SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2024/607 E. 2024/1086 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/607

Karar No

2024/1086

Karar Tarihi

6 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/607 Esas

KARAR NO: 2024/1086

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 05/02/2024

NUMARASI: 2022/83 E. - 2024/59 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf, 31.08.2006 tarihli 20.000TL bedelli, 30.09.2006 tarihli 25.000TL bedelli, 31.10.2006 tarihli 25.000TL bedeli çekleri müvekkili şirket aleyhine kambiyo takibi başlattığını, müvekkili şirketin, davalı alacaklıya karşı borcu olmadığını, müvekkilin borcu olmadığının tespiti istemiyle dava şartı arabulucuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, takibe dayanak kambiyo senetlerinin üzerindeki imza müvekkili şirketin yetkilisine ait olmadığını, davalı alacaklı, söz konusu icra dosyasından fotokopi evraklarla usulsüz bir şekilde dosyayı yenileyerek aynı gün borçlular ile alakası olmayan 3. kişinin mahallinde haciz yapmış olduğunu, davalı alacaklının alacak iddiası zamanaşımına uğradığını, bu nedenle de müvekkili şirketin borcu olmadığını, alacak iddiasının zamanaşımına uğradığını bilmesine rağmen müvekkili şirketin üzerinden icra tehdidi oluşturmak amacıyla takip ikame ettiğini, tüm bu açıklanan nedenlerle davalıya karşı borçlu olmadıklarının tespiti ile davanın kabulünü, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı takip dosyalarından kaynaklı müvekkili şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini, davalının takibe konu alacak miktarının %100 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın kötü niyetle açıldığını, hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, haksız ve hakkaniyete aykırı kazanç elde etme amacı güttüğünü, davalı tarafından nitelikli dolandırıcılık, resmi makamlara gerçeğe aykırı beyan ve sair suçları oluşturabilecek fiillerin işlenmesinde mahkemenizin alet edilmeye çalışıldığını, davalı tarafın iddiaları ve menfi tespit talebi özetle imza itirazına ve zamanaşımına dayanmakta olduğunu, temel ilişkinin ve imzaların ikrar, kabul ve kesin delillerle sabit olduğunu, temel ilişkiye dayanan borcun zamanaşımının dolmadığını, zamanaşımına dayalı olarak menfi tespit davası açılamayacağını, ayrıca davalının TMK 2, HMK 29 dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı işlem ve fiillerinden menfaat elde etmesinin hukuk sistemimizde mümkün olmadığını, davanın usulden/dava şartı yokluğundan reddini, davacı vekilinin vekaletnamesinin geçerliliği bulunmadığından vekil kaydının dosyadan silinmesini, aksi kanaatte dosyanızın İstanbul 21.ATM 2022/81 Esas 07.02.2022 tarihi dava ile birleştirilmesini, HMK 166, davacının İstanbul ... İcra Müd. ... Esastemel ilişkiye dayalı ilamsız takip hakkında ve İstanbul ... İcra Müd. ... Esas kambiyo takibi hakkında ayrı ayrı menfi tespit talebinde bulunması nedeniyle Harçlar Kanunu 30. madde, 32. madde ve HMK 150 uyarınca öncelikle harcın tamamlattırılmasını, akabinde 20/1118 esas sayılı kambiyo takibi hakkında zaten zamanaşımına dayalı olarak takibin geri bırakılması karar verildiğinden; HMK 167 ve usul ekonomisi ilkesi (HMK 30) gereği yargılamanın uzamaması için dosyanın tefrik edilmesini müteakip HMK 114 uyarınca hukuki yarar dava şartı olduğundan doğrudan reddini, tüm iddia ve taleplerinin kabulünü, davacının tüm iddia ve taleplerinin ve davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet, icra inkar ve İİK uyarınca tazminata hükmedilmesini, HMK 329, AAÜT 23, AAÜT 3, İİK tazminat hükümleri ve HMK 231 uyarınca davacıya kötü niyetli ve haksız dava açması nedeniyle yaptırım uygulanmasını, işbu maddeler uyarınca aleyhine tazminata ve disiplin para cezasına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/621E. sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davacı şirketin iflas erteleme talebinin kabul edilmesi üzerine en son ek karar ile yeniden süre verilmemiş ve davacı şirketin 13/10/2022 tarihinde iflasına karar verilmiş, karar 23/05/2023 tarihinde kesinleşmiştir. Dolayısıyla Mahkememiz dosyasında dava tarihi itibariyle verilen bir iflas kararı bulunmadığından davacının dava tarihindeki ehliyeti ve vekalet ilişkisi tam ve geçerli olup sonradan iflas idaresine geçen davayı takip ehliyeti nedeniyle davanın takip ehliyeti yönünden usulden reddini gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Davacı tarafça önce İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı( yenileme öncesi ... numaralı) dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile davalı hakkında takibe geçildiği, bu dosya hakkında Şişli 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nce icranını geri bırakılması kararı verilmesi sonrası davacı tarafça aynı çekler ile ilgili bu defa İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyası ile ilamsız takibe başvurulduğu sabittir. Bir diğer deyişle davacı aleyhine aynı çekler nedeniyle önce kambiyo takibi sonrasında ise ilamsız takip yapılmıştır.İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyasının incelenmesinde davacı şirket temsilcisi ve borçlu ... daha önce Şişli 3. İHM'nin 02.11.2010 tarih, 2010/857 E., 2010/1198 K., sayılı kararı ile icranın geri bırakılması yönünde karar alınmıştır. Aynı yönde karar davacı tarafından İstanbul 3.İHM 2020/17E., 2020/475K. sayılı dosyasından alınmış ve istinaf tarafından davacı şirket ile ilgili tüm iflasa dayalı tedbirlerin 27/02/2019 tarihinde kaldırılmasıyla zamanaşımını kesen sebeplerin ortadan kalktığından bahisle icranın geri bırakılmasına dair karar için esastan red karar verilmiştir.Buna göre icranın geriye bırakılması kararının halen geçerliliğini sürdürdüğü, bu kararın kesinleşmesi ile birlikte takip gereğince dosya kapsamındaki hacizlerin zaten kalkacağı, nitekim davalı yanca da icranın geri bırakılması kararından sonra da iş bu dosyada alacağın tahsiline yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı, İİK 33/a 2. fıkra-son cümlesi gereği 7 gün içinde alacaklı tarafından genel Mahkemelerde dava açılmadığı, aksine kambiyo vasfını kaybeden yazılı delil başlangıcı niteliğindeki senet nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde davacının anılan icra müdürlüğü dosyası hakkında dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından bu talep yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının bir diğer istemi İstanbul ... İcra Müdürlüğünün az yukarıda numarası belirtilen dosyası hakkında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, bu dosyada öncelikli olarak imza inkarında bulunmuş ise de davalı iddiası gibi kapatılan İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/488 E., (Şişli 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/64 E.,) sayılı dosyasının incelenmesinde davacı şirket temsilcisi ve keşideci 07.04.2011 tarihli celsesinde takip konusu çekler üzerindeki keşideci imzasının kendisine ait olduğunu açıkça ikrar etmiştir. Davacının mahkeme huzurundaki beyanı mahkeme içi ikrar olmakla kesin delillerdendir. Buna göre davacının imza inkarına mahkememizce itibar edilmemiş, imza incelemesi yapılmasına da gerek görülmemiştir. Bundan sonra davacının alacağının zamanaşımına uğradığı, bu nedenle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi isteminin incelenmesine geçilmiştir. İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 03.12.2022 tarih, 2020/17 E., 2020/475 K., sayılı ilamında anılan icra müdürlüğü dosyasının işlemden kaldırıldığı, 28.10.2015 ile 09.01.2020 tarihi arasında zamanaşımının gerçekleştiği, çeklerin 03.02.2012 tarihinden önceye ait olduğu, buna göre 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu hüküm altına alınmış, anılan kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçerek kesinleştiği görülmüştür. Zamaşımına uğrayan çekin ilamsız takibe konu edilmesi mümkün olmakla birlikte davacı şirket ile davalı arasında temel ilişki bulunmamaktadır. Dava konusu çeklerle ilgili Sakarya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve davacımız ile keşideci ... tarafından ikame edilen dosyada hileli sponsorluk sözleşmesi kapsamında çeklerin düzenlendiğinden bahisle menfi tespit ve istirdat davası açılmış, lehdar davalı ... tarafından davaya kabul beyanı verilmesi üzerine dava kabul edilmiştir. Dolayısıyla temel ilişki dosyamız davalısı ile değil dava dışı lehdar arasındadır. Dosyamız davacısı ise sponsorluk sözleşmesinin tarafıdır. Davalı yanca da bunun aksi iddia ve ispat olunabilmiş değildir. Davalı, davacının dava dışı 3. kişiler ile olan sözleşme ilişkilerinden bahsederek davacının borcunun sabit olduğunu iddia etmiş ise de bu taraflar arasında temel ilişki bulunduğunu ve olaya 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini göstermemektedir. Eş söyleyişle taraflar arasında temel ilişki bulunmadığından somut olaya 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması olanaklı değildir. Davalı tarafça yapılması gereken alacağın zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren 1 yıl içinde TTK m. 732 uyarınca keşideciye karşı sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak icra takibi başlatılması yahut dava açılmasıdır. Davacı şirket ise keşideci konumunda değildir. Bunun yanında 27/02/2019 tarihinden itibaren takip kapsamında işleyecek zamanaşımı süresine rağmen İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyasında takip 22/03/2021 tarihinde başlatılmıştır.Açıklanan nedenlerle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı ilamsız takip dosyası yönünden davanın kabulü ile zamanaşımı nedeni ile davacının bu takipte davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Taraflarca karşılıklı olarak tazminat talep edilmiş ise de davacı ve davalının kötü niyeti sabit olmadığından her iki tarafın talebinin ayrı ayrı reddine," karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Yerel mahkemece ''İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası yönünden hukuki yarar yokluğundan reddine, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası yönünden ise kabulüne'' karar verildiğini, reddedilen kısmına ilişkin olarak hukuka aykırı olarak tarafları lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargılama giderlerinin tamamından da müvekkilinin sorumlu tutulduğunu, müvekkilinin arabuluculuk toplantısına katılmamış olmasının bu hususa gerekçe olarak gösterildiğini, ilgili arabuluculuk tutanağı incelendiği takdirde; müvekkilinin arabuluculuk dosyasına usulüne uygun eklenmediği ve yine usulüne uygun olarak toplantıya davet edilmediğinin anlaşılacağını, müvekkilinin TCKN, adres, telefon herhangi bir iletişim ve kişisel bilgisi ne başvuru ne de toplantı tutanağına eklendiğini, Müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmiş bir arabuluculuk toplantısı davet mektubu yokken, diğer deyişle müvekkili hiçbir suretle arabuluculuktan haberdar edilmemişken toplantıya katılabilmesinin pek tabii mümkün olmadığını, reddedilen kısım yönünden lehlerini vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini, -İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası yönünden ise, imza ikrarı söz konusu olduğundan ve ikrar kesin delil niteliğinde olduğundan imza itirazı iddiasının aksi cevap dilekçesinde kesin delillerle ispatlandığını, Dava konusu çeklere ilişkin karşılıksız çek ceza davalarında; davalının, söz konusu imzanın kendisine ait olduğunu mahkeme huzurunda ikrar ettiğini, takip konusu alacağın zaman aşımına uğradığı iddiasının aksi de cevap dilekçelerinde açıklandığını, temel ilişkiye dayalı asıl alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve zamanaşımının dolmasının imkansız olduğu, zaman aşımı kesici işlemlere örnekler verilerek açıklandığını, -Davacı tarafın hileli iflas etmiş olduğundan davacının ve davacı vekilinin taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davaya vekalet ehliyeti bulunmadığını, hileli iflas eden borçlunun menfi tespit davası açmasında hukuki yararı da bulunmadığını, bu hususların tamamının dava şartı olup davanın öncelikle usulden, dava şartı yokluğundan reddini HMK 114/1-d-e-f-h uyarınca talep ettiklerini, -Dosyanın İstanbul 21. ATM 2022/81 E. sayılı dosya ile birleştirilmesini HMK 166 uyarınca talep ettiklerini, dava konusu alacağın müteselsil borçlularından olan ve davacı şirketin eski sahibi ve yetkilisi olan ... tarafından aynı vekil ile işbu davadan 1 gün önce 07.02.2022 tarihinde İstanbul 21. ATM 2022/81 E. Dosyasından birebir aynı iddialarla ve bire bir aynı dava dilekçesi ile menfi tespit davası ikame edildiğini, davalar arasında bağlantı bulunduğunu, davaların ayrı ayrı ikame edilmesinin tek nedeni her iki davada da ayrı ayrı %100 oranında tazminat ve nispi vekalet ücreti talep eden davacının hileli ve kötü niyetli işlemleri nedeniyle ödemediği borcunun 2 katından fazlasını haksız ve kötü niyetli olarak tahsil etme çabası olduğunu, -Dava dilekçesi incelendiğinde sadece dört adet iddia yer aldığını, imza itirazı iddiasının, ikrar kesin delil niteliğinde olduğundan dinlenemeyeceğini, Takip konusu alacağın zaman aşımına uğradığı iddiasının, temel ilişkiye dayalı asıl alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve zamanaşımının dolmasının imkansız olduğu, zaman aşımı kesici işlemlere örnekler verilerek açıklandığını, Zaman aşımı iddiasının dayanağı olan taraflar arasında temel ilişki bulunmadığı iddiasının taraflar arasında temel ilişki bulunduğu hatta bizzat aynı şekilde dava dışı 3. kişilere de davacının borçlanmış olduğu, söz konusu 3. kişilere karşı davacının bir çok menfi tespit davası açtığı ve kaybettiği, bu davalarda dava dışı 3. kişiler ile yapılan sözleşme ve sözleşme ile doğan borca karşılık verilen çek örneklerine bile yer verildiği şeklinde açıklandığını, derdestlik iddiasının takiplerden biri temel ilişkiye dayalı ilamsız takip diğeri asıl borcun ödenmesi için verilen çeklere dayalı kambiyo takibi olup, derdestlik itirazının icra hukuk mahkemesinde görülen şikayet davasının konusu olduğunu, bu iddiaya dayalı menfi tespit açılmasında hukuki yarar olmadığını, -Hileli iflas nedeniyle dava şartlarının (davacının ve davacı vekilinin taraf ve dava ehliyeti, dava takip yetkisi, davaya vekalet ehliyeti) bulunmadığını, davacı vekilinin vekaletnamesinin geçerliliği bulunmadığından vekil kaydının dosyadan silinmesi gerektiğini ve hileli iflas eden davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davaların ayrı ayrı açılmasının kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etme çabasından kaynaklandığını ve dosyanın İstanbul 21. ATM 2022/81 E. Dosyası ile birleştirilmesi gerektiğini, imza itirazı iddiasının gerçek dışı olduğunu, temel ilişkiye dayalı alacağın zaman aşımına uğradığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, imza itirazının ve zaman aşımı iddiasının kötü niyetli, dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olarak ileri sürüldüğünü, kanuna karşı hile teşkil eden işlemlerle davacının borcunu bile ödemediği halde haksız kazanç elde etmeye çalışığını, davacının zaman aşımına dayanarak menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını ve İİK'ya aykırı olduğunu, menfi tespit davasının zamanaşımı da taraflar arasındaki temel ilişkiye göre belirlendiğinden, alacak zamanaşımına uğradıysa menfi tespit davası açma süresinin de zamanaşımına uğradığı ve davanın reddi gerektiğini, takiplerden biri temel ilişkiye dayalı ilamsız takip diğeri temel ilişkiye dayalı borcun ödenmesi için verilen çeklere dayalı kambiyo takibi olduğundan derdestlik itirazının reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki derdestlik itirazı İcra Hukuk Mahkemesinde görülen şikayet davasının konusu olduğundan bu iddiaya dayanarak menfi tespit davası açılmasında da hukuki yarar bulunmadığını, -Dava konusu müvekkiline verilen çeklerin sadece delil başlangıcı olarak kabul edilse bile delil başlangıcı bulunduğundan artık tüm iddialarının ve davacı iddialarının aksi tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabileceğini, tüm delillerinin toplanması gerektiğini, -İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı kambiyo takibi hakkında menfi tespit talebi yönünden; harcın tamamlattırılması, dosyanın tefrik edilmesi ve hukuki yarar, dava şartı yokluğundan red kararı verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin netice ve talep kısmı incelendiğinde davacının; hem İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı temel ilişkiye dayalı açılmış ilamsız takip hakkında hem de İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı kambiyo takibi hakkında ayrı ayrı menfi tespit talebinde bulunduğunu, Harçlar kanunu 30. madde, 32. madde ve HMK 150 uyarınca öncelikle harcın tamamlattırılması gerektiğini, Davacı tarafın İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı kambiyo takibi hakkında zaten zamanaşımına dayalı olarak takibin geri bırakılması kararı almış olduğunu, söz konusu dosyadan davacı hakkında işlem yapılamadığını, o halde davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya yönünden menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, yargılamanın uzamaması için İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosya yönünden dosyanın tefrik edilmesi ve dava şartı, hukuki yarar yokluğundan davanın ivedi olarak reddedilmesi gerektiğini, -Davalı taraf dava konusu çeklere ilişkin olan karşılıksız çek keşide etmek suçundan yargılandığı İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin (Kapatılan Şişli 10. Asliye Ceza Mah.) 2012/488 Esas sayılı dosyasında keşideci imzasının kendisine ait olduğunu duruşmada kabul ve ikrar ettiğini, Davacı tarafın Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/261 Esas, 2006/281 Esas ve 2006/163 D. İş. - 128 K. no'lu dosyalarında da çeklerin seri numarasını dahi belirterek imzayı ve çeklerin verilme nedenini kabul ve ikrar ettiğini, -Davacı ve ... şirketi ...'in (...'in) telif haklarından gelir elde etmek için ... ile sponsorluk sözleşmesi yaptığını, daha sonra ise Davacı ve ... şirketinin müvekkili gibi ...'den alacaklı olan diğer 3. kişilerle sözleşme yaptığını, söz konusu 3. kişilere karşı sözleşme ile bizzat kendileri müteselsil olarak borçlandığını, bu sözleşmeler doğrultusunda söz konusu çekleri verdiğini, Müteselsil borçlular davacı ve ... şirketinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini ifa etmesi yani bu borçlarını 3. kişilerle ödemesi ile ...'in 3. kişilere olan tüm borçlarının sona ereceğini, alacaklı 3. kişilerin ...'i tüm eski borçlardan ibra edeceğini de bu sözleşmeler ile kararlaştırıldığını, hatta Davacı ve ... şirketi işbu sözleşmeler kapsamında 3. kişilerde olan ve ...'in borçlu olmasının nedeni olan tüm belge, çek ve senetleri de bu 3. kişilerden aldığını, Davacı tarafın çeklerin verilme nedeni hakkında başka bir iddiada bulunamayacağından, borçlarını ödediğini de ispatlayamayacağından bunun yerine kötü niyetli olarak doğrudan imza itirazında bulunduğunu, ancak çeklerin verilme nedeni ve çeklerdeki imzanın davacıya ait olduğunun ikrar kabul ve kesin delillerle ispatlandığını, davacı tarafın aynı nedenlerle müvekkiline vermiş olduğu çeklerin bir kısmını ödediğini, çeklerin verilme nedenine, taraflar ile ... arasındaki vakıalara ilişkin davacının ikrar ve kabul ettiği başkaca bir çok dosya da mevcut olduğunu, davacının veya ...'İn yargılandığı dolandırıcılık vb. suçlara ilişkin ağır ceza dosyaları da mevcut olduğunu, -"Mahkeme içi ikrar ve kabul mevcutsa alacaklının alacağının ispatına gerek olmadığı ve ikrar edilen vakıların çekişmeli olmadığı" hususunun Yargıtay kararları ile açıklandığını, -Taraflar arasındaki temel ilişki sözleşmeye dayalı olduğundan hem eski (BK 124) hem de yeni TBK'ya göre genel 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, 23.06.2011 tarihli hacze ilişkin İcra Müdürlüğü'nün İİK 100 madde cevabı ve 22.03.2021 takip tarihli İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. takip açılış tarihi ekran görüntüsü , 21.01.2011 tarihli hacze ve araç sorgusuna ilişkin sorgu sonucu, uyap "Emniyet Haciz Evrak" başlıklı 21.01.2011 tarihli belgelere göre, icra dosyasından dava konusu alacak için 23.06.2011 tarihinde haciz işlemi yapıldığı diğer bir ifadeyle temel ilişkiye dayanan ve TBK'dan kaynaklanan 10 yıllık zamanaşımı süresinin 23.06.2011 tarihinde kesilerek yeniden başladığı, 23.06.2021'e kadar uzadığının sabit olduğunu, temel ilişkiye dayalı olarak açılan ilamsız takip tarihinin ise 22.03.2021olup zamanaşımı süresinin uzadığı 23.06.2021 tarihinden aylar önce olduğunu, 21.01.2011 tarihinde haciz işlemi yapıldığı diğer bir ifadeyle temel ilişkiye dayanan ve TBK'dan kaynaklanan 10 yıllık zamanaşımı süresinin müteselsil borçluların tamamı için 21.01.2011 tarihinde kesilerek yeniden başladığını, 21.01.2021'e kadar uzadığını, pandemi nedeniyle zamanaşımı dahil tüm süreler 13.03.2020'den 15.06.2020 tarihine kadar 2 kez durdurulduğunu, 21.01.2011 tarihli haciz işlemi nedeniyle 21.01.2021'e kadar uzayan sürelere en 3 aylık durma süresi de eklendiğinde zamanaşımının 21.04.2021'den önce dolamayacağını, temel ilişkiye dayalı olarak açılan ilamsız takip tarihinin ise 22.03.2021 olup zamanaşımı süresinin pandemiyle birlikte uzadığı 21.04.2021 tarihinden en az 1 ay önce olduğunu, müteselsil borçlu ... şirketinin yaklaşık 16 yıldır devam eden iflas erteleme ve doğrudan iflas davalarında verilen tedbirler ve söz konusu davalarda da alacaklarının öne sürülmüş olması, söz konusu dosyalara alacaklı olarak başvurulduğunu ve müteselsil borçlular yönünden zamanaşımını kestiğini, -Borcun yıllardır ödenmemesine de davacının hileli ve kötü niyetli davranışlarının sebep olduğunu, yaklaşık 16 yıldır devam eden "transtel" şirketine ait iflas erteleme davası ve davacının hem kendi hem de transtel şirketine ait mal varlığını kaçırması, ticari hayatına çocuğunun ve yakınlarının üzerine kurduğu paravan şirket üzerinden devam ediyor olması ile de kötüniyetli olduğunun anlaşıldığını, zamanaşımı itirazının da menfi tespit talebi gibi TMK 2, HMK 29. Maddelerine göre dürüstlük kuralına aykırı olarak ve kötü niyetle ileri sürülemeyeceğini, -Borç zamanaşımına uğramış olsaydı bile zamanaşımı define dayalı olarak menfi tespit davası açılmasının İİK'ya aykırı olduğunu ve hukuki yararının bulunmadığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takibi temel ilişkiye dayanarak açılmış ilamsız takip olup, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takibi gibi temel ilişkiye dayanan borcun ödenmesi için verilen çeklere dayanarak açılmış kambiyo takibi olmadığını, kambiyo takibi hakkında verilen zamanaşımına dayalı icra hukuk mahkemesi kararının mahkeme ya da dava konusu ilamsız takibi bağlamayacağını, temel ilişkiye dayalı borcun zamanaşımının dolmadığını, davacının zamanaşımına dayanarak menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, -Davacıının zamanaşımına dayanarak açtığı menfi tespit davasında veya itiraz ile durmuş haciz baskısı yaratmayan takip hakkında tazminat veya nispi vekalet ücreti talep edemeyeceğini, yıllardır borcunu alamayan alacaklının zamanaşımı itirazının borçlu tarafından icra hukuk mahkemesinde veya alacaklı tarafından açılan alacak davasında ya da itirazın iptali davasında ileri sürülmesi imkanı varken; borcunu ödemeyerek alacaklıyı mağdur eden borçlunun zamanaşımı dolduktan sonra bu kez menfi tespit davası açarak alacaklıdan nispi vekalet ücreti ve %20 tazminat alarak haksız kazanç elde etmeye çalışmasının hukuken kabul edilemez olduğunu, Davacı tarafın %20 ile de yetinmeyip %100 oranında tazminat talep ettiğini, hileli işlemleri ile halen daha borcunu ödemediği halde adeta borcundan fazlasını müvekkilden tahsil etmeye çalıştığını, dava tarihi itibariyle takip borçlunun itirazı üzerine durmuş olup borçlu şuan haciz baskısı altında olmadığından, İİK 72 uyarınca tazminat talep edilmesinin de mümkün olmadığını,-Davacının kötü niyetli olarak dava açtığınğ, daha önce ikrar ve kabul ettiği imzaları ve çeklerin verilme nedenini bile kötü niyetli olarak inkar ettiğinin ispatlandığını, bu hususta davacıya HMK 329, HMK 213, AAÜT 23, AAÜT 3 VE İİK tazminat hükümleri uyarınca yaptırım uygulanması gerektiğini, -Davacı tarafın işbu çekleri kendisinin verdiğini ikrar, kabul ve iddia ederek Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, lehine karar aldığını, menfaat elde ettiğini, Çeklerin bankası ve seri numarası gerekçeli kararın hüküm kısmında bile geçtiğini, bu çekler hakkında davacı lehine hüküm kurulduğunu, şuan ise çeklerdeki imzayı ve verilme nedenini inkar ederek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, -... Şirketinin hileli olarak iflas ettiğini, -Dava konusu müvekkiline verilen çeklerin sadece delil başlangıcı olarak kabul edilse bile delil başlangıcı bulunduğundan, davacı iddialarının aksinin tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabileceğini, o bakımdan tüm delillerinin toplanarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Kararın usul ve yasa ile yerleşik Yargıtay kararlarına uygun bir şekilde verilmiş olduğunu, davalının ilk derece mahkemesinin zaten değerlendirdiği hususları tekrar ettiğini ve ispatlanarak sabit hale gelmiş gerçekleri hala kabul etmeme yoluna gidildiğini, 6273 Sayılı Kanun'un 7.maddesi ile TTK'nun 726.maddesinde yapılan değişiklikle çeklerde 6 ay olan zamanaşımı süresi 3 yıla çıkarıldığını, 3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için, çekin ibraz süresinin bitim tarihinin yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra olması gerektiğini, zamanaşımı süresi 6762 sayılı TTK'nın 726'ncı maddesini değiştiren 6273 sayılı Kanunun 7'nci maddesinin yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce ibraz süresi dolan çeklerde altı ay, ibraz süresi bu tarihten sonra dolan çeklerde ise üç yıl olduğunu, işbu dosyadaki çeklerin keşide tarihleri 2006 yılı olduğunu, bu nedenle zamanaşımı süresinin 6 ay ve davalı tarafın ileri sürdüğü taraflar arasında temel ilişki bulunduğunu ve olaya 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürmeleri bu dava konusu bakımından hukuka ve yasaya uygun olmayacağını, somut olayda 10 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca, taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur hükmü gereği davalının yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulduğunu, davanın reddedilen kısmı için de davalı lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesinin yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretini davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki kambiyo senetlerine dayalı davacı aleyhine başlatılan ilamsız ve kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde borçsuzluğun tespiti ile davacının senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığı gerekçesiyle menfi tespit istemine ilişkindir.Davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında çeklerden kaynaklanan 20.000,00-TL asıl alacak, 47.615,61-TL işlemiş faiz, 25.000,00-TL asıl alacak 59.005,80-TL işlemiş faiz, 25.000,00-TL asıl alacak 58.474,98-TL işlemiş faiz, 3.500,00-TL çek tazminatı, 8.186,50-TL çek tazminat işlemiş faizi olmak üzere toplam 246.782,59-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin davalı ... Şirketine 23/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 25/03/2021 tarihinde borca itiraz ettiği görülmüştür.Davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasında çeklerden kaynaklanan 70.000,00-TL asıl alacak, 150,67-TL işlemiş faiz, 3.500,00-TL çek tazminatı, 210,00-TL komisyon 73.860,67-TL takip yapıldığı görülmüştür.Davalı taraf, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını ileri sürmüş ise de, çeklerin icra takibine konu olduğu ve İcra Hukuk Mahkemesinin sınırlı olarak yargılama yapması nedeniyle, genel Mahkemelerde menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı icra takiplerinden sonra davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2020/17 Esas sayılı dosyasının gerekçeli kararı ve kesinleşme şerhi getirilmiştir.İstanbul 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/488 E. sayılı( Kapatılan Şişli 10. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2011/64 Esas) ceza dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2006/261 Esas, 2009/216 Karar sayılı gerekçeli kararı Uyap sistemi üzerinden celp edilmiştir.İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/621E. sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden celp edilerek dosyamız arasına alınmıştır. Davacı şirketin iflas erteleme talebinin kabul edilmesi üzerine en son ek karar ile yeniden süre verilmemiş ve davacı şirketin 13/10/2022 tarihinde iflasına karar verilmiş, karar 23/05/2023 tarihinde kesinleşmiştir. İflas idaresine tebligat çıkartılarak taraf teşkilinin sağlandığı, hileli iflas kararı verilmesinin hak ve dava açma ehliyetini etkilemediği anlaşılmıştır.Davacı tarafça önce İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı( yenileme öncesi ... numaralı) dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile davalı hakkında takibe geçildiği, bu dosya hakkında Şişli 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nce icranını geri bırakılması kararı verilmesi sonrası davacı tarafça aynı çekler ile ilgili bu defa İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyası ile ilamsız takibe başvurulduğu sabittir. Bir diğer deyişle davacı aleyhine aynı çekler nedeniyle önce kambiyo takibi sonrasında ise ilamsız takip yapılmıştır.İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyasının incelenmesinde davacı şirket temsilcisi ve borçlu ... daha önce Şişli 3. İHM'nin 02.11.2010 tarih, 2010/857 E., 2010/1198 K., sayılı kararı ile icranın geri bırakılması yönünde karar alınmıştır. Aynı yönde karar davacı tarafından İstanbul 3.İHM 2020/17E., 2020/475K. sayılı dosyasından alınmış ve istinaf tarafından davacı şirket ile ilgili tüm iflasa dayalı tedbirlerin 27/02/2019 tarihinde kaldırılmasıyla zamanaşımını kesen sebeplerin ortadan kalktığından bahisle icranın geri bırakılmasına dair karar için esastan ret karar verilmiştir. Davacı, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... numaralı dosyasında imzanın ikrar edildiği bu nedenle davacının borçlu bulunduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, Mahkemece de imzanın ikrar edildiğinin kabul edildiği, bu konuda uyuşmazlık bulunmadığı ancak alacağın temel ilişkiye dayalı olarak çözülmesi gerektiği kabulü ile Mahkemece inceleme yapıldığı ve İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 03.12.2022 tarih, 2020/17 E., 2020/475 K., sayılı ilamında anılan icra müdürlüğü dosyasının işlemden kaldırıldığı, 28.10.2015 ile 09.01.2020 tarihi arasında zamanaşımının gerçekleştiği, çeklerin 03.02.2012 tarihinden önceye ait olduğu, buna göre 6 aylık zamanaşımı süresinin dolduğu hüküm altına alındığı, anılan kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçerek kesinleştiği ancak zamaşımına uğrayan çekin ilamsız takibe konu edilmesi mümkün olmakla birlikte davacı şirket ile davalı arasında temel ilişki bulunmadığı, dava konusu çeklerle ilgili Sakarya Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen ve işbu davacısı ile keşideci ... tarafından ikame edilen dosyada hileli sponsorluk sözleşmesi kapsamında çeklerin düzenlendiğinden bahisle menfi tespit ve istirdat davası açıldığı, lehdar davalı ... tarafından davaya kabul beyanı verilmesi üzerine dava kabul edildiği, dolayısıyla temel ilişki dosyası davalısı ile değil dava dışı lehdar arasında olduğundan, temel ilişkinin bulunmadığının kabul edildiği ve zaman aşımının bu nedenle dolduğu gerekçesi ile verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Yargılama Gideri ve Vekalet Ücreti yönünden, arabuluculuk tutanağı incelendiğinde Yurtiçi kargo ile davet mektubu gönderildiği ve davet mektubunun karşı tarafa ulaştırıldığı tutanak altına alınmış, tutanağın aksinin ispatlanamamış olması nedeniyle, davalının kendisine tebliğ yapılmadığına ilişkin beyanının kabul edilemeyeceği ancak davanın İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası yönünden açıldığı, davada objektif dava yığılması olduğu ve her bir ayrı talep içini ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ve ara buluculuk tutanağı incelendiğinde, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına yönelik olarak tutanağın düzenlendiği ve yargılama giderlerinin bu dosya yönünden davalı üzerinde bırakılmasında aykırılık bulunmamış ise de, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası yönünden davanın reddi nedeniyle ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde her bir talep yönünden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilmesi yönünde esas hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen KABULÜ ile, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 05/02/2024 tarih ve 2022/83 E. - 2024/59 K.sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,2-Davacının davasının;a-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası yönünden hukuki yarar yokluğundan Reddine,b-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası yönünden ise Kabulüne; zaman aşımı nedeni ile davacının bu takip nedeni ile ve takibe konu edilen ... 4. Levent Şubesindeki ... numaralı hesap sahibi keşidecisi ..., lehtarı ... olan, 31/08/2006 keşide tarihli, ... seri numaralı, 20.000,00 TL bedelli, 30/09/2006 keşide tarihli, ... seri numaralı, 25.000,00 TL bedelli, 31/10/2006 keşide tarihli, ... seri numaralı, 25.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, 3-Davacı kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 16.857,74 TL karar harcından peşin alınan 5.478,10 TL'nin mahsubu ile 11.379,64 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 5.478,10 TL peşin harç, 38,40 TL vekalet harcı, 313,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.910,7‬0 Tl nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5/c- Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5/f- İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına ilişkin, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 39.017,39 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5/d-İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına ilişkin, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5/e-6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan zorunlu arabuluculuk gideri 1.560,00-TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40-TL istinaf yoluna başvurma harcının davacı ve 200,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.369,40 Tl'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 8-Karar kesinleştiğinde imza incelemesine esas olmak üzere celp edilen belge asıllarının ilgisine göre iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTespit(KambiyokabulüistanbulkaldırılmasınaSenetlerindenkonusudosyaMenfiKaynaklanan)hüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim