SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1587

Karar No

2024/1210

Karar Tarihi

1 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1587 Esas

KARAR NO: 2024/1210

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 01/06/2021

NUMARASI: 2019/227 E. - 2021/93 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına marka sicilinde kayıtlı, "... ... (...) ..., ..., "... (...)" ..., ..., "... (...)" Nice sınıfı 05, "... (...)" Nice sınıfı 40, "syd grup şekil (...)" Nice sınıfı 29, 30, 32, 35, 43, "... bizim tarla (...)" Nice sınıfı 29, 30, "... helvahane (...)" Nice sınıfı 29, 30, "... (...)" Nice sınıfı 35, "... kahvaltı büfeleri şekil (...)",29, 30, "... 5 pekiyi şekil (...)" Nice sınıfı 29, 30, 32, "... helvacık şekil (...)" Nice sınıfı 30, "... klasik şekil (...)" Nice sınıfı 29, 30, 32, "... şekil (...)" Nice sınıfı 05, 29, 30, 32, "... şekil (...)" Nice sınıfı 29 markaları mevcutken, davalı ... Ticaret A.Ş. tarafından "..." ibaresinin kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili markalarının marka unvanlarında yer alan "..." ibaresini içerir markayı tüketici gördüğü zaman bu ürünün ya da markanın yer aldığı mecraların müvekkili şirkete ait olduğu güven ile alışveriş yaptıklarını, davalı firmanın "..." ibaresini kullanımının ortalama hedef kitle nezdinde iltibas yol açacak şekilde sattığı ürünlerde kullanıldığını, bu kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğini ve müvekkilinin zarara uğrattığını, bu nedenlerle müvekkilİ şirketin bilinir ve güvenilir bir firma olarak 1952'den beri faaliyet gösterdiği tatlı sektöründe, davalının ... ibaresini kullanımının müvekkilinin unvanında ve markalarında yer alan ... ibaresi ile karıştırıldığı ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, ayrıca davalı yetkililerinin karıştığı olay nedeniyle iki firmanın ülke genelinde toplumda ciddi bir tepki ve karışıklık oluşturduğunu, bu durumun müvekkilinin ticari itibarının kaybına ve zararına yol açtığını, fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla şimdilik, haksız rekabetin tespiti, men'i ve davalının tedbiren ... ibaresini kullanımının durdurulmasına, müvekkilinin uğradığı zarar ve itibar kaybına karşılık 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı tarafça tazmini ile ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini istemiştir. Tazminat talepleri yönünden dosya tefrik edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bir marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşulu ile her türlü işarettir markanın en temel özelliğinin ayırt edici niteliğinin bulunmasıdır, bu bakımdan ayırt etmeyi sağlamak koşulu ile her türlü kişi adları, sözcükler, şekiller, logolar, harfler, sayılar, malların veya ambalajın biçimi, üç boyutlu şekiller, renkler, kokular marka olarak kullanılabileceği, marka üzerindeki hak yani marka hakkı ise sahibine izni olmadan markanın kullanılmasını önleme yetkisi veren ayni etkileri olan mutlak bir hak olduğunu, tescilli bir markanın sahibinin izni olmaksızın kullanılması veya o markayı taşıyan mal ve hizmetlerin tecavüzün bilinmesine rağmen pazarlanması stoklanması satış için teklif edilmesi ihracı ithali ya da tecavüzün bilinmesine rağmen o malların nereden sağlandığının bildirilmesinden kaçınılmasının tecavüz olarak tanımlanabilir olduğunu, karıştırılma ihtimali, bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim v.s. Sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırma tehlikesi olduğunu, davacı yanın markasından görsel ve işitsel olarak farklı bulunan ve tescilli markası kullanan davalı yanın TTK m.55 kapsamında iltibas ve haksız rekabet oluşturacak bir eşleminden söz edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin ... esas unsurlu çok sayıda tescilli markanın sahibi olduğunu, özellikle tatlı sektöründe uzun yıllardır emek verip Türkiye ve uluslararası alanda tanınmış güvenilir bir firma olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili markasına benzer olarak ... ibaresi kullanıldığı bunun da müvekkili markaları ile iltibasa yol açtığı ve bu durumun haksız rekabet teşkil ederek müvekkilini zarara uğrattığını bu nedenle haksız rekabetin tespiti ve men'i ile durdurulmasını talep ettiği, ayrıca 5.000,00 TL Maddi 50.000,00 TL Manevi tazminata karar verilmesini talep ettiği, davalı vekili cevap dilekçesi ile markalar arasında iltibas olmadığını, tüketici nezdinde karışıklığa yer vermediğini zira müvekkilinin ticari unvanının ... Gıda San. Ve Tic. A.Ş. Olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanını kullandığını ayrıca davacı markası ile müvekkil kullanımlarının yazılış şekillerinin de farklı olduğunu, .... isminin yaygın olarak kullanıldığını ortalama tüketicinin her iki marka kullanımları arasındaki farkı anlayabileceğini koşulları oluşmayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkememizce maddi ve manevi tazminat yönünden dosyanın tefrik edildiği, davaya haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi yönünden devam edildiği, mahkememizce ihtiyati tedbir talebi nedeniyle dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından sunulan 16/09/2019 tarihli rapor ile davacı markaları ile davalı kullanımları arasında benzerlik olduğu ve iltibasa sebep olduğu yönünde görüş bildirildiği, mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra 03/03/2020 tarihli duruşmada dosyanın davanın esası yönünden inceleme yapılması için bilirkişiye tevdi edilmesine karar verildiği, davacı vekilinin bilirkişi ücretini yatırması için 2 hafta kesin süre verildiği, ayrıca bu süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığı takdirde bilirkişi incelemesi yaptırılmayacağı hususunda ihtaratta bulunulduğu, davacı tarafından iki haftalık kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, davalı vekili tarafından bilirkişi delillinden vazgeçilmesi talebinde bulunulduğu mahkememizce de dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden ve toplanan delillerden faydalanılarak resen inceleme yapıldığı buna göre, davacının TPMK nezdinde tescilli ... numaralı ... markalarının 29, 30. Sınıflarda ... numaralı ... markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... + ŞEKİL markasının 05. Sınıfta, ... numaralı ... markasının 40. Sınıfta, ... numaralı ... markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... + ŞEKİL markasının 35. Sınıfta, ... numaralı ... markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... markasının 29,30, 32. Sınıflarda, ... numaralı ... markasının 30. Sınıfta, ... numaralı ... Klasik markasının 29,30 32. Sınıflarda, ...+ŞEKİL markasının 05,29, 30 ve 32. Sınıflarda ... numaralı ... markasının 29. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalının ise ... numaralı ... markasının 05, 29, 30 ve 43. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, tarafların celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin 24/08/2000 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin ise 11/07/1991 tarihinde tescil edildiği, her iki tarafından özelikle tatlı ve baklava sektöründe faaliyet gösterdiği, davacı tarafından dosyaya sunulan deliller incelendiğinde, davalı tarafından ... isimli iş yerinin bulunduğu broşür ve kataloglarda ... ve ..büyük yazılarak ... ibaresi küçük yazılmak suretiyle kullanıldığı, taraf markaları arasında tescil itibariyle davacı markalarının ..., davalı markasının ise ... olduğu, bir bütün olarak değerlendirildiğinde her ne kadar ... ve ... benzese de davalı markasının önünde yer alan ... isimlerinin markayı davacı markalarından farklı kıldığı bu haliyle markalar arasında benzerlik olmadığı fakat, davalı tarafından gerek iş yerinde gerekse broşürlerde kullanımların ... olarak tek başına veya ... hakim unsur olarak öne çıkartılmak suretiyle kullanıldığı, davalı bu kullanımlarının tescilli marka kullanımından farklı olduğu ve tek başına ... veya hakim unsur olarak ...' nun kullanılması nedeniyle davacıya ait ... markasına yaklaşıldığı, bu bakımından ortalama tüketici nezdinde her iki markanın ayniyet derecesinde benzer olması nedeniyle iltibasa yol açtığı, davacının ... esas unsurlu çok sayıda tescilli markası olması nedeniyle, davalının kullanımlarının davacı markasının tanınmışlığı ve itibarından faydalanmaya yönelik ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya sebebiyet verecek şekilde ve her iki markanın aynı firmanın markalarıymış izlenimi uyandırabileceği, davalının bu kullanımlarının Türk Ticaret Kanunun 55. Maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı davranış olduğu kanaatine ulaşıldığından haksız rekabetin tespiti, men'i ve giderilmesine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin, 1951 yılından bu yana, baklavacılık ticari iştigal alanında faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanını, ''... SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'' olup, söz konusu unvanın 11.07.1991 tarihinde İTO nezdinde de tescil edildiğini, müvekkili şirketin, daha davacı şirketin kurulmasından önce baklavacılık sektöründe bulunan ve '' ...'' ifadeleriyle ayrı bir marka değeri kazanmış bir şirket olduğunu, hem kendi eski soyadları hem de baklavacılık sektöründe bir başlangıç yapan 3. Kuşak dedelerinin adı olmasından kaynaklanan kullanım olduğunu, marka değeri olan '' '' ...'' ismini 21.05.2005 başvuru tarihi ile Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde tescil etmiş olduğunu, salt ses benzerliği bulunmasından kaynaklı olarak işbu davanın açıldığını, dosyada esasa ilişkin bir bilirkişi raporu dahi bulunmamasına rağmen hiçbir delil ya da inceleme yapmaksızın davanın kabulüne karar verildiğini, -İhtiyati tedbir talebi bakımından bir ara karar kurulabilmesi için, müvekkili davalı şirket tarafından daha herhangi bir cevap dilekçesi dahi verilmeden, 06.09.2019 düzenleme tarihli bilirkişi incelemesi gerçekleştirildiğini, bu rapor dayanak yapılarak müvekkili şirket aleyhine ihtiyati tedbir kararı verildiğini, rapor incelendiğinden davacının savlarının incelendiği ancak müvekkili şirketin hiçbir beyanının dahi yer almadığının anlaşıldığını, Dosyanın 03.03.2020 tarihli ön inceleme duruşmasında ise ilk derece mahkemesince bilirkişi için ara karar kurulduğunu ancak davacı yanın söz konusu ara kararda belirtilen delil avansını kesin süre içerisinde yatırmadığını, Davacı yanın, kendi usulü bir hatası sebebiyle bilirkişi incelemesi, yani delilin kullanılmasından vazgeçildiğini, , müvekkili şirketin cevap dilekçesi dahi vermesinden önce alınmış bilirkişi raporunu dayanak yaparak davanın kabulüne karar verildiğini, savunma haklarının kısıtlandığını, davanın esası hakkında bir hüküm verilebilmesi için tam ispata ihtiyaç olduğunu, ihtiyati tedbirler için tam ispat değil, yaklaşık ispat yeterli olduğunu, somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesinin davanın esası ile bilirkişi incelemesine gitmesini istediğine göre daha tam bir kanaate ulaşamamış olduğu anlaşıldığını, Davacı yanın, iddiasını dayandırdığı delilleri ispat edememesine rağmen davanın kabulüne karar vermesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, -Müvekkili şirketin, 1951 yılından bu yana yani 70 yılı aşkın süredir özellikle baklavacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, Müvekkilinin, ticari hayatını kendi öz soy adı aracılığıyla kazandığını, iltibas ya da benzerlik sebebiyle haksız rekabete yol sebebiyet verildiği iddiasını kabul etmediklerini, 1951 yılından bu yana aynı ad ile kendi müşteri çevresini edinen müvekkili şirketin davacı yandan daha eski bir geçmişi bulunduğunu, gerek ''...'' ibaresinin baklavacılık sektöründe kullanımı bakımından gerekse ticaret unvanı bakımından şirketlerin tescil anını zamansal değerlendirmeye tabi tutulduğunda, müvekkili şirketin daha önceye dayanan bir geçmişi olduğunu, Bulgaristan, Gürcistan, Ukrayna ve Almanya başta olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri nezdinde Türk Baklavacılık ve Gastronomi Sanatını buluşturan bir ticari değeri bulunan müvekkili şirketin '' ...'' olarak tanınmışlığı ve ünü bulunduğunu, -Davacı yanın müvekkili şirketin ''...'' ibaresini kullanarak haksız rekabete yol açtığını iddia ettiğini, müvekkilinin 1991 yılından bu yana ticaret unvanı olan ve 2005 yılından bu yana tescilli markası olarak devam eden marka değeri '' ...'' ifadesi olduğunu, tek başına ''...'' olarak kullanıldığı iddiasını kabul etmediklerini, Müvekkili şirketin marka değerini ve tanınmışlığını '' ...'' ifadeleri ile kullandığını, müvekkilinin markasından tek bir kelimeyi çekerek haksız rekabete yol açtığını iddia etmenin hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmadığını, müvekkili şirketin, özellikle toptan ve perakende baklavacılık sektöründe uzmanlaştığını, Davacının ise helva, tahin ve reçel gibi daha çok hazır tüketim ürünlerini pazarladığını, ticari tanınmışlığını yine bu ürünler üzerinde market zincirleri vasıtasıyla gerçekleştirdiğini, Müvekkillerinin tabelalarında dahi ''...'' ibaresini özellikle belirtildiğini, ortalama bir tüketicinin '' ...'' markalı bir baklava ile ''...'' markası ile helva ya da reçel arasındaki farkı rahatlıkla anlayabileceğini, iltibas tehlikesi bulunmadığını, yazı tipi, deseni, yazı stili gibi şekle ilişkin bir karşılaştırma yapıldığında da markaların uzaktan ya da yakından birbirine benzemediğini,-İşbu davanın açılmasından yaklaşık 30 yıl önce davacı şirketin ana kuruluşu olan ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından müvekkili şirket yetkililerinin babası ...'e yönelik olarak Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde, haksız rekabetten kaynaklı olarak dava açıldığını, söz konusu davada, davacı yanın davayı takipsiz bırakarak düşmesine neden olduğunu, davacı şirketin ana kuruluşu olan ''... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'' yetkilileri/ortakları ile davacı şirket yetkilileri/ortakları arasında 2. Derecede kan hısımlığı bulunduğunu, Davacı şirket ile ana şirketin, müvekkili şirketten sonra kurulmasına rağmen, nedensizce müvekkiline çeşitli şekillerde husumet yönelttiğini, 30 yıl önce de ana şirket nezdinden yine haksız rekabete dayalı müvekkil şirketin yetkililerinin babası ...'e dava ikame edildiğini ve takipsiz bırakılarak düştüğünü, Davacı şirketin de söz konusu davanın var olduğunu, akrabası tarafından yönetilen ana şirket ile müvekkili arasında haksız rekabete dayalı bir davanın bundan 30 yıl önce yürüdüğünün bilincinde olduğunu, söz konusu davanın düşmesinden yaklaşık 30 yıl sonra işbu davanın açılmasının açıkça hakkın kötüye kullanılması ve taciz amacını taşıdığını, Davacı yanın söz konusu davanın var olduğunu bilmesine rağmen 30 yıllık bir süre zarfında müvekkiline yönelik dava ikame etmediğini, sessiz kaldığını, müvekkili şirketin markası daha eskiye dayanması sebebiyle haksız rekabet olgusunu kabul etmemekle birlikte, davacı yanın da 30 yıl gibi bir süre zarfında sessiz kaldığının somut dosyadan anlaşıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerekmesine rağmen hatalı şekilde davanın kabul edilmesi nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin iddiasını ispat ettiğini, dosyada yer alan bilirkişi raporunun, karar vermeye yetecek nitelikte olduğunu, Müvekkilinin ihtiyati tedbir için bilirkişi raporunun tanzimi için mahkemece takdir edilen 750,00 TL'yi vaktinde verdiğini, Bilirkişinin raporunu tanzim ederken incelediği hususların 03/03/2020 tarihli ön inceleme tutanağındaki tarafların tespitine itiraz etmedikleri uyuşmazlık konularını içerdiğini, Dava dilekçesinde değindikleri #... sosyal medya kampanyasının dahi tek başına iltibası ispatlamaya yettiğini, 06.07.2019 günü yaşanan ve basına ve sosyal medyaya da yansıyan, hamile bir kadının aracına saldırılması olayında adı geçen ... ve ... davalı firma yetkilileri olmalarına rağmen müvekkili ... firmasının yetkilileri olduğu düşünüldüğünü, bu kişilerin müvekkili şirketin değil ... firmasının yetkilileri olduğu ve müvekkili şirketle geçmişte ya da şu an herhangi bir bağı olmadığı hususu açıklanmaya çalışılsa da sosyal medya da müvekkilinin adının binlerce olumsuz paylaşımda geçtiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu md.7/5-a uyarınca ''Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.'' Davalı yanın bu hükümden yola çıkarak dürüstçe bir kullanım içinde olduğunu iddia ettiğini ancak davalı yanın bu iddiasının da mesnetsiz olduğunu, Davalı yan'ın şirket yetkililerinin soyadı -davalı şirketin kurulmasından da evvel- ''...'' olduğunu, davalı yanın, müvekkilinin markasını kullanımı ''dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışında'' bir kullanım olmadığını, Davalı yanın, müvekkilinin markasını iltibas ederek dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiğini, davalı yanın, tescil ettirdiği markasının '' ...'' olmasına rağmen ''...'' kelimesini öne çıkarıp müvekkilinin tescilli markasına ait renkleri tabelalarında , reklamlarında ve ürünlerinde kullandığını, tarafların aynı sektörde iştigal etmeleri, müvekkilimizin markası ile davalı yanın markasının fonetiğinin ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin en yüksek düzeye ulaşmasına sebebiyet verdiğini, Sessiz kalma yoluyla hak kaybından söz edilebilmesi için müvekkilinin davalı yanın haksız fiilinden haberdar olması gerektiğini, Davalı şirketin ve markasının varlığından sosyal medyada müvekkili şirket aleyhine çığ gibi büyüyen ağır ithamlar ve eleştirilerden ve şirketlerine karşı başlatılan boykottan sonra haberdar olunabildiğini, Davalı yanın ileri sürdüğü davada taraf dahi olmayan müvekkilinin sessiz kalmasının söz konusu olmadığını, haksız rekabet etme hususu anlık gerçekleşen bir olgu olmadığını, haksız fiil teşkil eden eylemin, davalı şirketin tescil ettirdiği '' ...'' ibaresi yerine ''...'' ibaresinin ön plana çıkarılarak kullanılması olduğunu, Davacı yanın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davacıya ait "..." ibareli markalarına yönelik marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti , durdurulması, giderilmesi, maddi ve manevi tazminata istemine ilişkindir. Uyuşmazlık davalının markasal kullanımlarının davacı marakalarına tecavüz teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamında bulunan, davacı vekili tarafından sunulan görseller ile davalı işyerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde rapor içeriğinde sunulan görseller ve menü örneğinden, davalı kullanımının 43. Sınıfta ve tatlı emtiasında 30. Sınıfta olduğu anlaşılmaktadır. Davacı yan, sahibi oldukları " ..." ibareli markanın benzerinin davalı tarafından işyerinde izinsiz olarak kullanıldığını, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlandığını, bu eylemin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla eldeki davayı açmıştır. Davacının TPMK nezdinde, ... Grup+şekil ... numaralı markasının 43. ve 30. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, tescilli ... numaralı ... markalarının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... + ŞEKİL markasının 05. Sınıfta, ...numaralı ... markasının 40. Sınıfta, ... numaralı ... markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... + ŞEKİL markasının 35. Sınıfta, ... numaralı ...markasının 29, 30. Sınıflarda, ... numaralı ... markasının 29,30, 32. Sınıflarda, ... numaralı ... markasının 30. Sınıfta, ... numaralı ... markasının 29,30 32. Sınıflarda, ...+ŞEKİL markasının 05,29, 30 ve 32. Sınıflarda ... numaralı ... markasının 29. Sınıfta, Davalının ise ... başvuru numaralı ...numaralı ... markasının 05, 29, 30 ve 43. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, tarafların celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin ticaret unvanının 24/08/2000 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin ise 11/07/1991 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; Dosya kapsamında iddia, savunma, delil ve TPMK nezdinde yapılan araştırma sonucunda, davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu dilekçede ve Türk Patent ve Marka Kurumundan gelen marka bilgilerine istinaden markaların davacı adına tescilli olduğu, ... başvuru numaralı, " ..." ibareli marka için 05,29,30,43 sınıflarda 21/02/2005 tarihinde başvuru yapıldığı, 14/06/2005 tarih ve ... no.lu yayın bülteninde, 31/05/2006 tarihinde 381 nolu tescil yayın bülteninde yayınlandığı, 23/03/2006 tarihinde tescillendiği, 04/02/2015 tarihinde yenilendiği, marka haklarının 21/02/2025 yılına kadar davalı taraf ... Sanayi Ticaret A.Ş. Ne ait olduğu, markanın işler durumda olduğu, davalı tarafın 2005 yılında tescil edilmiş markalarını marka tescil edilen şeklinden farklı şekilde markanın "..." ibaresi öne çıkarılarak kullanmasının davacı "..." markasına benzerlik ve iltibasa sebep olduğu görüş ve kanaatine varıldığı, markaya tecavüz, haksız rekabet değerlendirmesinin mahkemenin takdirinde olduğuna ilişkin raporunu sunmuştur. Markaların benzerlik karşılaştırılmasında, işaretler arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik ile sınıfsal benzerlik olup olmadığı dikkate alınmaktadır. İlke olarak benzerlikte, markaların tüketici üzerinde bütün olarak bıraktığı genel izlenim veya akılda kalan kaba görünüm dikkate alınmalıdır. Yine ilgili mal veya hizmetin benzerliği üzerinde de durulmak gerekir. İltibas ya da karıştırma riskinin varlığı için, tescil kapsamındaki mal/hizmetlerin ve aynı zamanda markanın (işaretlerin) karıştırma ihtimali bulunacak derecede aynı yada benzer olması gerekir. Davalının davaya konu markasal kullanımının 43 ve 30. Sınıflarda olduğu göz önüne alındığında, davacının 43 ve 30. Sınıfta tescilli markasının ... numaralı ... Grup+şekil markası ile 30. sınıfta tatlı emtiasında tescilli ...+şekil, ... sayılı ... +şekil markaları olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ... numaralı ... markasının 30. Sınıfta, ... numaralı ... Klasik markasının 29,30 32. Sınıflarda olduğu ancak tatlı emtiasında tescilli olmadığı anlaşılmaktadır. Davalının tek başına ... ibareli tescilli markasının 40. Sınıfta tescilli olduğu, 43. Sınıfta tescilli tek markasının ise ... numaralı ... Grup+şekil markası olduğu anlaşılmaktadır. Davalının ise ... numaralı ... markasının 05, 29, 30 ve 43. Sınıflarda tescilli sahibi olduğu, tarafların celp edilen ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davacı şirketin 24/08/2000 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin ise 11/07/1991 de kurulmuş olduğu, dosya belgelerine göre davalının 43. Ve 30. Sınıf yönünden marka tescili ve unvanından kaynaklanan öncelik hakkı bulunduğu anlaşılmıştır.Mahkemece, bilirkişi raporundaki görüşe itibar edilerek karar verilmiş, raporda davalının kullanımında ... ibaresinin geri planda bırakıldığı, ... ibaresinin ön plana çıkarıldığı ve tescilden farklılaştırılarak kullanıldığının beyan edildiği ancak taraf markalarının tescil sınıflarının ve öncelik hakkının incelenmediği anlaşılmıştır. Taraf marka tescil kayıtlarının incelenmesinde, tescilden kaynaklanan öncelik hakkı davalıda olduğu gibi markanın kullanıldığı 43. Sınıfta restorancılık hizmet sınıfı ile, 30. Sınıfta tatlı emtiasında kullanım yönünden, davalının tescile dayalı olarak kullandığı, ... ibareli markasal kullanım ile, davacının 43. Sınıfta tescilli ... +şekil markası ve 30. Sınıfta tatlı emtiasında tescilli ...+şekil, markası ve ... +şekil markasının iltibas yaratmadığı anlaşılmakla, marka kullanımının tecavüz oluşturmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiği anlaşılmakla 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/06/2021 tarih, 2019/227 E., 2021/93 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Açılan davanın REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 939,27 TL'den mahsubu ile fazla alınan 511,67‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 40,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 202,10 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkaldırılmasınaticaretTazminatkonusu(Maddiİstemli)reddineistanbulMarka+şekilsanayişirketi''şekilkabulüdosyaanonimmahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim