Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1510
2024/1211
1 Temmuz 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1510 Esas
KARAR NO: 2024/1211
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/06/2021
NUMARASI: 2020/500 E. - 2021/698 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının, borçlusu ... olan 22/10/2011 tarihinde düzenlenen senedin üzerine müvekkili şirketin kaşesini bastığını ve vade tarihi olarak 22/10/2016 tarihini yazıldığını, senet üzerinde oynama yapıldığını, davalının senedin üzerinde bu oynamaların yapıldıktan sonra müvekkil şirkete zarar verme amacı ile İstanbul Anadolu... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını ve müvekkili şirkete ait araçlara haciz şerhi işlenerek yakalattırıldığını, dava konusu senedin vade tarihi ve kaşe kısmı sonradan açık gözle dahi anlaşılacak şeklide kötüniyetle doldurulduğunu, senedin düzenlendiği tarihte ticari işletmesi olmayan müvekkili şirketin kaşesinin basıldığını, daha sonra icra takibi başlatıldığını, davalının aynı zamanda yaptığı takip sonrası bankalara göndermiş olduğu haciz ihbarnamesinin müvekkili şirketin ticari itibarını zedeleyerek müvekkili şirketi ciddi anlamda zarara uğrattığını, açıklanan nedenlerle takibin iptaline, alacaklısı ..., borçlusu ... olan 22/10/2011 düzenleme, 22/10/2016 vade tarihli, 70.000,00TL bedelli senet sebebi ile müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitine, davalının alacağın %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine açılan davanın kötüniyetli ve zaman kazanmak için açılmış olduğunu, kambiyo senetlerini sebepten mücerret olduğunu, TTK. m. 645 gereği senette yer alan hak ile bu hakkın oluşmasına neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağ ortadan kalktığını, senedin temel borç ilişkisinden soyutlanmış bağımsız bir varlık kazandığını, davacının müvekkili ile aralarında ticari ilişkiden kaynaklı bir borç bulunmadığı halde icra takibi başlatıldığı iddiasının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki davacı borçlu şirket, senette aval veren konumunda olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinin temelini oluşturan bir diğer soyut iddiası ise senedin sonradan doldurulduğunu ve davacı şirketin düzenlendiği tarihte ticari işletmesi olmayan şirketin kaşesinin basılı olduğunu, davaya konu senedin 22/10/2011 tarihinde düzenlendiği vade 22/10/2016 tarihine kadar herhangi bir ödeme olmadığını ve borcu teminat altına almak için de ..., sahibi olduğu şirket ... Ltd. Şti. adına kefil olduğunu, TTK gereği ise aval verdiğini, TTK. 700-702 maddeleri gereği aval veren kimin için aval verdiğini belirtmemiş ise düzenleyen lehine aval vermiş sayıldığını, davacının kötüniyetli olarak, şirket kaşesinin müvekkili tarafından basıldığı iddiasında bulunarak borçtan kurtulma çabası içinde olduğunun aşikar olduğunu, senedin sonradan kötüniyetli olarak takibe konulmasını davacı şirkete zarar verme ve ticari itibarını zedelemek için olduğunu iddia ettiğini, müvekkilinin davacı şirkete neden kaynaklı bir zarar verme kastı olabileceğini ve halihazırda aktif faaliyette olmayan şirketin ne kadar ticari itibarını zedeleme amacı olabileceğini anlamlandıramadıklarını, İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile 14/12/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, takibin üzerinden yaklaşık 6 aya yakın süre geçtiğini, borçlu şirket kaşeyi kendisi basmadığını iddia etseydi, icra takibi sonrası 5 gün içinde böyle bir borcunun olmadığı itirazında bulunduğunu, işbu dava için bu kadar süre beklemeyeceğini, kaldı ki aval veren şirket yetkilisi de senedin borçlusu da aynı kişi ... olduğunu, işbu davanın açılmasının sebebi yalnızca süreci uzatma girişimi olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunmaları ve toplanan deliler ve konu ile ilgili yerleşik hale gelmiş Yargıtay İçtihatları birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, bono tanzim eden kişinin, önceden özel yetki almadan, yetkilisi olduğu şirket adına kendisi lehine aval vermesi halinde, yapmış olduğu işlem geçersiz olacağından ve dava konusu bononun tanzim edeni ... lehine aval verilmek üzere davacı şirket yetkilisi ... yetki verildiği hususunda dosyaya bir delil de sunulmadığından, dava konusu bono nedeniyle davacı şirketin sorumlu olmadığı sonucuna varılmış, davanın kabulüne, mevcut dosya kapsamıyla davalının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkili davalı ... adına davacı ... Tic. Ltd. Şti. aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... dosyası ile taraflarına icra takibi başlatıldığını, Müvekkili ile davacı şirketin hem sahibi hem de yetkilisi olan ... arkadaş olup aralarında hem arkadaşlık hem de iş ilişkisi bulunduğunu, Müvekkili davalının hem arkadaşlık hem de iş ilişkisi sebebiyle davacının şirket yetkilisine ( aynı zamanda sahibine ) 70.000 TL borç verdiğini, 22.01.2011 düzenlenme tarihli bono düzenlediklerini, akabinde davacı şirketin ortağı olan ... 'ın maddi durumunun kötüye gitmesi sebebiyle taraflar tekrar bir araya geldiklerini ve senette düzenleme yaparak davacı şirket kurulduktan sonra ...Tic. Ltd. Şti. tarafından aval verildiğini, senet incelendiğinde senet üzerinde iki imza bulunmakta olup söz konusu imzalardan birinin ... tarafından şahsı adına diğer imzanın ise sahibi olduğu .... Ltd. Şti adına atıldığını, davacı şirket kayıtları incelendiğinde davacı şirketin tek ortaklı olduğu bu ortağın da aynı zamanda şirket temsilcisi olduğunun açıkça görüldüğünü, Davacı şirketin tek ortağı ... olup bu kişinin aynı zamanda şirket adına tüm işlemleri yapmaya yetkili müdür olduğunu, malvarlığı olmaması ve tek ortaklı şirket müdürünün TTK gereğince tüm işlemleri şirket adına yapmaya yetkili olduğunu, yetkisiz temsil nedeniyle şirketin sorumlu olmadığına karar verilse de şirketin tek ortağı ve aynı zamanda tek temsilcisi aval veren ...'ın şirketin tek ortağı olduğu zamanda verildiğini, şirketin tek temsilcisi olan ... yapmış olduğu işlemlerde izin vermesini beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacı kaşenin sonradan müvekkili tarafından senede eklendiğini iddia etse de, bu hususun gerçeği yansıtmadığını ve borcun ödendiğine dair bir delil de sunulmadığını,-Kaşenin davacı yana ait olduğunun ispatı amacıyla İTO ya müzekkere yazılarak delillerin toplanmasını akabinde ise söz konusu gelen evraklar üzerinde inceleme yapılması talep edildiğini ancak taleplerinin karşılanmadığını, tanıklarının dinlenmediğini, -Davacı şirketin unvanı dosyaya celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde 14.10.2014 yılında değiştiği aynı tarihte diğer iki ortağın ortaklıktan ayrılarak tüm paylarını ... Devir ettiklerinin görüleceğini, 2014 yılından itibaren hem şirketin unvanı hem de şirketin ortaklarının değiştiğini, şirkete ait tüm yetkilerin 14.10.2014 tarihinden itibaren ...'a ait olduğunu, yetkisiz temsil bulunmadığını, dosyada bulunan senette yer alan avalda olması gereken tüm şekil şartlarının bulunduğunu, bononun üzerinde iki imza olduğunu, imzalardan birinin dava dışı ... kendi adına, diğer imzanın ise daha sonra tek ortağı ve temsilcisi olduğu davacı şirket adına ... tarafından atıldığını, tek imza ile borç altına girebilen bir kişinin ikinci imzayı atması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, ikinci imzanın davacı şirket adına şirket temsilcisi ve tek ortağı olan ... tarafından atıldığının kabulü gerekeceğini, davacı şirketin tek ortağı ve tek temsilcisi tarafından atılan imzanın geçerli olmadığı ve şirketi bağlamadığı yönündeki tespitlerin hukuka uygun olmadığını, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yatırılması gereken nispi karar harcı yatırılmadığını sadece maktu başvurma harcı yatırıldığını, eksik karar harcının tamamlatılması gerektiğini, iddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı olduğunu, 30/09/2014 tarihinde şirketin unvanının "... Tic. Ltd. Şti." olduğu, şirket yetkilisi olarak ... atandığını, Dava konusu işbu senedin borçlusu ... ve bononun tanzim tarihinin 22.10.2011 tarihi olduğunu, dava konusu bononun tanzim tarihinde ne .... Ltd. Şti. Unvanlı bir şirket ne de şirket yetkilisi olarak .. mevcut olduğunu, 2014 yılında ...Tic. Ltd. Şti unvanını alan şirketin kaşesinin söz konusu bonoda bulanmasının imkansız olduğunu, kaşenin müvekkili şirkete ait olmadığını, -İlk derece Mahkemesi tarafından davalarının kabul edildiğini ancak kötü niyet tazminatı taleplerinin red edildiğini, davalı tarafından 2011 tanzim tarihli bonoya dayanılarak 2014 yılında unvan değişikliği yapmış olan şirkete karşı kötü niyetli ve zarar verme kastı ile hareket edilerek takip yöneltildiğini, emsal niteliğindeki karar uyarınca davalının İİK 67/2 uyarınca kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, istinaf başvurularının kabulüne, davalının İstinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine konu edilen bononun lehtarı ..., keşidecisi ... 22/10/2011 tanzim 22/10/2016 vadeli 70.000,00 Bedelli olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/232 E. Sayılı dosyasından tanzim ettirilen 21/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda, bono üzerinde yer alan yazıların, rakamların ve imzaların hangilerinin önce, hangilerinin sonra yazıldığının ya da yazı ve rakamların yazılması ve imzaların atılması zamanlarının tespitinin, yine kaşenin senet üzerine basıldığı zamanın mevcut teknik ve bilimsel gelişmelere dayanarak tespitinin mümkün olmadığı, ancak söz konusu bonodaki 22.10.2016 tediye tarihlerini oluşturan rakamlar ile aynı bonoda yer alan T.C. kimlik no ve düzenleme tarihi rakamlarının grafolojik ve kaligrafik tanı unsurları bakımından farklılıklar gösterdikleri, aynı kişinin eli ürünü olmadıkları yönünde görüş bildirilmiştir.Davalı tarafından icra takibine konu edilen ve davacı şirketin borçlu olmadığının tespitini talep ettiği dava konusu bononun incelenmesinde, bononun ... tarafından tanzim edilmiş olduğu, ... adının ve soyadının altında iki tane imzasının bulunduğu, davacı şirketin kaşesi üzerinde imza bulunmadığı görülmüştür. Davacı taraf, bononun tanzim tarihinde davacı şirket unvanında bir şirketin bulunmadığını beyan etmiş, davalı taraf ise, bonoyu tanzim eden ...'ın, davacı şirketin yetkilisi olduktan sonra yani tanzim tarihinden sonra davacı şirket adına aval verdiğini, imzaların bir tanesinin bono tanzim edilirken, bir tanesinin ise ... davacı şirketin yetkilisi olduktan sonra borcu teminat altına almak amacıyla atıldığını, dolayısıyla davacı şirketin aval veren sıfatıyla sorumlu olduğunu beyan etmiştir. Davacı şirketin ticaret sicil kayıtları celp edilerek incelendiğinde, davacı şirketin 16/06/2010'da, " ... Tic. Ltd. Şti." unvanıyla kurulduğu, 02/08/2010'da unvanının "... Tic. Ltd. Şti." olarak değiştirildiği, 30/09/2014 tarihinde şirketin unvanının " ... Tic. Ltd. Şti." olduğu, şirket yetkilisi olarak ... atandığı, dava konusu bononun tanzim tarihini 22/10/2011 olduğu ve şirket unvanıyla dava dışı ... yetkili olduğu tarihteki şirket unvanının farklı olduğu anlaşılmıştır.Davalı istinaf istemine ilişkin olarak Takip konusu senette şirket kaşesi üzerinde imza bulunmadığı, atılan ikinci imzanın davacının isminin altında bulunduğu, aval veren sıfatıyla şirketin sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceği hususunda uyuşmazlık bulunduğu, aval, 6102 sayılı TTK'nın 700 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Yasanın 701/3. maddesi uyarınca muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır ise de somut olayda keşideci şahıs olup bonoda şahıs adına atılmış iki imza olduğu, şirket kaşesi üzerine atılmış bir imza olmadığı, aynı kişi tarafından isminin altına atılan ikinci imzanın şirket adına atıldığını kabulü için en azından şirket kaşesi ile bağlantılı bir yere atılması gerektiği, senedin tanzim tarihi de dikkate alındığında ve senet üzerinde başkaca bir tarih bulunmadığı dikkate alındığında, ismin altına atılan ikinci imza aval hükmünde olmadığının kabulü ile davacının bu durumda aval veren olarak sorumluluğundan söz edilemeyeceğinden ve bono da kefil bölümünde davacının isminin yazılmış olması ise bu durumu değiştirmeyeceğinden davanın kabulü doğru ise de, davacının senette kaşesi bulunan şirketin tek ortağı olduğu ve davanın kabul sebebine göre gerekmediği halde ayrıca; "bono tanzim eden kişinin, önceden özel yetki almadan, yetkilisi olduğu şirket adına kendisi lehine aval vermesi halinde, yapmış olduğu işlem geçersiz olacağından ve dava konusu bononun tanzim edeni ... lehine aval verilmek üzere davacı şirket yetkilisi ... yetki verildiği hususunda dosyaya bir delil de sunulmadığı " şeklinde gerekçeye yer verilmesi yerinde görülmediğinden, bu şekilde gerekçeye yer verilmesi yerinde olmadığından, karar gerekçesi dairemizce düzeltilmekle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne,Davacı istinaf istemine ilişkin olarak;Davalının, senet üzerindeki bilgi ile hareket ettiği, takip yapmasının hukuki olarak kötüniyetli olmasını göstermeyeceği, kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, düzeltilmiş gerekçe ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, yeniden esas hakkında karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/06/2021 tarih, 2020/500 E. 2021/698 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE, alacaklısı ..., borçlusu ... olan 22.10.2011 düzenleme tarihli, 22.10.2016 vade tarihli, 70.000,00-TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,4-Davanın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.781,70 TL karar harcından peşin alınan 1.195,43 TL'nin mahsubu ile 3.586,27 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 1.195,43 peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı, 600,00 TL bilirkişi ücreti, 538,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.374,53 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 52,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 214,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09