İstanbul BAM 44. HD 2024/403 E. 2024/1091 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/403
2024/1091
6 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/403 Esas
KARAR NO: 2024/1091
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/12/2023
NUMARASI: 2023/423 E. - 2023/938 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Karaköy Şubesine ait, 24/08/2019 keşide tarihli, 83.337,00-TL bedelli, ... seri numaralı çekin, ... Karaköy Şubesine 26/08/2019 tarihinde ibraz edildiğini, çekin ibraz edilmiş olduğu muhatap banka şubesince "işbu çek üzerindeki keşideci imzası uyuşmadığından herhangi bir işlem yapılmamıştır." şeklinde şerh düşülerek çekin karşılığı ödenmediğini ya da karşılıksızdır işlemi yapılmadığını, bunun üzerinde davalı tarafın, İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosya kapsamında müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, işbu icra takibi kapsamında ödeme emri ekindeki çek fotokopisinin incelendiğinde, çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını ve fakat taklit edilmeye çalışıldığının anlaşıldığını, müvekkili şirketin de karşı tarafa keşide etmeyi doğuracak bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu çek üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının, dolayısıyla müvekkili şirketin dava konusu çeki keşide etmediğinin tespitine, dava konusu çek nedeni ile ve İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından başlatılan icra takibinin iptaline, İİK m.72/3 hükmü doğrultusunda alacak tutarının %15'inden fazla olmamak üzere depo edilecek teminat mukabilinde, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu çekin sahte olmadığı, gerçek olduğu davacı ve banka tarafından da kabul edilmekte olduğunu, sahte olmayan bir çek üzerinde bulunan imzanın sahte olması ancak ve ancak bahse konu çekin kaybolması suretiyle olabileceğini, kaybolan veya çalınan ve kayıp olduğu ilgili taraflara bildirilen bir çekin başkası tarafından imzalanmak suretiyle ibraz edilmesinin mümkün olduğunu, kaybolduğuna veya çalındığına dair hiç bir işlem yapılmamış ve gerçek olduğu kabul edilen çekteki imzanın sahte olabilmesinin imkanı olmadığını, bankanın çek üzerine düştüğü şerhin müşterisini haksız şekilde korumaya yönelik bir tavır olduğunu, iddia edilen sahte imzaya ilişkin her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmamakta olduğunu, kendisine bahse konu çekin çalındığı veya kaybolduğu şeklinde ihbar iletilmemiş olan bankanın bu tavrının, müşteriyi korumaktan öte geçen bir tutum olduğunu ve hukuki bir dayanağa sahip olmadığını, çekteki imzanın sahte olup olmadığı yapılacak olan teknik inceleme ve adli tıp raporu ile netlik kazanacağını, belirterek, davanın reddi ile dava giderlerinin ve ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacı tarafın tatbike medar imza örneklerinin alınması için vekiline meşruhatlı davetiye gönderilmiş, imzaların verilmesi için belirlenen günde (10.07.2023) hazır olunmamıştır. Bu nedenle davacının davasını ispatlayamadığından davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Şirket yetkilisi adına yapılan davetiyenin, tebligat kanununa aykırı şekilde yapıldığını, istinaf ilamı sonrası düzenlenen 20.06.2023 tarihli tensip tutanağı ile, "Davacı şirket yetkilisi ...'in 10/07/2023 günü mesai saatleri içerisinde Mahkememiz kaleminde imza örneklerinin alınması için davetiye tebliğine, mazeretsiz gelmediği takdirde imza vermekten kaçındığı ve dava konusu çekteki imzayı ikrar ettiğinin kabul edileceği şerhinin davetiyeye yazılmasına" şeklinde ara karar kurulduğunu, bu karar doğrultusunda davetiyenin bizzat şirket yetkilisine gönderilmesi gerekirken davacı şirket vekiline tebligat çıkarıldığını, 11.12.2023 tarihli duruşmada yapılan tebligatın usulsüz olduğu, şirket yetkilisinin dosyanın tarafı olmadığı ve şirket vekili olarak dosyada yer aldıkları hususları bildirildiğini ve şirket yetkilisine bizzat tebligat gönderilmesi belirtildiğini, davanın taraflarının müvekkili şirket ile davalı taraf olduğunu, şirket yetkilisi ...'in ise hiçbir surette dosyanın tarafı olmadığını, dava dosyasında ise müvekkili şirket vekili olarak yer aldıklarını, dosya özelinde taraflarına yapılabilecek tebligatların davacı müvekkili şirkete ilişkin tebligatlar ile sınırlı olmak zorunda olduğunu, -Yapılan tebligatın 201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun tüzel kişilere tebligatı düzenleyen 12. ve 13. maddelerine ve Tüzüğün 18. maddesine uygun olarak yapılmadığını, usulüne uygun tebligat olmaksızın imza için belirlenen günün şirket yetkilisi tarafından öğrenilmesinin mümkün olmadığını, imza gününün şirket yetkilisine bildirilmeden imza incelemesine katılım sağlanmasının da mümkün olmadığını, imza için belirlenen günün usulüne uygun bir şekilde şirket yetkilisine bildirilmeden davanın reddine karar verilemeyeceğini, -Davetiyenin içeriğinin de hukuka aykırı olduğunu, ... dosyanın tarafı olsa ve kendisinin vekili olsalar dahi 'imza örneği verilmesi için hazır bulunulması aksi durumda imzanın ikrar edileceği' şeklinde taraflarına tebligat yapılamayacağını, vekil ile takip edilen davada, asil duruşmada bizzat bulunsa dahi tebliğin vekiline yapılmasının zorunlu olduğunu, ancak isticvap, imza örneği verilmesi ve yemin gibi şahsa bağlı işlemlerde, tebligatın vekile değil, bizzat bu işlemi yapacak asile yapılması gerektiğini, ayrıca davetiyeye uyulmaması halinde imzanın ikrar edileceği yönünde ihtarat yapıldığını, tebligatın bu yönüyle de usulsüz olduğunu, şahsa bağlı olan imzayı ikrar edebilmelerinin mümkün olmadığını, şirket yetkilisi ...'e usulüne uygun bir tebligat yapılmadığından kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; icra takibine dayanak bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin, İİK.nun 72/3.maddesine göre açılmış Menfi Tespit davasıdır. 2004 sayılı İİK’nın 72.maddesi gereğince; Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 09/01/2020 tarihinde, davacı aleyhine, dava konusu çeke dayanarak, 83.337,00 TL asıl alacak, 6.007,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 89.344,69 TL üzerinden kambiyo senetlerine (çek, poliçe ve emre muharrer senet) özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, (Örnek No:10) ödeme emrinin borçlu/davalıya 15/01/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacı borçlunun da 11/10/2020 tarihinde huzurdaki Menfi Tespit davasını açtığı anlaşılmaktadır. Ticaret sicilinin 23/06/2021 tarihli cevabi yazılarına ekli 24/07/2014 tarih ve 8619 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan, davacı şirketin kuruluş ilanında ...'in tek kişi olarak şirketi kurduğu ve temsile yetkili kılındığı, temsil ve ilzam yetkisinin herhangi bir süre ile kısıtlanmadığı anlaşılmıştır. Tebligat Kanununun 12 nci ve 13 üncü maddeleri uyarınca, tüzel kişilere tebliğ yetkili temsilcilerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Temsile yetkili kişinin herhangi bir nedenle tebliğ yapıldığı sırada işyerinde bulunmaması veya bizzat alamayacak durumda olması halinde, kendisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürüne, bu da olanaklı değilse, tüzel kişinin o yerdeki memur veya işçilerinden birine yapılmalıdır. Bu sıraya uyulması yasal zorunluluk olup, aksi takdirde tebligat usulsüz sayılacaktır. Tüzel kişiliği olmayan, ancak 4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesi anlamında işveren sıfatını taşıyan kamu kurum ve kuruluşları adına çıkarılan tebligatın, kurumun yetkili temsilcisine yapılması gerekir.Vekâletname sunulduktan sonra tebligatların vekile yapılması gerekir. Vekil ile takip edilen davada, asil duruşmada bizzat bulunsa dahi tebliğin vekiline yapılması zorunludur. Vekile çıkarılan tebligat, kendisine veya kendisi yerine sekreteri veya kâtibine tebliğ edilmelidir. Ancak isticvap, yemin gibi şahsa bağlı işlemlerde, tebligatın vekile değil, bizzat bu işlemi yapacak asile yapılması yasal zorunluluktur. Somut uyuşmazlıkta; imza örnekleri alınacak şirket yetkilisine tebliğin yapılması gerektiği ancak vekile tebligat yapıldığı, vekâletname sunulduktan sonra tebligatların vekile yapılması gerekmekle birlikte, davaya konu ara kararın şahsa tebliğin gereken işlemlerden olduğu, yargılama aşamasında yapılan usulsüz tebligatlar nedeniyle davacının savunma hakkı kısıtlandığı, açıklanan nedenler ile şirket yetkilisinin adresine usulüne uygun ara kararın tebliğ edilip karar verilmesi gerekirken, davacının savunma haklarını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisinin de yerinde olmadığı, ayrıca davacı vekilinin 18/06/2021 tarihli beyan dilekçesinde şirket yetkilisinin ıslak imzalarının bulunduğu kurum ve dosya numaralarının bildirildiği, bu dosya numaralarından da belge asıllarının getirtilerek inceleme yaptırılabileceği de değerlendirilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekillinin istinaf istemlerinin kabulü ile, diğer istinaf nedenleri incelenmeksizin HMK 353/1-a.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2023 tarih, 2023/423 E. 2023/938 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45