Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1482
2024/1239
1 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO 2021/1482 Esas
KARAR NO 2024/1239
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 29/06/2021
NUMARASI : 2014/92 E. - 2021/134 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)|Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Asıl davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesini duruşmada tekrarla; müvekkilinin, dünyanın değişik yerlerindeki birçok ülkede tasarımcı ... adına tescilli olan endüstriyel tasarımın, 15/03/2006 tarihinde yapılan lisans sözleşmesi ile Türkiye'de tek yetkili hak sahibi olduğunu, söz konusu endüstriyel tasarımın, müvekkili tarafından yapılan başvuru üzerine 14/04/2006 tarih ve 2006/01500 tasarım no’su ile Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescil edildiğini; büyük miktarda yatırımla birlikte zaman ve mesai harcanarak hazırlanan ve dünya pazarına sunulan ürünün, 15 ile 17 Eylül 2006 tarihleri arasında Almanya'nın Düseldorf kentinde düzenlenen uluslararası ... fuarlarındaki tanıtımı sırasında, davalı ... firması yetkilileri tarafından görüldüğünü ve ürünün Türkiye’de pazarlanması için talepte bulunulduğunu, davalı ...'in tasarıma gösterdiği ilgi ve Türkiye'deki futbol takımları için üretilmesi talebi üzerine müvekkili tarafından ... takımlarına uygun renk ve desenlerde dizayn çalışması yaptırıldığını, tasarımın Türkiye'de tescilli ve tek yetkili hak sahibi müvekkili tarafından, ürünün tanınırlığı ve hukuki korumasına ilişkin bilgi vermek amacıyla davalı ...'e mail gönderildiği, diğer futbol kulüpleri ile de telefon görüşmeleri yapıldığını, bu sırada Almanya distribütörü ... ile mail yazışmalarına devam eden davalı ... yetkilisinin, ... takımları için tasarım numunesi istediğini ve ayrıca davalı ... yetkilisinin, anlaşma halinde bu takımlar için verilecek ilk siparişin 11.040 adet olacağını belirttiğini, numunelerden her bir çiftinin 350 Euro ile ücretlendirileceği kararlaştırıldıktan sonra Çin'de bulunan ... LTD. firmasına yaptırılan numunelerin davalıya gönderildiğini, müvekkilinin anlaşma için geri bildirim beklediği sırada davalı ...’in tüm irtibatı kopardığını, davalı Terteks’in kendisine gönderilen grafik dizayn çalışmaları ile numuneleri kullanıp .... LTD firmasına taklit ürün yaptırdığını, müvekkilinin, tasarım konusu ürünün taklit edilerek gerek ... ve ... Store’lardan, gerekse internet üzerinden satışının yapıldığını, bu durumu gazete ve internette gördüğü ilanlar üzerine öğrendiğini, davalı ...’in, müvekkili ile tasarıma ilişkin sözleşme yapmak yerine kendi ürettiği taklit ürünleri piyasaya arz ederek, diğer davalılar ise tecavüz teşkil eden ürünleri mağazalarında ve internet sitelerinde satışa sunarak ve taklit ürünlerin resimlerini kataloglarda ve gazetelerde kullanarak, müvekkilinin endüstriyel tasarım hakkına tecavüz ettiklerini; davalıların bu şekilde haksız kazanç sağlamaları nedeniyle belirsiz alacak niteliğindeki işbu tazminat davasının açılması zorunluluğunun hâsıl olduğunu, tecavüzün tespitine ilişkin İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/15 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın kabul edilirken tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin karşı davanın reddedildiğini, mahkeme tarafından verilen kararın Yargıtay 11. HD'nin 29.11.2013 tarihli, 2012/8441 E. ve 2013/21789 K. sayılı ve Yargıtay 11. HD'nin 06.06.2014 tarihli, 2014/6549 E. ve 2014/10790 K. sayılı kararları ile onanarak kesinleştiğini, müvekkilinin hem maddi, hem manevi zarara uğradığını, davalılar tarafından tecavüz edilen tasarımın Alman futbol liginin %50'sinin yanı sıra Barcelona, Chelsea, Tottenham, Porto, Lissabon, Kopenhagen gibi dünyanın değişik yerlerindeki birçok büyük futbol kulübü ile yapılan anlaşmalar ile piyasada tanınan ve sevilen bir ürün haline geldiğini, davalıların sadece tasarıma tecavüz etmekle kalmadığını, aynı zamanda müvekkilinin Türkiye'deki pazar payını da ele geçirerek haksız kazanç sağladıklarını, davalıların taklit ürünler için dahi herhangi bir emek ve mesai harcamadığını, zira müvekkili tarafından gönderilen dizayn çalışmaları ile örnek numunelerin kötüniyetli olarak kullandıklarını, müvekkilinin Türkiye'deki ticari faaliyetine dayanak olarak tescil ettirdiği tasarıma davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde tecavüz edilmesinin müvekkilini elem ve kedere sürüklediğini, bu durumun müvekkilinin kişiliğinde telafisi mümkün olmayan yaralar açtığını, bu sebeple davalılardan her birinin ayrı ayrı maddi ve manevi tazminata mahkûm edilmesini arz ve talep etiklerini, tecavüz nedeniyle tescilli tasarımın itibarının zedelendiğini, İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2008/15 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere, davalılar tarafından üretilip piyasaya sunulan ürünlerin, gerek uygulanan kumaşın cinsi, gerekse dayanıklılık açısından tasarımın kalitesine sahip olmadığını, müvekkili adına tescilli tasarımın, davalılar tarafından kalitesiz bir şekilde üretilerek piyasaya sunulması nedeniyle tasarımın itibarının da zedelendiğini belirtmiş ve fazlaya dair haklarını saklı tutarak davalıların her birinden, 1.000,00 TL olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi zararın olay tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte tazminini, tasarıma hakkına tecavüz fiili nedeniyle müvekkilinin yaşadığı sıkıntıların, elem ve kederin yanı sıra taklit ürünlerin tescilli tasarımın kalitesini de taşımaması nedeniyle her bir davalı için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminat ile itibar tazminatının olay tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Asıl davada davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1988 yılında kurulduğunu, müvekkili şirketin Türkiye çapında yaklaşık 1000 perakende satış noktasında tüketiciyle buluştuğunu, müvekkilinin De Fonseca ev ve moda grubu, Brezilya markaları olan ..., l... ve ... terlik ve ayakkabılarının Türkiye'deki tek yetkili dağıtıcısı olduğunu, müvekkilinin kendi markası olan "..." terlik ve ayakkabıları ile İran, Rusya, Ukrayna gibi komşu ülkelere ihracat yapmakta olduğunu, müvekkilinin 2006 yılından bu yana dünyanın bir numaralı modeli ...n ile Ipanema koleksiyonunu Türkiye'ye sunmakta olduğunu, müvekkilinin TV reklamları bir yana, hemen hemen her gün ulusal ve yerel gazetelerde haber konusu olduğunu, bu durumun müvekkilinin tanınmışlık düzeyinin ne kadar yüksek olduğunu gösterdiğini, müvekkili firmanın aynı zamanda marka kavramına saygılı ve fikri sınai mülkiyet kültürüne erişmiş bir teşebbüs olduğunu, müvekkilinin, davacının dava dilekçesinde çizmeye çalıştığı taklitçi küçük ölçekli firma olmadığını, davacının işbu davayı ikame ederken kötü niyetle hareket ettiğine işaret etmesi açısından müvekkili ile davacı arasındaki husumeti kronolojik olarak sunmanın uygun olacağını, müvekkilinin, davacının distribütörü olduğu ürünleri 15-17 Eylül 2006 tarihinde Almanya’da gerçekleşen fuarda gördüğünü ve söz konusu ürünlerin Türkiye’de satışa sunulması için davacı ile görüştüğünü, daha sonra davacının müvekkilinden başka bir firma ile yazıştığını öğrendiğini, müvekkili tarafından söz konusu ürünlerin piyasaya sunulduğunu ve davacının bunu farklı farklı şekillerde öğrendiğini, bunu takiben davacının, müvekkili ve diğer davalılar aleyhine 28/01/2008 tarihinde İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/15 Esas sayılı davasını açtığını, tecavüz davasının 2011 yılında karara bağlandığını, taraflar arasındaki husumetin başlangıç tarihinin 2006 yılı olduğunu, müvekkili aleyhine 2008 yılında dava açıldığı ve İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nde 2008/15 Esas numarası ile görülen bu davanın 2011 yılında karara bağlandığı dikkate alındığında 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin işbu dosyada zamanaşımı açısından dikkate alınacağının açık olduğunu, dikkate alınacak zamanaşımı süresi zarar verenin zarara ve faile ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl ve herhalde zararı meydana getiren fiilin vukuundan itibaren 10 yıl olduğunu, bu sebeple davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının tazminat taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle dosyanın esasına dahi girilmeden usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının kötüniyetle hareket ettiğini, davacının itibar tazminatı taleplerinin dikkate alınmaması gerektiğini, davacının dava dilekçesi incelendiğinde, müvekkili tarafından üretilmekte olan ürünlerin kalitesi hakkında yerinde olmayan bir takım beyanlarda bulunduğunun görüleceğini, bu noktada müvekkilinin Türkiye çapında tanınmışlığı dikkate alındığında, söz konusu tasarımların müvekkili tarafından kullanılmasının davacının itibarını zedelemeyeceğinin açık olduğunu; davacının itibar tazminatına yönelik beyanlarında bilirkişi raporuna atıf yaptığını, fakat yapılan atfın afaki olduğunu, davacının iddia ettiği gibi bilirkişi raporunda bir beyan bulunmadığını; davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, manevi tazminat talebinde önem arz eden hususun zenginleşme olmadığını, davacının tazminat talepleri dikkate alındığında, tazminat talep ederken amacının zararının giderilmesinden ziyade zenginleşmek olduğunun görüleceğini, zira her bir davalıdan fahiş miktarda talep ettiği manevi tazminatın başkaca bir açıklamasının olamayacağını ifade etmiş ve davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin diğer davalı ... ile bir lisans anlaşması akdettiğini, bu anlaşma hükümleri gereği ...’in, müvekkili kulübe, müvekkilinin mağazalarında satılması amacıyla bir takım ürünler ürettiğini ve bu ürünleri müvekkili kulübe tedarik ettiğini, müvekkilinin herhangi bir taklit ürün satmadığını, kendisine ... firması tarafından gönderilen ürünleri satışa çıkardığını, bu ürünlerin hepsinde müvekkili kulübün bandrolü ve hologramlarının mevcut olduğunu, tüm ürünlerin resmi ve orijinal ürün olarak satıldığını, müvekkilince elde edilmiş haksız bir kazanç bulunmadığını, tasarıma ticari değer katanın ve onun satılmasını sağlayanın ... ismi, logosu ve renkleri olduğunu; burada eğer bir haksız kazançtan söz edilecek ise, başkasının tasarımını kendi tasarımı gibi kullanıp, bu tasarım üzerinden lisans bedeli alan ... firması olduğunu, bu nedenle de haksız kazanç iddiası ile müvekkili kulübe herhangi bir talep yöneltilemeyeceğini, davacının, satılan ürünlerin kalitesiz olduğunu ve bu durumun itibarını zedelediğini belirterek bir takım manevi tazminat taleplerinde bulunduğunu fakat müvekkilinin taraftarlarına Premium kalite ürünler sattığını, davacının manevi tazminat talebine dayanak yapmış olduğu nedenlerin farazi, gerçeklikten uzak olduğu, müvekkili kulübün Türkiye ve Dünyada 30 milyondan fazla taraftarı ve global ölçekte çok ciddi bir itibar ve bilinirliliği bulunduğunu, müvekkili kulübün bu ürünlerin satışını gerçekleştirmesinin bir itibar zedelemesi olarak değerlendirilmesinin aksine ilgili tasarıma ve markaya değer katması olarak değerlendirilebileceğini, davacının talep etmiş olduğu miktar ile doğrudan zenginleşmeyi amaçladığını, ayrıca davacının tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl Davada Davalı ... Tic. A.ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihinden itibaren 6 yılı aşkın bir süre geçtiği için dava konusu tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, marka ve endüstriyel tasarım haklarına tecavüz iddiasıyla maddi tazminat talebi halinde, talep edenin tazminatı gerektirir fiili maddi kaybını talep ediyorsa yoksun kaldığı kazancını ispat etmesi, bunu için de HMK gereğince dava açarken tüm delilleri ile birlikte bunu mahkemeye sunmasının gerektiğini, fakat bunların usulüne göre yapılmadığını, müvekkili ile diğer davalı ... arasındaki lisans sözleşmesine göre sorumluluğun ... firmasında olduğunu, müvekkilinin, davacı ile diğer davalı ... A.Ş. arasında geçen yazılı - sözlü hiçbir görüşme ve anlaşmadan haberdar olmadığını, bu konuda diğer davalı şirketin vaki itirazlarına katılmak durumunda olduklarını, manevi tazminat istemlerinin her davalı için ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bir husus olduğunu, davacının dayandığı kararın da bu yönde bir tespit içermediğini, kaldı ki müvekkil şirketin diğer davalı ... A.Ş. ile akdettiği kısa süreli bir lisans sözleşmesi ile davacının iddia ettiği gibi 100.000,00 TL’lik manevi zarar veya talep olunan maddi zararı yaratmasının söz konusu olamayacağını, taleplerin yersiz olduğu kadar afaki ve fahiş olduğunu, bu nedenle kabulünün mümkün olmadığını; diğer davalı ile aralarındaki tasarım, tasarımın teklifi ve çizilmesi vs. eylemlerinden doğan anlaşmazlıkların tamamen davacı ve diğer davalı arasındaki bir problem olduğunu, müvekkili şirketin olayla bu yönden hiçbir ilgisi olmadığı gibi, böyle bir eylemle kazanç elde etme ihtiyacında da olmadığını belirtmiş ve davanın reddini talep etmiştir. Asıl Davada Davalı ... vekili cevap dilekçesi vermemiş, 09/09/2015 tarihli beyan dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... internet sitesinin sahibi ve ... A.Ş. ortaklarından olduğunu; bu kapsamda İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ilgili dosyasına konu ürünlerin müvekkilce üretilmediğinin açık olduğunu, müvekkilinin kurucularından olduğu ve online olarak ayakkabı satışının yapıldığı pabbuc.com internet sitesinin kurulduğu 2005 yılından 2012 yılına kadar ayakkabı dikey internet sitelerinin (sadece tek bir ürün satışı yapan internet siteleri) başarılı örneklerinden olduğunu, müvekkiline ait internet sitesinde birçok farklı marka ürünün satışa sunulduğunu, dava konusu ürünlere ilişkin olarak müvekkilinin karşı tarafın tasarımına tecavüz ettiği iddiasını kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının işbu dosya açısından tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, dosyanın esasına dahi girilmeden usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının müvekkilinden tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, zira mevcut zararın müvekkilinin kusuru ile oluşmadığını, somut olayda müvekkilinin herhangi bir kusuru mevcut değilken, bu şekilde yüksek ve hakkaniyete aykırı bir tazminat talep edilmesinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, tazminat taleplerinin bir çeşit zenginleşme aracı olarak kullanılamayacağını, davacının talepleri incelendiğinde, uğradığı zararların tazmininden ziyade, zenginleşme amacıyla hareket ettiğinin görüleceğini belirtmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Birleşen Davada Davacı vekili İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/805 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin, dünyanın değişik yerlerindeki birçok ülkede tasarımcı ... adına tescilil olan tasarımını 2006 yılında yapılan lisans sözleşmesi ile Türkiye de tek yetkili hak sahibi olduğunu, söz konusu tasarımın 14/04/2006 tarih ve 2006/01500 tasarım numarası ile TPE nezdinde tescil edildiğini, büyük miktarda yatırım yapılarak dünya pazarına sunulan ürünün 15-17 Eylül 2006 tarihleri arasında Almanya Düseldorf kentinde düzenlenen uluslararası ... fuarlarındaki tanıtımı sırasında davalının lisanslı üreticisi olan dava dışı ... firması yetkilileri tarafından görülüp ürünün Türkiye pazarlaması için talepte bulunulduğunu, talep üzerine müvekkili tarafından ... takımlarına uygun renk ve desenlerde grafik dizayn çalışmaları yaptırıldığını, ürün örnek numunelerin gönderildiğini, davacı müvekkilinin anlaşma için geri bildirim beklediği sırada dava dışı ... şirketinin tüm irtibatı kopararak kendisine gönderilen grafik dizayn çalışmaları ile numuneleri kullanıp .... Ltd firmasına taklit ürün yaptırdığını, davalı Beşiktaş'ın müvekkili ile tasarıma ilişkin lisans sözleşmesi yapmak yerine, kendisi ve/veya dava dışı ... şirketi tarafından üretilen taklit ürünleri gerek ... Store'lerden, gerekse dergi ve internet üzerinden satarak, resimlerini kataloglarında kullanarak, davacı müvekkilinin tasarımına tecavüzde bulunarak maddi - manevi zararda bulunduğunu, tazminat davasına konu olan tasarıma tecavüz hakkında ... şirketi ve diğer futbol kulüpleri aleyhine İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/92 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın yargılaması devam ettiğinden bilirkişi incelemesinin eksiksiz olarak yapılabilmesi için dosyanın birleştirme kararı verilerek İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin dosyası ile birleştirilmesini, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat ile itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... Tic. A.ş vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; davaya karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafın müvekkiline ait lisanslı/orijinal ürünlerin "düşük kaliteli" olduğunu ve bu nedenle tescilli tasarımının itibarının zedelendiğini iddia ettiğini, davacının hakkını dayandırdığı tasarımın koruma süresinin yenilenmeme sebebiyle sona erdiğinden ortada tescilli bir tasarım bulunmadığını, bu nedenle davacının tescilli tasarımının itibarının zedelendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının dava dilekçesinin ekinde sunduğu ve tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğini iddia ettiği ürünler incelediğinde görüleceği gibi, işbu ürünlerin müvekkili adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markaları üzerinde barındıran orijinal ve son derece kaliteli ürünler olduğunu, bu ürünlerin davacı tarafın tasarımlarıyla bir benzerliği bulunmadığını, kaldı ki 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun "Koruma kapsamı ve koruma dışı hâller
" başlıklı 58. Maddesinin 4-b hükmüne göre "Ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerinin" koruma kapsamının dışında kaldığını, davacı tarafın tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğini iddia ettiği ürünler ise terlik/sandalet kategorisinde olup ilgili alanda tüm firmalar tarafından bu şekilde kullanılan ve kullanılmasında da teknik zorunluluk bulunan ürünler olduğunu, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin de yasaya ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, huzurdaki davanın, davacı tarafından zenginleşme amacıyla açılan kötü niyetli ve haksız bir dava olduğunu, davacının hakkını dayandırdığı tasarım ile müvekkiline ait orijinal ürünler arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, kaldı ki ilgili ürünlere ayırt edicilik özelliğini ve ticari değerini katanın müvekkili adına tescilli markalar olduğunu, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davacının iddialarının yerinde olduğu varsayılsa dahi, bu iddiaların muhatabının diğer davalı ... şirketi olduğunu, bu varsayımda dahi, talep edilen 101.000,00 TL'nin dayanaktan yoksun olup son derece fahiş bir miktar olduğunu, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile davalıların ticaretle iştigal etmeleri nedeniyle basiretli bir tacir gibi davranarak, satın aldıkları ve satışını yaptıkları ürünlerle ilgili sınai hakların kime ait olduğunu araştırmakla yükümlü oldukları, davalılar ... A.Ş., ... A.Ş., ... ve .... A.Ş.'nin bu nedenle kusurlu oldukları, davalı ... A.Ş.'nin ise davacı ile dava konusu tasarımla ilgili sözleşme yapabileceklerini belirterek görüşmeler yaptıktan sonra, tasarımın davacıya ait olduğunu bilerek başkasına ürettirip satışa sunduğundan, daha ağır kusurlu olduğu, davalıların davacıya ödemeleri gereken lisans bedelinin dosyadaki verilerle tam olarak tespit edilemediğinden, TBK'nun 50. maddesi uyarınca davalıların ciroları ve kusur dereceleri ile davalı ..., ... ve ... şirketlerinin spordaki tanınmışlık dereceleri, bunun tasarım ürünlerinin satışlarına etkisi de dikkate alınarak mahkememizce belirlenmesi gerektiği, buna göre ... için 50.000,00 TL, Fenerbahçe ve ... için 10.000,00'er TL, ... için taleple bağlı kalınarak 4.349,00 TL ve ... için 20.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, yine tarafların cirolarına, olaydaki kusur derecelerine, davacının davaya konu tasarımının tescil edildiği tarih ve Türkiye'deki kullanım süresine göre Terteks için 10.000,00 TL, ..., ... ve ... için 4.000,00'er TL, ... için 6.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı, davaya konu edilen ve davalılar tarafından satışı yapılan tecavüz oluşturan ürünlerin kötü şekilde üretilmedikleri ve davacının tasarımının itibarına zarar verecek şekilde satışa sunulmadıkları bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden, itibar tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmakla, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne, kısmen reddine..." şeklindeki gerekçeler ile;"Asıl davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,Davalıların davacıya ait 2006 01500 tescil numaralı endüstriyel tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz etmeleri nedeniyle;- Davalı ...'den 50.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,- Davalılar ...A.Ş ve ...'dan 10.000,00'er TL maddi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı alınarak davacıya verilmesine,- Davalı ... A.Ş.'den 4.349,00 TL maddi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,- ... A.Ş.'den 10.000,00 TL, ... A.Ş'den, ... A.Ş'den ve ...'dan 4.000,00'er TL manevi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ayrı ayrı alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,Birleşen davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,Davalının davacıya ait 2006 01500 tescil numaralı endüstriyel tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına tecavüz etmesi nedeniyle 20.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı ... AŞ yönünden; mahkemece, 06/03/2020 tarihli son bilirkişi raporunun belirlediği 38.249,75 TL kar mahrumiyetine dayalı maddi tazminatın da çok altında olarak, 20.000 TL maddi tazminat belirlenmesinin yasal ve olgusal bir dayanağının bulunmadığını, bilirkişi raporunun aksine olarak bu düşük miktarın neye göre belirlendiği de gerekçede açıklanmadığını, -Davalı ... A.Ş. yönünden; mahkemece, 06/03/2020 tarihli son bilirkişi raporunun belirlediği 10.994,29 TL kar mahrumiyetine dayalı maddi tazminatın altında olarak, 10.000 TL maddi tazminat belirlenmesinin yasal ve olgusal bir dayanağının olmadığını, bilirkişi raporunun aksine olarak bu düşük miktarın neye göre belirlendiği de gerekçede açıklanmadığını, -Davalı ... A.Ş. yönünden; 06/03/2020 tarihli son bilirikişi raporuna, eksik inceleme yapılması nedeniyle itiraz ettikleri ve taleplerini 78.000,00 TL olarak gösterdiklerini, ancak mahkemece, son bilirkişi raporunun belirlediği 53.018,64 TL kar mahrumiyetine dayalı maddi tazminatın da altında olarak, 50.000,00 TL maddi tazminat belirlenmesinin yasal ve olgusal bir dayanağının bulunmadığını, bilirkişi raporunun aksine olarak bu düşük miktarın neye göre belirlendiğinin de gerekçede açıklanmadığını, -Davalı ... yönünden; bilirkişi tarafından hak mahrumiyetine dayalı bir maddi tazminat tespiti yapılmadığını ve taraflarınca rapora itiraz edildiğini, ayrıca, sorumluluğu ve kusuru kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olan davalı ... bakımından talepleri 42.000 TL olarak gösterildiğini, mahkemece yapmış oldukları itirazlarının değerlendirileceği yeni rapor aldırılarak ...'ın sorumlu olduğu maddi tazminat miktarının belirlenmesi yerine, neye göre hesaplandığı açıklanmayan 10.000 TL gibi düşük bir miktara hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak, ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılmasını ve bu hususlar yönünden yeniden karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Tic. A.ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, Somut olayda ihlal oluştuğunu kesinlikle kabul etmemekle birlikte, yerel mahkeme tarafından, davacının söz konusu ürüne ilişkin satış, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün veya hizmetin niteliğini, davacı hak sahibinin piyasadaki pazar payını, genel ekonomik koşullarını, marka değerini, gibi unsurlar da dikkate alınmadığını, sadece davalıların ticari defterlerinin incelendiğini, bunlarda da sağlıklı verilere ulaşılamadığından bahisle yerel mahkemece afaki olarak fahiş bir maddi tazminat bedeline hükmedildiğini, ayrıca yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının hesabının neye göre yapıldığının muallakta kaldığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için tasarım hakkının ihlal edildiği düşünülse bile, tecavüzün boyutunun ne olduğunu, kusur durumunun ne olduğu incelenmeden davacının manevi hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle bedel tespiti yapılmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, tehiri icra talepleri bulunduğunu, davacı taraf, yerel mahkeme ilamına dayalı olarak, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi ... Esas nolu dosyası ile icra takibi başlattığını, 2004 sayılı İKK. madde 36 uyarınca tehiri icra kararı verilerek, takibin yargılama sonuna kadar durdurulmasını talep etmiştir.Davalı ...A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını,Davacının ihlal teşkil ettiğini iddia ettiği ve dava dosyasına görselleri de sunulan ürünlerin, vekil edenin hak sahibi olduğu tasarım hakkına kesinlikle ihlal teşkil etmediğini, zira ihlal teşkil ettiği ileri sürülen bu ürünlerin Türkpatent ve WIPO nezdinde tescilli olan markaları içerdiğini, davacının ihlal oluşturduğunu iddia ettiği ürünlerin, terlik kategorisinde kabul edilmekte olup tüm terlik üreticisi firmalar tarafından da bu şekilde kullanıldığını, ilgili ürünü yeni ve ayırt edici kılan tek özellik vekil edenin logosu olduğunu, söz konusu ürünlerin, davada kabul edildiği üzere tasarım hakkına ihlal teşkil etmediğini, dolayısıyla yapılacak istinaf incelemesi neticesinde söz konusu durumun ihlal olmadığının tespitinin de gerekli olduğunu, ilk derece mahkemenin kararının, hukuka ve olayın somut şartlarına aykırılık teşkil ettiğini, bununla beraber istinaf yoluna başvurulması kararın icrasını durdurmadığından, davacının anılan karar uyarınca icra ve haciz işlemlerine devam etmesinin mümkün olduğunu, dolayısıyla, mahkemece yapılacak istinaf incelemesi sona ermeden müvekkil şirketten icra ve haciz yolu ile bir bedel tahsil edilmesi ileride telafisi imkânsız zararlara uğramasına neden olabileceğini, bu nedenle, istinaf incelemesi sona erinceye kadar tüm icra işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini ve icra dosyasına sunulmak üzere kendi taraflarına mehil vesikası verilmesini vekaleten talep etmiştir.Davalılar ... A.Ş ve ... vekilinin istinaf dilekçesinden özetle; Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını,Yerel Mahkemede verilen kararda, Müvekkili ..., açısından 50.000 TL Maddi ve 10.000 TL manevi, Müvekkili ... açısından 10.000 TL Maddi ve 4.000 TL manevi, Tazminat olmak üzere davanın kısmen kabulüne hükmedildiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve hatalı tespitler sonucunda verilmiş olan bu kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı taraf ile müvekkili arasındaki husumetin başlangıç tarihinin 2006 yılı olup TBK'da belirlenmiş olan 10 yıllık zamanaşımının dolduğunun görülmekte olduğunu, bu sebeple davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerekirken, aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı .... Tic A.Ş. Vekilinin istinaf dilekçesinde özetle;Davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, Müvekkilinin diğer davalı ... A.Ş. İle yapmış olduğu 28.10.2004 tarihli lisans sözleşmesiyle ürünleri satın aldığını, bu nedenle sözleşmenin 5/1 maddesine göre ürünlerle ilgili yaşanacak uyuşmazlıklardan ve maddi manevi zararlardan Lisansiye ... A.Ş. sorumlu tutulması gerektiğini, sözleşme sebestisi ilkesi gereği ... A.Ş. üçüncü kişilere karşı eylemleri ile hukuki zarar doğurması halinde tüm yasal sorumluluğu üstlendiğini, bu sebeple müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemenin bu durumu nazara almamasının da eksiklik olarak görmesi gerektiğini, bu nedenle de kararın müvekkili yönünden kaldırılmasının gerekli olduğunu, mahkemece daha evvel dosyaya sunmuş oldukları dilekçeler ve bilirkişi raporlarına karşı taraflarınca yapılan itirazlar değerlendirilmeden, eksik ve hatalı bilirkişi raporları üzerinden karar oluşturulduğunu, bilirkişi raporlarında tespit edilen bedellerin eksik ve hatalı inceleme sonucu tespit edildiğini ve fahiş bedeller olduğunu belirtmiş olmalarına rağmen yerel mahkemenin bu tespitleri dayanak alarak karar oluşturmasının da eksiklik teşkil ettiğini savunarak ilk derece mahkemesince kurulan hükmün istinafen incelenerek kaldırılmasını ve yeni bir karar kurulmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davalılar ... A.Ş ve ... vekilinin istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesinden özetle; müvekkili tarafından düşük kalitede ürün üretilip piyasaya sürülmesinin söz konusu dahi olamayacağını, nitekim dava konusu edilen müvekkiline ait ürünler de yüksek kaliteye sahip ürünler olduğunu, işbu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davacı tarafın istinaf dilekçesinde belirtilmiş olunan raporda yer alan ifadelerin ise aksi diğer bilirkişi raporları ile ısrarlı şekilde ispat edildiğini, söz konusu üründe farklı malzeme kullanılmasının davacı tarafın itibarını zedelemeyeceğini, nitekim dava konusunun sınai hak endüstriyel tasarım oluşturduğunu, bu hususlar göz önüne alınarak değerlendirme yapıldığında, gerek diğer davalıların marka değerleri ve tanınırlıkları, gerekse de müvekkilinin markasının kalitesi ve tanınırlığının göz önüne alındığında söz konusu tasarımın satışa etkisinin oldukça az olduğunun görülmekte olduğunu, ancak hal böyleyken, yerel mahkemece BK uyarınca karar verildiğinin belirtmesine rağmen zaten hali hazırda bilirkişi raporlarında belirtilen rakamlara çok yakın seviyede tazminata hükmedildiğini, tazminat miktarlarının çok daha düşük seviyede olması gerekirken, davacı tarafın söz konusu tazminat miktarının düşük olduğu iddiasının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığından bahisle davacı tarafından sunulan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE; İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl ve birleşen davanın konusu, davacı adına tescilli tasarımların davalılar tarafından kullanılması sebebiyle meydana geldiği iddia edilen tecavüz nedeniyle, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatına hükmedilmesi talebinden ibarettir.
Dosya kapsamında celp edilen TPMK kaydından, 2006/01500 başvuru numaralı tasarımın 14/04/2006 tarihinde davacı ... adına tescil edildiği anlaşılmıştır. İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2015/6 Esas, 2015/284 Karar sayılı dosyasında; davacı ... tarafından, davalılar ... ile ... A.Ş. aleyhine tasarım hakkına tecavüz edildiği iddiasıyla tecavüzün tespiti ve önlenmesi için 2008/15 Esas sayılı davasının açıldığı, yine davacı tarafından aynı konuda 2009/11 Esas sayılı dava ile ..., ...A.Ş. ve ... A.Ş. aleyhine ayrı bir dava açıldığı ve bu davanın 2008/15 Esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verildiği, davalılar ... ile ... Ticaret. A.Ş.'nin de davacının 2006 01500 tescil numaralı tasarımının hükümsüzlüğü için karşı dava açtıkları, yapılan yargılama sonucunda 2008/15 Esas, 2011/131 Karar sayılı kararla; davacının asıl davasının ve birleşen 2009/11 Esas sayılı davasının kabulü ile davalıların davacıya ait 2006 01500 tasarım nosu ile adına tescilli bulunan tasarımına vaki tecavüzün tespitine, tasarım hakkına tecavüz eden taklit ürünlerin imalat ve satışının durdurulmasına, bu bağlamda internet sitesi ve yayın sureti ile reklamlarında önlenmesine, karşı davacılar ... ve ... nin hükümsüzlüğe ilişkin karşı davalarının subut bulmadığının reddine karar verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 29/11/2013 tarihli ve 2021/8444 Esas, 2013/21789 Karar sayılı kararı ile temyiz taleplerinin reddine ve kararın onanmasına karar verildiği, bu kez karara karşı karar düzeltme talebinde bulunulduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/06/2014 tarihli, 2014/6549 Esas, 2014/10790 Karar sayılı kararı ile birleşen davada davalı .... A.Ş. vekilinin savunmaları ve karşı davaya ilişkin iddiaları yönünden delilleri toplanarak bu doğrultuda bir rapor alınmadığı, birleşen davada davalı-karşı ... Tic. A.Ş. vekilinin savunmaları, karşı davadaki iddiaları yönünden delilleri toplanarak birleşen davanın ve karşı davada hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı ... A.Ş’nin karşı davada iddiasını kanıtlama konusunda kendisine imkan tanınmadan asıl davada alınan kök ve ek rapora göre yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı belirtilerek, kararın bu gerekçe ile birleşen davada davalı-karşı davacı ... Tic. A.Ş. yararına bozulması gerekirken, birleşen davada davalı-karşı davacı ... Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazları reddedilerek yazılı şekilde onanmış olduğundan, birleşen davada davalı-karşı davacı ...Tic. A.Ş. vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulü ile Dairenin 29/11/2013 tarih, 2012/8441 Esas- 2013/21789 Karar sayılı onama kararının birleşen davada davalı-karşı davacı ... Tic. A.Ş. yönünden kaldırılarak hükmün açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay bozma kararından sonra davanın bu kez İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/6 Esasına kaydedildiği 2015/284 Karar sayılı kararla; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/06/2014 tarih ve 2014/6549 Esas sayılı ilamı ile asıl davanın ve birleşen dosyada davalı ... yönünden açılan davanın kesinleştiği anlaşılmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, birleşen davada; davalı ... Tic A.Ş.'nin ürünlerinin davacının 2006 01500 nolu tescilli tasarım hakkına tecavüzünün tespiti ile tecavüz tespit eden ürünlerin imalatının, satışının ve reklam yapılmasının durdurulmasına, internet sitesindeki tecavüze yönelik yayın ve reklamların durdurulmasına, davalı/karşı davacı Beşiktaş Sportif ürünleri San ve Tic AŞ'nin davacı/karşı davalı ...'a ait endüstriyel tasarımının hükümsüzlüğü talepli açılan davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz taleplerinin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2018 tarihli, 2016/8529 Esas, 2018/1839 Karar sayılı kararı ile reddine ve kararın onanmasına karar verilerek kararın kesinleştiği tespit edilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, bilirkişiler..., Doç. Dr. ... oluşan bilirkişi heyeti 13/10/2016 tarihli raporda özetle ; dava konusu tasarımın tecavüzünün tespitine ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kararının 06/06/2014 tarihinde kesinleşmiş olması dikkate alındığında, derdest davanın 06/06/2014 tarihi itibariyle işlemeye başlayan 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davalılardan ... firmasının, davacıya ait 2006/01500 tasarım no’lu tasarıma tecavüz eden ayakkabıları üretmek; diğer davalılar ... A.Ş., ... A.Ş. ve ...’ın ise söz konusu ayakkabıların satışını gerçekleştirmek suretiyle, davacının hak sahibi olduğu 2006/01500 no’lu tasarıma tecavüz ettiklerinin İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/15 E. 2011/131 K. sayılı kesinleşen kararıyla sabit olduğu, dava dilekçesinin netice-i talep kısmında davacının, manevi tazminat ve itibar tazminatını birlikte değerlendirerek, her iki tazminat talebi için tek bir bedel talep ettiği, oysa bu iki tazminat kaleminin birbirinden farklı olduğu ve bu durumun bir gereği olarak davacı tarafından ayrı ayrı rakamların bu tazminat kalemleri için belirtilmesi gerektiği, davacıyla yapmış olduğu bir takım görüşmelerden sonra tasarımların kullanıldığı ürünleri ürettiği veya Çin merkezli bir başka firmaya ürettirdiği anlaşılan ... firması bakımından, tazminat sorumluluğu için gerekli olan “kusur” şartının mevcut olduğu, davalı ... firması ile lisans sözleşmesi yapan ... A.Ş. ve ... A.Ş.’den, üretimi yapılan ürünlerin üzerindeki tasarımların kimin tarafından gerçekleştirileceği, bu tasarımlar üzerinde kim veya kimlerin hak sahibi olduğu veya olabileceği konusunda gerekli araştırmaları titizlikle yapmalarının objektif olarak bekleneceği, bu durumun ayrıca tacir sıfatına sahip davalı bu iki şirketin, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüklerinin de bir gereği olduğu, açıklanan bu nedenlerle, davalı ... A.Ş.’nin de kusurları bulunması sebebiyle tazminat sorumluluklarının bulunduğu, diğer davalı ...’ın ise, kusurlu olduğunu gösterir nitelikte bir bilgi veya verinin dosya kapsamında bulunmadığı, davacının KHK’nın 52. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen hesaplama yöntemlerinden birisini seçmesi halinde heyette bulunan muhasip bilirkişi tarafından maddi tazminat hesaplaması yapılabileceği, tasarımın kötü şekilde üretildiğine veya uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürüldüğüne ve bunun sonucunda tasarımın itibarının zarara uğradığına ilişkin bir bilgi veya veriye dosya kapsamında ulaşılamadığı belirtilmiştir.Davacı vekili asıl dava için lisans bedeline göre maddi tazminat hesaplanmasını talep ettiğini bildirmiş, İstanbul Ticaret Odası'nın 07/06/2016 tarihli yazısında davacıya ait söz konusu tasarımların cironun % 15’i oranında rakamın emsal lisans bedeli olarak tespit edilebileceği belirtilmiştir. Aynı bilirkişi heyetine ait 13.10.2016 tarihli ek raporda özetle; ... AŞ. için 353.457,62 TL. x %15 = 53.018,64 TL, ... AŞ. için (51.432,09 TL.- 45.983,46 TL.=) 5.448,63 TL. x %15 = 817,29 TL, ... AŞ. için (29.222,89 TL.- 18.164,94 TL. =) 11.057,95 TL. x % 15 = 1.658,69 TL. maddi tazminat hesaplandığı, davalı ...’ın vekili ile ticari defter ve belgelerini incelemek amacıyla irtibata geçildiği, ancak davalı ...’ın yurtdışında olduğu, defter ve belgelerinin bulunabileceğini düşünmediklerinin bildirildiği, bu kapsamda ... ile ilgili bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir....l mühendisi eklenmek sureti ile aynı bilirkişi heyetine ait 17/03/2017 tarihli ek raporda özetle ; davacı tarafa ait 2006/01500 tasarım no'lu marka tasarımının benzeri olan ve davalı tarafından üretilen ürünlerdeki kumaş türü ve taban yapısındaki farklılıklar, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2008/15 E. 2011/131 K. sayılı kesinleşen kararıyla tasarım hakkına tecavüz teşkil etmesine karşın, tasarımın kötü şekilde üretilmediği ve piyasada satılan muadil ürünlere göre uygun tarzda piyasaya sürüldüğü, fiili zarar yönünden dava dilekçesi ekinde dosyaya Ek-4 te sunulan faturada belirtilen tasarım çalışmalarının kaç tasarıma ait olduğu net olarak anlaşılamadığı, maddi tazminat yönünden kök raporda değiştirilecek bir husus olmadığı, neticeten, kök rapordaki tespitlerden farklı bir sonuca ulaşılamadığı yönünde görüş bildirmiştir. Muhasip bilirkişi ... 06/09/2017tarihli raporda özetle; davacının dava tarihi itibariyle davalı ... şirketinden 53.018,64 TL, davalı ... 10.994,29 TL, davalı ...dan 4.349,31 TL olmak üzere toplam 68.362,24 TL maddi tazminat; ayrıca davalı ... 7.952,80 TL, davalı ... 1.649,14 TL, davalı ... 652,40 TL olmak üzere toplam 10.254,34 TL itibar tazminatı ve cem'an 78.616,58 TL alacağı olduğu belirtilmiştir. Muhasip bilirkişi ... 06/11/2017 tarihli ek raporda; kök raporda vardığı sonuç kısmına sadece davalı ... için hesaplanan 1.404,27 TL satış tutarına isabet eden %15 lisans bedeli ile 1.404,27 TL x 0,15 = 210,64 TL ve buna tekabül eden itibar tazminatı 210,64 x 0,15 = 31,60 TL'nin ilave edilebileceğini belirtmiştir. Davacı vekili 16/10/2018 tarihli dilekçesinde itibar tazminatı taleplerini somutlaştırarak, ... için 7.952,80 TL, ... için 31,60 TL, ... için 1.649,14 TL, ... için 652,40 TL ve Beşiktaş için 1.000,00 TL itibar tazminatı taleplerinin bulunduğunu bildirmiştir. Muhasip bilirkişi ... 06/03/2020 tarihli ek raporda özetle; davacının dava tarihi itibariyle davalı ... şirketinden 53.018,64 TL, davalı FENERBAHÇE'den 10.994,29 TL, davalı ... 4.349,31 TL, birleşen davada davalı ... 38.249,75 TL olmak üzere toplam 106.611,99 TL maddi tazminat; ayrıca davalı ... 7.952,80 TL, davalı ... 1.649,14 TL, davalı ... 652,40 TL, ... 5.737,47 TL olmak üzere toplam 15.991,81 TL itibar tazminatı ve cem'an 122.603,80 TL alacağı olduğu belirtilmiştir. Davacı vekili 24/01/2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile; ... için 78.000,00 TL kar mahrumiyeti ve 12.000,00 TL itibar olmak üzere toplam 90.000,00 TL, ... için 10.994,29 TL kar mahrumiyeti ve 1.649,14TL itibar olmak üzere toplam 12.643,43TL,... için 4.349,00 TL kar mahrumiyeti ve 652,40 TL itibar olmak üzere toplam 5.000,71 TL, ... için 42.000,00 TL kar mahrumiyeti ve 6.368,64 TL itibar olmak üzere toplam 48.368,64 TL ve birleşen davada ... için 38.249,75 TL kar mahrumiyeti ve 5.737,47 TL itibar olmak üzere toplam 43.987,22 TL tazminat talep ettiğini açıklamıştır.Davalılar vekillerinin istinaf başvurularında, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını ileri sürdükleri anlaşılmakla, öncelikli davalılar vekillerinin zamanaşımı itirazı incelenmiş, yargılamada davalı ... vekilinin cevap süresi içerisinde davaya cevap vermediği, yargılama sırasında süresinde zamanaşımı itirazında bulunmadığından, HMK 357. Madde gereğince zamanaşımı itirazının incelenemeyeceği, ancak diğer davalıların süresinde cevap dilekçeleri ibraz ederek zamanaşımı itirazında bulundukları anlaşılmıştır. TBK'nun 72. maddesinde; Tazminat istemi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesi ile zaman aşımına uğrar, ancak tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş ise bu zaman aşımı uygulanır, haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuş ise zarar gören haksız fiilden doğan tazminat istemi zaman aşımına uğramış olsa bile her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir, düzenlemesi yer almaktadır. Davacının tasarım hakkına tecavüz edildiğinden bahisle 28/01/2008 tarihinde delil tespiti talebinde bulunduğu, ayrıca davacının dosyaya sunduğu dava konusu ayakkabıyla ilgili Hürriyet gazetesinin eki Kelebek’teki haber tarihinin ise 10/08/2007 olduğu, davacının delil tespiti tarihinde faili ve fiili öğrendiği, İstanbul 2. FSHHM'nin 2008/15 Esas 2011/131 Karar sayılı dosyasında davacı-karşı davalı ...'ın, davalı-karşı davacı ... A.Ş ile davalı ... A.Ş, birleşen 2009/11 Esas sayılı dosyasında davacı-karşı davalı ...'ın Davalılar, ... ile davalı-karşı davacı ... A.ş ve .... A.Ş aleyhinde tasarıma tecavüzün tespiti ve durdurulması talepli dava açtığı, mahkemece 20/09/2011 tarihinde karar verildiği, dava tarihinde davacının TBK 72.maddeye göre zararı ve tazminat yükümlüsünü bildiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren 2 yıl içinde dava açması gerekir iken 2 yıllık süre geçtikten sonra Asıl davanın 28/11/2014 tarihinde, birleşen davanın 25/12/2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Ceza zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanamayacağı yönünden yapılan incelemede; 554 sayılı KHK'nin 48/A maddesinde tasarım hakkına tecavüz edenlere 4 yıla kadar hapis veya adli para cezası verileceğinin düzenlendiği, ancak 554 Sayılı KHK 48/A maddesinde düzenlenen tasarıma tecavüz fiilinin suç olarak düzenlenmesine ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin 05/02/2009 tarih ve 2005/57 Esas-2009/19 Karar sayılı kararıyla iptal edilerek suç olmaktan çıkarıldığı, iptal kararının yürürlüğe girdiği, 10/06/2010 tarihinden itibaren eylemin suç olarak tanımlandığı yasal bir düzenleme yapılmadığı, bu durumda Türk Ceza Kanununda belirtilen ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Davalılardan ... A.Ş, ... A.Ş ... A.Ş ve ... A.Ş tarafından yasal süresi içinde zaman aşımı itirazında bulunulduğu, asıl davada ve birleşen davada zaman aşımı süresinin geçtiği anlaşılmakla mahkemece bu davalılar yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçe ile işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Davalılardan ... tarafından süresinde verilmiş zaman aşımı itirazı mevcut bulunmadığından ...'ın zaman aşımı yönünden istinafı yerinde görülmemiş, esasa yönelik istinaf sebepleri incelenmiştir.Toplanan delilller bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde, davalılardan ... yönünden mahkemece TBK 50.maddesi gereğince 10.000,00 TL maddi tazminat ve 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi dosya kapsamına uygun görülmüştür.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun ve ... vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Davalılardan ... A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş ve ... A.Ş'nin yapmış oldukları istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. Maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın ve birleşen davanın bu davalılar yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı ve ... vekilleri tarafından yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalılardan, ... A.Ş, ... A.Ş ve ... A.Ş'nin Asıl davaya karşı,... A.Ş 'nin Birleşen davaya karşı yapmış oldukları istinaf başvurularının KABULÜ ile,3- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih, 2014/92 E., 2021/134 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4- Asıl davanın davalılar ... ... ve ... Tic. A.Ş. yönünden zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,-Davacıya ait 2006 01500 tescil numaralı endüstriyel tasarım tescilinden kaynaklanan haklarına davalı ...'ın tecavüz etmesi nedeni ile 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ... 'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 4.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil başlangıç tarihi olan 01/01/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ...' dan tahsili ile davacıya verilmesine,- Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,Birleşen dava, Davalı ... hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeni ile reddine 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5.A)Asıl dava yönünden: 5/a-Alınması gereken 956,34 TL harçtan peşin alınan 10.297,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.341,43 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 5/b-Davacı lehine davalı ... yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, maddi tazminat davasının kabul edilen kısmı üzerinden 10.000 TL, manevi tazminat davası yönünden 4.000 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesine, davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5/c-Davalı ... lehine, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, reddine karar verilen maddi tazminat talebi yönünden 10.000 TL, manevi tazminat talebi yönünden 4.000 TL ve itibar tazminatı yönünden 6.368,64 TL nispi vekalet ücreti taktirine, davacıdan tahsili ile davalı ...'a ödenmesine, 5/ç-Davalı ... A.Ş yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre,reddedilen maddi tazminat davası yönünden 25.500 TL, manevi tazminat yönünden 25.500 TL ve itibar tazminatı yönünden 12.000 TL nispi vekalet ücretinin, davacıdan tahsiliyle davalı ... A.Ş'ye ödenmesine, 5/d-Davalı ... A.Ş yönünden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre,reddedilen maddi tazminat davası yönünden 10.994,29 TL, manevi tazminat yönünden 25.500 TL ve itibar tazminatı yönünden 1.649,14 TL nispi vekalet ücretinin, davacıdan tahsiliyle davalı ... A.Ş'ye ödenmesine, 5/e-Davalı .... A.Ş yönünden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre,reddedilen maddi tazminat davası yönünden 4.349,00 TL, manevi tazminat yönünden 25.500 TL ve itibar tazminatı yönünden 652,40 TL nispi vekalet ücretinin, davacıdan tahsiliyle davalı ... A.Ş'ye ödenmesine, 5/f-Davacı tarafından yatırılan ve iadesine karar verilen tutar dışında kalan 956,34 TL peşin harç ve 25,20 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 981,54 TL harç giderinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5/g-Davacı tarafından asıl dvada yapılan 5.735,90 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre, (%8,44) 484,11 TL'sinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/ğ-Davalı ... A.Ş tarafından yapılan 110,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,5/h-Davalı ...A.Ş tarafından yapılan 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 5/ı-Davalı ... A.Ş tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...A.Ş.'ye verilmesine, 5/i-Davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5.B)Birleşen dava yönünden:5/j-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin alınan 1.724,83 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.297,23 TL harcın talebi halinde davacıya iadesine,5/k-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat talebi yönünden 25.500,00 TL, manevi tazminat talebi yönünden 25.500,00 TL, itibar tazminatı yönünden, 5.737,47 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ...'ne verilmesine, 5/l-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/m-Birleşen davalı ... tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 956,34 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından pein yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 897,04 TL harcın davalı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar ..., ..., ... ve ...Tic. A.Ş. taraflarınca yatırılan istinaf harçlarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, 6/ç-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 162,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,6/d-İstinaf yargılaması için davalı ... Anonim Şirketi tarafından yapılan 162,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalı ...Anonim Şirketi'ne verilmesine,6/e-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 162,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalı ...'ye verilmesine,6/f-İstinaf yargılaması için davalı .... Tic. A.Ş. tarafından yapılan 162,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsiliyle davalı ... Tic. A.Ş.'ye verilmesine,6/g-İstinaf yargılaması için davacı ve davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/h-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09