İstanbul BAM 44. HD 2021/1176 E. 2024/1085 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1176
2024/1085
6 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1176
KARAR NO: 2024/1085
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 03/02/2021
NUMARASI: 2021/126 E. - 2021/7 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Müvekkili şirketin ... ibareli markasının dünyaca tanınmış olduğunu, "..." alan adlı siteyi yarattığını, bu sitede müvekkilinin en son tasarım ve stillerine ilişkin bilgilerin yer aldığını, müvekkilinin markasının Paris Sözleşmesi gereğince tanınmış marka olduğunun açık olduğunu, ayrıca davalının WPO aracılığıyla İspanya'da yapmış olduğu başvurunun İspanya Marka/Patent Ofisi tarafından reddedildiğini, ... marka ve logosunun sosyal medyada da bilinir olduğunu, markanın 91 ülkede tescilli olduğunu, " ... + Şekil" markasının 1989 yılından beri Türkiye'de tescilli olduğunu; "çanta, bavul, ev tekstili, ayakkabı, iç-dış giyim, saat, kozmetik, gözlük, mağazacılık" ürünlerinde (tekstil ve tamamlayıcı ürünlerde kullanılmakta olduğunu), buna karşılık davalının ... nolu "... + Şekil" markasının TPMK nezdinde tescil edildiğini, davalının bu tescilinin SMK m.25, m.6/1 hükümlerine aykırı olduğunu, zira davalının tescil sınıflarının müvekkili ile aynı olduğunu, her iki markanın logosunda "atıyla birlikte dört nala koşan ve elinde vuruşa hazır biçimde yukarıya kalkmış polo sopası taşıyan polo oyuncusu" figürünün yer aldığını, müvekkili ile davalı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden benzerliğin bulunduğunu; bu bağlamda davalının tescilli markasının SMK m.6/1-3-4-6 hükümlerine göre hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkilinin ... nolu 25. Sınıfta, ... nolu 03, 14, 24. Sınıflarda, ... nolu 18, 35, 36, 41, 42. Sınıflarda, ... nolu 25. Sınıfta, ... nolu 03, 09, 14, 18, 24, 25, 35, 36. Sınıflarda markalarının tescilli olduğunu, müvekkiline göre bu markaların seri markalar vasfı taşıdığını belirterek davalıya ait ... tescil nolu "... + Şekil" markasının SMK m.5 ve m.6 hükümlerine aykırı olması sebebiyle davalının bu markasının hükümsüzlüğüne ve söz konusu markanın TPMK sicilinden terkinine karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermediği, bu suretle davanın reddini istediği kabul edilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Somut olayda davacının markasının "..." olması sebebiyle davacı ve davalı markası arasında kıyaslama yapılmış ve bilirkişinin her iki markanın benzer olduğu yönündeki tespitine mahkememizce de aynen iştirak edilmiştir. Zira davacı tarafa ve hükümsüzlük talebine konu davalı tarafa ait markaların asli ve ayırd edici unsuru olan "..." ibaresi benzerdir. Hükümsüzlük koşullarından bir diğeri de benzer olan markaların aynı mal ve/veya hizmet sınıflarına ait olmasıdır. Bu durumun istisnası ise davacı markasının tanınmış marka statüsünde bulunmasıdır. Bu durumda 6769 sy.SMK'nun 6/1 md'si ve 25.md'si gereği hükümsüzlük koşullarının tamamının gerçekleşmiş olduğu kanaatiyle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde" hüküm kurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Taraflarına Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Mahkemesinden her hangi bir tebligat yapılmadığını, davacı tarafla Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/503 esas sayılı dosyasında davalarının derdest olup, duruşmalarına katıldığını ve bilirkişi raporuna da itirazlarını sunduğunu, bu dosyadan ise taraflarına tebliğ edilmiş bir karar bulunmadığını,-Yerel Mahkeme kararı hatalı olup, evrensel isimler ve coğrafi konum, şehir, isimleri tek başına benzerlik iddiasına konu edilemeyeceğini, davacı tarafla benzerlik gösteren isim "..." ibaresi olup, taraflar arasında ihtilaf konusu isimlerin birisi şehir ismi iken, diğeri bir at cinsine karşılık geldiğini, eksik bilirkişi incelemesi yapılmış olduğunu, taraflar arasında şekil yönünden ilk bakıldığı anda fark edilebilecek bariz farklar bulunmakta olup, sadece marka şeklindeki atların duruşu bariz ve farkedilebilir ayrılık teşkil ettiğini, bir şekil markasında atın koşarken şekli ile diğer markada atın şaha kalkmış şekli tercih edildiğini, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna itirazlarının sayın mahkemece reddedildiğini, mahkemenin gerekçesine konu bilirkişi raporunda "... +Şekil" markasının 25. ve 35. sınıflarda tescilinin hukuka aykırı olduğunu ve hükümsüzlük yaptırımına tabi olabileceği görüşü bildirildiğini, bilirkişi görev ve yetkisini aşarak HMK MD. 283'E aykırı olarak kendisini hakim yerine koyduğunu ve hukuki değerlendirme yaptığını, bu yönüyle dosyanın yeni bir bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini,-Davacı tarafa ait marka "..." olup, Markalarının ise "..." markası ile iltibas yaratacak şekilde benzerlik göstermesi ve alıcıyı yanıltması mümkün olmadığını, Bilirkişinin incelemeyi isim ve şekil bağlamında yapması halinde; dava konusu markalar arasında benzerlik gösteren tek hususun "..." ibaresi olduğu ...'nun herkesçe kullanılabilecek evrensel bir oyun adı olduğu, bunun cirit, güreş, futbol, santanç vs. gibi evrensel oyunlara benzerlik taşıdığı, asli ayırt edici unsurun "..." bölgösel ismi olduğunun açıkça görüleceğini, Davacıya ait "..." Markasında belirleyici unsurun " ..." ibaresi olduğunun, Markalarına ait belirleyici unsurun "... " ibaresi olduğu gözetildiğinde tüketici nezdinde iltibas yaratma ihtimalinin bulunmadığının anlaşılacağını, Davacı tarafça sunulan internet adresinin "..." ibaresi taşıdığını, internet sitesinde yer alan ürünlerde ağırlıklı olarak "..." ya da "..." ibaresinin kullanıldığını, tarafımıza ait marka da belirleyici unsurun " ..." ibaresi olduğu gözetilerek, "..." isminin Coğrafi bir bölge ve semt ismi olduğunun, Markalarının asli unsuru olan "... " ibaresi çevirisinin siyah yabani at anlamına geldiği gözetildiğinde iki marka arasında iltibas yaratmanın mümkün olmadığının gözetilerek yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, -Her iki marka şekil yönünden incelendiğinde; Davacı Logosunda At binicisi üzerinde açıkça "..." ibaresinin bulunduğunun, Taraflarına ait Logo üzerinde ise "..." ibaresinin bulunduğunun gözetilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda "hükümsüzlük koşullarının oluştuğu" gibi bir ifade kullanılması nedeniyle dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi gibi bir gereklilik söz konusu olmadığını, Davalı, duruşmalara katılmasına rağmen kendisine Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından bir tebligat yapılmadığını, davanın aslen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde derdest olduğunu iddia ettiğini, gerekçeli kararın Davalıya Bakırköy 2. FSHHM tarafından tebliğ edilmesinin sebebinin, celse arasında dosyanın Bakırköy 1. FSHHM'den Bakırköy 2. FSHHM'ye devredilmesi olduğunu, Dava açıldıktan sonra Bakırköy 1. FSHHM'ye tevzi edildiğini ve tahkikatın tamamının Bakırköy 1. FSHHM'nin 2018/503 E. numaralı dosyası nezdinde yürütüldüğünü, Bakırköy 1. FSHHM, 20 Kasım 2020 tarihli celsede tahkikatın sona erdiği ve bir sonraki duruşma sözlü yargılamaya geçileceğini bildirildiğini, Davalının, bu duruşmaya katılmadığını ve herhangi bir mazeret bildirmediğini, celse arasında dosya, Bakırköy 1. FSHHM'den Bakırköy 2. FSHHM'ye devredilerek 2021/126 E. numarasını aldığını, sözlü yargılama duruşması, Bakırköy 1. FSHHM tarafından bir önceki celse belirlenen tarih ve saatte Bakırköy 2. FSHHM'de yapıldığını ve dosyanın karara çıktığını, Davalı, usulüne uygun yapılan tüm tebligatlara rağmen, aleyhine açılan davaya cevap vermediğini, herhangi bir mazeret bildirmeksizin ön inceleme duruşmasına katılmadığını, tahkikat aşamasında da duruşmaların çoğunluğuna katılmadığını, dosyanın 20 Kasım 2020 tarihli celsesinde tahkikat aşamasının bittiği ve bir sonraki celse sözlü yargılamaya geçileceği hususu bildirilmesine rağmen, 3 Şubat 2021 tarihli karar duruşmasına da katılmadığını ve herhangi bir mazeret de bildirmediğini, Müvekkilinin "... + şekil" markasının yıllardır Türkiye dahil yüze yakın ülkede tescilli bir marka olduğunu, Türkiye'de tescilli olduğu sınıflarda yoğun bir şekilde kullanıldığını ve bu çerçevede SMK'nın 6(5) maddesi uyarınca tanınmış marka olduğunu, dava dosyasına taraflarınca sunulan bilgi ve belgeler ile ispatlandığını, Müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunun bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, Davalı taraf, kendi markası ile Müvekkilin tanınmış markası arasındaki benzerliğin "..." kelimesinden ibaret olduğunu iddia etse de, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, dava konusu marka ile Müvekkilinin markasının neredeyse aynı olduğunu, işitsel benzerlik ve kavramsal benzerliğin de mevcut olduğunu, her iki markanın da 25. ve 35. sınıflardaki ürün ve hizmetler için tescilli olduğunu, kötü niyetli tescil başvurusunda bulunduğunu, Davalının tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalı adına ... nolu ve 14/03/2014 başvuru tarihli " ... + Şekil" ve 25.ve 35. Sınıflarda tescilli markasının hükümsüzlük koşullarının bulunup bulunmadığı talebine yöneliktir. Davacının, ... tescil nolu, 26/06/1989 tarihinde tescil edilen 25. Sınıfta korunmakta olan " ..." kelime markasının; ... tescil nolu 05/02/1999 tarihinde tescil edilen 03, 14, 24.sınıflarda korunmakta olan "... + Şekil" kombinasyon markasının; ... tescil nolu 02/12/2010 başvuru tarihli, 18, 35, 36, 41, 42. Sınıflarda korunmakta olan "... + Şekil" kombinasyon markasının; ... tescil nolu 28/06/2012 başvuru tarihli, 25.Sınıfta korunmakta olan " ... + Şekil" kombinasyon markasının; ... tescil nolu 09/07/2012 başvuru tarihli, 03, 09, 14, 18, 24, 25, 35, 36.sınıflarda korunmakta olan "... + Şekil" kombinasyon markası üzerinde TPMK nezdinde tescilli olduğu anlaşılmıştır.Bilirkişilerin düzenlemiş olduğu 11.09.2020 havale tarihli ayrıntılı ve gerekçeli raporlarında özetle; "davacı tarafın, davalıdan önce tescil edilmiş, ... tescil nolu, 26/06/1989 tarihinde tescil edilen 25. Sınıfta korunmakta olan "..." kelime markasının; ... tescil nolu 05/02/1999 tarihinde tescil edilen 03, 14, 24.sınıflarda korunmakta olan "... + Şekil" kombinasyon markasının; ... tescil nolu 02/12/2010 başvuru tarihli, 18, 35, 36, 41, 42. Sınıflarda korunmakta olan "... + Şekil" kombinasyon markasının; ... tescil nolu 28/06/2012 başvuru tarihli, 25.Sınıfta korunmakta olan " ... + Şekil" kombinasyon markasının; ... tescil nolu 09/07/2012 başvuru tarihli, 03, 09, 14, 18, 24, 25, 35, 36.sınıflarda korunmakta olan "... + Şekil" kombinasyon markası üzerinde TPMK nezdinde gerçekleştirdiği tesciller neticesinde gerçek hak sahibi ve tanınmış marka konumunda olduğunu, SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri açısından davacının önceki tarihli markaları karşısında davalının sonradan başvuru konusu ettiği ... nolu ve 14/03/2014 başvuru tarihli " ..." markasının 25.ve 35. Sınıflarda tescilinin hukuka aykırı olduğu ve hükümsüzlük yaptırımına tabi olabileceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir. Dava tarihinde yürürlükte olan SMK'nun 6/5. maddesinde, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusunun, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedileceği, 6/9. maddesinde ise kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiş olup, SMK'nun 25/1. Maddesinde bu durumlar hükümsüzlük nedeni olarak gösterilmiştir.Davacı markasının tanınmış olduğunu ileri sürmektedir. Yargıtay uygulamasında tanınmışlığın belirlenmesi açısından daha ziyade, WIPO tarafından kabul edilen 1999 tarihli Ortak Tavsiye Kararındaki kriterler dikkate alınmaktadır. Tanınmış marka olarak tespit edilecek bir markanın ayırt edicilik düzeyi önemli bir kriterdir. Bu anlamda tanınmışlığa konu bir ibarenin farklı sektörlerde de olsa başkaları adına çok sayıda tescilinin olması araştırılması gereken bir durumdur. Tanınmışlığa konu ibarenin başka firmalar adına farklı mal ve hizmetlerde tescilli olması, markanın ayırt ediciliğe sahip olmasına ilişkin kriterini zayıflatan bir unsurdur. Dosya içeriğinde yer alan belgelerin incelenmesi sonucunda, davacının SMK m.6/5 hükmü açısından tanınmış marka vasfını taşıdığının, davacı markalarının toplumun ilgili kesiminde yüksek bir bilinirliğe ulaştığının, söz konusu markaların uzun süreden beri geniş bir coğrafi alanda kullanıldığının, WIPO Ortak Tavsiye Metninde aranan koşulları karşıladığının, bilirkişi raporu ile tespit edildiği, dava konusu marka ile davacının markasında "sağa doğru koşan at üzerinde ... sopasını kaldırmış vuruş yapmaya hazırlanan ... oyuncusu" figürü mevcut olduğu, Markalardaki ... oyuncusu figürlerinin ve atların çizimleri, kelime unsurlarının logo üzerinde yarım şeklinde ve logo altına yerleştirilme biçimleri, kelime unsurlarında kullanılan fontun, aynı olduğunun tespitinin de bilirkişi tarafından tespitinin yapıldığı, tarafların karşılaştırılan markaları arasındaki benzerlik derecesinin yüksek olduğu, her iki taraf markasının da 25. ve 35. Sınıflarda tescilli olup, ayniyet ve benzerlik taşıdığı, davacının tanınmış markasının ilgili ürünlerde yüksek bir tanınmışlık düzeyine sahip olduğu, her iki tarafın da markasını aynı sektörde kullandığı, bu durumun SMK'nun 6/1.maddesi kapsamında ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi doğurduğu, davalının markalarında kullandığı kompozisyonun markaların bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alındığında davacı markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, davacının markasının Türkiye'de de satışı yaygın olarak gerçekleştirilen, önde gelen alışveriş merkezlerinde bulunan mağazalarda satışa sunulan yıllardır tekstil sektöründe var olan bir marka olup, tanınmış marka vasfı kazanmış olan bir işaret olduğu, Davalının markanın tanınmışlığından faydalanarak, hiçbir masraf ve çaba göstermeden markanın bilinirliğinden haksız olarak yararlanma ihtimali mevcut olduğundan mahkemece davanın kabulü ile davalıya ait markanın tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi hukuken yerinde olup, davalı taraf her ne kadar tebligat yapılmadığı iddiasında ise de, tebligatın yapıldığı ve bilirkişinin hukuki değerlendirme yapmasının Hakim yönünden bağlayıcı olmaması nedeniyle ve Hakimin kendi görüşü ile değerlendirme yapabileceği dikkate alınarak yeniden rapor alınmasını gerektirir bir husus bulunmadığından davalının tüm istinaf sebeplerinin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/02/2021 tarih ve 2021/126 E., 2021/7 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45