SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2024/654 E. 2024/1095 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/654

Karar No

2024/1095

Karar Tarihi

6 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/654 Esas

KARAR NO: 2024/1095

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 15/05/2024

NUMARASI: 2024/57 E.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait "..." Tescil numaralı "..." markası 20.08.2003 tarihinden bugüne Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 21. 35. 40.nice sınıflarında tescilli olduğunu ve süresi içerisinde yenilendiğinden marka koruması devam ettiğini, davalı ... Anonim Şirketi tarafından "..." Tescil numaralı "..." markasının 21.12.2023 tarihinde Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 21. sınıfta tescil edildiğini, davalı tarafça 21.12.2023 tarihinde 21. sınıfta tescil edilen tescil edilen "..." markası ile müvekkili lehine Türk Patent nezdinde 21. 40. ve 35. sınıflarda tescilli "..." markasının ayniyet içermesinin, tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunması, ve davalının marka tescilinin kötü niyetli olması nedenleriyle davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı tarafından tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerekli olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25. maddesine göre; aynı kanunun 5. veya 6. maddesinde sayılan hallerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceğini, davalı tarafından tescil ettirilen "..." ile müvekkiline ait "..." markasının karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu yine iki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken ilk olarak markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlığın dikkate alınmasını gerekli olduğunu, davalı tarafından tescil ettirilen ".." marka.sının, müvekkiline ait " ..." markasına kısa çizgi ile "..." ibaresinin eklenmesiyle oluşturulduğunu, her iki markanın ortak unsurunun ve müvekkilinin markasının tek unsurunun "..." kelimesi olduğunu, müvekkiline ait ".." markasına eklenen "..." ib.Türkçede bir karşılığının bulunmadığı gibi yalnızca sessiz harflerden oluştuğundan Türk dil yapısına da uymadığını ve tüketiciler tarafından ilk karşılaşılığında anlamlandırılamayacak nitelikte olduğunu, bu nedenle tüketicinin bu kelimeyi okuyabilmesinin mümkün olmadığını, Türkçe okunuşu dahi bulunmayan "..." ifadesinin, tüketici tarafından hatırlanamayacağından bu ifade markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, "..." ifadesinin Türk dil yapısına uygun olmaması ve yalnızca sessiz harfler içermesi nedeniyle tüketici tarafından okunamayacağı,nın her iki markanın ortak unsuru olan "..." ile tüketici nezdinde algılanacağının ve hatırlanacağının çok açık bir şekilde ortada olduğundan bahisle ve davalının eylemlerinin kötü niyet taşıdığından, davalı tarafından tescil ettirilen "..." markasının, müvekkilinin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğundan ve marka tecavüzünün varlığı markalara tek bakışta dahi anlaşılabildiğinden, SMK 159 uyarınca, davalının "..." markasını kullanmasının yargılama sonuçlanıncaya kadar tedbiren önlenmesine ve durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava dilekçesi incelendiğinde davacı tarafıh dosya kapsamında delilleri ve beyanlarının dahi dinlenmeden müvekkili firmanın ilgili marka bakımından gerçekleştirdiği tüm ticari faaliyeti durduracak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmekte olduğunu, mahkemece verilen karar ile bu talebi reddettiğinden, karşı tarafın karara olası itirazlarına karşı itiraz etme hakkının bulunduğunu, davacı yanın 6769 sayılı smk kapsa.a hakkında markanın hükümsüzlüğü ve tecavüz ile TTK kapsamında haksız rekabete ilişkin iddia ve taleplerinin kendi taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin markasında yer alan kelime unsurlarının “... olduğunu, davacı markasında yerlan alan kelime unsurunun “..” olduğunu, müvekkilinin markasında gri zemin üzirinde mavi renk karakteristik harfler ile “...” ibaresinin yer aldığını, davacı markasında ise siyah, sarı ve kahverengi renklerinin kullanılığını, “a” harflerinde sarı, kalan harflerde kahverengi kullanılan “...” ibaresinin solunda siyah dikdörtgen bir şekil ile bu şeklin altında, siyah şeklin taban genişliğinin yaklaşık iki katı genişlikte ve siyah şeklin yüksekliğinin yaklaşık üçte biri yükseklikte sarı diktörtgen bir şekil bulunduğunu, davacı tarafın, taraflar arasındaki hukuki itilafa dayanarak, müvekkilinin marka tescilini kötü niyetli olarak yaptığını iddia ettiğini, müvekkilinin basiretli bir tacir olarak ticari hayatını sürdürdüğünü, yurt içinde ve dışında tescilli ve tescil aşamasında olan 300’den fazla markasının bulunduğunu, bu markalardan ... markası Türk Patent Ve Marka Kurumu nezlinde tanınmış marka olduğunu, toplam 300 bin metrekare alan üzerinde kurulu 2 üretim tesisinde günde 2 milyon adede ulaşan üretimi ile dünya üreticileri arasında 6. sırada yer aldığını, 2000 kişinin istihdam edildiği tesislerde, toplam 3500 kalem üretim gerçekleştirilirken, ürünler dünyanın 130 ülkesine ihraç edildiğini, dolayısı ile bir kısım firmalar ile hukuki itilaf yaşaması beklenmeyecek bir durum olmadığı gibi, sırf hukuki itilafa dayanan kötü niyet iddiaları mesnetsiz olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince 18/03/2024 tarihli ara kararı gereğince "İddia ve tüm dosya kapsamından, Davacı tarafın beyanı ile davalının kullanımın tescile dayalı olduğu anlaşıldığından, davacının kötü niyet ve kullanım iddiaları yargılamayı gerektirdiğinden, davalının yargılama sonuçlanıncaya kadar kullanımlarının tedbiren önlenmesi yönündeki tedbir isteminin reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; "İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur. Yine ilk derece mahkemesince 15/05/2024 tarihli ara kararı gereğince "1-TALEBİN KABULÜ ile davalıya ait olduğu belirtilen ... tescil numaralı marka, davalı adına kayıtlı ise, dava sonuçlanıncaya kadar, 3. kişilere devrinin önlenmesi hususunda markanın ... KONULMASINA, davalı dava konusu markayı devretmek için ciddi bir girişimi olur ve müşteri bulduğunu veya ekonomik zararının bulunduğunu ileri sürerek bu konuda delil ibraz etmesi halinde bu hususun tekrar ele alınmasına, bu hususda TPMK'ya müzekkere yazılmasına, " şeklinde hüküm kurulmuştur"

İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markaların, görsel ve işitsel olarak aynı olduğu gibi kapsadığı mal ve hizmetlerin de aynı olduğunu, davalı tarafça markanın kullanılmasının, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri de göz önünde alındığında, müvekkili açısından telafisi imkansız zararlara yol açacağını, yerel mahkemenin bir diğer gerekçesinin ise; kötü niyet ve kullanım iddialarının yargılamayı gerektirdiği yönünde olduğunu, davalı tarafından tescil ettirilen "..." markasının müvekkilin marka hakkına tecavüz niteliğinde olduğunu, markaların ayniyet içerdiği ve karıştırılma ihtimali bulunduğu markalara tek bakışta dahi anlaşılabildiği gibi davalının kötü niyetli olduğunun da sabit olduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinin, ihtiyati tedbirin özüne aykırılık teşkil ettiğini, müvekkiline ait davaya konu "..." tescil numaralı "..." markasının 20.08.2003 tarihinden bugüne 21. 35. 40. nice sınıflarında tescilli olduğunu, 2023 yılı itibarıyla günlük 30 ton şeffaf cam üreten müvekkilinin, 400’den fazla çalışanı ile Avrupa’nın en büyük el yapımı cam üreticilerinden biri olduğunu ve 100’den fazla ülkeye ihracat yaptığını, müvekkili ile aynı alanda faaliyet gösteren davalının i. aynı sınıfta, müvekkilinin markasına Türkçede karşılığı bulunmayan ve ayırt edicilik sağlamayan "..." ibaresini ekleyerek marka tescil ettirmesinin, davalının açık kötü niyetini gözler önüne serdiğini, dava dilekçesinde ve işbu istinaf başvuru dilekçesin de açıklanan nedenlerle; davalı tarafça tescil ettirilen "..." tescil numaralı markanın kullanımının SMK 159 uyarınca yargılama sonuçlanıncaya kadar tedbiren önlenmesine ve durdurulmasına, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesi ile davalı adın tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, marka tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulmasın, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, markanın kullanımının tedbiren durdurulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece istinafa konu 18/03/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır. HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6769 sayılı SMK 155 maddesine göre, marka patent veya tasarım hakkı sahibi kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez. 10 Ocak 2017'de yürürlüğe giren 6769 sayılı SMK'nın 155.maddesi gereğince marka tescilinin artık bir savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği, yasa hükümünün ve madde gerekçesinin son derece açık olduğu davacı markasının tescil tarihinin daha önce olması sebebi ile 6769 sayılı SMK 155 maddeye göre davacı öncelikli hak sahibi olduğundan ve dosyada yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirildiği anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbirin reddine dair verilen karar yerinde görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/05/2024 tarih, 2024/57 E. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(Marka"talebinkonusuKaynaklanan)konulmasınaistinafreddinedereceHükümsüzlüğündengönderilmesineistanbulMarkadilekçesikararıkesinkabulüistinafadosyahükümmahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim