SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1308

Karar No

2024/1192

Karar Tarihi

1 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1308

KARAR NO: 2024/1192

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/06/2021

NUMARASI: 2015/346 E. - 2021/576 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/07/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/01/1923 doğumlu müvekkilinin murisi ... 91 yaşında 20/03/2014 tarihinde vefat ettiğini, vefatından kısa bir süre evvel İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibine konu edilen 2 adet bononun sahte ve dayanaksız olarak murisin rahatsızlığından ve fiil ehliyetinin bulunmamasından istifade edilerek iradesi sakatlanmak suretiyle düzenlettirildiğini, millet vekili emeklisi olan murisin aylık 11.000,00-TL emekli maaşı aldığını, senet düzenlemesi için herhangi bir sebep olmadığını belirterek murisi adına düzenlenen bu bonoların bedelsizliği ile davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı yanın müvekkili ile dava dışı oğlu ... ile ilgili iddiaları açısından tüm ceza ve tazminat haklarını saklı tuttuklarını, davacı yanın murisin borçlu olduğu tarihte Alzheimer hastası olduğuna ilişkin iddiasının doğru olmadığını, murisin bonoyu tanzim ettiği tarihlerin 01/05/2013 ve 02/08/2013 olduğunu, ancak davacının iddia ettiği alzehimer raporunun ise 22/01/2014 tarihli olduğunu, yani bonoların alzehimer raporundan 7 ay sonraya ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinden de muris hakkında ödenmeyen bakiye kredi borcunun tahsili için icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. Yani, murisin borç para alarak karşılığında bono düzenlemesinin çok olağan dışı bir durum olarak değerlendirilmesi düşünülemez. Mahkememizce dinlenen tanık beyanları da hile, gabin ve ikrah olgularının ispat etmeye yeterli görülmemiştir. Bilecik Barosu'na muris adına aidatın davacı tarafından yatırılmış olması da murisin akli melekelerinin yerinde olmadığını ispat etmeye tek başına yeterli değildir. Ölümünden bir yıl önce aklı başında olarak kredi çekmiş bir kişinin fiil ehliyetinin olmaması ve ikraha uğratılması hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki, muris avukatlık mesleği icra etmekte olup fiil ehliyeti yerinde olduğu sürece imza attığı belgelerin hukuki mahiyetini kavrayabilecek bilgi ve tecrübeye sahiptir. Dolayısıyla davacı yan iddialarını ispat edemediğinden aşağıdaki şekilde sübut bulmayan davanın reddine," karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İmzaların müteveffaya ait olmasının, imza attığı belgenin muhteviyatını ayırt edemeyecek halde olan müteveffa için anlam ifade etmeyeceğini, 2014 yılında vefat eden ve davalı yanca fiil ehliyetini etkileyen bir hastalığı olmadığı iddia olunan muris-borçu ...’in 2005 yılı itibariyle kullanmakta olduğu ilaçların reçetesinin TBMM sağlık harcamaları bilgi sistemi reçete sorgu evraklarında mevcut olduğunu, söz konusu ilaçların “unutkanlık” Semptomuna “demans/alzeihemer/bunama” hastalığına ilişkin tedavide kullanılan İlaçlar olduğunu, murisin 2005 senesi itibariyle ... 800 MG. 30 TAB., ... ve 2006 senesi itibariyle ... 30 TB(+) kullanmaya başladığını, tıbbi uzmanlık bilgisi olmaksızın prospektüs okuması yapıldığında dahi ... prospektüsünde “…….beyine ve uzuvlara kan akışkanlığını arttırarak hafızanın ve konsantrasyonun geliştirilmesine yardımcı olur, …… beyinde yaşa bağlı ortaya çıkan bazı hücresel değişiklikleri azaltır, bellek performansı ve öğrenme kapasitesini arttırır. Sinir hücrelerini koruyucu etkisi de vardır…. , aşağıda belirtilen durumların tedavisinde kullanılır: Organik beyin sendromuna bağlı unutkanlık, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, ruhsal uyum bozuklukları, baş dönmesi, kulak çınlaması ve baş ağrısı gibi beyin işlev bozukluklarında, Alzheimer tipi bunama, damarsal nedenli bunama ve karma formlardaki bunama sendromları,….” ... ilaç prospektüsünde ise “…...., nootropik ilaç grubundadır. Nootropikler, öğrenme, hafıza, dikkat ve farkındalık gibi bilişsel süreçleri, yatıştırıcı veya uyarıcı etki ile bağlantılı olmaksızın geliştirir…. Hafıza kaybı, dikkat eksikliği ve araç kullanma yeteneğinin kaybı gibi bulgularla seyreden psiko-organik sendromların belirtiye yönelik (semptomatik) tedavisi…. kullanılır” açıklamalarının yer aldığının görüleceğini, 2005 yılı itibari ile bunama/demans ilaçları kullanan bir hastanın 2013 tarihli bir senedi bilinçli olarak imzaladığı iddiasının şüpheden uzak şekilde ortaya konulması gerektiğini, kayıtlara göre müteveffaya 12.01.2005 tarihinde ..., 24.01.2005 tarihinde ..., 15.03.2005 tarihinde ..., 21.04.2005 tarihinde ..., 20.07.2005 tarihinde ... ve ..., 27.09.2005 tarihinde ..., 01.11.2005 tarihinde ..., 28.03.2006 tarihinde ... adlı ilaçlar verildiğini, müvekkilinin murisi ...’in eşinin 2006 yılında vefat ettiğini, Davalı ...'in, ...’in eşinin hayatta olduğu dönemde son zamanlarda ... ile sıkça görüşmeye başladığını ve eşinin vefatı ile ... ’i tamamen kontrolü altına aldığını, ilaçlara ilişkin söz konusu kayıtlarda açıkça görüldüğü üzere eşinin vefat ettiği tarihten itibaren ...’in doktora gitme sıklığının azaldığını, Insidon, ..., ... adlı ilaçların 2006 yılından sonra kullanılmadığının görüldüğünü, ... , 2009 yılında sadece 4 defa ilaç yazıldığını, 2010 ve 2011 yılında hiç ilaç yazılmadığını, 2012 yılında sadece bir defa ilaç yazıldığını, 2014 yılına kadar hiç ilaç kullandırılmadığını, ... ve oğlu olan ..., ... ’i eşinin vefatından sonra kontrol ve denetimleri altına almış olduklarını, bahsi geçen ilaçları 2005 yılında kullanma sıklığı, 2005 yılından itibaren bahsedilen ilaçları hiç kullanılmamış olmasının murisin Alzehimer hastalığına etkisinin Adli Tıp raporunda hiç tartışılmadığını, raporun eksik olduğunu, 22.01.2014 tarihli Uludağ Üniversitesi Nöroloji Anabilim/Bilim Dalı Sağlık Kuruluşları Tıbbi Malzeme Kullanım Raporu ve 27.01.2014 tarihli Kardiyoloji Anabilim Dalının Uludağ Üniversitesi Sağlık Kuruluşları İlaç Kullanımı ve Hasta Katılım Payından Muaf Sağlık Kurulu raporları ile müvekkilinin murisi ...’in mesane ve rektum kontrolünün olmadığı, bağlamalı ve sermeli hasta bezi kullandığını, bu durumların Klinik Demans Sınıflandırması belirtilerinden olup bu denli vahim bir konuda dahi kontrolü bulunmayan murisin bilinçli olarak senetler ile borç ilişkisi kurduğu iddiasının maddi gerçekle örtüşmediğini, ...- kredisi konusu hakkında ise İstanbul 9. Tüketici Mahkemesinde yargılamaların devam ettiğini, müteveffanın bu krediyi çekerken ehliyeti olup olmadığı davanın akıbetinin ve içeriğinin ne olduğunun dahi yerel mahkemece incelenmediğini,-Hükme esas alınan İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/346 esas sayılı dosyası adli tıp raporunun esaslı değerlendirme hataları içerdiğini, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesince müvekkilinin murisi ... ait murisin Alzheimer hastası olduğunu tespit etmiş olan raporlara karşı hiçbir bilimsel dayanak sunmadan ve dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilme sebeplerini yanlış yorumlanarak “…. ’in TBMM sağlık harcamaları bilgi sistemi reçete sorgu evraklarında belirtilen ilaçların da hastalık ve fiile etkisinin olmadığının kabulünün uygun bulunduğu oybirliği ile mütalaa olunur” şeklinde rapor tanzim edildiğini, dava konusu senetlerin tanzim edildiği tarihte muris ... ’in Alzheimer Hastası olup olmadığının tespitinden sonra 2005-2006 yıllarında düzenli olarak kullandığı ... isimli ilaçları bu yıllarda kullanmış olmasının ve murisin eşinin vefatından ve davalı ile davalının oğlunun kontrol ve yönetimine alınmasından sonra bahsedilen ilaçları kullanmamış/ilaçların kullandırılmamış olmasının hastalığın gelişim sürecine etkisinin tartışılmadığını, İstanbul 14.Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında, dosyanın bir Üniversite Hastanesine rapora gönderilmesini talep edildiğini, Yerel Mahkemece davalı beyanları esas alınarak değerlendirme yapıldığını, murisin hiç bir davayı vekil olarak takip etmediğini, buna yönelik delil sunulmadığını, davalı tarafça Murisin takip ettiği onlarca davanın Büyükçekmece ve İstanbul Adliyelerinde yapılacak tevzi sorgusunda kayıtlarının çıkacağını iddia edildiğini ancak delillendirilmediğini, iddiasının asılsız olduğunu, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/2130 Soruşturma dosyasının devamı niteliğine olan Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2011/1218 E. sayılı dosyasında konu, evrakta sahtecilik olduğunu, Dava dilekçesi ve davanın takibinin ... tarafından değil Av... tarafından yapıldığını, Davalı yan bu davadan yola çıkarak müteveffanın akli melekelerinin yerinde olduğunu iddia ettiğini, Davalının iddialarını kabul etmemek kaydıyla davalının, murisin takip ettiğini iddia ettiği onlarca dava olduğuna dair iddiası ile ilgili kayıtları (iddia asılsız olduğundan) mahkemeye getiremediğinin, bahsedilen davanın açılış tarihinin 2010 yılı olduğunun, murisin dosyayı bizzat takip etmediğinin, dava konusu senetlerin tanzim tarihinin 01.05.2013 ve 02.08.2013 tarihleri olduğunun, Alzheimer Hastalığının zamana yayılarak ilerlediğinin, 2014 yılında Alzheimer tanısı konulmuş bir hastanın 2010 yılındaki bilinç durumu ile 2013 yılındaki bilinç durumunun aynı olmayacağının değerlendirilmesi gerektiğini, -Davalı kötüniyetini perdelemek amacıyla murisin ve müvekkilinin ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili olarak gerçeğe aykırı iddialar ortaya attığını, senatörlük yaptığını, tanık olarak dinletilen şahısların ifadelerinin itibar edilemeyecek kadar çelişkili ve mesnetsiz olduğunu, Müvekkili ...'ın ilk kez 2011 yılında milletvekili adayı olduğunu, Müvekkili ...'ın murisin çok yakın akrabası olduğunu, Murisin yeğeni olduğunu, kendi anne ve babasının da ekonomik durumunun oldukça iyi olduğunun, eşinin makine mühendisi olduğunu, davalının iddia ettiği gibi murisi ... ’den sürekli para isteyen biri olmadığını, tersine kendisinden talepte bulunulsun ya da bulunmasın murisi ... ’e maddi destekte bulunmuş biri olduğunu, müvekkilinin kendisi bizzat ya da yoğunluğu sebebiyle parayı halası ... ’e vermek ve ... tarafından yatırılmasını sağlamak suretiyle Murisi ...e sadece İş Bankası’ndan 01.04.2005-16.06.2010 tarihleri arasında 126.273,00TL gönderdiğini, Müvekkilinin davalının muris ... ’in tüm menkul ve parasını kötüniyetle ele geçirdiğini, murisin maaşının doğrudan davalı tarafından çekildiğini fark etmiş olması sebebiyle 2010 ortalarından itibaren elden murisi ...’e elden para vermeyi tercih ettiğini, murisin eşinin müvekkilinin yengesinin günlük kayıtlarında da müvekkilinin nezaket ve hediyelerinden bahsedildiğini, Murisin borçlanmalarının tümünün sadece davalı ve oğlu lehine olması, kabul anlamına gelmemek kaydıyla murisin bilinçli olduğu varsayımında dahi ne sebeple yalnızca ve yalnızca aynı kişilere sürekli olarak borçlandığı ve bu kişilerin tesadüf eseri murisin emekli aylığını birden bire bankadan almaya başlayan kişiler olduğu sorgulanması gerektiğini, -Murisin hastane raporlarının 2014 yılına ait olduğu ve bu nedenle rapordan 7 ay öncesinde senetlerin düzenlendiği esnada murisin bilincinin yerinde olduğu iddiasının zorlama bir yorum olacağını, Demans/Bunama hastalığının birden bire ortaya çıkan ve devlet hastanesi raporları ile aniden sabitlenebilen bir hastalık olmadığını, kendini bilmeme noktasına kadar ilerleyebilen bir hastalık olduğunu, murisi bizzat muayene etmiş, doğrudan tanı koymuş Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin içinde uzman doktorlarının raporları ile murisin 2014 yılı Ocak ayında Alzheimer Hastası olduğu açıkça ortada olduğunu, Adli Tıp Kurumu Raporu mahkemece hüküm kurulmasına elverişli olmayıp, söz konusu raporun içeriğinde dahi müvekkilinin demans hastası olduğu teşhisi yer aldığını, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Dairesi tarafından yapılan değerlendirmenin bilimsel bir temeli bulunmadığını, Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi raporları, Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. ...’un düzenlediği rapor da murisin Azlheimer Hastası olduğunu tereddütsüz şekilde ortaya koyduğunu, muris mülkiyeti kendisine ait evde yaşayan, uzun yıllardır dışarı çıkmayan, varlıklı bir ailenin bireyi olan, senatörlük ve milletvekilliği yapmış ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayabileceği gelirleri olan, dava konusu senetleri imzalaması için hiç bir sebebi, ihtiyacı olmayan, 2005 yılından itibaren unutkanlık” Semptomuna “demans/alzeihemer/bunama” Hastalığına ilişkin tedavide kullanılan ilaçları kullanan ve davalıların kontrol ve yönetimine geçtikten sonra bahsedilen ilaçları kullanamamış olan, davalıların kontrol ve yönetimi altında içeriğini bilemeyecek durumda imzalamış olduğu senetlere ve kredilere dayalı borçlar dışında kimseye borcu olmayan, yıllardır mesleği olan avukatlığı icra etmeyen, davalılar tarafından gerçeğe aykırı şekilde avukatlık yaptığı iddia edilen ancak doğal olarak takip ettiği bir tek dava bilgisi sunulamayan, 01.05.2013 ve 02.08.2013 tarihinde tanzim ettiği iddia edilen senetlerin tanzim tarihinden 7 ay sonra, Uludağ Üniversitesi Hastanesi'nde kendisini muayene etmiş, olan doktorun tanık olarak dinlendiği savcılık dosyasında açıkça da ifade ettiği (Dr. Lemaz Sucaz, Gülten Erdem Özgün Karaca İfade tutanağı dosyaya mübrezdir ve ektedir) ve hastane tutanakları ile sabit olduğu üzere Azlheimer tanısı konulmuş, zaman, mekan ve kişileri karıştırır bir şekilde (Murisin vefat etmeden çok kısa süre önce hastanede çekilmiş fotoğrafları dosyaya mübrezdir ve ektedir) çoklu organ yetmezliği sebebiyle vefat etmiş bir kişi olduğunu, müteveffanın senetlerin imza tarihinde fiil ehliyeti, imzaladığı belgeleri ayırt edebilecek bir durumu olmadığını, -Davalarının İstanbul .... Icra Dairesi'nin ... Esas Dosyasında murisin mirasçısı müvekkili aleyhine başlatılan icra takiplerinden sonra menfi tespit olarak açılmış, yargılama sırasında icra tazyiki altında, dava konusu borç icra dosyasına ödenmiş olduğunu, davanın istirdat davasına dönüştüğünü, aslında kendisi fiil ehliyeti bulunmayan kişinin bu durumda olmasından istifade ederek senet imzalatan ve kötüniyetli olan davalının, haksız şekilde tahsilat yapmış olduğunu, mağdur durumda olan borç karşılığı olmayan aslında hukuken varlığı olmayan senede karşılık ödeme yapmış olan müvekkilinin kötü niyet tazminatına mahkum edilmemesi gerektiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.Dava konusu senetlerin, ...’in, ...’e ödenmek üzere 01.05.2013 düzenleme tarihli, 04.06.2013 ödeme tarihli ve 3500 TL bedelli, 02.08.2013 düzenleme tarihli, 02.12.2013 ödeme tarihli ve 7000 TL bedelli senetler olduğu anlaşılmıştır.Davacı, takibe konu bonoların düzenleme tarihinde miras bırakanı ... alzheimer hastası olması nedeniyle borçlanma ehliyeti olmadığını beyanla menfi tespit isteminde bulunmuş; davalı taraf davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiştir. Takibe konu bononun düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 670. maddesine göre; sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. Akıl hastalığı yahut akıl zayıflığı gibi sebeplerden biri ile makul surette hareket etmek iktidarından mahrum bulunanlar, başka bir deyimle tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki işlemler, kanuni mümessilleri tarafından onaylanmadıkça geçersizdir. 11/06/1941 gün ve 1941/4-21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "... Mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir... Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır. Somut olayda, davacılarca ileri sürülen istinaf başvuru sebeplerinde; senetlerin keşidecisi olan muris muris ...’in, TBMM sağlık harcamaları bilgi sistemi reçete sorgu evraklarındaki ilaçların “unutkanlık” Semptomuna “demans/alzeihemer/bunama” hastalığına ilişkin tedavide kullanılan ilaçlar olduğunu, murisin 2005 senesi itibariyle ... 800 MG. 30 TAB., ... ve 2006 senesi itibariyle ... 30 TB(+) kullanmaya başladığını, murisin hastalığına etkisinin Adli Tıp raporunda hiç tartışılmadığı ileri sürülmüş ise de; 23/10/2019 tarihli raporda "Yukarıdaki tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli psikiyatriyi ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; Açılan menfi tespit (kıymetli evraktan kaynaklanan) davasında; “Davacı tarafın ATK raporuna karşı itirazları ile TBMM sağlık harcamaları bilgi sistemi reçete sorgu evraklarında belirtilen ilaçların da hastalık ve fiile etkisi tartışılıp değerlendirilerek raporu” sorulan, 20.03.2014 tarihinde ölen Mehmet Tevfik, 1923 doğumlu ... hakkında düzenlenen dava dosyasının tetkikinde, gönderilen ilaç listesi yeniden incelendiği ancak mevcut sistemik ilaçlarında fiil ehliyetini etkilemeyeceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...'in TBMM sağlık harcamaları bilgi sistemi reçete sorgu evraklarında belirtilen ilaçların da hastalık ve fiile etkisinin olmadığının kabulünün uygun bulunduğu oybirliği ile mütalaa olunur." şeklinde rapor oluşturulduğu, 02/07/2019 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, “Yukarıda sıralanmış tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli tıbbi yorumlamayı ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden, tıbbi belgeler ile adli tahkikat dosyasında belirlenen ve adli psikiyatriyi ilgilendiren hususların değerlendirilmesinden; açılan menfi tespit (kıymetli evraktan kaynaklanan) davasında; “senetlerin tanzim tarihleri 2013 yılı Mayıs ve Ağustos ayları itibariyle senet düzenlemeye ehil olup olmadığı, fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı” sorulan, 20.03.2014 tarihinde ölen ..., 1923 doğumlu ... hakkında düzenlenen dava dosyasının tetkikinde; her ne kadar birinci senet tarihi olan 01.05.2013 tarihinden yaklaşık 8 ay sonra ve ikinci 02.08.2013 tarihinden yaklaşık 5 ay sonra Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri ABD’nda 06.01.2014 tarihinde yapılan muayenesinde “Bilinç açık, koopere, yer-kişi oryantasyonu tam, zaman oryantasyonu bozuk, dikkati yerinde, algı kusuru yok, ajitasyon saptanmadı”, 17.01.2014 tarihinde yapılan muayenesinde “ Bilinç açık, koopere, oryantasyonu bozulmuş, dikkat ve konsantrasyonu zayıf, affekti ötimik, anlık bellek yerinde, yakın ve uzak bellek kusurlu, algı kusuru olarak görsel halusinasyonları mevcut, çağrışımları dağınık, ..., uyku iştak azalmış, gece yeniden değerlendirilmesi planlandı. Hasta 22.00 de yeniden değerlendirildi. Uykuya dalmakta problemi olduğu, uyuduktan sonra sık sık uyandığı, zaman zaman ajitasyonu olduğu öğrenildi. Ön tanı: Deliryum, demans üzerine eklenen” şeklinde muayene kayıtları mevcut olsa da, akit tarihleri olan 01.05.2013 ve 02.08.2013 tarihlerinde herhangi bir kognitif yetmezlik içinde olduğuna dair tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, senet tarihleri olan 01.05.2013 ve 02.08.2013 tarihlerinde kendisinin; fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bunama hali veya organik defisiter araz saptayacak herhangi bir tıbbi bulgu veya belgeye rastlanmadığı gibi kendisinde mevcut sistemik hastalıkların da fiili ehliyetini etkilemeyeceği, murisin işlem tarihinde telkinlere mukavim olabileceği, kendi hür iradesi istikametinde serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği tıbbi kanaatine varıldığı, bu duruma göre; ...'in 01.05.2013 ve 02.08.2013 tarihinde fiil ehliyetine haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğu" şeklindeki rapor uyarınca davacı iddialarının değerlendirildiği, söz konusu ilaçların değerlendirilen deliller arasında yer aldığı, teknik ve bilimsel mütalaa gerektiren bir konuda rapor bulunduğu buna göre bonoların tanzim tarihinde davacının murisi ...'in borçlanma ehliyetini ortadan kaldıracak nitelikte herhangi bir hastalığının bulunmadığının tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı taraf her ne kadar, senetlerin tanzim tarihinden 7 ay sonra, Uludağ Üniversitesi Hastanesi'nde kendisini muayene etmiş, olan doktorun tanık olarak dinlendiği savcılık dosyasında açıkça da ifade ettiği ve hastane tutanakları ile sabit olduğu üzere Azlheimer tanısı konulmuş, zaman, mekan ve kişileri karıştırır bir şekilde, müteveffanın senetlerin imza tarihinde fiil ehliyeti, imzaladığı belgeleri ayırt edebilecek bir durumu olmadığını içerir raporun da ATK raporunda delil olarak bulunduğu ve incelendiği anlaşılmıştır.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/494 soruşturma no, 2020/43266 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında da soyut iddia nedeniyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunun işlendiğine dair yeterli delil bulunmadığı belirtilmiştir. ... bank Kredisi'ni ilişkin olarak da takipsizlik kararında tartışıldığı ve bu nedenle İstanbul 9. Tüketici Mahkemesindeki yargılama sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı taraf kendisi aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedildiğini ileri sürmüş ise de, Mahkemece kötüniyet tazminatının reddine yönelik hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlıkta, davacıların beyanına rağmen murisinin senedin imza tarihinde hukuki ehliyetinin varlığı ve imzanın da kendisinin eli ürünü olduğunun sabit olduğu, aksinin ispatına yönelik yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından; davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararı isabetli olmakla davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2021 tarih ve 2015/346 E., 2021/576 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınEvraktangereğiTespitreddineistanbulkonusuMenfiesastan(KıymetliKaynaklanan)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim