Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/921
2024/1218
1 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/921
KARAR NO: 2024/1218
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 05/04/2021
NUMARASI: 2020/824 E. - 2021/264 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... A.Ş. Sanayi İzmit Şubesinin ... seri numaralı 29/08/2020 tarihli 40.000,00TL bedelli çekin ... San. ve Tic. A.Ş. lehine keşide edildiği ve çekin lehtarına teslim edildiğini, ancak dava dışı çekin hamili olduğunu iddia eden ... San. Ve Tic. A.Ş. tarafından çekin iptali için İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/388 Esas sayılı dosyasından dava açıldığı ve çeke ödeme yasağı konulduğunu, çekin ibraz tarihine kadar karşılığının olmasına rağmen banka tarafından ödeme yasağı olduğundan çek işleme alınmadığını, davalı müvekkili şirketin hiçbir kusuru olmamasına rağmen banka tarafından işleme alınmayan çek ile ilgili ihtiyati haciz kararı alarak müvekkili aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, çekin ibraz tarihinde ödenmemesinden hiçbir şekilde müvekkili şirketin sorumluluğu olmadığını belirterek müvekkili şirketin Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından dolayı davalıya 16.440,26TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine açılan davada, dava konusu çekte, banka tarafından çek üzerine karşılığı bulunduğu yönünde herhangi bir şerh düşürülmediğini, davacı tarafın tazminat talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; " Somut olayda, çekte yetkili hamil-davalı ... San. Tic. A. Ş. tarafından muhatap bankaya çekin ibraz tarihinde çek bedeli kadar miktarın hesapta bulunduğu, ancak dava dışı ... San. Tic. A. Ş. tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan çek zayi davasında verilen ödememe yasağına ilişkin ihtiyati tedbir kararı uyarınca çek bedelinin bankaca ödeme yasağı bulunması nedeniyle ödenmediği, bu durumda keşideci davacının çek bedelinin ibraz tarihinde ödenmemesi hususunda herhangi bir kusurlarının bulunmadığı, bu nedenle davacının ancak çek bedelinin ödenmesinden sorumlu tutulacağı, diğer fer'i alacaklar konusunda haksız yere ihtiyati tedbir kararı alarak çek bedelinin süresinde ödenmesinin engellenmesi nedeniyle dava dışı ... San. Tic. sorumlu tutulabileceği (Yüksek Yargıtay 19'ncu Hukuk Dairesi'nin 03/02/2016 gün ve 2015/13794 esas,2016/1471 karar,02/06/2015 gün,2014/18503 esas,2015/8190 karar, 31/05/2016 gün ve 2016/34 esas,2016/9754 karar sayılı ilamları), çekin ibraz tarihi olan 31.08.2020'de bildirilen hesapta 45.794,02 para olduğu görülmüş, keşidecinin çek bedelinden sorumlu olması karşında taleplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile davacı keşidecinin davalı hamile 16.440,26TL borçlu olmadığının tespitine,icra takibinin bu miktarlar üzerinden iptaline, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacı keşideci tarafından çekin karşılığının bankada hazır edildiği, ancak dava dışı ... tarafından İzmir 2.ATM'nin 2020/388 esas sayılı dosyasında açılan hasımsız çek iptali davasında verilen ödemenin durdurulması kararı dolayısıyla çekin ibrazında davalıya ödenmediği, bu durumda davacının bir kusurunun bulunmadığı gözetildiğinde, davacıların tazminatla sorumlu olmadığı, davacının davalının icra takibine girişmekte kötüniyetli olduğunu ispat edemediklerinden ve İİK'nun 72/5'nci maddesindeki koşullar oluşmadığı," gerekçeleriyle -Davacının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından dolayı davalıya 16.440,26TL (çek tazminatı, çek komisyonu, ihtiyati haciz masrafı ve vekalet ücreti, işlemiş-işleyecek faizler, mahkeme vekil ücreti, karşı icra vekalet ücreti, harçlar, masraflar vs) borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin bu miktar üzerinden iptaline, -Çekin ibrazında karşılığının bankada bulunduğunun anlaşılması ve ibrazında davalıya ödenmemesinde davacı tarafın kusurunun bulunmaması nedeniyle davalının tazminat talebinin reddine, -Davalının icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 7155 sayılı Yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığını, bu maddeye göre menfi tespit talebine ilişkin eldeki davada arabulucuya müracaat edilmesinin dava şartı olduğunu, iş bu davada dava şartı olarak zorunlu arabulucuk başvurusu yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, menfî tespit davasının arabuluculuk dava şartına tâbi olmayan çek istirdadı davası ile birlikte açıldığında, menfî tespit talebinin de arabuluculuk dava şartına tâbi olmayacağı yönündeki tespiti gerektiğini, davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığı yönünde karar tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının "çek tazminatı, çek komisyonu, ihtiyati haciz masrafı ve vekalet ücreti, işlemiş-işleyecek faizler, mahkeme vekil ücreti, karşı vekalet ücreti, harçlar, masraflar vs. kalemler " kalem yönünden borçlu olmadığı yönündeki kararın yerinde olmadığını mahkeme tarafından ihtiyati haciz masrafı ve vekalet ücreti yönünden alacaklı lehine karar oluşturulmasına rağmen bu kalemlerin başka bir mahkeme tarafından ortadan kaldırılması mümkün olmadığını, iş bu davada tek kalem çek tazminatı yönünden sorumlu olunup olunmadığının tartışılması gerektiğini, tüm kalemler yönünden davanın reddinin mesnetsiz olduğunu, Davacının çek bedelinin banka hazır olduğu iddialarının tek başına dinlenmesi mümkün oymadığını, Söz konusu tutarın banka tarafından bloke altına alınmakla birlikte çeki ibraz edene çek bedelinin bloke altına alındığını bildirme yükümlülüğü mevcut olduğunu, çek komisyonu, çek tazminatı , ihtiyati haciz masrafı ve vekalet ücreti, işlemiş-işleyecek faizler, mahkeme vekil ücreti, karşı vekalet ücreti, harçlar, masraflar vs. kalemler yönünden davanın kabulüne verilmesi hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar Ticaret Mahkemesi’nce çek hakkında ödeme yasağı konulmuşsa da çek karşılığını alamayan alacaklı hamilin İİK’nun 167 ve sonraki maddelerinde yer verilen kambiyo senetlerine mahsus yol ile takip yapmaya hakkı olduğunu, Çekin arkasında karşılıksız şerhinin bulunmasına da gerek bulunmadığını, İhtiyati hacze karar verilmesi için gereken şartların İİK’nun 257 nci maddesinde düzenlendiğini, yasal şartlar dikkate alındığında ödemeden men talimatı bulunmasının ihtiyati haciz karar verilmesine engel olmadığını tüm bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını, dava şartı olan arabuluculuk başvurusu yerinde getirilmediğinden davanın usulden reddine, esas yönünden incelenecekse davanın reddine, davacı tarafın %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP; Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafça istinaf dilekçesinde sunulan Yargıtay kararının konu olay, kararda da belirtildiği üzere, çek istirdadı talebi ile açılan menfi tespit davası olduğunu, eldeki davada ise çek bedelini ibraz tarihinde bankada bulunduran müvekkili olan şirketin, çek bedelinin kendisine geri ödenmesini değil, sadece çek bedeli (asıl alacak) dışındaki ödeme yükümlülüğü bulunmayan icra takip kalemlerinden sorumlu olmadığının tespitini talep etmekte olduğunu, dolayısıyla eldeki dava ile davalı tarafından sunulan karar arasında bir bağlantı bulunmadığını, müvekkili tarafından, ... A.Ş. Sanayi İzmit Şubesi'nin ... seri no'lu 29.08.2020 tarihli 40.000,00 TL bedelli çekin, ... San. ve Tic. A.Ş. Lehine keşide edilmiş ve çek lehtarına teslim edildiğini, alanın öncü ve saygın firmalarından olan müvekkilinin, keşide etmiş olduğu çekin ibraz/keşide tarihinde çek bedelinin karşılığını bankada bulundurduğunu, (bankaya depo etmiştir) ancak takibe konu çek ciro silsilesi içerisinde kaybolduğu iddiasıyla, çekin hamili olduğunu iddia eden dava dışı ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından çekin iptali için İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/388 E. sayılı dosyası ile dava (kıymetli evrak-çek iptali davası) açıldığını, müvekkilinin takibe konu çekin bankada karşılığını hazır bulundurmasına (ibraz tarihinden sonra dahi bir süre daha çek bedeli hazır bulundurulmuştur) rağmen, banka tarafından İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/388 E. Sayılı dosyasından verilen ödeme yasağı kapsamında çekin işleme alınmadığını, bir diğer anlatımla çek bedeli, çeki ibraz edene ödenebilecek durumda (karşılığı müvekkil şirket tarafından hazır bulundurulmasına rağmen) iken banka tarafından işleme alınmadığını, davalı tarafça, çek bedelinin bankada bloke altına alındığının bildirilmesi gerektiği iddia edilmişse de, iddia edilen bu hususun hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, Yargıtay kararlarından da açıkça görüleceği gibi, çek bedelini ibraz tarihinde banka hesabında bulunduran/depo eden müvekkilinin takip dosyasındaki asıl alacak (takibe dayanak çek bedeli) dışındaki hiçbir alacak kalemine ilişkin (çek tazminatı, çek komisyonu, ihtiyati haciz masrafı ve vekalet ücreti, işlemiş-işleyecek faizler, mahkeme vekil ücreti, karşı vekalet ücreti, harçlar, masraflar vs. Kalemler) sorumluluğunun bulunmadığını, ne mevzuatta ne uygulamada ne de içtihatlarda böyle bir yükümlülükten bahsedilmemişken bildirim yükümlülüğünün hangi hukuki gerekçeye dayandırıldığı davalı tarafça da açıklanamadığını, tüm bu hususlar göz önüne alındığı takdirde davalı tarafın beyanlarının afaki ve işbu davaya konu uyuşmazlık bakımından haksız olduğuna karar verilmesini ve istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.Davacı tarafından icra takibine konu çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunduğunun, bu nedenle çek bedeli dışındaki tüm alacak kalemleri takibin tüm ferileri çek tazminatı, çek komisyonu, ihtiyati haciz masrafı ve vekalet ücreti faizler yönünden müvekkil şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ... Ticaret Ltd Şti tarafından borçlular aleyhine çeke istinaden 27/10/2020 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu çekte davacı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinin keşideci olduğu, çekin tanzim tarihinin 29/08/2020 tarihi olduğu, 31/08/2020 tarihinde yasal süresi içinde bankaya ibraz edildiği, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararına istinaden çek üzerinde herhangi bir işlem yapılmadığı belirtilmiştir. Davacı tarafından icra dosyasına 04/11/2020 tarihinde 40.400,00 TL ödeme yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 783/3.bendine göre keşideci çek tazminatından sorumludur. Davacı icra takibine konu çekte keşideci olup, icra takip tarihi 27/10/2020 tarihinden sonra 04/11/2020 tarihinde icra dosyasına 40.400,00 TL ödediği, 18/11/2020 tarihli dava dilekçesi ile çek tazminatından sorumlu olmadığı için buna ilişkin tüm alacak kalemlerinden borçlu olmadığının tespitini talep ve dava ettiği, ... yazılan müzekkere cevabında davacının çekin ibraz tarihi 31/08/2020 tarihi itibariyle hesap bakiyesinin mevcut olduğu, mahkeme kararına istinaden çek bedelinin ödenmediği, bu nedenle davacının bir kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair verilen karar hukuken yerindedir. Davalı tarafından istinafında menfi tespit davasında arabuluculuğa başvurulması gerektiğini ileri sürmüş ise de; Dava tarihi itibarı ile yapılan incelemede; 19/12/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na 5/A maddesi eklenmiştir. TTK'nun 5/A maddesi; "(1)Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü düzenlemektedir. Görüldüğü üzere, 6102 sayılı TTK’na eklenen 5/A maddesinde, Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan ticari davalarda arabuluculuk, dava şartı olarak belirlenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde belirtilen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurma zorunluluğu getirilerek bu uyuşmazlıkların temelinden, çok daha kısa süre içinde, daha az masrafla ve tarafların iradelerine uygun bir şekilde çözülmesinin amaçlandığı belirtilmiştir. Madde metninde "...konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında..." denilmek suretiyle, talep sonucu eda istemi niteliğinde olan, alacak ve tazminatın ödenmesine ilişkin ticari davalarda, davadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Tespit davaları ise, bir hakkın veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır. Menfi tespit davaları ile davacı, borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir. Menfi tespit davalarında borçlu olunmadığının tespiti istendiğine ve alacak ya da tazminat ödenmesi istenemeyeceğine göre, bu tür davalardan önce arabulucuya başvurma şartı aranması, kanunun açık ifadesine aykırı olacaktır. Bu nedenle davalının ara buluculuğa başvurulmasına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2021 tarih ve 2020/824 E., 2021/264 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.123,03 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 288,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 834,28 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09