SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1373

Karar No

2024/1196

Karar Tarihi

1 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1373 Esas

KARAR NO: 2024/1196

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 01/06/2021

NUMARASI: 2019/855 E. - 2021/443 K.

DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, çanta üretim işi yapan " ... " isimli iş yerini kendi nam ve hesabına işlettiğini, fason iş yapmış olduğu ... A.Ş. isimli firmaya ait ... bank Çağlayan şubesinin 31.12.2017 vadeli 80.000 TL ( Seksen Bin TL ) bedelli müşteri çekini, davalı .... ye başvurarak nakite çevirtmek istemiş ve ilgili firma yetkilileri tarafından gerekli araştırmalar yapılmış, araştırmanın olumlu neticelenmesi ile çek davalıya teslim edilmiş davalı da müvekkilin ... Bankası hesabına 76.000 TL çeke mahsuben ödeme yaptığını, taraflar arasında faktoring sözleşmesi kurulurken müvekkilden bir kısım evraklar imzalaması istenmiş ve dava dilekçelerinin delil olarak sundukları belgeler, davalı tarafından 06.10.2017 tarihinde müvekkile imzalatılmış ve müvekkil, davalı şirketle yapmış olduğu faktoring sözleşmesi kapsamında bir adet 80.000 TL bedelli çeki ciro ederek davalıya teslim ettiğini, davalı ile faktoring kredi sözleşmesinin imzalanmasından yaklaşık on beş gün geçtikten sonra davalı şirketten bir yetkili müvekkili telefonla arayarak, çek keşidecisinin Kredi Kayıt Bürosundaki olumsuz kaydı nedeniyle çek bedelinin kendilerine derhal geri ödenmesini istemiş ve müvekkil de çekin vadesine iki ay olduğunu ve vadesinde ödenmemesi halinde kendisi tarafından çek bedelinin davalı firmaya ödeneceğini söyleyerek konuşmayı sonlandırdığını, davalı, bu görüşmenin ardından, müvekkile göndermiş olduğu 30.10.2017 tarihli Beyoğlu ... Noterliğinden ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile müvekkil ile yaptığı faktoring sözleşmesini tek taraflı olarak feshedildiğini, hesap katı ve borcun ödenmesini içeren ihtarnameyi davacıya gönderdiğini, müvekkil tarafından düzenlenen ve davalıya verilen 1.000.000 TL bedelli bir senet olmadığını ve hatta senedin tanzim edildiği tarih itibariyle firmaya doğmuş bir borcunun olmadığını açıklamasına rağmen hiçbir açıklaması kabul görmemiş ve müvekkilin iş yerinden, tüm iş makineleri, alet ve edevatları muhafaza altına alınmış ve iş yeri bu haciz ve muhafaza işlemi sebebiyle fiilen çalışamaz hale getirildiğinden yaklaşık 15 gün kadar kapalı kaldığını, davalının haksız eylemlerinden müvekkilin 10.000 TL maddi zararı olmuş ayrıca, iş yerinin kapanmasından dolayı; iş çevresi, ailesi ve tüm çanta işi yapan çevresinde itibarı sarsılmış olup yaşadığı üzüntü ve sıkıntılar sebebiyle de 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkilin iş yerinde, haciz ve muhafaza işlemi yapılması sebebiyle adına kayıtlı taşınmazını derhal gerçek değerinin altında satarak davalıya henüz vadesi gelmemiş borcunu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. dosyasına 09.11.2019 tarihinde 89.552,88 TL olarak davalı vekili Avukat ... hesabına ödendiğini, müvekkile, davalı tarafından 76.000 TL ödeme yapılmasına rağmen kendisinden icra tehdidi altında 89.552,88 TL tahsil edilmesi nedeniyle 13.552,88 TL'si fazladan ödeme yapmasına sebep olduğunu, ayrıca; müvekkil icra yoluyla muhafaza altına alınan mallarının iadesi için 1.334 TL icra müdürlüğüne, yolluk ve yediemin ücreti, 2.000 TL nakliye masrafı, 1.000 TL hamal ücreti olmak üzere masraf yaptığını, bunun dışında müvekkilden başlangıçta alınan 4.000 TL faizden, 2.419 TL'si yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup toplamda, müvekkilden tahsil edilen ve yaptığı tüm masraf toplamı olmak üzere; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.305,88 TL'nin müvekkile ödendiği tarihten itibaren banka reeskont faiziyle birlikte iadesi gerekmekte olup iş bu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden dolayı; davalının hileli işlemler yaparak müvekkilden almış olduğu belgeye rızası hilafına senet vasfı kazandırması ve taraflar arasında imzalan faktoring sözleşmesine aykırı davranarak müvekkil aleyhine takip başlatması nedeniyle; müvekkilin, davalıya yersiz ödemek zorunda kaldığı 20.305,88 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödendiği tarihten itibaren banka reeskont faiziyle birlikte iadesine ve davalının haksız eylem ve işlemleri nedeniyle, müvekkilin uğramış olduğu 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi zararlarının haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren banka reeskont faiziyle taraflarına ödenmesine karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Borç faktoring sözleşmesinin imzalanması ile birlikte doğduğunu, müvekkil, faktoring piyasasında faaliyet gösteren bir sermaye şirketi olduğunu, Borçlar Kanunu madde 90 “İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.” Borçlar Kanunu madde 117 “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüte düşer.” Hükümleri uyarınca borcun doğumu ile birlikte muaccel olduğu açık olduğunu, itiraz eden borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesi ile sözleşme kapsamında temlik alınan alacağın vadesinin geçmiş olmasına karşılık ödenmemesi nedeni ile sözleşmenin fesih edildiği ve borcun ödenmesi ihtar edilmiş ve ihtarnamenin gereği ifa edilmediğinden davacının temerrüde düştüğünü, bu nedenle talep edilen alacak muaccel bir alacak olduğunu, müvekkil sözleşmeden doğan fesih yetkisini kullandığını, müvekkil, davacı tarafından temlik edilen alacağın günü geçmiş olmasına rağmen ödenmemesi nedeni ile müvekkil taraflar arasında akdedilen Faktoring Sözleşmesinin IV- Sözleşmenin Süresi, Sona Ermesi ve Sonuçları başlığı altında düzenlenen 2. Maddesi uyarınca Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 30.10.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiş ve borcun ödenmesini ihtar ettiğini, müvekkil ile davacı arasında yapılan temlik işlemi taraflar arasında akdedilen Faktoring Sözleşmesi kapsamında yapıldığını, bu nedenle Borçlar Yasasının temlik hükümleri karşısında, yasadan kaynaklı olarak devir anında alacağın varlığı ve temlik borçlusunun ödeme gücü garanti edilmiş ve ayrıca faktoring sözleşmesi ile de temlik borçlusunun ödeme günündeki ödeme gücünün varlığını garanti etmiş, müşterisinin veya kendisinin kredi biletesinde oluşacak her hangi bir olumsuzluk halinde müvekkilin kullandırdığı krediyi geri çağırma hakkını kabul ve taahhüt ettiğini, davacı ile akdedilen Faktoring Sözleşmesi hükümleri açık iken davacı kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1175 D.iş sayılı dosyasından sadır ihtiyati haciz kararı İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, Tazminat davasının açılabilmesi, alınan ihtiyati haciz kararının uygulanması ve bu nedenle zarara uğranılması şartına bağlı olduğunu, zarara uğranıldığının ispat yükü davacıda olup, davacı uğradığını iddia ettiği zararı ispata yarar hiç bir belge sunmadığını, davacı nezdinde yapılan haciz gerçek, muaccel, muaccel olmasına karşılık ödenmemiş ve bu nedenle takibe konu edilmiş bir alacağın tahsili için uygulandığını, davacı, gönderilen ihtarnameye rağmen borcunu ödemekten imtina etmesi nedeni ile asıl mağdur olan müvekkil şirket olduğunu, zarara ilişkin somut sunulan belge bulunmaması nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan reddini talep ettiklerini, alacağın tahsili için davacı adresine 06.11.2017 tarihinde hacze gidilmiş ödeme olmadığından mahalde bulunan bir kısım menkulleri haczedilmiş ve muhafaza altına alındığını, davacı daha sonra 09.11.2017 tarihinde dosya borcunu icra tahsil harcı hariç olarak haricen ödemiş ve ödeme ile aynı gün ekte dosyaya sunulu talimattan da anlaşılacağı üzere malların davacıya teslimi için Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Talimat sayılı dosyasına talimat gönderildiğini, davacının ödeme yaptığı gün yani muhafaza işleminden 3 gün sonra malların teslimi için gerekli işlemler müvekkil tarafından yapıldığını, bu hali ile müvekkil tarafından yapılan haciz işlemi nedeni ile davacı iş yerinin 2 hafta kapalı kalması söz konusu olamayacağını, davacı tarafından kişilik hakkının zedelendiğine dair ile ilgili hiçbir delil ve bilgi sunulmadığını, davacı taraf mahkemeyi yanıltma ve manevi tazminat için gerekli koşulları oluşturma çabası içerisinde olduğunu, ancak ispata yarar hiç bir delil sunmadığını, bu nedenle manevi tazminat talebinin de reddi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle haksız ve dayanaktan yoksun olarak müvekkile karşı açılan davaya cevap verme zorunluluğu doğduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; süresi içinde açılmayan davanın reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetle açılan davanın reddine, Davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Davacı ve davalı arasında factoring sözleşmesi düzenlendiği, davacının ... A.Ş isimli firmaya ait ... Çağlayan Şubesinin 31/12/2017 vadeli 80.000,00 TL bedelli çekini davalı factoring şirketine başvurarak nakite çevirmek istediği, davacı ve davalı arasında 06/10/2017 tarihinde factoring sözleşmesi düzenlendiği, çekin davalıya teslim ve ciro edildiği, ve davalının çeke mahsuben davacıya 76.000,00 TL ödeme yaptığı, davalının factoring sözleşmesinin imzalanması sırasında ek teminat niteliğinde davacıdan alınan 27/10/2017 tarihli 1.000.000,00 TL'lik bonoya istinaden 80.000,00 TL 'si için İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1175 D.İş sayılı kararı ile davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığı, ihtiyati haciz kararının yukarıda anlatılan gerekçelerle haksız olduğu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasında ihtiyati haciz kararının uygulandığı, Küçükçekmece ... İcra Dairesi .. talimat sayılı dosyasında 06/11/2017 tarihinde davacı hakkında muhafazalı haciz işleminin yapıldığı, 09/11/2017 tarihinde davacı tarafından davalı vekilinin hesabına 89.552,88 TL'nin haricen ödendiği, 10/11/2017 tarihinde Küçükçekmece .... İcra Dairesi ... talimat sayılı dosyasında davacının yedieminde bulunan mallarını teslim aldığı anlaşıldığı; düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış, faktöring hizmetine konu çek tutarı olan 80.000,00 TL nin her halükarda vadesinde ödenmesi gerektiğinden, fazla ödenen tutarın 9.552,88 TL olduğu, başlangıçta yapılan 4.000,00 TL kesintiden iadesi gereken tutarın 2.372,09 TL olduğu, davacının yolluk ve yediemin ücreti, 2.000 TL nakliye masrafı, 1.000 TL hamal ücreti ödemelerine ilişkin olarak belgeleri dosyaya sunduğu ve ödemelerin iadesi gerektiği, davacı taraf icra yoluyla muhafaza altına alınan mallarının iadesi için 1.334 TL icra müdürlüğüne ödeme yapıldığını ileri sürmüşse de icra dosyası ve talimat dosyasında davacı tarafından ödeme yapıldığına ilişkin belge bulunmadığı, bu nedenle iadesi koşulları oluşmadığı anlaşılmakla; fazla ödenen tutar 9.552,88 TL + kesintiden iadesi gereken tutar 2.372,09 TL + yediemin ve nakliye masrafı 3.000,00 TL olmak üzere toplam 14.924,97 TL'nin ödeme tarihi olan 09/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin maddi tazminat talebine ilişkin olarak muhafazalı haczin 06/11/2017 tarihinde yapıldığı, malların 10/11/2017 tarihinde teslim alındığı da dikkate alınarak davacının dilekçesinde ileri sürdüğü maddi zararına ilişkin olarak delillerini ibraz etmediği ve ispatlayamadığı anlaşıldığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. 2004 sayılı İİK’nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık, haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu olması ve zarar koşullarının oluşması gerekir. Somut olayda; davacı aleyhine alınan ihtiyati haciz kararının, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasında ihtiyati haciz kararının uygulandığı, Küçükçekmece ... İcra Dairesi ... talimat sayılı dosyasında 06/11/2017 tarihinde davacı hakkında muhafazalı haciz işleminin yapıldığı bu anlamda davalının ağır kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle düzenlenen bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davacının manevi tazminat talebinin kabulüne (Emsal nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/499 E. 2021/910 K. Sayılı ilamı)" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Dava süresinde açılmamış olmasına rağmen Mahkemece tahkikat aşamasına geçildiğini ve esas hakkında hüküm verildiğini, davacının İİK 72 uyarınca 1 yıllık süre içinde ödediği paranın iadesini talep etmediğini, her ne kadar mahkemece paranın icra tehdidi altında ihtiyati haciz kararı neticesinde değil de haricen alacaklıya ödendiği söylenilmişse de, davacının ödemeyi yapmış olmasının sebebinin ihtiyati haciz dosyası olduğunu, davacının ne ihtiyati haciz kararına itiraz ettiğini ne ihtirazı kayıtla ödeme yaptığını, Davacı/ borçlunun borcun kullandığı krediden kaynaklı olarak ödediğinin farkında olduğunu, Mahkemece davanın süresinde açılmadığı hususu tespit edilmiş olmasına rağmen sanki ceza yargılaması yapılırcasına davanın niteliği ve davacının taleplerinde re'sen değişikliğe gitmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Yerel Mahkemece bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dinlenilmediğini, yerinde inceleme talebinin kullanıldığını ancak bilirkişilerin davalı defterlerini sunmadı şeklinde beyanda bulunduklarını, eksik raporu doğrultusunda hüküm açıklandığını, -Müvekkil ile davacı arasında imzalanan faktoring sözleşmesinin dikkate alınmadığını, sözleşme neticesinde borçluya nakit kredi desteği sağlandığını, ancak müvekkili faktörün gerçekleştirdiği risk analizi sonucu çeklerin karşılıksız kalacağının anlaşıldığını ve faktoring sözleşmesinin fesh edilip, alacağın tahsili için işlemlere başlanıldığını, faktoring şirketlerinin çalışma sistemi dikkate alınmadan müvekkilinin kötü niyetli olduğundan bahisle hem ödenen parasının iadesi hem de manevi tazminata hükmedildiğini, müşterinin faktora devrettiği alacağın geçerli ve tahsil kabiliyetinin olduğunun taahhüdünü verdiğini, Davacı yanca salt kredi kullanabilmek için riskli alacağın müvekkiline cirolandığını, kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel Mahkemece, davalının taraflarına iade etmesine karar verilen 14.924,27 TL'nin hesaplanmasında maddi hata yapıldığını düşündüklerini, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Talimat dosyasından, 3.000 TL (Nakliye ve Hamaliye Ücreti) ve müvekkili davacının, muhafaza altına alınan mallarının teslimi için icra müdürlüğüne ödemiş olduğu 1.000 TL yediemin ücreti , 334 TL ise icra harç ve teslim yolluğu masrafları davalının, davacıya iadesi gereken tutara eklenmediğini ve taraflarına iadesi gereken tutarın bu nedenle eksik hesaplandığını, iadesi gereken tutarın 16.258,97 TL olarak hükümde düzeltilmesi gerektiğini, -müvekkili davacının , davalıya nakit karşılığı teslim etmiş olduğu çekin, keşide tarihinden 2 ay önce, usule ve yasaya aykırı olarak, müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak bu şekilde icra takibi başlatması, müvekkilinin iş yerindeki mallarının haciz ve muhafazasının yapılması sebebiyle iş yerinin yaklaşık 15 gün kapalı kaldığını, iş yerinin kapalı olduğu süre boyunca ise; çanta imalatı yapan müvekkilinin, herhangi bir üretim ve satış yapamadığını ve süresinde teslim edilmesi gereken daha öncesinde almış olduğu şipariş malları ilgili firmalara teslim edemediğinden zarar ettiğini, bu yönüyle eksik inceleme ve araştırmayla hüküm tesis edildiğini, maddi zararları yönünden gerek ticari defter ve belgelerden gerekse de dinlenecek tanık beyanlarından müvekkilinin iş yerinin kapalı kaldığı süre boyunca üretim yapılamadığı ve iş yerinden haciz ve muhafaza altına alınan araç ve makinaların teslim alınmasından sonra diğer zamanlara göre üretimde bir azalma olup olmadığının tespit edilmesi ve bu şekilde de maddi zararının olup olmadığının belirlenmesi gerekirken bu hususların araştırılmaması sebebiyle talebin reddinin hatalı olduğunu kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusunun, haksız fiil sebebiyle davalıya yersiz olarak ödenen paranın iadesiyle, maddi ve manevi tazminat talebini içerdiğini, sürenin geçmediğini, 24.11.2020 tarihli duruşmada oluşturulan ara karara göre yerinde inceleme yetkisi talep edilen bir dilekçede sunulması gerektiğini, davalının inceleme gününde Mahkeme kaleminde hazır bulunmadığını ve defter ve belgelerini hazır etmediğini, davacı tarafından davalının usule aykırı olarak müvekkilinden aldığı ve açıkça yasaya aykırılık teşkil eden ve faturasız olan bir evraka ihtiyati haciz kararı alarak, müvekkilinin icra tehdidi altında bırakıldığını, davalının tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece icra dosyasına yapılan masraflar dahil edilerek karar verildiğini, Mahkemece davacı yanın ödeme yaptığı miktarın bir kısmının iadesine karar verildiğini, davacının tazminat talebinin reddedilmiş olmasında herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmiş olmasının da usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava İİK 72.maddesine dayalı istirdat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalı tarafından davacı aleyhine factoring sözleşmesi kapsamında davacıdan alınan bir adet bonoya istinaden alınan ihtiyati haciz kararı nedeniyle davacının yapmış olduğu ödemenin iadesi şartları oluşup oluşmadığı, ihtiyati haciz kararının haksız olup olmadığı, maddi ve manevi tazminat koşulları oluşup oluşmadığından ibarettir. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1175 D.İş sayılı kararı ile 27/10/2017 tarihli 1.000.000,00 TL'lik bonoya istinaden davalı tarafın ihtiyati haciz talep ettiği ve 01/11/2017 tarihinde davacı aleyhine 80.000,00 TL'nin %15'i oranında teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verildiği, alınan ihtiyati haciz kararının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı icra dosyasında uygulandığı anlaşılmıştır.Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 31/08/2020 tarihli müzekkere cevabında; BDDK'nın 30/05/2019 tarihli 8382 sayılı kararı ile taraflar arasında gerçekleştirilen factoring işleminde davalı tarafından vade tarihi olan 31/12/2017 tarihinden önce 13/11/2017 tarihinde munzam senedin tahsili yoluna gidilmesinin mevzuata aykırılık teşkil etmesi nedeniyle idari yaptırım uygulandığı, 31.08.2020 tarihli BDDK cevap yazısı ekinde yer alan 06.03.2019 tarihli “murakıp raporu” nun içeriğinde; usul yönetmeliği hükümleri çerçevesinde, ek teminat niteliğindeki çek/senetlerin tahsil edilebilmesi için öncelikle esas alacağın vadesinde ödenmemesi gerektiği, şirketin anılan faktöring işleminin vadesi olan 31.12.2017 tarihinden önce 13.11.2017 tarihinde munzam senedin tahsili yoluna gidildiği anlaşılmaktadır ifadesinin yer aldığı, sonuç kısmında da faktöring şirketinin bu uygulamasının, Usul Yönetmeliğinin 8.3 maddesine aykırı olması nedeni ile Kanunun 44.3 maddesi uyarınca şirket hakkında işlem tesis edilmesi gerektiğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre; " İncelenen davacı yana ait 2017 yılı İşletme defterler tasdikinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda işletme defterinin usulüne uygun tutulduğu, davalı yan incelemeye gelmemiş, ticari defterlerini ibraz etmemiş olmakla birlikte, BDDK tarafından davalı şirket nezdinde, davacı şikayetleri dikkate alınarak yapılan inceleme aşamasında davaya konu olay ile ilgili davalı şirket kayıtlarının alınarak cevap yazısı ekinde dosyaya sunulduğu, söz konusu kayıtlara göre, 80.000,00 TL tutarındaki çekin portföye alındığı, karşılığında 76.000,00 TL ödeme yapıldığı, faktöring hizmet bedeli kaydı ile 1.000.000,00 TL tutarındaki senede ilişkin kaydın yapıldığı, icra takibi sonucunda çekin tahsil kaydının yapılarak buna dayalı olarak çekin iade kaydının yapılmış olduğu, dava dosyasına sunulu BDDK cevap yazısından, davalı şirketin başlatmış olduğu icra takibinin, 04.02.2015 tarih, 29257 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Faktöring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğe aykırı olduğu, buna göre de davacı yanın tazminat taleplerinin karşılanması gerektiği değerlendirilmiş olup takdirin mahkemeye ait olduğu, faktöring hizmetine konu çek tutarı olan 80.000,00 TL nin her halükarda vadesinde ödenmesi gerektiğinden, fazla ödenen tutarın 9.552,88 TL olabileceği, başlangıçta yapılan 4.000,00 TL kesintiden iadesi gereken tutarın 2.372,09 TL olduğu, icra yoluyla muhafaza altına alınan mallarının iadesi için 1.334 TL icra müdürlüğüne, yolluk ve yediemin ücreti, 2.000 TL nakliye masrafı, 1.000 TL hamal ücreti ödemelerine ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir belgenin yer almadığı görüldüğünden, bu yönde bir değerlendirme yapılamadığı ancak davacı yanın bu ödemeleri belge ile ispat edebilmesi halinde, davalı şirketin usulsüz icra işlemi nedeni ile davacının bu tutarların tazminini de talep edebileceği, davacı yanın manevi tazminat talebinin mahkemenin takdirinde olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir.Davacı istinaf istemine ilişkin olarak; Davacı tarafça haksız haciz nedeniyle işyerinin kapalı kaldığı süre için 10.000 TL maddi tazminat isteminde bulunulduğu, ancak Mahkemece bu talebe ilişkin araştırma yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı, talep hakkında hiçbir hüküm kurulmadığından denetim yapılması mümkün olmamakla, Davacı vekilinin haksız haciz nedeniyle işyerinin 15 gün kapalı kaldığını ve maddi zarara uğradığını ileri sürdüğü dosya kapsamından haczedilen mallarının haciz tarihinden 4 gün sonra iade edildiği anlaşılmakla, bilirkişi heyetininden ek raporu alınarak, davacı defterleri de incelenerek, zararın bulunup bulunmadığı tespiti ve maddi tazminat talebi yönünden inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.Davalı taraf istinaf istemine ilişkin olarak;Davalı vekili istirdat istemine ilişkin olarak davanın İİK 72/7 maddesi gereği davanın 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığını ileri sürmüş ise de; davacının 09/11/2017 tarihinde haricen 209.552,88 TL ödediği, icra dosyasının kapağında 08/11/2017 tarihli hesap özetinde ise talepte kesinleşen miktarın 97.673,30 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça icra dosya borcunun tümüyle ödenmediği, İİK 72/7 maddesi gereğince dosya borcunun tümüyle ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlayacağı düzenlendiğinden, davalı vekilinin süreye ilişkin TBK 72/7.maddenin değil, sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK 77.mad.'nin uygulanması gerektiğine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığı kanaatine varılmış olup, davalının sair istinaf taleplerinin ise, davacının istinaf talebine ilişkin yeniden incelemede yapılacak olması nedeniyle bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Davacı vekilinin haksız haciz nedeniyle işyerinin kapalı kaldığı süre için maddi istemine ilişkin olarak değerlendirme yapılmamış olması nedeniyle, davacı ve davalının sair istinaf istemleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile,2- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2021 tarih, 2019/855 E. 2021/443 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yargılamaya devam edilmesi için kararı veren mahkemeye gönderilmesine,4- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,6- Davalı tarafın istinaf sebepleri incelenmediğinden, yatırmış olduğu istinaf peşin harcının talebi halinde iadesine,7- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinHacizdenistanbuldosyaTazminat(HaksızkonusuKaynaklanan)İhtiyatihüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim