İstanbul BAM 44. HD 2021/1318 E. 2024/1145 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1318
2024/1145
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1318 Esas
KARAR NO: 2024/1145
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 18/02/2021
NUMARASI: 2018/554 E. - 2021/75 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, dünyaca ünlü ... Şekil ve Şekil markalarının sahibi olduğunu, müvekkilin hak sahipliğinin, Türkiye'de, ... ve Şekil markaları için, ... tescil numarası ile kayıtlı olduğunu, söz konusu karakterin birçok farklı ülkede eser olarak da tescilli olduğu, ayrıca, TPMK'nın ... Şekil ibareli ... numaralı markanın tanınmış marka olduğuna karar verdiğini, müvekkili şirketin tescil koruması altında olan haklarının, davalı tarafından kuyumculuk eşyaları üzerinde kullanılmak suretiyle ihlal edildiğini, bu durumun, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/216 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespit neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, tespit öncesi davalıdan numune ürün satın alındığını, davalı tarafın, müvekkil şirkete ait olan ibareyi kolye ucu, küpe ve yüzüklerde izinsiz olarak kullandığını, sattığını veya satışını teklif ettiğini, bu fillerin Sınai Mülkiyet Kanunu'nu ihlal ettiğinin açık olduğunu, anılan kanun uyarınca, marka hakkına tecavüz oluşturan işareti taşıyan ürünleri ticarette kullanmanın marka hakkına tecavüz sayılan hallerden olduğunu, müvekkili firmaya ait markanın hem WIPO hem de TPMK'nın tanınmış marka kriterlerini taşıdığını, dolayısıyla bu niteliklere haiz ibarenin, izinsiz olarak ticari faaliyetlerde kullanılmasının karşı tarafın haksız kazanç elde etmesini sağlayacağı gibi müvekkili firmanın müşterileri ile kurduğu güven ilişkisinin de zedelenmesine sebep olacağını, müvekkili şirketin, davalının haksız fiili dolayısıyla zarara uğradığının açık olduğunu, tanınmış bir marka ihtiva eden ürünlerin, müşteriler tarafından talep edilebilirliğinin daha yüksek olduğunu, müvekkili lehine maddi tazminata hükmedilmesi durumunda SMK m.151/4 uyarınca makul bir payın talep edilen miktara eklenmesinin talep edildiğini, marka hakkının ihlali durumlarında tecavüzün boyutunun, kusur ve zararın belirlenmesinin güç olduğunu, bu hususların tespitinin ancak Mahkeme tarafından yapılacak inceleme neticesinde netleşeceğini, somut olayda da müvekkilinin bu haksız filler sebebiyle uğramış olduğu zararın yapılacak tahkikat neticesinde kesinleşeceğini belirterek, talep miktarını daha sonra arttırmak üzere davanın HMK m. 107 gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığını, davalının eylemlerinin müvekkili şirketin marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesine, davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olması sebebiyle dosyanın durumuna göre attırılmak üzere müvekkili lehine 100,00 TL maddi tazminata, markanın tanınmış marka olması ve satışlara etkisi de göz önüne alınarak 4.000 TL manevi tazminata, müvekkiline ait markanın kötü ve uygun olmayan bir şekilde kullanılması sebebiyle 4.000 TL itibar tazminatına, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/216 Değişik İş numaralı dosyasında yapılan masraflarla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; karşı tarafın istemi üzerine müvekkilinin ... Sok. No:... Fatih/İstanbul ve ... Cad. ... hanı no:15/5 Fatih/İstanbul adreslerinde tespit işlemleri yapıldığını, yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda özetle müvekkilinin ... Sokağı üzerindeki dükkanında ki 16 adet kuyumculuk ürününün üzerinde " ..." markanın benzerinin kullanılmış olduğunun belirtildiğini, hiçbir şekilde tespiti yapılan ürünlerin benzer olduğunu kabul etmemekle beraber, bahse konu ürünlerin müvekkili tarafından üretilmediğini, satış için tezgahta hazır tutulan ürünler olmadığını, işyerine gelen görevlilerin inceleme yapacaklarını söylemeleri üzerine müvekkilinin kendisinin bu ürünleri masasından getirip görevlilere gösterdiğini, müvekkilinin iş yerine ilişkin hesap kayıtlarının incelenmesi halinde söz konusu ürünlerden hiçbirinin satışının yapılmadığının da açık bir şekilde görüleceğini, davacı tarafın delil olarak sunduğu fiş incelendiğinde de görüleceği üzere sunulan fişte 14 ayar herhangi bir ürün satışının yapıldığının görüleceğini, bahse konu ürünlerin müvekkilinin işyerine konsinye çalıştığı kişilerce inceleme yapılmak üzere getirilen ürünler olduğunu, müvekkilinin bahse konu ürünlerin marka sahibinin rızası olmaksızın üretilen ve piyasaya sunulan ürünler olduğunu veya tescilli markaya benzer ürünler olduğunu bilmediğini, bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceğini, ürünlerin müvekkili tarafından üretilmediğinin ve satışının yapılmadığının göstergelerinden birinin de müvekkilinin sadece bir işyerinde ilgili ürünün tespitin yapılabilmiş olması olduğunu, tespiti yapılan ürünlerin müvekkili tarafından satışı yapılan ürünler olsaydı müvekkilinin hem atölyesinde hem de diğer iş yerinde de aynı ürünlerin olacağını, bilgilenmiş kullanıcı gözünde ürünlerin benzer olmadığını, bilgilenmiş ve ... markası bir ürün almak isteyen müşterinin, dava konusu basit küpeleri ... markası zannetmesinin mümkün olmadığını, bilinçli tüketicinin sıradan tüketici değil, hangi markayı almak istediğini bilen ve markayı tanıyan tüketici olduğunu, altın almak isteyen bilgilenmiş kullanıcının ürünün tescilli herhangi bir marka olup olmadığını anlayabilecek yeterlilikte olduğunu, bu yönüyle bahse konu 16 adet küpenin ( Toplam 10 gramlık ürünler) davacı tarafın markası bakımından bilinçli tüketici üzerinde yanıltıcı bir etkisinin olmadığının açık olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır kuyumculuk sektöründe faaliyette bulunan bir firma olduğunu, iş çevresinde belirli bir saygınlığa ulaştığını, bu nedenle de müvekkilinin hiçbir şekilde tescilsiz bir ürünü bu durumu bilerek satış amacıyla dükkânda bulundurması mümkün olmadığını, müvekkilinin bahse konu ürünleri üretmemiş olmasının, dükkânlarından yalnızca birinde bulunmuş olmasının ve müvekkilinin şahsi masasında bulunmasının bu ürünlerin satışını yapmadığını gösterdiğini, ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı gözünde ... marka ürünlerle ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin uzun yıllar iş yaptığı sektörde itibarını bu şekilde zedelemeyecek olması değerlendirilerek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne,Davacının markaya tecavüze yönelik açmış olduğu davanın kabulü ile; davalının (davacıya ait tescilli ve tanınmış markayı/ları aynı/ayırt edilmeyecek şekilde kullanmak) eylemlerinin davacıya ait markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüze yönelik eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine, sona erdirilmesine,Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile takdiren 4.000,00 TL'nin (SMK 151/2-c kapsamında) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin (SMK 151/4 ve 150/2 kapsamında kalan) reddine,Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 3.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece itibar tazminatının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ürünlerin altından mamul olmasının, müvekkilinin tanınmış markalarının kalite ve güven imajının zarar görmesini önleyemeyeceğini, kötü üretim ve kullanım hususu ile uygun olmayan tarzda piyasaya sunma durumlarının mevcudiyeti araştırılırken göz önüne alınması gereken tek kıstasın, kötü malzeme kullanılması veya ürünün merdiven altı bir yerde satışa sunulup sunulmadığı olmadığını, işçilik kalitesi, ürünün tasarımı, ürün ambalajı ve paketlenmesi, tüketiciye sunum şekli, reklamların ne şekilde yapılacağı, satılırken tüketiciye verilen taahhütler, ürünün ayıplı veya arızalı çıkması halinde tüketiciye sağlanan tamir, değişim, iade gibi seçenekler vesaire markaya itibar kazandıran hususlar olduğundan bu noktada dikkate alınması gereken diğer meseleler olduğunu, bahsedilen kıstaslar çerçevesinde yapılacak değerlendirmenin ise orijinal üründeki durum göz önüne alınarak yapılması gerektiğini, kaldı ki altın da olsa davalının müvekkilinin markasını kullanılış şeklinin dahi itibar tazminatını gerektirdiğini, ayrıca davalı ürününde markanın kötü kullanıldığını, Davalının, dosyada yer alan 21.11.2018 tarihli satış fişi ile müvekkilinin markalarını içeren bir çift küpeyi sattığını,Davalının konsinye olarak çalıştığı kişilerden aldığı kendi ikrarı ile sabit olduğuna göre, Kanunun 150. maddesinin 2. fıkrasında geçen “kötü üretim veya kullanım yoluyla elde edilen ürünlerin temin edilmesi” durumunu da ikrar ettiğini, zira davalının, nerede, nasıl üretildiğini bilmediği ürünleri konsinye olarak çalıştığı kimselerden temin ettiğini ikrar ettiğini, ürünlerin piyasaya sunuluş şekillerinin de kötü olduğunu,Hükmedilen manevi tazminat tutarının tarafların menfaatleri denkleştirilmeye hizmet etmediğini, ayrıca tazminat tutarının hangi gerekçeyle kısmen reddedildiğinin açıklanmadığını, müvekkilinin markalarının mahiyeti ve davalının tahmini iş hacmi nazara alındığında takdir edilen manevi tazminatın hatalı olduğunu,Dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere davanın temel delillerinden birisinin İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/216 Değişik İş dosyası olduğunu, bu dosyada yapılan -vekalet ücreti dahil olmak üzere- yargılama giderleri ile ilgili Yerel Mahkemece bir hüküm kurulmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; dosya kapsamında zarar ve kusur şartlarının gerçekleşmediğini, yerel mahkemenin zarar oluşmadan müvekkili hakkında tazminata hükmetmesi, mahkemenin usul ve yasaya aykırı değerlendirme yaptığını açıkça gösterdiğini, söz konusu hükmün kaldırılması gerektiğini, Bahse konu ürünlerin müvekkilinin işyerlerinden sadece birinde bulunmuş olmasının, müvekkilinin bu ürünlerin satışını yapmadığını ortaya koyduğunu, bu nedenle hukuka aykırı eksik ve yetersiz inceleme ile tesis edilen mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini,Bilinçli tüketicinin sıradan tüketici değil, hangi markayı almak istediğini bilen ve markayı tanıyan tüketici olduğunu, altın almak isteyen bilgilenmiş kullanıcının ürünün tescilli herhangi bir marka olup olmadığını anlayabilecek yeterlilikte olduğunu, bu yönüyle bahse konu 16 adet küpenin ( Toplam 10 gramlık ürünlerdir) karşı tarafın markası bakımından bilinçli tüketici üzerinde yanıltıcı bir etkisinin olmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır kuyumculuk sektöründe faaliyette bulunan bir firma olup iş çevresinde belirli bir saygınlığa ulaştığını, bu nedenle de hiçbir şekilde tescilsiz bir ürünü bu durumu bilerek satış amacıyla dükkanda bulundurmasının mümkün olmadığını, Dava konusu ürünlerin, satış için bulundurulan ve müvekkilinin bizzat almış olduğu ürünler değil, incelemesi için kendisine bırakılan ürünler olduğunu, sonuç olarak, müvekkilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde belirtilen fiilleri kasten işlemediğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı talebine ilişkindir. TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı tarafın; 19/06/1985 tarihli ... numaralı “şekil” markasını 03, 04, 05, 06, 08, 09, 11, 14, 15, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 28 ve 30. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli ... numaralı “...” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli ... numaralı “şekil” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli ... numaralı “... ” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli ... numaralı “şekil” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli ... numaralı “şekil” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 04/09/2014 tarihli ... tescil numaralı "şekil" markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 27, 28, 30, 32 ve 35.emtia sınıflarında tescil ettirdiği anlaşılmıştır. Toplanan delillere göre, ... ve... +şekil (kedi) markalarının uzun yıllardır ülkemizde tescilli olup, yaygın olarak piyasada satıldığı, yaygın ve bilinir hale geldiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı markasının tanınmış marka olarak kabulünün gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Davalıya ait adreslerde delil tespiti işlemi gerçekleştirilmiş, davalı adresinde ... ibaresini içeren 16 çift küpenin bulunduğu, ürünlerin taklit olduğu tespit edilmiştir. Davalı, “söz konusu ürünlerin kendilerince üretilmediğini, satışa sunulmadığını, konsinye çalıştığı kişilerce inceleme yapılmak üzere bırakıldığını” öne sürmüş ise de, davalının bu savunmasını ispata yarar dosyaya yansıyan yeterli bir delil bulunmadığı, kaldı ki SMK'nun 29.maddesinde tecavüz oluşturan eylemlerin seçimlik hareket olarak sıralandığı, ürünü ticari amaçla elde bulundurmak fiilinin de tecavüz oluşturduğu anlaşıldığından, davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Denetime elverişli raporda da tespit edildiği üzere, davacı adına tescilli “... ” markaları ile dosya içerisinde detayları bildirilen kullanımların nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzerlik arz ettiği, bu tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında markaya tecavüz şartlarının oluştuğu, bu nedenle tecavüze dayalı taleplerin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. Davacı yanca, hesaplama usûllerinden, bir lisans anlaşması yapılsaydı ödenecek lisans bedeli üzerinden tazminat talep edilidği, ancak dosyaya sunulmuş olan emsal lisans sözleşmelerinin 10 yıl önceki sözleşmeler olması, ürün cinsi süresi ve lisans bedeli gibi bilgiler içermemesi sebebiyle incelemeye esas olmadığı, Mahkemece emsal dosyalarında İTO tarafından emsal kullanımlarda %15 emsal lisans oranının olabileceğinin değerlendirildiği, tarafların ticari kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davalı firmanın gerek stoklarını ham madde olarak takip etmesi gerekse satışlarında "14 ayar takı ve işçilik " gibi açıklamalar ile satış yapması nedeniyle davalı faturalarından ve ticari kayıtlarından satılan ürünlerin türleri ile ilgili bir kanaate ulaşmanın mümkün olmadığının raporda tespit edildiği, yine davalı satışlarında elde edilen kazançta davaya konu markaların ne miktarda etkili olduğu hususunun tespitinin mümkün olmadığı dikkate alındığında davacının SMK 151/2-c kapsamındaki tazminat talebinin TBK 50. maddesi gereği takdiren belirlenmesi gerektiği, buna göre, davalının kullanım durumu, sunulan deliller hak ve nesafet kapsamında takdiren 4.000 TL maddi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine manevi tazminat şartlarının da oluştuğu anlaşıldığından, ihlalin derecesi, hak ve nesafet kuralları gözetilerek takdiren 3.000,00 TL üzerinden manevi tazminata hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı itibar tazminatı da talep etmiş, Mahkemece bu talebin reddine karar verilmiştir. Davalının kuyumcu olduğu, üzerinde davacı markası taşıyan tespite konu ürünlerin altın olduğu, davacı tarafından dosyaya sunulan orjinal ürün görselleri ile, davalı yanın tespit edilen ürün görselleri karşılaştırıldığında, kötü üretim veya kötü kullanımdan bahsedilemeyeceği gibi, piyasaya kötü sunumdan da bahsedilemeyeceği, davacının istinaf dilekçesinde sunduğu stand görsellerine yargılama sırasında dayanmadığı, bu nedenle söz konusu delillerin dikkate alınamayacağı anlaşıldığından, bu yöndeki tazminat talebinin reddine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Ancak, değişik iş dosyasında yapılan yargılama giderlerinin eldeki davada yargılama giderlerine dahil edilerek, kabul ve red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken, bu yönde bir hüküm kurulmamış olması yerinde görülmemiş, bu itibarla davacı yanın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/02/2021 tarih, 2018/554 E., 2021/75 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,4-Davacının markaya tecavüze yönelik açmış olduğu davanın KABULÜ ile; davalının (davacıya ait tescilli ve tanınmış markayı/ları aynı/ayırt edilmeyecek şekilde kullanmak) eylemlerinin davacıya ait markaya tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, davalının markaya tecavüze yönelik eylemlerinin DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, SONA ERDİRİLMESİNE,5-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile takdiren 4.000,00 TL'nin (SMK 151/2-c kapsamında) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin (SMK 151/4 ve 150/2 kapsamında kalan) REDDİNE,6-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 3.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,7-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu markaya tecavüze yönelik eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesi, yönünden alınması gereken 427,60-TL maddi manevi tazminat yönünden ayrı ayıra alınması gereken 478,17 TL olmak üzere toplam 1.383,94 TL'den peşin alınan 138,33 TL'nin mahsubu ile 1.245,61- TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 138,33 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 3.400,00 TL bilirkişi ücreti, 116,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.696,63 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 7/c-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul olunan markaya tecavüz talebine ilişkin hesap olunan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13 maddesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesap olunan 4.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 7/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden hesap olunan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,7/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan maddi tazminat miktarı üzerinden hesap olunan 4.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 7/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesap olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,7/h-Davacı tarafından ilk derece 2018216 D.İş Tespit dosyasında yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 59,10 nispi harç, 5,20 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 200,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.300,20-TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 8-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;8/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 8/b-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,8/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,8/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 74,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 236,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 8/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25