SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/529

Karar No

2024/1200

Karar Tarihi

1 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/529 Esas

KARAR NO: 2024/1200

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/11/2023

NUMARASI: 2023/6 E. - 2023/688 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Toplam 1.656.000,00TL bedelli 7 adet bonoya istinaden müvekkili aleyhine İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında icra takibine girişildiğini, müvekkilinin dava konusu bonolardan dolayı davalı tarafça ibra edildiğini, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir borcunun söz konusu olmadığını, davaya konu 7 adet bonodan ve takipten dolayı müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespitini, takibe konu bonoların iptalini, kötüniyetli takip nedeniyle davalı yanın %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın toplam 1.656.000,00TL bedelli 7 adet bonoya istinaden müvekkiline borçlu olduğunu, davacının iddiasına konu ibranamenin borcun ödenmesi şartına bağlı olarak yani şartlı olarak düzenlendiğini, o dönemde davacının icra dosyasındaki vekili olan Av. ...'ya yediemin olarak teslim edildiğini, borcun ödenmediğini ibranamenin geçerli olmadığını, borcu ödediğini iddia edenin borcun ödendiğine ilişkin makbuz almamasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavıclığın'da halen müvekkili aleyhine yürütülen 2016/754755 soruşturma sayılı dosyanın akıbetinin bekletici mesele yapılması gerektiğini beyan ederek; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan ve davacı tarafça ispat edilemeyen davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, müvekkili lehine İİK 72/4 maddesi gereğince ihtiyati tedbir nedeniyle alacağına geç kavuşacağından %20'den aşağı olmamak üzere tazminat hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. Feri müdahil vekili müdahale dilekçesinde özetle; İ.İ.K 120/2. maddesi gereğince İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında müvekkilinin borçlusu olan huzurdaki davanın davalısı ...'ın hak ve alacaklarının takip ve tahsili için taraflarına verilen yetki belgesi uyarınca davalı taraf olarak davaya kabul edilerek taraf teşkilinin bu suretle gerçekleştirilmesine, bu hususta verilecek kararın menfi olması durumunda 6100 Sayılı HMK'nun 66. Maddesi uyarında davalı yanında fer'i müdahil olarak katılmalarının kabulüne karar verilmesini savunmuştur. Dairemiz kaldırma kararı öncesinde İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Somut olayda, davalı tarafın ikrarı; ikrar edilen vakıanın doğumuyla ilgili olduğundan ve ikrar edilen vakıanın hukuki niteliğini (ikrar-şartlı ikrar) değiştirir olduğundan vasıfla ikrardır. Birleşik ikrarda temel şart, ikrar edenin ileri sürdüğü hususun- vakıanın bağlantılı olsa bile doğumuyla ilgili olmamasıdır. Bu durumda aksi düşünülse, yani davalının ikrarı bileşik ikrar sayılsa bile bağlantısız bileşik ikrar olmadığından ispat yükü yer değiştirmez. Davalı taraf davacının takipteki avukatına ibranamenin teslim edildiğini ve şartın yerine gelmesi halinde davacıya verileceğini savunmasına göre ibraname aslı davacıya teslim edilmediğinden ve teslim olgusu gerçekleşmediğinden her ne kadar dosyada fotokopisi olan ibranamede şart düzenlemesi yok ise de; ispat yükü yer değiştirmeyeceğinden ve ceza soruşturma dosyası içeriği sonucu değiştirir nitelikte olmadığından davanın reddi ve davacı yanın kötüniyeti kanıtlanamadığından ve sabit olmadığından yasal şartları kötü niyet tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir.Dairemizin 2020/1456 Esas 2022/1716 Karar sayılı 08/12/2022 tarihli kararı ile; "...Somut olay bu ilke ve kavramlar ışığında değerlendirildiğinde; ikrardan çok, ibranamenin ne tür bir belge olduğu üzerinde durulması gerekmektedir. 6100 Sayılı HMK'nın 205/1. maddesi uyarınca, imzası inkar edilmeyen belge aksi kanıtlanmadığı sürece kesin delil niteliğindedir. Davalı tarafın ikrarının türünden önce, ibranamenin niteliğinin kesin delil vasfında olduğu, kesin nitelikteki delilden sonra ikrarın niteliğinin davacı yönünden ispat konusunda değerlendirilecek bir husus olmadığı, kesin nitelikteki belge ile ispatın davalı üzerine geçtiği, davalının bu belgeden sonra ikrarına ilişkin olarak öne sürdüğü hususları ispat yükü altında olduğu değerlendirilerek sonuca varılması gerekmekte olup buna göre Mahkemece ibranamenin niteliğinden önce sadece ikrar hususu değerlendirmesinin yerinde olmadığı, buna göre davalının, ibranamenin geçerli olmadığını yasal delillerle ispatlaması gerekli olup, mahkemece davalıya ispat hakkı tanındıktan sonra, gerekir ise yemin delili de hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, yukarıda açıklanan hususlar gereğince Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, kararın kaldırılmasını gerektiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın açıklanan biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararı sonrasında İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Mahkememiz tarafından devam eden yargılama sırasında, davalının ibranameyi etkisiz bırakacak ayni nitelikteki bir belgeyi dosyaya sunmamış olması dikkate alınarak, davalıya " dava konusu borcun ödenmediği bu nedenle ibraname aslının davacıya teslim edilmediğine yönelik iddiasını" ispat etmesi için süre verilmiş davalı mahkememizin 09/10/2023 günlü ara kararı ile davacı yana yemin teklif edip etmeyeceği konusunda beyanda bulunması için süre verilmesine ilişkin davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş , 30/11/2023 günlü duruşmada davalı vekili davacı yana yemin teklif etme hakkını kullanmadıklarını, müvekkillerinin bunu istemediğini, ancak kabul edilirse müvekkilinin kendisinin yemin etmek üzere hazır olduğunu, kendilerinin dava konusu ibraname fotokopinin hile ile elde edildiğine ilişkin dava açacağını belirterek bu davanın beklenilmesini talep etmişse de , işbu beyanın dosya kapsamına göre yargılamayı uzatmaya yönelik olup, delillerin toplanıldığı hile iddiasının, hilenin ortaya çıkmasından ve öğrenilmesinden sonra 6098 sayılı TBK nın 36. ve 39. Mad gereğince , " Aldatma sonucunda sözleşme yapan taraf aldatıldığını veya yanıldığını öğrendiği andan itibaren başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez ise sözleşmeyi onamış sayılır." hükmü gereğince dava açıldıktan sonra varlığı bilinen ve inkar edilmeyen ibranamenin geçerliliğini ortadan kaldıran herhangi bir şekilde işbu ibranameyle bağlı olmadığını ve ibranamenin hükümsüzlüğü için dava açıldığı belgelendirilmediğinden, mahkememizce davacı yanın bekletici mesele yapılmasına ilişkin talep ve iddiaları reddedilmiştir. Bu nedenle dosya kapsamındaki 24/02/2011 tarihli ibranameye dayalı menfi tespit davasının İİK 72 , 6100 sayılı HMK nın 205 ve 208. Mad gereğince kabulü gerektiği sonucuna varılmış, ibranamenin icra takibinden sonra düzenlenmiş olması sebebiyle davacı yanın takibin kötü niyetle yapıldığına ilişkin iddia ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine," karar verilmiştir. Müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasının alacaklısı olduğunu, borçlusunun ise iş bu davanın davalısı ... olduğunu, müvekkilinin alacağına istinaden ...'ın alacaklı olduğu İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile borçlu ... hakkında başlatmış olduğu icra takibine konu alacak üzerine haciz konulduğunu, aynı zamanda borçlunun üzerlerine haciz şerhi konulan hakları ile alacaklarının takip ve tahsili için İ.İ.K 120/2. maddesi gereğince İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından taraflarına yetki belgesi verildiğini, bu yetkiye istinaden İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu ... adına kayıtlı gayrimenkullerin satışının müvekkili tarafından talep edildiğini, bu aşamadan sonra davacı ve davalının birlikte hareket ederek yıllar öncesindeki bir takım uydurma olaylar yaşandığını beyan ederek müvekkilinin alacağını tahsil etmesini engellemeye çalıştığını, İlk Derece Mahkemesi'nin hatalı kararının kaldırılmasını ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olan ve müvekkiline karşı iddia olunamayacak nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini, -Her şeyden önce, ödeme nedeniyle davalı alacaklı tarafından verildiği iddia olunan ibranamenin müvekkili yönünden bağlayıcı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından taraflarına, borçlu ...'ın alacaklarının tahsili için yetki verildiğini, bu miktar için davalı ...'ın herhangi bir tasarruf yetkisi bulunmadığını, alacağı takip ve tahsil yetkisinin müvekkiline ait olup bu aşamadan sonra taraflar arasında her zaman düzenlenmesi mümkün olan bir ibraname ile alacağın sonlandırılmasının mümkün olmadığını, böyle bir ibraname ya da feragat olması durumunda bu müvekkilinin alacağı yönünden hiç bir anlam ifade etmeyeceğini, müvekkilinin İcra Dairesi'nden aldığı tahsil yetki belgesini sunarak takip dosyasında işlemler yapması üzerine, borçlunun alacaklı olduğu dosyada tahsil hakkı ve yetkisi ile bu alacak üzerindeki tasarruf hakkı ortadan kalktığını ve haciz koyduran müvekkiline geçtiğini, yıllardır devam eden bir icra takibine her nedense müvekkilince yetki belgesi alınıp işlemlere devam edilmesi üzerine yine yıllar önce ödendiği iddiası ortaya atıldığını, ilgili Yargıtay kararlarına göre ibranın kendilerini bağlamadığını, -İbranamenin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceği gibi; tarihi konusunda da çelişkili olduğunu, İbraname tarihi her ne kadar sözde 24.02.2011 olduğu iddia edilmekte ise de; icra dosyasında sürekli olarak 2010-2011-2012-2013-2014-2015-2016 yıllarında değişik tarihlerde gayrimenkul satış avansı yatırılması ve haciz işlemleri dahil alacağın tahsiline yönelik onlarca icrai işlem yapıldığını, takipte sözde ibraname tarihinden sonra işlem yapılmasının ibranamenin gerçekte bulunmadığını ortaya çıkardığını, davaya konu icra dosyasının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas iken; 2010 yılında satış işlemlerinin yapılmasında görevli İstanbul ... İcra Müdürlüğü'ne tevzi edildiğini ve eski numarası iptal edilerek İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas numarasını aldığını, ibraname 24.02.2011 tarihinde düzenlenmiş olsa idi, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının ibranamede yer alması gerekceğini, halbuki bu hususun ibranamede geçmediğini, davacı tarafından sunulan belgenin de asılsız olduğuna işaret ettiğini, Davaya konu icra dosyasının Müvekkilinin Borçlusu tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile başlatıldığını, İstanbul İcra Müdürlükleri tevzi uygulamasına göre yetki alanında bir taşınmazın satış işlemleri üzerine dosyaların İstanbul ... İcra Müdürlüğüne tevzi edildiğini, dosyadaki Sarıyer ve Şişli tapuda kayıtlı taşınmazların satış işlemleri için dosya kaydı 2010 yılında İstanbul ... İcra Müdürlüğünden kapatıldığını ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sırasına kaydedildiğini, ibraname gerçek olsa idi ibraname tarihi olduğu iddia edilen 24.02.2011 tarihinde mevcut İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasının ibranamede geçmesi gerekeceğini, ibranamenin müvekkilinin İİK 120/2 maddesi uyarınca yetki belgesi alarak işlemlere başladıktan sonra Müvekkilinin alacağının tashilini engellemek amaçlı alelacele ve özensiz olarak düzenlendiğini, -İcra takibinde ... Vekili görünen Av. ...'in imzası bulunmadığını, vekil vasıtası ile takip edilen bir icra dosyasında 2 milyon liranın üzerinde borç ödemesi yapan borçlunun ibranamede alacaklı vekilinin de imzasının olmasını isteyeceğinin açık olduğunu, bu rakamlarda borçlu olan bir kimsenin hukuki yardım almaksızın borç ödemesi yapmayacağını ve basiretli bir hukukçunun da, vekil ile takip edilen işlemlerde vekilinin imzasının ibranamede yer almasının sonradan geçersizliğinin ileri sürülemeyeceğini, -İbranamenin varlığını kabul etmemekle birlikte, davacının söz konusu ibranamenin aslını icra dosyasına vaktinde sunup tahsil harcının da tahsilini sağlamadığını, bu itibarla kendi kusurundan kaynaklı olarak takibin devamına sebebiyet vererek müvekkilinin haczine yol açtığını, bu itibarla artık müvekkiline karşı kendi kusuruna dayanarak bir hak iddiasında bulunamaması gerektiğini,-Davacının dava açma hakkının zamanaşımına uğradığını, -Davalı alacaklının takip tarihinden bugüne kadar icra dosyasında tahsil amaçlı icrai işlemlere devam edildiğini, dosyanın yıllardır düşürülmeksizin canlı tutulmasının davacı ile davalı arasında herhangi bir tahsilat gerçekleşmediğini açıkça gösterdiğini, ayrıca icra dosyası incelendiğinde takip tarihinden bugüne kadar dosyaya herhangi bir tahsilat yapıldığı ya da ibraname olduğunun beyan edilmediğini,-davacı ile davalının müşterek hareket ederek müvekkilinin alacağını tahsil etmesini engellemeye çalıştığını, bu sebeple gerçekte hiç var olmayan, dosyada aslı bulunmayan ibraname ile müvekkili haklarına halel getirecek şekilde hüküm tesis edilmesi hakkaniyete aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Sayın İlk Derece Mahkemesi'nin dosya kapsamında gerekli olan delilleri toplamadan karar verdiğini, 22.03.2023 tarihli duruşma tutanağının 1 no.lu ara kararında; " dava konusu borcun ödenmesine dair 24/03/2011 günlü ibranamenin geçerli olmadığına ilişkin iddiaların hangi delille ispatlandığını dosyada mevcut olup olmadığını açıklayarak her bir delilleri dosyaya sunması için 2 hafta kesin süre verilmesine," karar verildiğini, süresi içinde 14.04.2023 tarihli beyan dilekçeleri ile, tanık listesinin sunulduğunu, yazılı delil olan ve kesin delil niteliği taşıyacak olan banka hesap kayıtlarının celbi istendiğini, tanık delillerinin dava konusu olan ve aslının nerede olduğu belli olmayan ibranamenin aslının nerede olduğunu ve hangi sebeple kimde olduğunu ortaya koyacağını, Banka kayıtlarının yazılı delil niteliğinde olup yine sayın ilk derece mahkemesinin karar vermesinde kritik önem arz ettiğini, bu kayıtlar incelediğinde hem davalı hem de davacı tarafın mal varlıklarında herhangi bir değişiklik olmadığının görüleceğini, deliller toplanmadan karar verilmesinin savunma hakkının bir ihlali olduğunu,-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/800 E. Sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasının talep edildiğini, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ibranamenin hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde huzurdaki davanın ret edilmesi gerektiğinin izahtan vareste olduğunu,-Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/26370 E. Sayılı ve 2017/17676 K. Sayılı 07.11.2017 tarihli ilamında da açıkça belirttiği gibi; "Fotokopi belge esas alınarak karar verilemeyeceğinden, öncelikle ibraname aslının ibraz edilip edilmediği araştırılarak aslı ibraz edilmiş ise, bu aslı üzerinden inceleme yaptırılmalı, aslı ibraz edilmemiş ise imzası davacı tarafça inkar edilen ve davalı tarafça aslı sunulmayan belge karşısında ibraname geçerli olmayacağından alacaklar hüküm altına alınmalıdır." hükmü gereği fotokopi bir belge ile karar vermesinin mümkün olmadığını, bu belgenin hiçbir zaman davacı tarafa teslim edilmediğini, bu belgenin oluşmasında esas teşkil edecek olan Davalı müvekkilinin iradesinin hiçbir zaman oluşmadığını, bu sebeple de ortada bir ibranamenin varlığından söz etmenin mümkün olmadığını, bu sebepledir ki ibranamenin aslının Davacı tarafın elinde olmadığını ve hiçbir zaman da olmadığını, fotokopi ibraname ile karar kurmasının bozmayı gerektirdiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile ibranamenin kesin delil niteliğinde olduğunun kesin olarak verilmiş olan karar ile sabit olduğunu, Davalının bildirmiş olduğu tanık ve banka kayıtlarının ibranamenin geçerli olmadığının ispatı için yeterli olmadığını, Davalının hesap hareketlerinde değişim olup olmadığının da ibranamenin geçerliliği noktasında bir önemi bulunmadığını, Davalı, ibranamenin geçersiz olduğunu hesap hareketlerine dayanarak ispat edemeyeceğini, davalı daha önce hesap hareketlerine dayanmadığından dosyanın geldiği aşama düşünüldüğünde hesap hareketlerine delil olarak dayanamayacağını, 06.07.2023 tarihli duruşmada davalıya yemin deliline dayanıp dayanmadıkları sorulduğunu, davalının yemin teklif etme hakkını kullanmak istediğini beyan ettiğini, taraflarına tebliğ edilen yemin metni incelendiğinde, davalı vekillerinin kendi müvekkillerine yemin ettirme hususunda yemin metni hazırladıklarının görüldüğünü, davalının, davacı müvekkilinin edeceği yemine ilişkin metin sunması gerekirken kendi müvekkilleri yemin edecekmiş gibi yemin metni sunmalarının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarca inkar edilmeyen ibranamenin kesin delil olduğuna ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin karar verildiğini, davalının ibranamenin geçersizliğine ilişkin dava açtıklarını ve bu dosyanın bekletici mesele yapılması talebinin yargılamayı uzatma amacı taşıdığını, sunulu Yargıtay kararlarının işbu dava ile bir alakası bulunmadığını, davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava ödeme iddiasına dayalı menfi tespit davası olup, davacı vekilinin dava dilekçesinde, davalı tarafın yedi adet bonoya dayalı olarak icra takibi başlattığını, icra takibine konu alacağın tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, alacaklının kötü niyetli olarak takibe devam ettiğini, takipte alacaklı görünen ... tarafından 24/02/2011 tarihli ibraname imzalandığını, ibranamede borcun "takip tarihinden itibaren işlemiş faiz, icra giderleri, icra harçları, tahsil ve cezaevleri harçları, vekalet ücreti dahil olmak üzere tüm ferileriyle ödendiği" , davalının alacağına, borçlusu olduğu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından haciz konulduğunu, İİK 120/2 maddesi uyarınca alacaklı ...'e yetkilendirme yapılarak takip ve tahsil için yetki verildiğini, ibraname dikkate alınarak borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiştir.Davalının alacaklısı ... davaya feri müdahil olarak dahil edilmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, borcun ödenmesi konusunda görüşmeler yapıldığını, davacı borçlunun ödeyeceği konusunda taahhütte bulunduğunu, müvekkilinin de buna itimat ederek borcun ödenmesinin akabinde, davacı borçluya borç ödendiğinde teslim edilmek üzere ibraname düzenlendiği fakat borç ödeninceye kadar yedd-i emin sıfatıyla muhafaza etmesi için ibranamenin borçlunun o tarihteki icra dosyasındaki vekili Av. ...'ya teslim edildiği, borcun ödenmediği için aslının verilmediğini, davacının da aslını ibraz edemediğini, Av. ...'nun tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, sadece fotokopi belge ile borçlu olmadığını ileri sürdüğünü beyanla davanın reddini talep etmiştir.Davanın dayanağı 24/02/2011 tarihli ibraname aslının sunulmadığı, fotokopi belgenin incelenmesinde; İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında 1.943.151,19 TL'lık alacak miktarından takip başlatıldığı, "...icra takibi konusu borcun takip tarihinden itibaren işlemiş faiz, icra giderleri, icra harçları, tahsil ve cezaevleri harçları, vekalet ücreti dahil olmak üzere tüm ferileriyle birlikte alacaklı asil tarafından tamamen tahsil edildiğinin..." yazılı olduğu, ibraname altında alacaklının isim ve imzasının bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı vekilinin replik dilekçesinde ibranamenin imzalanarak müvekkiline verildiğini beyan ettiği ancak aslının neden sunulamadığı konusunda açıklama yapılmadığı, Av. ...'nun tanık olarak dinlenmesi talebine ise itiraz ettiği, avukatların sır saklama yükümlülüğüne ilişkin Avukatlık Kanunu 36. Maddesi gereğince tanık olarak dinlenilmesine muvaffakatlarının bulunmadığını, imzası inkar edilmeyen fotokopi belgenin senet hükmünde olduğu beyan edilmiştir. Uyuşmazlık, davalı tarafça düzenlendiği ve kendisi tarafından imzalandığı kabul edilen ancak borç ödenmediği için aslının borçluya verilmediği ileri sürülen fotokopi belgenin davacının ödeme iddiasını ispat yönünden yeterli olup olmadığı, ispat yükünün hangi tarafa yükleneceğinin tespitinden kaynaklanmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında 1.943.151,19 TL'lık alacak miktarından takip başlatıldığı, ibranamenin de bu miktar üzerinden düzenlendiği, kural olarak ödeme iddiasında bulunan ve ibraname ile borcun sona erdiğini ileri süren davacı borçlunun ödeme belgesi ve ibraname aslını dosyaya sunması gerektiği ve davacı borçlu tarafça ödeme makbuzu yada ibraname aslı alınarak ödeme yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde ibranamenin müvekkiline verildiğini ileri sürmüşse de, aslını ibraz etmeme sebebi yönünden sessiz kaldığı, davalının ise borç ödenmediği için aslının davacıya verilmediğini, icra dosyasındaki avukatına emaneten verildiğini, avukatın tanık olarak dinlenilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, davacı tarafın muvaffakat etmediği gibi mahkemece de tanık dinletme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İbraname aslı davacı borçlu tarafça ibraz edilmediğinden, belge aslının davacıda bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Dairemizin 08/12/2022 tarihli önceki kararında, mahkemece öncelikle ibranamenin niteliği üzerinde durulması, daha sonra ikrarın niteliğinin tartışılması gerektiği, ibranamenin geçerli olmadığını ispat yükünün davalıda olduğu, davalının ibranamenin geçerli olmadığını yasal delillerle ispatlaması gerektiği , mahkemece gerekirse davalıya yemin deliline dayanıp dayanmadığı da hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği açıklanmıştır.Mahkemece yapılan yargılamada, ibranamenin niteliğinin kapsamı itibarıyla ikrar niteliğinde olmadığı, HMK 205/1 maddesi kapsamında imzası inkar edilmeyen belge niteliğinde olduğu, aksi kanıtlanmadığı sürece lehine düzenlenen kişi yönünden kesin nitelikte kabul edileceği, davalının ibranamenin varlığını ve düzenlendiğini kabul ettiği, bu belge aslı dosyaya sunulmamışsa da, davalının bu ibranameyi hükümden düşürecek bir belge sunması gerektiği, belge sunulmadığı, davalı tarafça yemin teklif etme hakkının kullanılmadığı, davalı tarafça ibranamenin hile ile alındığı iddiasıyla iptal davası açılacağı ileri sürülmüşse de, BK 36 ve 39. Maddeler gereğince 1 yıl içinde dava açılması gerektiği, açılmış bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.HMK 205/1 maddesinde; "Mahkeme huzurunda ikrar olunan veya mahkemece inkar edenden sadır olduğu kabul edilen adi senetler, aksi ispat edilmedikçe kesin delil sayılırlar." hükmü düzenlenmiştir. HGK’nın 16.09.2021 gün, 2017/3-1772 Esas - 2021/1011 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, içeriği itibariyle ikrar basit (adi), vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Basit (adi) ikrar, karşı tarafça ileri sürülen bir vakıanın doğru olduğunun, herhangi bir kayıt veya şart bildirilmeksizin kabul edilmesidir. Basit ikrarda, onun konusunu oluşturan vakıalar artık tartışmalı olmaktan çıkarlar; dolayısıyla bunların ayrıca kanıtlanmasına gerek kalmaz. Vasıflı ikrarda (ki buna gerekçeli inkâr da denilmektedir), karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukukî niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; eş söyleyişle, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile, ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre, bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılır. Öğreti ve uygulamada, ağırlıklı olarak, bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği, dolayısıyla, böyle durumlarda, ikrar edenin ispat yükü altında olmadığı kabul edilmekte, iddiasını ispatlama yükümlülüğünün, karşı tarafa ait olduğu benimsenmektedir.Davalı tarafça fotokopisi sunulan belgenin imzalandığı kabul edilmekle birlikte, aslının borç ödendiğinde davacı borçluya verileceğini ancak borcun ödenmediğini beyan ettiğinden, davalı tarafça ibranamenin ikrar edildiği ve aksinin davalı tarafça ispatı gerektiğine yönelik mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir. Davalının beyanı bağlantılı bileşik ikrar mahiyetinde bulunduğundan bölünemeyeceğinden, fotokopi belgenin HMK 205/1 maddesi kapsamında imzası inkar edilmeyen belge niteliğinde olduğu kabul edilemeyeceğinden, ispat yükü davacıda olup davacı tarafça da borcun ödendiği HMK 200 maddesi gereğince ispat edilemediğinden mahkemece davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine, şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Feri müdahil vekilinin istinaf dilekçesi ibraz ettiği anlaşılıyorsa da, feri müdahilin taraf sıfatı bulunmadığından, dolayısıyla karara karşı kanun yolu başvuru hakkı bulunmadığından, istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih, 2023/6 E., 2023/688 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- DAVANIN REDDİNE,- Şartları oluşmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine,4-Feri müdahilin istinaf başvuru hakkı bulunmadığından başvurusunun usulden reddine,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcından peşin alınan 33.184,18TL'nin mahsubu ile fazla alınan 32.756,58 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,5/b-Davacı tarafça yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,5/c-Davalı tarafça ilk derece yargılaması sırasında masraf yapılmadığından karar verilmesine yer olmadığına,5-ç-Kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine 227.452,14 TL nispi vekalet ücreti taktirine, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 228,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.397,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 01/07/2024

MUHALEFET ŞERHİ: Davacı tarafça ibraname aslının sunulmadığı ancak davalı tarafından ibranamenin varlığının kabul edildiği ve fakat geçersizliğin değil, ibranın ödeme şartına bağlı olduğunun ve ibranamenin emanet olarak davacının avukatına verildiğinin öne sürüldüğü, ibranamenin fotokopisi dosyada mübrez olup, ibranamenin varlığı ile ilgili taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı ve ibranamenin varlığının davalı tarafın kabulünde olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın, ibranamenin şartlı düzenlenip düzenlenmediği noktasında bulunduğu, bu nedenle ibranamenin geçerli yazılı bir delil olarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, yazılı bir belge ile öne sürülen hususların aksinin ispatının da yazılı delil ile kanıtlanması gerekeceğinden, Davalı taraf her ne kadar davacının takipteki avukatının tanık olarak dinlenmesini istemiş ise de, tanık ile ispatı mümkün olmadığından, belge aslının sunulmasının, dava konusunun imza inkarına ilişkin olmaması ve varlığının inkar edilmemiş olması nedeniyle belge aslının sunulmasının gerekmediği bu nedenle İlk Derece Mahkemesince bu yöndeki gerekçe hukuka aykırı olmamakla birlikte, Davalı tarafça, ibranamenin hükümsüzlüğü talepli dava açıldığı, davanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/800 E. Sayılı dosyası ile görülmeye devam edildiği, ibranamenin hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde işbu davanın sonucuna etkili olacağı, bekletici mesele yapılması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınmuhalefetşerhidelillerinTespitreddine(KambiyokabulüistanbulkaldırılmasınaSenetlerindendeğerlendirilmesikonusudosyaMenfiKaynaklanan)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim