İstanbul BAM 44. HD 2024/666 E. 2024/1094 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/666
2024/1094
6 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/666
KARAR NO: 2024/1094
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 15/02/2024
NUMARASI: 2024/29 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin ... markası ile Türk Patent ve Marka Kurumunda ... ve ... tescil numaralı ile tescilli olduğunu ayrıca müvekkil şirketin 10.04.2015 tarihinde marka tescillerinin 10 yıl süreyle yenilenmiş olduğunu müvekkilleri adına aynı sınıf ve faaliyet alanında tescilli olduğunu davalının ... tescil nolu-06.09.2022 tescil tarihli “ ...” marka tescilinin tümden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiğini bu mümkün değil ise; davalının marka tescilinin (hem 24, hem de 35 nolu nice sınıflarını kapsayan mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiğini davalı tarafından tescilli markanın kullanımının tedbiren ve teminatsız şekilde önlenmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinin talep sonucu kısmında ifade edilen ... numaralı markanın hükümsüzlüğü talebi seçenekli şekilde istenilmişse de hükümsüzlük davasında bu şekilde talepte bulunulmasının mümkün olamayacağını, zira markanın tamamının mı veya kısmi hükümsüzlüğün mü istendiğinin açık olmadığının sabit olduğunu, davacı tarafın “bu mümkün değil ise" ifadesini kullanıp kısmi emtia belirtmesinin, mümkün olup olmamasının tahkikat aşamasında belli olacak olması sebebiyle kabul edilebilir nitelikte olmayıp bu hususun aydınlığa kavuşturulması adına davacı taraftan hükümsüzlük talebini açık ve net şekilde ortaya koymasının istenilmesini, davacı tarafın tescilli olduğu sınırlı emtiaların perakende satışa ilişkin herhangi bir koruma içermediğini, üretime ilişkin bu emtiaların satış hizmetlerinde karıştırılma ihtimali içermesinin de mümkün bulunmayacağının aşikar olduğunu, keza özellikle kumaş, kravat ve eşarp niteliğindeki emtiaların müvekkilinin markasında satışa sunulan ürünlerde yer almadığını (zira müvekkil bu emtialarda tescilli olmayıp yukarıda ifade edildiği üzere ürün üzerinde ... numaralı “silk&pearl” markası yer almaktadır), sadece satış hizmeti için kullanıldığını, davacı tarafın ise satış hizmeti yönünden tescilli olmadığını, yalnızca bu üç emtianın üretimi yönünden tescilli olduğunu, eskiye dayalı kullanımının ve buna ilişkin delillerinin bulunmadığını, bu alanda faaliyet göstermediğini, davacının tanınmış markası olmadığının, bu doğrultuda üretim emtia tescilinin doğrudan satış hizmetine ilişkin tescili hükümsüz kılmasının mümkün olamayacağı gözetildiğinde işbu hükümsüzlük talebinin tamamen reddine karar verilmesini talep etmişir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; Tüm dosya kapsamı, yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak, davacının tedbir talebinin esas dava içinde uzman bilirkişiler vasıtası ile takdirinin yapılacağı, bu aşamada deliller toplanmadan istenen tedbir isteminin HMK 389.madde kapsamında yaklaşık ispat şartını sağlayamadığı, dosya kapsamında davadan önce bir delil tespitinin de bulunmadığı, yargılamanın devamında değişen delil durumuna göre ihtiyati tedbir talep edilmesinin de mümkün olduğu, tedbir talebinin yargılamayı gerektirdiği ve esası çözer nitelikte verilebilecek bir tedbir kararının ölçülülük ilkesi uymayacağı anlaşıldığından, yasal şartların oluşmadığına kanaat getirilmekle davacının tedbir talebinin reddi" şeklindeki gerekçeleri ileDavacı vekilinin tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “... ” markası üvekkili adına daha önceki tarihte tescilli olmasına rağmen davalının, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki başvurusundan haberdar olmamamızdan yararlanarak, müvekkilinden daha sonraki başvuru ve tescil tarihi ile yasaya aykırı şekilde bu markayı kendi adına aynı nice kodu ve aynı mal - hizmetler sınıfında 06.09.2022 tarihinde ... tescil no ile tescil ettirdiğini, davalının bu marka tescilinin kötüniyetli ve haksız olduğu kanıtlandığını, davalının hem müvekkilinin markasını birebir aynı sözcük-ifadelerle kullandığını, hem aynı tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, hem de aynı nice sınıfı kapsamındaki mal ve hizmetler Türk Paten Kurumu tarafından davalının başvurusundan-faaliyet alanından (24 nice sınıfından) çıkarılmasına rağmen davalı kanunu dolanarak bu kez (35) nice sınıfı kapsamında, davacıyla birebir aynı nice sınıfındaki (davacı müvekkilinin 24 ve 25 nice grubundaki aynı) mal ve hizmetler üzerinde faaliyet gösterdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesince kurulan ara kararın incelenerek kaldırılmasını ve lehe hüküm kurulmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafından ... markası ile Türk Patent ve Marka Kurumunda ... ve ... tescil numaralı markaların tescilli olduğunu ayrıca müvekkil şirketin 10.04.2015 tarihinde marka tescillerinin 10 yıl süreyle yenilenmiş olduğunu müvekkilleri adına aynı sınıf ve faaliyet alanında tescilli olan davalının ... tescil nolu-06.09.2022 tescil tarihli “ ...” marka tescilinin tümden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkini davasıdır. Mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verdiği davacı vekili tarafından iş bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Somut olayda davacı tarafından dava dilekçesi ile markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkininin talep ve dava edildiği markaya tecavüze yönelik dava bulunmadığından ve HMK 389 maddeye göre dava konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceğinden sonuç itibarı ile mahkemece ihtiyati tedbirin reddine ilişkin karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4.fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/02/2024 tarih ve 2024/29 E. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45