SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/908

Karar No

2024/1217

Karar Tarihi

1 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/908 Esas

KARAR NO: 2024/1217

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 24/12/2020

NUMARASI: 2015/1047 E. - 2020/749 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:

DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17/09/2008 düzenleme, 30/10/2009 vade tarihli,1.250.000,00-USD bedelli, keşidecisinin müteveffa muris ... ve alacaklısının davalı ... olarak gösterildiği bononun takip dayanağı olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından müteveffa ...'un mirasçıları olmalarından ötürü müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, muris ...'un 01/01/2010 tarihinde vefat ettiğini, dilekçe ekinde sunulan veraset ilâmından anlaşılacağı üzere geride mirasçıları olarak müvekkillerinin kaldığını, icra takibinin 02/02/2010 tarihinde doğrudan müteveffanın mirasçıları olan müvekkilleri aleyhine başlatıldığını, müvekkillerinin böyle bir senedin varlığından kendilerine tebligat yapıldığında haberdar olduklarını, senette alacaklı olarak görünen ...'ı ne murisin ne de müvekkillerinin tanımadıklarını, davalı ile şahsi, ticari, hukuki hiçbir ilişkilerinin olmadığını, tanışıklıklarının dahi bulunmadığını, muris tarafından sağlığında müvekkillerine böyle bir senedin varlığından bahsedilmediğini, murisin ve müvekkillerinin mâli ve ekonomik durumlarının oldukça yerinde olduğunu, davalı ...'ın ise Bağ-Kur emeklisi olup, emekli maaşı ile geçindiğini, senet üzerinde yazılı 1.250.000,00-USD'yi borç olarak verecek koşullara sahip olmadığını, murisin davalıya bu kadar meblağı borçlanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senet üzerindeki yazılardan hiçbirinin murise ait olmadığını, senet üzerinde iki farklı yazı tipi bulunduğunu, senet üzerinde sahtecilik yapıldığını, senette ... adı altına adres olarak "... Apart, ... Marmaris/Muğla" adresi yazılmış ise de senedin düzenleme tarihi olan 17/09/2008 tarihinde mekansal olarak henüz bu isimde faaliyet göstermediğini, bu hususun dahi senet bedelinin sonradan hukuka aykırı şekilde doldurulduğuna delalet olduğunu, muris ...'un 1943 doğumlu olup, senedin keşide tarihi olarak yazılan 17/09/2008 tarihinde 65 yaşında olup, murisin bu yaşta bu kadar büyük meblağlı bir borç ilişkisine hem de yabancı para değeri üzerinden girmesinin düşünülemeyeceğini, murisin vefatından sonra bu durum fırsat bilinerek mafyavari yöntemler ile adına kayıtlı gayrimenkullerin müvekkillerinin elinden alma amaçlı olarak bu takibin başlatıldığı kanısını uyandırdığını, icra takibine konu murisin rızası hilafına bir şekilde ele geçirilmiş ve imza dışındaki diğer tüm unsurları sonradan doldurulmak sureti ile üzerinde sahtecilik yapılmış olan bononun müvekkillerinin ekonomik mahvı için kullanıldığını, senette yazılı bedelin müvekkillerinin hal-i hazırda sahip oldukları ve muristen miras kalan toplam mal varlığı değerine yakın bir değer olduğunu, müvekkillerince İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/282 Esas sayılı dosyasında derdest dava ile bonodaki imzaya itiraz edildiğini, senedin sahteliğinin ileri sürüldüğünü, anılan dosya kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde imzanın muris ...'a ait olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerinin senede ilişkin olarak telefon ile aranılarak rahatsız edildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmî evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık ve tehdit suçlarından dolayı suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın 2011/9119 soruşturma sayılı dosyada devam ettiğini, senet üzerinde senet bedelinin nakten ödendiği ifade edildiğine göre şüphelinin ödünç para verme gibi bir yetkisinin bulunmakta olup olmadığının tespiti gerektiğini, üzerinde sahtecilik yapılmak sureti ile icra takibine konan bono nedeni ile cebr-i icra baskısı altında olan müvekkillerinin ağır ve haksız zarara uğrama ihtimallerinin yüksek olduğunu, bu nedenle takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulü ile müvekkillerinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takipte borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine takip miktarının %40'ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacıların murisi ...'dan olan alacağının tahsili zımnında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacıların murisin mirasını kabul ettiklerini beyan etmekle birlikte takibe dayanak senetteki imzayı inkâr ettiklerini ve bu sebeple İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/282 Esas sayılı dosyası ile imza itirazı davası açtıklarını, anılan davada yapılan bilirkişi incelemesinde senet üzerindeki imzanın davacı taraf murisine ait olduğunun ortaya çıktığını, davacı tarafın iddialarının kötü niyetli ve çelişkili olduğunu, müvekkilinin alacağının bonoya dayandığını, bonoda nakten kaydının bulunduğunu, buna göre bononun veriliş sebebinin senette açık olduğunu, bunun aksi iddianın ileriye sürülmesinin ise senedin talili anlamına gelmekte olup, aksi iddianın yasa gereği ancak senetle ispatının mümkün olduğunu, senede karşı senet harici delil toplanılmasına ve tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini belirterek tedbir isteminin reddi ile davacı tarafın %40'dan az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; "Somut olayda davacı taraf ilk olarak; takibe dayanak bono üzerinde 3 farklı tipte yazı olduğunu, okur-yazar olup, çeşitli kurum ve bankalar nezdinde çok kez yazışmalar ve işlemler yapmış biri olan muris ...'un kendi yazısı ile senet tanzim edebilecek kadar ticarî hayatın içerisinde olduğunu, bu nedenle de senedin hukuken bulunması zorunlu olan tüm unsurlarının sonradan hukuka aykırı bir şekilde ve murisin gerçekte hiçbir zaman borçlanmayacağı bir meblağ yazılarak senede sonradan kambiyo vasfının kazandırılmaya çalışıldığını, imzanın, senedin sahte olduğunu ileri sürmüştür. Bono; 6102 sayılı TTK'nun 776-779 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bono, hukukî niteliği itibari ile mücerret bir borç ikrarıdır; bir başka deyişle belirli bir bedelin ödenmesi konusunda bir ödeme vaadidir. Uyuşmazlığa konu bonoda ...'un keşideci, ...'ın lehtar olduğu, bononun TTK 776. maddesi uyarınca geçerli unsurları ihtiva ettiği, düzenleme (ihdas nedeni) bölümünde "nakden" ibaresinin yazılı olduğu görülmüştür. TTK 776. maddesinin 1. fıkrasının "g" bendinde bonoyu düzenleyenin (keşidecinin) imzasının bononun zorunlu unsurlarından olduğu belirtilmiştir. Bononun geçerli olabilmesi için keşidecinin bonoyu kendi el yazısı ile düzenlemesi şart olmayıp sadece imzasının olması yeterlidir. Davaya konu bono üzerindeki imzaya itiraz nedeni ile her ne kadar yukarıda özetlenen İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2010/282-2011/814 E.K. sayılı dosyasında imza incelemesi yapılmış ise de yüksek Yargıtay'ın icra tetkik merciini dar yetkili mahkeme olarak kabul edip genel mahkemelerde imza incelemesi yönünden yeniden araştırma yapılmasına yönelik yerleşik uygulaması gereği mahkememizce imza incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. İmzada sahtelik iddialarında senedin tanzim tarihinden önceki mukayese imzaları toplanarak teknik inceleme yaptırılması gerekmiştir. Mahkememizce, takibe konu bononun tanzim tarihinden önceki döneme ait murisin resmî kurumlar önünde atılmış imza örneklerini içeren belge asılları toplanmış ve İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nden rapor alınmıştır. 03/11/2019 tarihli raporda senet üzerinde ... adına atfen atılı bulunan imza üzerinde yapılan incelemede söz konusu imzanın kişiye atfedilebilecek nitelikte kaligrafik ve karakteristik özellikler içermeyen, kolaylıkla atılabilecek tarzda, basit tersimli olduğu, mevcut mukayese imzalarının da aynı nitelikte olduğu, bu nedenle söz konusu imzanın ... eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olamadığı belirtilmiştir. Davacı taraf vekili 21/10/2019 tarihli dilekçesinde anılan raporda mukayese belge sayısının önceki raporlara göre daha fazla olduğunu ve incelemenin en son teknolojik cihazlar ile yapıldığını, bu nedenle anılan raporun daha güvenilir olduğunu, imzanın aidiyeti hususunun ispat yükünün davalı tarafta olduğunu beyan etmiştir. Davalı taraf vekili 15/10/2019 tarihli dilekçesinde anılan raporun içeriğindeki açıklamalar ile sonuç bölümünün çelişkili olduğunu, rapora bu yönden itiraz ettiklerini beyan etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere icra mahkemesinde alınan rapor ile mahkememizde alınan rapor arasında çelişki doğduğundan çelişkinin giderilmesi ve uyuşmazlığın çözümlenmesi yönünden sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi kuruluna senet aslı ve mukayese belgeler üzerinde grafolojik inceleme yaptırılmıştır. 07/01/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunun sonuç kısmında "...Alacaklısı ..., borçlusu ... olan 17/09/2008 tanzim 30/10/2009 vade tarihli 1.250.000,00-USD miktarlı senette ...'a atfen atılmış borçlu imzasının ...'un eli ürünü olduğu..." yönünde görüş bildirilmiştir. Yukarıda yazılı olduğu üzere icra hukuk mahkemesince aldırılan Adli Tıp Kurumu raporu da aynı içerikte olup, bilimsel ve denetime elverişli her iki rapordan takibe konu bonodaki imzanın muris ...'un eli ürünü olduğu kanaatine varıldığından davacının imza itirazı kabul edilmemiştir.Davacı taraf ikinci olarak; murisleri ... ile davalı ... arasında ticarî bir ilişki veya borçlanmaya neden olacak ilişki olmadığını, takibe konu bononun kötü niyetle düzenlendiğini ileri sürmüştür. İspat kuralına ilişkin MK md. 6 hükmüne göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK md. 190/1 hükmüne göre "İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." bir vakıada kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Davaya konu bono metninde "Nakten" verildiğine yönelik bir açıklama yer almaktadır. Davacı taraf, aşamalarda tekrarladığı 20/09/2011 havale tarihli dilekçesinde; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/9119 soruşturma numaralı dosyasında davalı ...'ın 29/03/2011 tarihinde alınan ifadesinde senet metnini talil ettiğini, bu nedenle ispat yükünün davalı tarafta olduğunu öne sürmüştür. Davalı ...'ın dosyada mevcut İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/9119 soruşturma numaralı, 29/03/2011 tarihli sorgulama tutanağında yer alan ifadesinde muris ...'a ait arsanın satışı için onunla anlaştıklarını, muris ...'a 1.250.000,00-USD'yi peşin ve nakit olarak ödediğini, daha sonra arsada başka hissedarların bulunduğunun ortaya çıktığını, ...'un bu olayı kimsenin duymasını istemediğini, arsayı kendisine imarlı bir şekilde teslim edeceğini söyleyerek arsanın devrini sağlayıncaya kadar kendisine verdiği paraya karşılık takibe konu senedi imzalayarak verdiğini, arsayı devredemeden vefat ettiğini, bu sebeple senedi icraya koyduğunu beyan ettiği, anılan ifade tutanağında davalının senet metnini talil edecek bir beyanda bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durum karşısında davacı tarafın bedelsizlik iddiasının 6100 sayılı HMK'nun 200 ve 201 maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda davacı taraf bedelsizlik iddiasını yazılı delil ile ispatlayamamıştır. Davacı taraf yemin deliline dayanmış olup her ne kadar senet lehdarı davalı ... yargılama aşamasında vefat etmiş ise de Yüksek Yargıtay'ın emsal ilamları nazara alınmak sureti ile davacı tarafa temlik alan davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmıştır. Davacı taraf temlik alan davalıya yemin teklifinde bulunmuş olup, yemin teklifi temlik alan davalı tarafından kabul edilerek edâ edilmiştir. Temlik alan davalı ... yeminli beyanında "Davaya konu senetten dolayı ...'ın ...'dan alacaklı olduğunu ...'dan duydum, bu senedin hile yolu ile ele geçirilmiş bedelsiz bir senet olup olmadığı konusunda bilgim yoktur, ... benim ticari ortağımdır, ticaret sicil kayıtlarına bakıldığında bu görülecektir, görüşmelerimiz sırasında davaya konu senetten dolayı ...'dan alacağı olduğunu bana söylemiştir, ...'ın 1.250.000,00-USD ödeme gücü vardır ancak ...'ın ...'a 1.250.000,00-USD para verip vermediğini bilmiyorum, bu işlem sırasında ben yanlarında değildim, ... ile 2010-2015 yıllarında ticari ortaklık yaptık, ortak olarak fabrika işlettik ve Sarıyer'de inşaatlar yaptık, ticari ortaklığımızın cari hesabının kapatılması esnasında bana olan borcundan dolayı icra dosyasındaki alacağı bana temlik etti, benim ...'dan alacağım 2.000.000,00-USD civarındaydı, icra takibine konu alacak da o civarda olduğu için 2.000.000,00-USD'lik alacağıma karşılık icra dosyasındaki alacağı temlik aldım, temlikname duruşma aralığı nedeni ile dosyaya daha sonra sunulmuştur, temliknameyi avukatlarımıza verdik, dosyaya onlar sunmuştur, ben icra dosyasına konu alacağı temlik alırken borçlu tarafın itirazlarını biliyordum ancak icra dosyasına konu senet ile ilgili mahkemelerde yapılan bilirkişi incelemelerinde imzanın borçluya ait olduğu tespit edildiğinden ben icra dosyasına konu alacağı temlik almayı kabul ettim." şeklinde beyanda bulunmuş olup, açıklanan tüm bu sebeplerden dolayı ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın davasını ispatlayamadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır. İİK 72/4 maddesi hükmüne göre menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması halinde davacı borçlunun tazminattan sorumlu tutulabilmesi için mahkemece İİK 72 maddesi kapsamında verilmiş ve davacı tarafından teminatı yatırılmak sureti ile infaz edilmiş bir tedbir kararının bulunması gerekmektedir. Somut olayda ihtiyati tedbir kararı uyarınca davacı tarafça teminat yatırılmak sureti ile icra dosyasında icra işlemleri tedbîren durdurulmuştur. Bu nedenle davacı aleyhine reddedilen dava değerinin %40'ı oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi" gerekçeleriyle, "Davanın reddine, 779.510,34 TL tazminatın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkillerinden ... ve ...'ün babası ...un eşi olan müteveffa ... 01.01.2010 tarihinde vefat ettiğini, vefat üzerine 1 ay geçmeden müvekkillerine İstanbul ... İcra dairesinden bir ödeme emri geldiğini, ödeme emrinde müteveffa ...'un borçlu olduğunu, 30/01/2009 vade tarihli 1.250.000 USD'lik bir senet bulunduğunu, mirasçılara ödemeleri için 10 gün süre verildiğini, müvekkillerinin babalarının borcunun olmadığı düşüncesi ile alacaklı ... hakkında şikayetçi olduklarını, ..., Ağır Ceza Mahkemesinde dolandırıcılık ve evrrakta sahtekarlıktan yargılanırken vefat ettiğini ve dava düştüğünü, ... ölmeden önce borcunu ...'a temlik ettiğini, ... "... HOLDİNG SORUŞTURMASI'' kapsamında tutulu olduğunu, dosya kapsamında alınan iki bilirkişi raporunda davanın sonucunu etkileyecek çelişkiler olduğunu, çelişkileri gidermek için ATK dan yeni rapor alınması gerektiğini, davalının alacaklı olduğunu iddia ettiği senetle ilgili açıklamalarda hayatın olağan akışına aykırılıklar olduğunu, ispat külfeti davalıda olduğunu, mahkemece bu yöndeki taleplerinin reddedildiğini, lehtar ...'ın savcılıkta ve ağır ceza mahkemesinde borcun sebebiyle ilgili verdiği ifadeler de çelişkili olduğunu, temlik alan ...'ın mahkemedeki yeminli ifadesinden sonra davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usulsüz olduğunu, temlik alan 3.kişi iyi niyetli olmadığını, aradaki hukuku ilişkiyi borç alacak ilişkisinin bilmediğini, mahkeme temlik alanı ciranta gibi gördüğünü, ama ciranta olmadığını, mahkeme alacağın temliki kavramını ciro olarak yorumladığını, temlik alanın alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkiyi bilmek zorunda olmadığını belirtmesinin hatalı olduğunu, temlik eden öldükten 2 yıl sonra temliknamenin dosyaya sunulmasının sahtecilik iddialarının mahkemece araştırılmadığını, dava konusu senetteki miktarın bir aileyi tamamen kuşaklar boyu yoksul bırakacak bir miktara olduğunu, kimsenin haksız kazanç sağlamasına imkan verilmemesi gerektiğini, davalı tarafın müvekkillerinin babasına bir pastahanede ya da bir kafede 1.250.000 Amerikan Dolarını elden verdiği ve bunun karşılığında davaya konu senedin alındığı iddiası olduğunu, bunun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kimse kimseye 1.250.000 USD yi sözle,lafla vermeyeceğini, icra takibi için muris ...'un ölmesini beklediklerini, ...'ın 1.250.000 USD ye satın almak için konuştuklarını beyan ettiği ...'un tamamına değil sadece hissesine sahip olduğu taşınmazın değerinin bu tutarın çok altında kaldığını, İstanbul 3.Ağır Ceza Mahkemesi yargılamasında verdiği sanık ifadesinde ...'un bir arkadaşıyla geldiğini,senedi bu kişinin doldurup ...'un imzaladığını iddia ettiğini, ...'ın ifadesinde bahsettiği ...'un arkadaşı kim olduğunun belirtilmesi gerektiğini, bu mevcut ifadeyle senedin boş olarak alınıp kendileri tarafından doldurulduğunun ortaya çıktığını, tüm bu nedenlerle istinaf isteminin kabulü ile İstanbul 3. ATM 2015/1047 E. 2020/749 Karar sayılı kararının kaldırılarak davalarının kabulüne, öncelikle davalı taraf istinaf aşaması tamamlanmadan icra dosyasında satış işlemleri yaptırmaya çalıştığından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında istinaf incelemesi sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP; Davalı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, temlik alan durumunda olduğunu, senetteki imzaların ... eli ürünü olduğu bilirkişi raporlarıyla ortada olduğunu, kambiyo ilişkisine, kambiyo hukuku kurallarının uygulandığını, ... vefat etmeden önce borçlu olmadığı iddiasıyla dava açmadığını, savcılık nezdinde bir girişimi olmadığını, bu durumun müteveffa ...’un borçlanma iradesiyle kambiyo hukuku ilişkisi içerisine girdiğini gösterdiğini, müvekkilinin müteveffa ... ile olan iç ilişkisi dava konusu olmadığını, müvekkilinin mütevaffa ...’dan olan alacağı 2 milyon USD olduğunu, bu alacak miktarının 1.250.000,00 TL’sinin senede bağlanmasıNIN tamamen müvekkili ile müteveffa ... arasındaki iç ilişki olduğunu, müvekkilinin “duruşma aralıkları yüzünden geç sunulmuştur” derken mütevaffa ...’ın yargılandığı ve beraat ettiği davadan bahsettiğini, davacı tarafın zorlama yorumlarla davasını ispat etmesi hukuken mümkün olmadığını, davacı taraf davasını ispat edemediğini, davacı tarafın tüm delillerinin toplandığını, haksız olduğunun ortaya çıktığını, bu sebeple mahkemenin nihai kararı usul ve yasaya uygun olduğunu, usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin sunulan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesin talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına istinaden İİK 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından müteveffa ...'un mirasçıları, ..., ... ve ... aleyhine 02/02/2010 tarihinde 1.250.000 USD bedelli bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/3 Esas 2013/398 Karar sayılı kararı ile Sanık ...'ın 09/12/2013 tarihinde beraatine karar verildiği, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/8333 Esas 2017/5494 Karar sayılı ilamı ile sanığın hüküm tarihinden sonra vefat etmesi sebebiyle kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür.Davacı vekili tarafından Temliknamede yer alan imzaların aidiyetinin tespiti yönünde imza incelemesi yapılması talep edilmiştir.Dosya kapsamında bulunan 09/10/2019 tarihli Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliğine ait Uzmanlık raporunda; senetteki imzanın ...'un mevcut mukayese imzalarının basit, taklidi kolay, kalegrafik karakteristik özelliklerinden yoksun nitelikte imzalar olduğu, ... adına atılan imzanın ...'un eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı belirtilmiştir.İstanbul 6. İcra Mahkemesinin 2010/282 Esas 2011/814 Karar sayılı kararında davacıların ..., ..., ..., davalının ... olduğu, bilirkişi heyet raporunda imzanın ...'un eli ürünü olduğu kanaatinin bildirildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, işbu kararın Yargıtay 12. HD'nin 2011/25780 Esas 2012/10652 Karar sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür.Mahkemece Grafoloji Ve Sahtecilik Uzmanı üçlü bilirkişi heyetinden alınan 07/01/2020 tarihli raporda, alacaklısı ..., Borçlusu ... olan 17/09/2008 tanzim 30/10/2009 vade tarihli 1.250.000 USD miktarlı senette, ...'a atfen atılmış borçlu imzasının ...'un eli ürünü olduğu belirtilmiştir.26/04/2016 tarihli Temliknamede temlik bedelinin 2.000.000.00 USD (2 milyon Amerikan Doları veya Türk Lirası karşılığı) ...'ın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu olan hak ve alacaklarının tamamının dosyanın ferileri ile birlikte ...'a devrettiği, temlik bedelini aldığı, Borçlar Kanunun 183 maddesi gereğince işbu dosya üzerinde alacağı takip etme hak ve yetkisi temlik alana geçtiği belirtilmiştir. ...'ın 07/06/2016 tarihinde vefat ettiği, eşi ... kızı ... olduğu görülmüştür. Davalı ... vekili tarafından mahkemeye sunulan temliknameye muvafakata ilişkin dilekçede, .../... tarafından mahkemenin 2015/1047 Esas sayılı dosyasından işlem gören davasında, muris ... tarafından akledilen 26/04/2014 tarihli ve temlik alıcısı ... olan temlik devir sözleşmesi hakkında ve ilgili İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına dair mirasçıları olarak bilgi ve muvaffakatlerinin bulunduğu, temlik sözleşmesi üzerinde imzanın murisleri ...'a ait olup taraflarınca herhangi bir itirazlarının bulunmadığı, 09/10/2017 tarihli muvafakatnamenin taraflarınca imzalandığı belirtilmiş, Newyork Başkonsolosluğunun 19/05/2020 tarihli 1730(A) ve 19/05/2020 tarih 1727(A) yazısında ekteki belge üzerindeki imzanın ... ve ...'a ait olduğu belirtilmiştir.Davacılar istinaf dilekçesinde; adi yazılı şekilde yapılan ve temlik eden öldükten 2 sene sonra dosyaya sunulan temlik evrakındaki sahtecilik iddialarının mahkemece hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmişse de, bu konuda inceleme yapılmadığı, temlikname ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/17761 soruşturma numaralı dosyası ile dosyanın derdest olduğunu, davalının tutuklu olduğunu, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, muris ...'un imzasının taklit edildiğini, ...'un Kumlubük'teki hisseli olan tarla için davaya konu senedi verdiğine dair iddianın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürmüş olup, icra takibine konu senetteki imzanın davacıların murisinin eli ürünü olduğunun bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiği, buna ilişkin İstanbul 6. İcra Mahkemesi kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, senetteki imzanın davacıların murisine ait olduğu, 3 kişilik bilirkişi heyet raporunun yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda usulüne uygun olarak düzenlendiğinden bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Alacağın temliki 6098 sayılı TBK 184 ve 194 maddeleri arasında düzenlenmiştir.184.maddeye göre alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme şekle bağlı değildir. Davacı tarafından her ne kadar temliknamenin sahte olduğu ileri sürülmüşse de, temlik eden ...'ın mirasçıları tarafından temlikname kabul edildiğinden, artık temliknamede sahtelik incelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir. Davacı vekilinin temlik alanın mahkemedeki yeminli ifadesinden sonra davalarının kabulü gerektiğine yönelik istinaf sebebinin incelenmesinde, 6100 sayılı HMK 225 maddesinde "Yeminin konusu davanın çözümü bakımından önem taşıyan çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıalar sayılır" hükmü düzenlenmiştir. Davalı ...'ın yargılama sırasında vefat ettiği, temlik alan sıfatıyla HMK 226/1-c maddesi gereğince konusu suç teşkil eden hususlarda yemin teklif edilemeyeceği gibi, ...'ın davalı sıfatıyla davaya taraf olduğu anlaşılıyorsa, esasen temlik alan sıfatıyla taraf olduğu, yeminin konusu vakıaların kendisinden kaynaklanmadığı, ancak kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar konusunda yemin teklif edilebileceği, senede konu borç bulunup bulunmadığı, senedin bedelsiz olup olmadığı, konusunda temlik alana yemin teklif edilmesi usulüne uygun olmamakla birlikte, davacı tarafça bedelsizlik iddiası da başkaca delillerle ispatlanamadığından sonuca etkili görülmemiştir. Kaldı ki temlik alanın beyanında da davacıların iddiasını haklı gösterecek bir hususa rastlanmamıştır. Tüm bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne ,mahkemenin temlik alan davalının yemin beyanına ilişkin gerekçesi düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/12/2020 tarih, 2015/1047 E., 2020/749 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile; 3-Davanın REDDİNE, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 28.939,35 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 28.511,75‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 4/b-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafça yapılan 200,00-TL tebligat posta giderinin davacılardan müteselsilen tahsili ile temlik alan davalı ...'a verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 227.902,07 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsiliyle davalılara verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 97,70 TL tedbir talebi harcı, 158‬,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 417,80 TL'nin davalılardan tahsiliyle davacılara verilmesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığını, 5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınholdingTespitkaldırılmasınakonusuMenfiistinafreddinedereceistanbuldilekçesikararıkısmensoruşturması''kabulüistinafadosyahükümmahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim