedeniyle kasadan 60.000 TL parayı aldığını, dava konusu senedi de bu nedenle imzaladığını kabul ettiği, dolayısıyla senedin düzenlenmesine kaynaklık eden temel ilişkinin, işçi işveren ilişkisi içerisindeyken, işyerinde meydana gelen olaya ilişkin olduğu, bu nedenle davaya bakma görevinin İş Mahkemelerine ait olduğu, dolayısıyla Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Re'sen gözetilen sebeplerle, başkaca istinaf nedenleri gözetilmeksizin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Re'sen gözetilen sebeplerle;2-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2020 tarih, 2017/801 E. 2020/981 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 08/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09