Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1299
2024/1212
1 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1299 Esas
KARAR NO: 2024/1212
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/05/2021
NUMARASI: 2021/207 E. - 2021/91 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "..." markasını 2014 yılında Çin'de oluşturduğu ve akabinde ilgili markanın sahibi olmakla birçok ülkede tescilli olarak bu markayı kullandığını, müvekkilinin başka bir marka olan ... markasıyla ortaklık sürdürdüğünü, müvekkilinin ... teknolojisini (nesnelerin interneti) kullanarak ev teknolojisi gibi birçok ürünü pazarladığını, müvekkilinin gelirinin 2017'den bu zamana kadar %170.9 oranında arttığını ve tasarım alanında ödül aldığını, müvekkilinin kullanmış olduğu ... teknolojisi ile ... markası adı altında satmış olduğu ürünlerin çok popüler olduğunu, müvekkilinin davalının itiraz gösterdiği markadan daha eskiye dayanan Çin, Tayland gibi birçok ülkede ... markasını tescillendirdiğini, müvekkilinin ABD'de menkul kıymetler borsasına giriş yapabilmek amacıyla Nasdaq borsasında ... adı altında işlem gördüğünü, markalarında yer alan ... ibaresinin zafer tanrıçası ...'yı temsil ettiğini, şekil markasında yer alan ... harfinin kanatlarının zafer inancı ve barış umudunu ifade ettiğini, davalının bu kadar özgün bir markayı kullanmasının tesadüf olmadığını, davalı markasında yer alan ... markasının müvekkili tarafından yaratılan marka ile çağrışım yaratması için kullanıldığını, müvekkiline ait 21/08/2017 tarih ve ... sayılı ... markası bakımından öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin ... markası ile ... Haberleri ve Çin'de iki popüler gerçeklik gösterisinin resmi sponsoru olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin ülkedeki tescil girişimine, kendi tescilini kullanarak engel olduğunu, davalının müvekkiline ait ve Çin'de aktif kullanılan ... markasının yanında kendisine ait olmayan ..., ... markalarını da kendi adına tescil ettirdiğini, davalının söz konusu başvuruları nedeni ile iyiniyetli olmadığını, bu nedenle davalı adına tescilli 06/04/2018 başvuru ve 11/10/2018 tescil tarihli ... sayılı ... markasının tescil kapsamında yer alan tüm mallar ve hizmetler için hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türk Mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya takipte bulunan yabancı gerçek veya tüzel kişilerin teminat göstermek zorunda olduğu, ... markasının 06/04/2018 tarihinden itibaren 11/10/2018 tarihinde 10 sene süre ile müvekkili adına ... dosya numarası ile tescil edilmiş bir marka olduğunu, ortada herhangi bir kötüniyet olduğunun ispatlanamadığını, müvekkilinin davacı taraftan farklı olarak 09 ve 35.sınıflar için de tescil hakkı kazandığını, müvekkilinin davacı firmanın çeşitli ülkelerdeki tescillerinden çok önce ülkede faaliyetini sürdürmekte olduğunu ve markasını tescil ettirdiğini, bu sebeple davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dosya içeriğinde sunulan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalının davaya konu "..." markasının tescili için 06/04/2018 tarihinde başvuruda bulunduğu, davacının sunduğu deliller ile hükümsüzlüğe konu markayı davalı tescil tarihinden önce Türkiye'de kullandığı hususunu ispatlayamadığı, bu yönde delil sunmadığı ve davalının tescilinin de kötüniyetli kabul edilemeyeceği, bu yönden kötüniyetin sübut bulduğu yönündeki bilirkişi raporundaki hukuki görüşe mahkememizce iştirak edilemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının reddine " karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili ... LTD. firmasının yoğun yatırım yaptığı ve başta kendi menşei ülkesi olmak üzere pek çok ülkede tescilli ve aktif kullanılan ... markasının, markanın sahip olduğu özgün tasarımsal unsurları ile birlikte davalı tarafça haksız şekilde tescil edildiğini, bu tescilin bu bütünde varlığının tesadüf sayılamayacağını, dolayısıyla kötüniyetli kabul edilmesinin gerektiğini ve yine müvekkilinin önceye dayalı kullanım, marufluğu ve ticaret unvanının dahi tartışılan marka olması sebebi ile haklarının da değerlendirilmesi gerektiğini, Davalarının asıl saiki olan kötüniyet hususunda karar içeriğinde, tek başına 6/3 ve tanınmışlık bütününde yapılan incelemeler dışında ayrıca bir inceleme yapılmadığını, nihayetinde kötüniyetin varlığı, tek başına bir hükümsüzlük gerekçesi olduğunu ve bu gerekçenin varlığı için, diğer gerekçelerin bir arada bulunması gerekmeyeceğini,Davalı markasının başvuru tarihinin 06.04.2018 tarihi olduğunu, Müvekkilinin kendi özgün markası ile ilk tescillerini 17.11.2016 tarih ve ... sayılı WIPO 07.11 sınıflarda olmak üzere aldığını, müvekkili delilleri ile de sunulan ve dava konusu markanın başvuru anından öncesine ilişkin olmak üzere, 21.08.2017 tarih ve ... sayılı 1’den 45 e tüm sınıflarda tescilli ÇİN, ... ( dava konusu mal ve hizmetleri de içerir) 08.06.2017 tarih ve ... sayılı ... BREZİLYA tescili 07.06.2017 tarih ve ... sayılı ... 11. SINIF ÇİN 07.08.2017 tarih ve ... sayılı ... 7. sınıf ÇİN 14.10.2017 tarih ve ... sayılı ... 11.SINIF için ÇİN 07.06.2017 tarih ve ... sayılı ... HONG KONG tescili 11.14.18 tarih ve ... sayılı ... 11. sınıf Çin 18.10.2107 tarih ... sayılı İRAN 01.02.2018 tarih ve ... sayılı TAYWAN tescili tescillerinin sahibi olduğunu, müvekkili ..., LTD 2014 yılında ... tarafından kurulmuş özellikle evde ... (nesnelerin interneti) teknolojisi ve konsepti ile elektronik ürünler geliştirmeyi kendine misyon edinmiş genç bir firma olduğunu, teknolojik anlamda yakaladığı bu başarı ile kısa sürede yükseliş sağladığını, ... firmasıyla müvekkilinin bir arada yürüttükleri stratejik ortaklık sağladıklarını, ... (nesnelerin interneti) teknolojisine sahip ev aletleri ile gelecekteki ev ve ev aleti anlayışını değiştirip yeni bir boyut kazandırma misyonuna sahip olduklarını, akıllı temizlik robotların buna örnek olduğunu, ... sayılı markasının sahibi olduğunu, şekil markasına ilişkin olmak üzere 18.07.2017 tarih ... sayılı ÇİN, 14.11.2017 tarih ve ... sayılı ABD, 25.01.2018 tarih ve ... sayılı WIPO tescilleri başta olmak üzere pek çok uluslararası markanın da yine tescilli hak sahibi olduklarını, dava konusu marka ve markada yer alan şekli üzerinden yaratılmış özgün formun müvekkilinin hususiyetini taşıdığını, müvekkilinin marka bütününde özgün harfi özelinde tasarladığı ve geliştirdiği tasarım ile bu marka bütününün özgün simgeleri çağrıştırmasını hedeflediğini, bu tasarımın da bir hikayesi olduğunu, marka bütününde yer alan markanın ilk "..." harfi, Zafer Zafer Tanrıçası "..." yı andırmak için tasarlanmış bir harfi içerdiğini, harfin iki tarafı yani ... harfinin kanatları görkemli ve güçlü kanatlar ile, geri dönenlerin majestelerini yansıtır, zafer inancını ve barış umudunu ifade ettiğini ve büyük harfinin şekli evin şekline benzediğini, tüm ev cihazının, altta ortada, su damlacıklarını topladığını, merkezdeki su damlacıklarının bağlantı noktalarını temsil etiğini, iki kanadın sınırsız bir şekilde uzandığını ve çevresel dünyayla sınırsız bağlantıyı temsil ettiğini, Davalıya ait marka örneğinin de, ... şeklinde olduğunu, bu kadar özgün unsurun bir araya geldiği tesadüfe kötüniyet belirlemesini yapılmadığını, Müvekkili adına ülkemizde başvuru konusu yapılan ... kodlu vıomı marka başvurusunun davalı tarafın başvuruya itirazı ile engellendiğini, asıl hak sahibinin, ülkemizde tescil hakkı kazanamadığını, -Davalı tarafça müvekkilinin asıl ilgilisi olduğu 07 ve 11. Sınıflarda ... sayılı Marka başvurusunda da bulunulduğunu, başvurunun idari sürece ilişkin müvekkilinin mücadelesinin devam ettiğini, Davalının ısrarla belirgin bir şekilde asıl hak sahibinin haklarına engel olduğunu, bilirkişi raporunda davalı taraf markasının kötü niyetli olduğundan bahisle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğinin de belirtildiğini, mahkemenin, bilirkişilerce yapılan hukuki tahlile uyma zorunluluğu bulunmasa da, somut ihtilaf açısından, davalı taraf eylemlerinin tesadüf olmadığını, asıl hak sahibinin hakkına engel olma amaçlı olduğunu, kötüniyet taşıdığını, hem özgün bir kelime markası olan “...”nin hem de bunun stilize yazılmış örneğinin birbiriyle aynı / benzer mal gruplarında kullanılmak üzere farklı kişilerin zihinlerinde birebir olarak meydana gelmesinin hayatın olağan akışına uygun olamayacağını, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) kayıtlarıyla da sabit olduğu üzere müvekkili markasının hem kelime markası hem de şekil markası olarak ilk kullanan ve tescil eden taraf olduğunu, gerçek hak sahibi olduğunu, Davalı yanın, Türkiye’de müvekkil firmadan önce ... markasını tescil ettirmiş olmasının onu markanın gerçek hak sahibi haline getirmeyeceğini, somut uyuşmazlıkta sadece marka örneklerinin dahi
davalı tarafın kötü niyetini göstereceğini, davalının TÜRKPATENT nezdinde yaptığı marka başvuruları incelendiğinde, davalının yurtdışında kullanılan ancak ülkemizde henüz tescile bağlanmamış markaları, ülkemizde asıl hak sahiplerinin mevcut bir tescilin olmamasını fırsat bilerek tescil talebinde bulunduğunun görüleceğini, Davalının marka başvuruları incelendiğinde somut örnekleri çoğaltmanın mümkün olduğunu, Davalının uluslararası kararlar ile yasaklanan marka korsanlığı/marka yedeklemesi yaptığını, bu kadar açık olan kötüniyetin görmezden gelinmesinin hukuken hatalı olduğunu, davalı yanın, ... başvuru numaralı ... markasını 09 / 35 / sınıflarında dosyaladığını, dava süreci devam ederken bir de 07 / 11. sınıflarını kapsayan, yani müvekkilinin marka kapsamındaki ana faaliyet sahasını içeren marka başvurusunda bulunduğunu ve kötü niyetin bir göstergesi olduğunu,-... ibaresinin aynı zamanda müvekkili ticaret unvanının esas unsuru olduğunu, tam hali ...., Ltd., şeklinde olan müvekkili ticaret unvanında yer alan ... ibaresi Çin’de bulunan bir şehri; ... ibaresi ise müvekkilinin faaliyet sahasını Nitelediğini, gerekçe hak sahibi adına yurtdışında tescilli olan ve kullanılan, ancak ülkemizde gerçek hak sahibi adına tescili olmayan markaların kötü niyetli 3. Kişiler gerçek hak sahibinden önce Türkiye’de adlarına yapılmış tescillerin hükümsüz kılınması yönünden emsal Yargıtay kararları yer aldığını, yerleşik içtihat doğrultusunda ... başvuru numaralı markanın hükümsüz kılınması gerektiğini, Yargıtay kararlarını sunduklarını, yine bilirkişi raporunda da değinilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2008/11-501 K. 2008/507 numaralı kararında “Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı taraf markasını 25. sınıf giysiler için 1995 yılında menşe ülke Fransa'da tescil ettirdikten sonra, davalının marka başvurusu yaptığı 18.10.2001 tarihine kadar geçen süre içerisinde de, markasını 31.01.1997 tarihinde WIPO ( Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ) nezdinde tescil ettirdiği ve İtalya, İspanya, Portekiz gibi moda sektöründe son derece önemli ülkelerde tescil ve yatırım yoluyla kullandığı, herhangi bir anlam içermeyen fantezi bir ibareden oluşan markanın benzerinin haklı bir sebep olmaksızın aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından tescil ettirilmesinin ise davacı markasından yararlanma amacını taşıması nedeniyle kötü niyetli tescil olarak kabulü gerekeceği sonucuna varılmıştır.” şeklinde hüküm kurduğunu, Mülga 556 sayılı KHK’da olduğu gibi 6769 sayılı SMK’nın da bir çok ilgili hükmünün, müvekkilinin markası durumunda olan markaları korumaya ve yine iş bu dava konusu gibi marka korsanlıklarını engellemeye yönelik olduğunu, Davalının bir gerçek kişi olduğunu, bir gerçek kişinin, marka başvurularındaki sınıf çeşitliliği göz önünde bulundurularak, bu kadar farklı iş kollarında marka tescilinin olmasının da gerçek hayat deneyimleriyle örtüşmediğini, müvekkilinin markaları, aktif kullanılmakta, markanın üzerinde kullanıldığı yeni nesil teknolojik ürünler oldukça tercih edilmekte ve oldukça popüler hale gelmiş bulunmakta olduğunu, ancak kendi markasını ülkemizde satışa sunamadığını, açık olan davalı taraf kötüniyetinin görmezden gelinerek tesciline izin verilmesinin kabul edilemez olduğunu, özgün bir markanın, tüm ayırt edici unsurları ile birlikte bir arada tescilinin kötüniyet içerdiğini, davalının sair tescillerinde olduğu gibi, pek çok bilinen ve yeni nesil teknolojisi olarak ÇİN’de üretilen markaları ülkemizde tescil ile marka yedeklemesi/korsanlığı yaptığını, kararın kaldırılarak davalarının kabulü ile, tüm markasal hakları müvekkiline ait olan ... markasının aynısı olan davalı adına tescilli 06.04.2018 başvuru ve 11.10.2018 tescil tarihli ... sayılı ... markasının, tescil kapsamında yer alan tüm mallar ve hizmetler (09/35) açısından hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalıya ait 06.04.2018 başvuru, 11.10.2018 tescil tarihli ... sayılı ... markasının tescil kapsamında yer alan tüm mallar ve hizmetler yönünden ile sicilden terkini taleplidir.Davacı, davaya konu markada gerçek hak sahipliği ve kötüniyet iddiasına dayanmaktadır.Bilirkişi 25/03/2021 havale tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporunda; "6769 sayılı Kanun'un 6/3 maddesi kapsamında ülkemiz nezdinde davacı yanın davalı yana karşı hak sahibi olduğunun ispatlanamadığı, davacı yana ait ... ibareli uluslararası marka tescil başvurularına konu edilmiş olan markanın davalı yana ait dava konu markanın ülkemizde tescil müracaatına konu edildiği tarih olan 06/04/2018 tarihinden önce tanınmış marka mahiyetinde olduğunun ispatlanamadığı, davacı yana ait ülkemiz dışında kurulu bulunan ... unvanlı firmanın, gerek ilgili unvanın ülkemiz dışında bir firmaya ait olması, gerek ihtilaf konusu markanın ihtiva ettiği şekil özellikli unsurlar, gerekse de ilgili ticaret unvanının ihtiva ettiği (... ibaresi dışındaki) sair unsurlar çerçevesinde SMK'nın 6/6.madde hükmü çerçevesinde hükümsüzlük gerekçesi olarak kabul edilemeyeceği, davalı yanın TPMK nezdinde tescil başvurusu yaptığı 06/04/2018 tarihi ile kendisinden önce başkasının diğer bir üye ülkede aynı veya karışıklığa yol açacak kadar benzer bir markanın, aynı veya karıştırılabilecek derecede benzer markanın tescilli olduğunu bilip bilmediği, bilmesinin gerekip gerekmediği, bu kimsenin bir başkasına ait markanın kullanılmasına engel olma amacı taşıyıp taşımadığı, önceki markanın sahip olduğu hukuki korumanın derecesinin ne olduğu, markanın sahip olduğu ün gibi faktörlerde göz önüne alındığında, nihai değerlendirme ve takdir yetkisi mahkemeye ait olmakla birlikte davalının tescilinin kötüniyetli olduğunun değerlendirilebileceği, davacı yan tarafından uluslararası tescil başvurularına konu edilmiş marka görseli ile aynı şekil unsurunu ihtiva eder biçimde "..." görseli üzerinden gerçekleştirilmiş olan marka tescil başvurusunun tesadüfen gerçekleştirildiğinini değerlendirilemeyeceği, bu halde kötüniyetli başvuru konusu edildiği değerlendirilen dava konusu ... kod numaralı markanın SMK 6/9.maddesi hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu yönündeki görüşlerin takdirinin mahkemeye ait olduğu" hususlarını tespit ve rapor etmiştir. Davacı tarafça kötü niyetli başvuru olduğuna yönelik dava sebeplerinin incelenmediği iddiası ile istinaf isteminde bulunulmuştur. 6769 sy SMK'nun 25.md.yollaması ile aynı Kanunun 6/9 md'si uyarınca kötüniyetli yapılan tescil hükümsüzlük sebebidir. HGK'nın 16.07.2008 tarih 2008/11-501 ve 2008/507 sayılı kararı ile de benimsendiği üzere, tescil başvurusunda kötü niyetin varlığı başlı başına hükümsüzlük sebebidir. Ancak, kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri ve hükümsüzlüğü istenen marka ya da markaların tescil başvurularının yapıldığı tarihteki hukuki durumu dikkate alınmak suretiyle değerlendirilmelidir. 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/9 maddesinde, kötü niyetle yapılan marka başvurularına itirazın nispi ret sebebi olduğu açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca hükümsüzlük hâllerinin düzenlendiği SMK’nin 25. maddesinde nispi ret sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda kötü niyetli tescil 556 Sayılı KHK döneminde öğreti ve uygulama ile hükümsüzlük sebebi olarak kabul edilmiş iken SMK ile birlikte artık açıkça hükümsüzlük hâli olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. Öte yandan ne 556 Sayılı KHK’de ne de SMK’de hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve 2008/501 E., 2008/507 K. sayılı kararı). Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nin 2. maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir. Yapılan bu açıklamalar ışığında, kötüniyete ilişkin bilirkişi raporunun yeterli olmadığı, dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, davacı tarafça markaların kullanılmadığı yedeklenmek amacıyla kötüniyetli olarak tescil edildiği ileri sürülmekle taraf iddia ve savunmaları üzerinde durulmadan kötüniyete dayalı hükümsüzlük talebi konusunda eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmadığından; davacı vekili tarafından sunulan 12/10/2020 tarihli delil dilekçesi ekleri ve gerekirse ekler de sunulan davalı adına kayıtlı başka markalara ilişkin kayıtların da getirtilerek, dosyada ek bilirkişi raporu aldırılarak, alt emtia sınıfları yönünden davacı markasının kullanıldığı sınıflar da ayrı ayrı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince esasa münhasır delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/05/2021 tarih, 2021/207 E. 2021/91 K. sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09