SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1434

Karar No

2024/1204

Karar Tarihi

1 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1434

KARAR NO: 2024/1204

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 28/01/2021

NUMARASI: 2017/337 E. - 2021/40 K.

DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalılardan ...A.Ş.'nin yayınlamakta olduğu ve diğer davalı ... Firması ile ...'ın yapımcılığını yaptığı, ...'ın da senaryosunu yazdığı " ..." adlı dizinin müvekkiline ait olan "..." adlı öyküden intihal yoluyla elde edildiğini, isim belirtilmeden ve izin alınmaksızın söz konusu dizinin yayınlanmaya devam edildiğini, bu durumun müvekkilinin haklarına tecavüz teşkil ettiğini, "... " dizisi için davalılar aleyhine FSEK 70/1 maddesi uyarınca 400.000,00 TL manevi tazminat ve FSEK 68. maddesi uyarınca 100.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesini, hüküm özetinin üç büyük gazetede ilanını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 02/09/2019 havale tarihli dilekçesinde özetle: Davanın açıldığı sırada sehven faiz talebinde bulunmadıklarını, faizin asıl alacağa bağlı ferileri niteliğinde olduğunu ve her zaman ıslah yolu ile talep edilebileceğini bu nedenle dava dilekçesinde belirtmedikleri faiz talebinde bulunduklarını ve her bölüm için takdir edilecek meblağın, bölümlerin yayınlandığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile Mahkemenin uygun görmediği takdirde ise yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 02/09/2019 havale tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle: Bilirkişi raporunda belirlenen 14.000 TL bölüm başı değerinin ilk 19 bölüm için FSEK 78.maddeye göre 3 katı olan 42.000 TL olarak talep ettiklerini ve davanın maddi tazminat açısından değerini 42.000,00 x 19= 798.000,00-TL olarak yükselttiklerini beyan etmiş, 14/09/2020 tarihinde tamamlama harcı yatırılmıştır.Davalı .... Ltd. Şti ve ... vekilleri cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin söz konusu dizinin yapımcısı diğer müvekkilinin ise şirketin yetkilisi olduğunu, FSEK uyarınca dizinin yapımcısı sıfatı ile mali hakların sahibinin müvekkillerinden ... olduğunu, diğer müvekkili ...'a herhangi bir husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle ... yönünden husumet itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin yapımcısı olduğu dizinin ana öyküsü ve senaryosunun ...'a ait olduğunu ve hikayenin 2011 yılında kendisi tarafından yazıldığını, davacının ... isimli öyküsünün "... " dizisinde kullanılmadığını, başka herhangi bir projede de kullanılmadığını, müvekkilinin davacının hikayeyi gönderdiği tarihin çok öncesinde ... ile birlikte " ..." dizisi için çalışmalara başladığını ve taleplerin yersiz olduğunu, davanın reddini beyan etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacının öykü olarak nitelendirdiği "..." başlıklı yazının eser olarak nitelendirilemeyeceğini, "..." ile " ..." arasında benzerlik bulunmadığını, davacının FSEK 70'e göre manevi tazminat talep edebilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını ve talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davanın reddini beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..." isimli öykünün FSEK 2/1.maddesi çerçevesinde ilim ve edebiyat eseri olduğu, FSEK 11/1.maddesindeki karine çerçevesinde eser sahibinin davacı olduğu, " ... " isimli dizide; ... ihraç edilmesi ve ...'nın geçmişini öğrenmesi olaylarında davacının ... metninden yararlanıldığı, esinlenmenin aşılarak davacının hususiyetini taşıyan öykü parçaları üzerinden dizinin işlendiği bu nedenle davacının mali haklarından FSEK 21.maddesindeki işleme hakkının ihlal edildiği, "..." İsimli dizinin ilk 19 bölümünde kimi öykü parçalarının davacının "..." isimli öyküsünden izinsiz işlendiğinin anlaşıldığı, buna karşılık ... dizisinin tüm öyküsünün (tamamının) davacının metninden alınmış olmadığı, bu nedenle ilişkili meslek örgütleri tarafından önerilen %2'lik öykü bedelinin yarısının (% 1'inin) uygun olduğu, 19 bölüm için 7.000 X 19 = 133.000,00-TL olarak hesaplandığı, FSEK 68/1.maddeye göre eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok 3 kat fazlasını isteyebileceği, FSEK 68.maddesi kapsamında bu taleplerin ileri sürülmesi için mütecavizin kusurunun olması ya da zararının gerçekleşmiş bulunmasının şart olmadığı bilinmekle davacı, davalılardan FSEK 68.maddesi çerçevesinde talepte bulunabilecektir. Mahkememizce itibar edilen 06/08/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere rayiç bedelin 133.000,00-TL olduğu, davacının bu bedelin 3 katını talep etme hakkı olduğundan maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 399.000.00-TL maddi tazminata hükmetmek gerekmiştir. Davacının ortak eser sahibi olduğu davaya konu eserden yararlanılıp işleme eser meydana getirildiği halde işlenen kısımlara yönelik asıl eser sahibi olan davacının ismine dizi jeneriklerinde yer verilmemesinin, FSEK 15.maddesinde düzenlenen manevi haklardan " eser sahibi olarak belirtilme" hakkı ihlal edilmiş olduğundan FSEK 70.maddesi çerçevesinde manevi tazminat talep edebileceği bu nedenle manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 150.000.00-TL manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir. Davacı tazminat taleplerinin yanında tecavüzün men'ini talep etmiştir ancak davacı tarafından FSEK 68.maddeye dayanılarak maddi tazminat talep edildiğinden ve Mahkememizce 3 kat maddi tazminata hükmedildiğinden, sair taleplerin reddine karar vermek gerekmiştir. Hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan, karar kesinleştiğinde masrafı davalılardan alınmak sureti ile hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına," karar verilmiştir. Davalılar ...LTD.ŞTİ. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davanın ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Davalılardan müvekkili ...TİC LTD.ŞTİ.'nin " ... " isimli televizyon dizisinin yapımcısı, diğer müvekkil ...'ın ise şirketin yetkilisi olduğunu, FSEK uyarınca, dizinin yapımcısı sıfatı ile, mali hakların sahibi olan ... TİC LTD.ŞTİ. olduğunu, ...'a herhangi bir husumet yöneltilemeyeceğini, ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, -Davacının, "... " isimli öyküsünün, 5846 Sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında bir eser sayılamayacağını, davacının ürününün kendine has yaratıcı bir fikir içermediğini, orijinal bir tarafında olmadığını, binlerce işlenmiş kalıplaşmış temalar içerdiğini, mahkemenin hükme esas aldığı 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporu dahil, dosyadaki bütün bilirkişi raporlarında, bu hususun yer aldığını ve ana hikayenin daha önce bir çok benzerlerinin çekildiğini ve aslında, 1970 li yıllarda yayınlanan ... (...) isimli filmden esinlendiğinin belirtildiğini, anonimleşmiş bir hikayenin davacının özgün fikri veya onun hususiyetini taşıyan bir öğe olarak kabul edilerek,telif sebebi sayılmasının mümkün olmadığını, -Eser olarak kabul edilebilecek metnin başlı başına senaryo olduğunu ve dizinin senaryosunun ... tarafından yazıldığını, Dava konusu, ... dizisinin ana hikayesi ve senaryosunun, ...' a ait olduğunu, hikayenin, karakter çözümlerinin ve senaryoların 2011 yılında yazıldığını ve birçok Yapımcı ve yayıncı televizyon kanalı ile paylaşıldığını, dosyaya sunulan, 2011 yılına ait, e-posta mesajları şeklindeki yazılı belgeler ve bizzat yayıncı kanal yetkililerinin huzurda verdiği tanık beyanları ile ispatlandığını, ...'ın 09.03.2017 tarihli celsede huzurda verdiği ifade de senaryonun kendisinin yazdığının beyan edildiğini, davacı tarafından da tanık olarak bildirildiğini, 02.02.2017 tarihli celsede huzurda dinlenen tanık ...' in ifadesinde de ... dizinin öyküsünün yazarı ... olduğunun beyan edildiğini, davacının da hikayesinin 2014 yılında yazıldığını kabul ettiğini, sadece dava dilekçesinde davacı tarafından ileri sürülen benzerlikler okunsa dahi eserin orijinal bir yanı olmadığını ve müvekkilinin dizisi ile benzerlik taşımadığının anlaşıldığını,-Davacının öyküsü ile ... dizisi arasında bir benzerlik intihal veya esinlenme söz konusu olmadığını, dosyada yer alan ilk iki raporda olduğu gibi hükme esas alınan, üçüncü raporda da, bir intihalin olmadığı, mafya polis ilişkilerini ve aşk ilişkilerini konu alan birçok film ve eser olduğu belirtilerek, müvekkilinin çektiği ... dizisinin, .... (...) filminden birçok imge taşıdığı tespiti yapıldığını ve ... dizisinin, davacının öyküsünden çok “...” filmiyle benzerliklerinin daha fazla olduğu belirtildiğini, bu filmin raporda da belirtildiği dünya sinema tarihinin en iyi 100 filmi arasında yer alan bir yapım olup 1973 yılında gösterime girdiğini, buna rağmen bilirkişi raporunda, diğer öykü ve karakterlerde bir benzerlik olmamakla birlikte, dizide yer alan karakterlerden, ... ve ...'ya ilişkin olarak; ... polislikten atılma süreci ve ...nın geçmişini öğrenme sürecinde benzerlikler olduğunu ve bunun ilk 19 bölümde işlendiğinin belirtildiğini, bilirkişi, dosyada mevcut olan delilleri iyi incelemiş olsa ve diziyi de izlemiş olsa idi, dizide yer alan ... Ve ... karakterlerinin, davacının öyküsünde yer alan ... Ve ... karakterleri ile hiçbir benzerliğinin olmadığını görmesi gerekeceğini, ... karakterinin, ... dizisinde, mafya babasının avukatı olan yan rollerden birisi olduğunu, her üç bilirkişinin bizzat vurgu yaptığı ... (...) filmindeki avukat (... ‘in oynadığı karakter) ile birebir aynı olduğunu, her iki yapımda da, (...) mafya babasının en güvendiği kişilerden birisi olan avukatının ailesinin, mafya babası tarafından öldürüldüğünü ve mafya babası tarafından büyütüldüğünü, avukatın bu gerçeği sonradan öğrendiğini, tek farkın bu karakter, Baba da erkek iken ... de kadın olduğunu, ... karakterinin, geçmişinde bir sır olduğunu, dosyada mevcut olan ve dizinin senaristi ... tarafından 2011 yılında yazılan ve diğer yapım şirketleri ve yayıncı kanallar ile paylaşılan (16.05.2011 tarihli elektronik posta) hikâyeden belli olduğunu, Davacının hikâyesinde, yer alan ... karakterinin ise, öykünün baş kahramanı olup, doğaüstü güçleri olan (karşısındakinin zihnine girerek onun düşüncelerini okuyabilen ve geçmişini gören) bir kadın olduğunu, zaten davacının da hikayesini yazışmalarda “...“ olarak adlandırıldığını, ortak noktanın, babasını, mafya babasının öldürmesi olmakla birlikte, bu klişe, ... ve bir çok kitap ile sinema filminde işlenmiş anonim hale gelmiş bir konu olduğunu, ... dizisindeki, ... Karakteri, meslekten atılan bir polis olduğunu, çocuğunun velayetini almak için mafyaya bulaşan bir kişi olduğunu, bu karakter ve hikâyesinin, 2011 yılında dizinin senaristi ... tarafından yazıldığı dosyada mevcut belgeler ile sabit olduğunu, ...'ın bu hikayeyi 2011 yılında elektrik posta yolu ile bir çok yapımcı ve yayıncı kanal ile paylaştığını, Davacının eserindeki, ... karakterinin ise, mafya babasının oğlu olan ve babası tarafından örgütün başına geçirilmek istenen bir polis olduğunu, ve davacının da bizzat kabul ettiği üzere 2014 yılında yazıldığını, karakter olarak ... ile hiçbir benzerliği olmadığını, Bilirkişi raporunda benzer bulunan iki hususun “...’nın katilinin kendisini yetiştiren kişi çıkması” ve polisin iftiraya uğraması konuları anonim olarak işlenen öyküler veya öykülerin parçaları olduğunu, ailesinin ölümüne sebep olan birisi tarafından yetiştirilmede genel bir konu olup anonim bir fikir olduğunu, eğer bir intihal veya esinlenmeden bahsedilecek ise, davacının öyküsünün de, müvekkilinin dizisinin de, ... ve benzeri eserlerden intihal veya esinlenme olduğunu,-Gerekçeli kararda savunmaları ve delilleri hususunda bir tartışma, değerlendirme veya açıklama yapılmadan davanın kabulüne karar verildiğini, -Mahkemenin hükme esas aldığı 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporunun, açık denetlenebilir ve hükme esas alınabilecek nitelikte bir rapor olmadığını, çelişkilerin tartışılıp açıklığa kavuşturulmuş olmadığını, 14.08.2018 tarihli ilk raporun sonuç kısmında altı çizilerek "……. İkinci ve daha kuvvetli bir ihtimalden bahsedilebilir. O da, ... projesinin genel geçer öge ve konulardan hatta karakterlerden oluştuğu, orijinal bir fikir, konu ya da karakter içermediği, herkesin aklına gelebilecek dizi matematiğinde her zaman benzerlerinin kullanılmakta olduğudur. Kısacası bu açıklamayla da "intihal “ sonucuna varılamayacağı gibi her iki projenin benzerliklerinin hem oran olarak düşük olduğu hem de içerik ve işleyişin dizi senaryosunda farklı oldukların, karakterlerin diğer dizilerde de rastlanabilen genel karakterler ve tiplemeler olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." yer alan kanaatin, hükme esas alınan raporda neden aksi yönde kanaat verildiğinin açıkça anlaşılamadığını, -Maddi tazminatın hesaplanma usulünün varsayımlara dayandığını, Davanın açıldığı tarih itibariyle, benzer senaryolar yazan senaristlere , herbir bölümün senaryo ve diyaloglarının yazılması ve her türlü mali haklarının süre, sayı, yer ve muhteva anlamında bir kısıtlama olmaksızın yapımcıya devri karşılığında ödenen bedelin, en fazla 15-20 bin TL civarında olup, öykünün kullanılmasından dolayı, öykü sahibine ödenen telif bedelinin ise bölüm başına 1-2 bin TL civarında olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, maddi tazminatın hesabında , ... ve ... Derneği gibi meslek örgütlerinin tavsiye niteliğinde olan yapımın bütçesi üzerinden yapılacak %2 hesaplamasından bahsedilerek bir bir bedel tayini yoluna gidildiğini, eğer davacıya ödenmesi gereken bir tazminat olacak ise, bu hesaplama için, sektörde emsal ücret araştırması yapılması, müspet olaya dair kendine özel hususların, davalının bu eserden elde ettiği net gelirin, davacının geçmiş kariyeri, eserinin özgünlüğü,işleme esere olan katkısına ilişkin yapılacak araştırma neticesine göre belirlenmesi gerektiğini, belirlenen maddi tazminatın afaki olup fahiş olduğunu, -Manevi tazminat miktarı fahiş olup, ilgili mevzuat ve FSEK 70'e göre manevi tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar oluşmadığını, kararın ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı .... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; -gerekçeli karar incelendiğinde sadece dosyadaki son bilirkişi raporundan alıntı yapıldığını, dosyadaki diğer 2 rapor ile bu rapor arasındaki çelişkilerin tartışılmadığını, son raporun neden diğer raporlara üstün tutulduğunun izah edilmediğini; öte yandan hukuki değerlendirme niteliğinde olan "davaya konu ... isimli metnin eser vasfına haiz olduğu" ve "... dizisinin senaryosuyla bu kısa metin arasında intihal bulunduğu" kanaatlerine somut olarak nasıl varıldığının, faiz hükmünün neye dayanarak bu şekilde kurulduğunun açıklanmadığını, gerçek anlamda gerekçe içermediğini ve tarafları hakkaniyete uygun şekilde ikna edici olmadığını,-Davacı'nın öykü olarak andığı ... isimli çalışmasının özgünlük/sahibinin hususiyetini taşıması unsurunu haiz olmadığını, ham fikir seviyesinde olduğunu, Davacı'nın ... isimli çalışmasının FSEK'te belirtilen eser türlerinden birine dahil olmadığını, somutlaşmamış bir fikir ifade ettiğini, dolayısıyla FSEK kapsamında korunan bir eser söz konusu olmadığını, eser niteliğini haiz olan somutlaşmış ürünün, özgün bir senaryo biçiminde olan ... dizisinin senaryosu olduğunu, 14.03.2021 tarihli Bilirkişi Raporu'nda (... isimli metinin eser olduğu yorumunu kabul etmemekle birlikte); "söz konusu dizinin hikayesi ile Davacı'nın öyküsü arasında intihale varacak derecede bir benzerlik tarafımızca tespit edilememiş olup, her iki proje kıyaslamasında ancak genel geçer konu ve karakter benzerliklerinin ortaya çıktığı kanaatine varmış bulunmaktayız. (...) ... projesinin genel geçer öge ve konulardan hatta karakterlerden oluştuğu, orijinal bir fikir, konu ya da karakter içermediği, herkesin aklına gelebilecek, dizi matematiğinde her zaman benzerlerinin kullanılmakta olduğudur. Kısacası bu açıklamayla da intihal sonucuna varılamayacağı gibi, her iki projenin benzerliklerinin hem oran olarak düşük olduğu hem de içerik ve işleyişin dizi senaryosunda farklı oldukları, karakterlerin diğer dizelerde de rastlanabilen genel karakter ve tiplemeler olduğu kanaatine varılmıştır." denmek suretiyle savunmalarının haklılığının ortaya konduğunu, 31.08.2018 tarihli Bilirkişi Raporu'nda da "Davacının öyküsü ile davalının ... isimli dizisi arasında yukarıda açıklandığı gibi bütün bir eserin intihali bulunmadığı" tespit edildiğini, 31.08.2018 tarihli rapordaki "... üzerine atılan rüşvet hikayesi ile ... karakterinin babasını ...'ın öldürmesi hikayesinin aynı olduğu " yorumunun ise isabetsiz olduğunu, Türkiye’de ve Dünya’da aynı konuların işlendiği birçok film ve dizi yapılmış olduğunu, birçok mafya filminde, mafya babasının en yakın adamlarının ve sağ kollarının ailelerinin o mafya babası tarafından öldürüldüğü, mafya babalarının minnet borcuyla çocukları yanlarında büyüttükleri işlendiğini, polislerin çoğunlukta olduğu dizilerde, polislerin birbirlerinin “kuyularını kazmak” maksatlı, arkalarından iş çevirdiğinin de sıklıkla görüldüğünü, ... isimli eserin genel hikayesinde de Mümtaz’ın ...’ın arkasından iş çevirdiğinin belirtildiğini, raporun 6. sayfasında “aslında davalı eserin gerek dosya kapsamındaki 1. bölüm senaryonun okunmasından gerekse heyetimizden yayınlanan bölümü izleyen üyesi tarafından ilk algılanan nokta, dünya sinema tarihine geçmiş, en iyi 100 film listesinin başında bulunan ... (...) filminden bir çok imgenin alınmış olmasıdır.” denilerek, dava konusu ... isimli eserin ...’a da benzediği, neticede davacının ... isimli çalışmasından alıntı olmadığının vurgulandığını, iki farklı bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan bu iki raporda da Davacı'nın çalışması ile ... dizisi arasında intihal olmadığının ortaya konduğunu, raporlar arasındaki çelişki yalnızca ikinci raporun sonuç kısmının 2. maddesinde "senaryo hak sahipliğinin söz konusu olamayacağının" tespit edilmesine rağmen yer verilen sadece "...'ın üzerine atılan rüşvet hikayesi ile ve ... karakterinin babasını ...'ın öldürülmesi hikayesinin benzer olduğu" yorumu olduğunu, bu yorum dahi davanın kabulünü gerektirmeyecek olsa da, Sayın Mahkemenin bunu bir çelişki olarak değerlendirdiğini ve çelişkinin giderilmesi için dosyayı ayrı bir bilirkişi heyetine daha tevdi ettiğini, dosyada yapılan üçüncü bilirkişi incelemesi ile sadece bu iki görüş arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekirken sanki her iki bilirkişi raporu da Davacı lehineymiş gibi kabullerde bulunulduğunu, çelişkilerin tartışılmadığını ve giderilmediğini, Bilirkişi heyetince verilen söz konusu 3. rapor çelişkileri tartışmak ve gidermek yerine yeni bir bilirkişi raporu olarak kaleme alındığını, yeni bir çelişki yarattığını, son heyet tarafından hazırlanan raporda -isabetsiz şekilde- "... isimli dizinin ilk 19 bölümünde kimi öykü parçalarının Davacı'nın ... isimli öyküsünden izinsiz işlenerek olduğunun anlaşıldığı, buna karşılık ... dizisinin tüm öyküsünün (tamamının) davacının metninden alınmış olmadığı, bu nedenle (...) 19 bölüm için 7.000 x 19 = 133.000 TL olarak hesaplanabileceği" yorumu yapıldığını, üstelik üçüncü raporda da, ... isimli dizinin bir “...” dizisi olduğu (Mafya, wetern, korku vs) başta ... filmi olmak üzere bu konuda filme alınmış dizi olarak çekilmiş pek çok eserin olduğu ve bu eserlerin genel örgüsünün bir mafya babası etrafında geçtiğinden bahsedilerek bir intihalin bulunmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen, sonuç kısmında hatalı olarak ... ve .. öyküleri nedeni ile Davacı'nın haklarının ihlal edildiğine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, dosyanın yeniden, tercihen edebi eserler ve sinema eserleri hususunda yetkin üniversite hocalarından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmesi ve raporlardaki çelişkilerin de giderileceği yeni bir rapor hazırlanması gerektiğini,-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplamanın dayanaksız ve hatalı olduğunu, zira ... ve ... Derneği gibi meslek örgütlerinin tavsiye niteliğinde olan yapımın bütçesi üzerinden yapılacak % hesaplamasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, gerçekte uygulamada senarist ile anlaşma yapımın başında bütçenin ne kadar olduğuna bakılmaksızın yapıldığını, FSEK 68. madde “Sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedel” demek sureti ile dava aşamasında ya da eser oluştuktan sonraki değerine göre değil işin başlangıcındaki bedelin dikkate alınması gerektiğini, dizinin toplam yapım bütçesinden hareketle tazminat tutarı hesaplanması yasaya ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu noktada "şayet yapımcı çok daha yüksek bütçe ile çok daha az izlenen bir yapım üretmiş olsa idi bundan senarist daha mı çok gelir elde edecekti?" sorusu da durumun açıklığını ortaya koyduğunu, dolayısıyla anılan hesaplamanın FSEK 68. madde hükmüne uygun olmadığını, Yasa'nın sözleşme bedeli ya da rayiç bedel tanımlaması yaptığını, yasada o iş için şayet eser sahibinden izin alınmış olsa idi istenebilecek ücretin hesaplanması amaçlandığını, eğer Davacı'ya ödenmesi gereken bir tazminat olacak ise, Davacı'nın başka eserleri için almış olduğu ücretlerin, geçmiş kariyeri, eserinin diziye katkısı ve benzer öykü yazarlarının başkaca dizilerde almış olduğu emsal ücretlere ilişkin yapılacak araştırma neticesinde bu tazminatın belirlenmesi gerektiğini, ancak bu yönde inceleme yapılmadığını, -Davacı dilekçesinde, FSEK madde 70/1 uyarınca 300.000 TL manevi tazminat talep edildiğini, davalıların kusurunun bulunması gerektiğini, Müvekkili Şirketin “ ...” isimli dizinin yayıncı kuruluşu olduğunu, dizinin yapımcısı olmadığını ve meydana getirilmesinde herhangi bir ticarî eylemi ve dolayısıyla kusuru bulunmadığını ve fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu,-Davacının dava dilekçesinde faiz talep etmediğini, fazlaya ilişkin haklarını da saklı tutmadığını, dolayısıyla ıslah dilekçesiyle faiz talep etmesinin mümkün olmadığını, ıslah ile davaya dahil edilen faiz talebi harçlandırılmamış olup ıslah talebinin bu sebeple de reddi gerektiğini, Davacının dava dilekçesinde faiz talep etmediğinden, fazlaya ilişkin haklarını da saklı tutmadığından ve ıslah dilekçesi harçlandırılmadığından faiz talebinin reddi gerektiğini, -Yerel Mahkemenin asıl alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedildiğini, ancak yukarıda izah edildiği üzere Davacı dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığını, bu talebini ıslah dilekçesi ile ileri sürdüğünü, davacı tarafından dava dilekçesinde faiz talebinde bulunulmamasına, ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunulmasına rağmen, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, maddi ve manevi tazminat miktarlarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu,-Yerel Mahkeme'nin hem maddi tazminat miktarına hem de manevi tazminat miktarına "en yüksek reeskont faizi" işletilmesine hükmettiğini, ancak bu kararın hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, kararda reeskont faizine hükmedilmesi için hiçbir bir gerekçe de belirtilmediğini, hangi kanunun hangi maddesine dayanarak "en yüksek reeskont faiz" hükmü kurulduğunun izah edilmediğini, dosyada maddi ve manevi tazminat kalemleri için reeskont faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,-Yerel Mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul ettiğini, "sair taleplerin reddine" karar verdiğini, dolayısıyla bu yönden de Müvekkili Şirket lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini,-Müvekkili Şirketin yayıncı kanal şirketi olup, taraflar arasındaki ilişkide hukuki konumu diğer davalılardan farklı olduğunu, Müvekkili Şirket ile diğer davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemesinin hatalı olduğunu, Yerel Mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Yerel mahkeme esas olarak doğru karar verildiğini ancak tazminat miktarlarında hataya düştüğünü, FSEK Madde 68 hükmü amir hüküm olup, belirtilen ceza miktarlarında indirim yapma yetkisinin mahkemelere verilmediğini, 06.08.2019 tarihli rapora itibar ettiğini, aynı bilirkişi eser sahipliği oranı olan %2 lik kısmın hakkaniyet gereği %1 olarak değerlendirilebileceğini belirttiğini ve mahkemenin de buna itibar ettiğini, bunun hatalı olduğunu, Bilirkişilerin böyle bir talepte ve görüşte bulunmaya yetkileri olmadığını, mahkemelerin de eser sahipliği kısmında bir indirime gitme yetkisi olmadığını, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarının da bu yönde olduğunu, eser sahipliği konusundaki %2 lik oran ve 3 katı oranında tazminat konusunda mahkemelerin kesinlikle bir takdir yetkisi olmadığını, yerel mahkemenin yarı oranında indirim yaparak tazminat belirlemesine itiraz ettiklerini, Yargıtay 11. HD, 19.06.2015 tarih ve E.2014/18483, K.2015/8539 sayılı kararı ile rayiç bedelin üç katını isteyen davacının bu talebini makul görmeyen mahkemenin üç kattan daha düşük bir artırım yapmasını ve bu konuda da takdir yetkisinin bulunduğu yönünde bir karar vermesini FSEK m.68’deki düzenlemenin amacına aykırı bulduğunu ve bozma kararı verdiğini, mahkemelerin tazminat miktarında indirim yetkisi olmadığını, ancak yerel mahkemenin burada 3 kat konusunda bir indirim yapmadığını, %2 lik hak sahipliği konusunda %50 indirim yaparak tazminat miktarını belirlediğini, Kanunun ruhuna ve amacına aykırı hareket edildiğini, bu itibarla yerel mahkemenin %2 lik eser sahipliği dilimini %1 olarak belirlemesi hukuka aykırı olduğunu, esasen hukukta var olmayan, hiçbir yasal dayanağı bulunmayan %2 lik eser hak sahipliğinin %1 olarak değerlendirilmesi kabul edilebilir bir durum olmadığını, yerel mahkemenin gerekçeli kararının 4. Sayfasında 2. Paragrafında rayiç bedelin 133.000 TL olduğunu herhangi bir gerekçe ileri sürmeden belirttiğini ve 3 kat esasına göre 399.000 TL maddi tazminat gerekçesini açıkladığını, doğrusu rayiç bedelin 266.000 TL olması ve 3 katı ile 798.000 TL olması olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.05.2017 tarihli ve 2015/14042 E ve 2017/1973 K sayılı kararında da 3 kat isteme yetkisinin eser sahibinde olduğu ortaya konduğunu, dolayısıyla kanunun amacının eser sahibinin 3 kat tazminat alması olduğunu, bu hakkın mahkemeler tarafından kısıtlanamayacağını, %2'lik payın %1'e düşürülmesi kanunun amacına aykırı olduğunu çünkü o zaman 3 kat kuralı ihlal edildiğini, -Yerel mahkemenin hüküm kısmında "Karar kesinleştiğinde harçların iadesine,' yönünde bir hüküm kurmadığını, -Yerel mahkemenin tazminatın davalılardan tahsiline karar verdiğini ancak hüküm kısmına müştereken ve müteselsilen kavramını yazmadığını,-manevi zararın bedelinin çok daha yüksek olması gerektiğini, kararın kaldırılarak mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, FSEK'den kaynaklanan hakların ihlaline dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacı taraf, davacıya ait senaryonun davalılar tarafından kullanıldığını iddia etmiş, davalılar ise davanın reddini savunmuştur.Davacının "..." isimli dizi öyküsünün davalılardan ... ile görüşüldükten sonra davalı yanın hazırlayarak yayına sunduğu "..." isimli dizide kullanılmak suretiyle davacının oluşturduğu eserden kaynaklanan haklara yönelik davalıların vaki tecavüzlerinden dolayı FSEK 68. ve 70. maddeleri gereğince 400.000,00 TL manevi ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ve hükmün ilanına ilişkindir. 14/03/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Herhangi bir İntihal olmadığı, sektördeki projelerin çoğu zaman 3 .kişiler tarafından okunma ihtimallerinin olduğu, bunun bir sektör gerçeği ve normali olduğu bilgileri göz önünde bulundurulur ve “...” projesinin ... senaristi ya da ilgili kişileri tarafından okunmuş olabileceği varsayılsa bile benzerlik ve/veya aynılıkların "intihal” değil ancak "esinlenme” düzeyinde olduğu sonucuna varıldığı, böyle bir ihtimâlin düşüklüğü yine bir sektör gerçeği olarak göz önüne alınırsa ikinci ve daha kuvvetli bir ihtimalden söz edilebileceği, bunun da, “...” projesinin genel geçer öge ve konulardan hatta karakterlerden oluştuğu, orijinal bir fikir, konu ya da karakter içermediği, herkesin aklına gelebilecek, dizi matematiğinde her zaman benzerlerini kullanılmakta olduğu, “intihal” sonucuna varılamayacağı gibi, her iki projenin benzerliklerinin hem oran olarak düşük olduğu hem de içerik ve işleyişin dizi senaryosunda farklı oldukları, karakterlerin diğer dizilerde de rastlanabilen genel karakter ve tiplemeler olduğu kanaatine varıldığı bildirmişlerdir. 31/08/2018 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davaya konu "..." isimli dizi öyküsünün FSEK 2/1.maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, davacının dizi öyküsü ile davalının ... isimli dizisi arasında bütün bir eserin intihali bulunmadığı, ancak ... isimli dizide geçen ....'ın üzerine atılan rüşvet hikayesi ile ... karakterinin babasını ...'ın öldürmesi hikayesinin bire bir aynı olduğu, davacının eserinin senaryo hak sahipliği üzerinden değil, kullanılmış olan ve davalıya ticari kazanç getiren hikayeleri sebebiyle eser sahipliği üzerinden bir değerlendirme yapılabileceği, davacının eser sahipliğinden dolayı önceki bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi ..., ... ve senarist haklarını koruyan sivil derneklerce öngörülen eser sahipliği hakkı olan genel bütçenin %2'si kadar talep edebileceği, davacının eser sahipliği hakkı olarak hikayelerinin kullanıldığı 19 bölümün genel bütçenin %2 olarak 266.000 TL bölüm başı 14.000TL talep edebileceği, FSEK 68.maddeye göre bunun üç katını talep edilmesi durumunda kararın tamamen mahkemenin takdirinde olduğu bildirmişlerdir. 06/08/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davacının ... isimli metninin FSEK 2/1.maddesi çerçevesinde ilim ve edebiyat eseri sayılabileceği, davacının davaya konu ... isimli eserin FSEK 11/1 deki karine çerçevesinde eser sahibi sayılabileceği, iki öykü parçası yönünden ikinci raporda açıkça gösterildiği biçimiyle ...ın ihraç edilmesi ve ...nın geçmişini öğrenmesi olaylarında davacının ... metninden yararlanıldığı, esinlenmesinden aşılarak davacının hususiyetini taşıyan öykü parçaları üzerinden dizinin işlendiği ve bu çerçevede davacının mali haklarından FSEK 21.maddesi çerçevesinde işleme hakkının ihlal edildiği, davalı ... İsimli dizinin ilk 19 bölümünde kimi öykü parçalarının davacının ... isimli öyküsünden izinsiz işlenerek olduğunun anlaşıldığı, buna karşılık ... dizisinin tüm öyküsünün (tamamının) davacının metninden alınmış olmadığı, bu nedenle ilişkili meslek örgütleri tarafından önerilen %2'lik öykü bedelinin yarısının (% 1'inin) uygun olabileceği, 19 bölüm için 7.000 X 19 = 133.000,00-TL olarak hesaplanabileceği, FSEK m,68 kapsamında 3 kat hesaplamasının mahkemenin takdirinde olduğu, davaya konu uyuşmazlıkta davacının ortak eser sahibi olduğu davaya konu eserden yararlanılıp işleme eser meydana getirildiği halde işlenen kısımlara yönelik olarak asıl eser sahibi olarak davacının ismine dizi jeneriklerinde yer verilmemesinin FSEK 15 te düzenlenen manevi haklardan " eser sahibi olarak belirtilme" hakkının ihlali sayılabileceği ve davacının FSEK 70 çerçevesinde manevi tazminat talebinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Davalılar ... LTD.ŞTİ. ve ... vekili yönünden yapılan istinaf incelemesinde; Dava konusu senaryo taslağı şeklindeki çalışma ile öykü, tema, kahramanlar, olayların akışı, gelişimi, somut bir şekilde ortaya konularak taslak bir öykü oluşturulmuş olup söz konusu çalışma belli bir fikri emek verilerek orijinal olarak oluşturulduğundan FSEK’nun 1/b ve 2. maddesi kapsamında edebiyat eserleri kapsamında kalan bir eser olduğu konusunda alınan raporlarda uyuşmazlık veya çelişki bulunmadığı, davalının, davacının öyküsünün eser olmadığına ilişkin iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Bilirkişi raporları incelendiğinde, “...” projesinin genel geçer öge ve konulardan hatta karakterlerden oluştuğu, orijinal bir fikir, konu ya da karakter içermediği, herkesin aklına gelebilecek, dizi matematiğinde her zaman benzerlerini kullanılmakta olduğu, bu hikayelerin yaygın ve anonim olduğuna ilişkin ise raporlar arasında çelişki bulunduğu, ancak davacıya ait ... hikayesi ile davalı tarafından prodüksiyonu yapılan ... hikayesi arasında isimler, mekanlar, bir takım durumlar değiştirilmiş olsa da ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar ve hatta bazı detaylar arasında benzerlik bulunduğu konusundaki tespitlerin son iki raporda detaylandırıldığı, intihal için eserin birebir alınması zorunlu olmayıp, raporda belirtilen davacının hikayesinde somut ifadeye dönüşen temel unsurların davalı yapımı dizide izinsiz kullanılmasının FSEK’nun 68. maddesi gereğince davacının eser üzerindeki telif haklarına tecavüz oluşturduğunun kabulünün gerektiği bu nedenle davalının aksi yöndeki iddiasının reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacının talep edebileceği maddi tazminat ... ve ... Derneği gibi meslek örgütlerinin tavsiye niteliğinde olan yapımın bütçesi üzerinden hesaplamasının yapıldığı, teknik bir veri olması nedeniyle afaki olarak kabul edilemeyeceği, bilirkişilerin senarist ve yapımcı olduğu, sektör uygulamasını bildikleri için tazminat miktarının tespitine ilişkin davalı itirazlarının yerinde olmadığı, davacının manevi haklarına da tecavüz gerçekleştiği gerekçesiyle manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu senaryonun, davalı şirketin sorumluluğunda yayınlandığı yapımcısı olduğu dikkate alındığında, şirketin bilgisi ve rızası dışında yayınlandığının kabul edilemeyeceği, dolayısıyla bu haksız fiil nedeniyle davalı şirketin doğrudan sorumlu bulunduğu, davalı ...'ın da, dizinin yapım sürecinde zaman sürecinde davalı şirketin yetkilisi bulunduğu, adı geçenin şirketin iş ve eylemlerini gerçekleştiren kişi konumunda bulunması sebebiyle TMK 50. Madde gereğince haksız fiil niteliğindeki bu eylem nedeniyle müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, husumet itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı ... A.Ş istinaf istemine ilişkin olarak; Dava konusu senaryo taslağı şeklindeki çalışma ile öykü, tema, kahramanlar, olayların akışı, gelişimi, somut bir şekilde ortaya konularak taslak bir öykü oluşturulmuş olup söz konusu çalışma belli bir fikri emek verilerek orijinal olarak oluşturulduğundan FSEK’nun 1/b ve 2. maddesi kapsamında edebiyat eserleri kapsamında kalan bir eser olduğu konusunda alınan raporlarda uyuşmazlık veya çelişki bulunmadığı, davalının, davacının öyküsünün eser olmadığına ilişkin iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Bilirkişi raporları incelendiğinde, “...” projesinin genel geçer öge ve konulardan hatta karakterlerden oluştuğu, orijinal bir fikir, konu ya da karakter içermediği, herkesin aklına gelebilecek, dizi matematiğinde her zaman benzerlerini kullanılmakta olduğu, bu hikayelerin yaygın ve anonim olduğuna ilişkin ise raporlar arasında çelişki bulunduğu, ancak davacıya ait .... hikayesi ile davalı tarafından prodüksiyonu yapılan ..... hikayesi arasında isimler, mekanlar, bir takım durumlar değiştirilmiş olsa da ana karakterler, hikaye gelişimi, matematiği, çalışmalar ve hatta bazı detaylar arasında benzerlik bulunduğu konusundaki tespitlerin son raporda detaylandırıldığı, intihal için eserin birebir alınması zorunlu olmayıp, raporda belirtilen davacının hikayesinde somut ifadeye dönüşen temel unsurların davalı yapımı dizide izinsiz kullanılmasının FSEK’nun 68. maddesi gereğince davacının eser üzerindeki telif haklarına tecavüz oluşturduğunun kabulünün gerektiği bu nedenle davalının aksi yöndeki iddiasının reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Davacının talep edebileceği maddi tazminat ... ve ... Derneği gibi meslek örgütlerinin tavsiye niteliğinde olan yapımın bütçesi üzerinden hesaplamasının yapıldığı, teknik bir veri olması nedeniyle afaki olarak kabul edilemeyeceği, bilirkişiler senarist ve yapımcı olduğu, sektör uygulamasını bildikleri için tazminat miktarının tespitine ilişkin davalı itirazlarının yerinde olmadığı, davacının manevi haklarına da tecavüz gerçekleştiği gerekçesiyle manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacının, dava dilekçesi ile faiz talep etmediği, ıslah ile faiz talep ettiği Yargıtay 3. HD. 2020/8977 E, 2021/2307 K sayılı ilamı ıslah ile faiz istenebileceği yönünde olup, bu konudaki istinaf isteminin de reddi gerektiği anlaşılmıştır.Yerel Mahkeme'nin hem maddi tazminat miktarına hem de manevi tazminat miktarına "en yüksek reeskont faizi" işletilmesine ilişkin olarak, davacı tarafça FSEK 68. Madde uyarınca tazminat istendiği ve Mahkemece buna göre karar verildiği için taraflar arasında varsayımsal sözleşme ilişkisi kurulduğunu kabul etmek gerektiğinden Mahkemece verilen reeskont faizinin hukuka uygun olduğu anlaşılmakla istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Yerel Mahkemece maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul edildiği, tüm davalılar yönünden red sebeplerinin ortak olması nedeniyle, tek vekalet ücretine hükmedildiği, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesinin AAÜT 3. madde uyarınca usul ve yasaya uygun olduğu bu konudaki istinaf isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekili istinaf istemine ilişkin olarak;FSEK Madde 68 hükmü amir hüküm olmakla, 3 kat tazminat verilmesi konusunda Mahkemeye indirim yapma yetkisi verilmemiş ise de, mahkemenin teknik bilirkişi raporundaki görüşü kararına esas alarak, ihlalin niteliğine ve boyutuna göre %2'lik öykü bedelinin yarısı olan %1 üzerinden tazminat hesabı yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ihlalin niteliği ve dosya kapsamına göre manevi tazminat miktarının da yeterli olduğu anlaşılmıştır.Mahkemenin hüküm kısmında "Karar kesinleştiğinde harçların iadesine" kısmının yazılmamış olması ve tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmekle ancak hüküm kısmına müştereken ve müteselsilen kavramını yazmadığına ilişkin istinaf istemlerinin ise mahallinde düzeltilebilecek nitelikte eksiklikler oldukları, "davalılardan tahsiline" şeklindeki kısmın da müştereken ve müteselsilen tahsiline olarak yorumlanacağı anlaşılmakla bu konuda düzeltilmesi gerekli bir husus olmadığı anlaşılmıştır.6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince davacı ve davalıların tüm istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/01/2021 tarih ve 2017/337 E., 2021/40 K. sayılı kararına karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬ TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 37,502,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 9.375,5‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.126,50 TL harcın davalı .... A.Ş'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 37,502,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 9.376,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.126,00 TL harcın davalılar ... LTD.ŞTİ. ve ...'dan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,6-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTazminiFikirkonusuesastanltdştiTecavüzünreddineKaynaklananistanbulVeÖnlenmesiHaklaraEseridüşünüldüRef'i,SahipliğindenSanatgereğimahkemesihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim