İstanbul BAM 44. HD 2021/1400 E. 2024/1144 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1400
2024/1144
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1400
KARAR NO: 2024/1144
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/02/2020
NUMARASI: 2018/504 E. - 2020/102 K.
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirketin ... şubesinden 2005-2013 yılları arasında muhtelif tarihlerde çekler alındığını, 29 adet çekin müvekkili şirket yetkilileri ya da müşterileri tarafından kaybedilmesi nedeniyle söz konusu çeklerin davalı şirkete teslim edilmediğini, her bir çek için ayrı ayrı 1.290 TL banka sorumluluk bedeli adı altında toplamda müvekkili şirkete ait 37.710 TL paraya davalı banka tarafından el konulduğunu, müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı banka tarafından müvekkil şirkete teslim edilmiş olan çeklerin 2005 yılına ait 3, 2006 yılına ait 3, 2007 yılına ait 3, 2008 yılına ait 4, 2009 yılına ait 1, 2010 yılına ait 2, 2011 yılına ait 5, 2012 yılına ait 6, 2013 yılına ait 1 adet çekten oluştuğunu, müvekkilinin hesabındaki paraya hukuka aykırı olarak el konulmasının davalıya ihtarname ile bildirildiğini, davalının dikkate almadığını, davalı banka tarafından çek basım tarihleri gözetilmeksizin her bir çek için matbu bir sorumluluk bedeli tayin edilerek müvekkilinin hesabının bloke altına alındığını, fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak bloke altındaki meblağın yalnızca bir kısmını talep etmiş olmalarına rağmen söz konusu meblağ müvekkiline hiçbir biçimde iade edilmediğini, davalı şirket aleyhine 14/06/2017 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin... esas sayılı icra dosya ile imzasız icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ve dayanak belgelerin davalı şirkete tebliğine müteakip davalı şirket tarafından icra takibine haksız kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve davalı şirket tarafından icra takibinin durdurulmasın sebebiyet verildiğini, itirazın haksız ve hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasındaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının müvekkili bankanın tcari müşterisi olduğunu, müvekkili ile aralarında Genel Kredi Sözleşmesi'ne istinaden işlem gördüğünü, müvekkili banka tarafından, davacı ile aralarındaki sözleşmelere istinaden çek karneleri teslim edildiğini, tamamı ile davacı şirket ve kendi müşterilerinin kusuru nedeni ile müvekkili bankaya teslimi gerçekleşmediğini, davacının anılan durumun mevcut ticari akışını etkilememesi için müvekkili bankaya 10/07/2014 tarihinde, müvekkili banka lehine tüm borç ve yükümlülüklerine karşılık, kendi hesaplarına 35.000 TL ye kadar bloke konulması yönünde nakit teminat için bloke ve rehin talimat mektubu imzalayarak nakit teminat verdiğini, davacının yazılı talimatı doğrultusunda alınan nakit teminat için müvekkili banka nezdindeki hesabına 34.881 TL bloke konulduğunu, davacının öncelikle talebinin net olarak belirtmesi gerektiğini, davacı tarafından tarihleri farklı olan her çek yaprağı için de aynı bloke tutarı talep edildiğini ve müvekkili bankadan fazla talepte bulunulduğunu, müvekkili banka kayıtlarında bloke tutarının belirli ve hesabında olduğunu, hesabında bulunan bir tutarın icra kanalı ile ödenmesi için icra takibi yapılamayacağını, takibin hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkili bankaya verdiği nakdi teminatın davacının talep tarihi itibari ile de haksız olduğunu, davacının aynı zamanda bir tacir olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğunu, beyan ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası nedeni ile müvekkili bankanın borçlu olmadığının tespiti ile itirazın iptali talebi ile açılan davanın reddine hükmedilmesine, %20 icra inkar tazminatının haksız açılan dava nedeni ile reddine, %20 den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı bankanın ... şubesinden 2005 – 2013 yılları arasında muhtelif tarihlerde çekler aldığını, ancak dosyaya ibraz edilmiş olan çeklerin müvekkil şirket yetkilileri ya da müşterileri tarafından kaybedilmiş olması sebebi ile davalı şirkete teslim edilemediğini, davalı banka tarafından teslim edilmeyen söz konusu çekler için banka sorumluluk bedeli adı altında toplamda müvekkili şirkete ait 37.710,00 TL tutarın bloke altına alındığını, bloke altına alınan tutarın haksız ve dayanaksız olduğunu, zira söz konusu çeklerin 2005 yılına ait 3, 2006 yılına ait 3, 2007 yılına ait 3, 2008 yılına ait 4, 2009 yılına ait 1, 2010 yılına ait 2, 2011 yılına ait 5, 2012 yılına ait 6, 2013 yılına ait 1 adet olmasına rağmen davalı tarafça basım yılları dikkate alınmadan aynı tutar üzerinden işlem yapıldığını, Hem kök hem de ek rapora belirtildiği üzere, davacının nakit riskinin bulunmadığını, Bilirkişi raporunda, çek basım tarihlerine bakılmaksızın takip tarihi olan 2017 esas alındığı belirtildiğini, 2017 çek sorumluluk tutarının 1410,00-TL olduğunun tablo ile gösterildiğini ancak hesaplama yapılırken 1.600,00-TL (bu bedelin dayanağı dahi gösterilmemiştir.) sorumluluk bedeli olarak hesaplandığını, hem dayanaksız şekilde takip tarihini esas alarak hesaplama yapmaya çalışıldığını, hem de takip tarihindeki değerden bile fazla hesaplama yapıldığını, bu haliyle bu raporun kabulünün mümkün olmadığını, 9 adet çek için ise 5 yıllık ibraz süresi dolduğundan sorumluluğun bittiğinin belirtildiğini, kalan 5 adet çek için ise sorumluluğun en erken takip tarihinden 2 ay sonra sona ereceği hesabı ile yine takip tarihindeki sorumluluk bedelinin 1.600,00-TL olduğundan bahisle 8.000,00-TL tutara ulaşıldığını, hatalı yapılan hesaplamalar ile davalı bankanın takip tarihi itibariyle 30.400,00-TL sorumluluğunun devam ettiğinin belirtildiğini, takip ile ileri sürülen talebin yerinde olmadığı tespitinin hatalı olduğunu, Her bir çek için ayrı ayrı ve yıllar göre tayin edilmiş çek sorumluluk bedelleri dikkate alınarak da bir hesaplama yapılmadığını, Alacağın likit ve belirlenebilir olduğunu, dava kabul edilerek ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacının davalı bankaya iade etmediği bir kısım çek bedellerinden dolayı sorumluluk tutarlarına ilişkin olarak davacı hesabına konulan bloke nedeniyle yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 20.615,00 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin yapıldığı, davalının yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiği, takibin durduğu, yasal süresi içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın; davacının davalı bankadaki çek hesabına istinaden, bankanın zorunlu karşılık bedeli olarak depo ettiği miktardan kaynaklandığı görülmektedir. Toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının uhdesinde halen bankaya ibraz edilmemiş 28 adet çek bulunduğu, bu çeklerin 2006 tarihinden 2013 tarihine kadar muhtelif tarihlerde teslim edilmiş çekler olduğu, davacı hesabından 34.881,05 TL nin bloke edildiği, 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 3/3. maddesinde, çek muhatabı bankanın, süresinde ibraz edilen ve karşılığı kısmen veya tamamen bulunmayan her bir çek yaprağı için ödemekle yükümlü olduğu tutar düzenlenmiş olup, bu ödeme yükümlülüğünün hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmünde olduğu belirtilmiş ve anılan kanunda 3 Şubat 2012 tarih ve 28193 sayılı Mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunla değişiklik yapıldığı, çek defterlerinin herbir yaprağı üzerine çekin basıldığı tarihin yazılması zorunlu kılındığı, çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, bankanın karşılıksız çeklerle ilgili ödeme yükümlülüğünün son bulacağının, eski çek defterleriyle ilgili olarak da banka sorumluluğunun 30/06/2018 tarihinde sona ereceğinin düzenlendiği, anılan kanun hükümleri uyarınca davacıya verilen 28 adet çek yaprağından 19 adedi bakımından davalı bankanın sorumluluğunun devam ettiği, bununla birlikte davalı bankanın blokesinin, davacının 10/07/2014 tarihinde açılmış ve açılacak kredilerin teminatı olarak imzalamış olduğu Nakit Teminat İçin Bloke ve Rehin Talimat Mektubu doğrultusunda olup, kanun ve usulüne uygun olduğu anlaşılmış olup, davacının takibe konu ettiği alacağın, bankaya ödemek zorunda olduğu çek zorunlu karşılık bedeli olduğundan, davalıdan tahsili talep etmekte haklı olmadığı, davacının davası ile kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/02/2020 tarih ve 2018/504 E. 2020/102 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25