SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 44. HD 2021/1205 E. 2024/1049 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1205

Karar No

2024/1049

Karar Tarihi

30 Mayıs 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/1205

KARAR NO: 2024/1049

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 1.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 28/12/2020

NUMARASI: 2017/395 E. - 2020/417 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacılardan ... A.Ş''nin 1973 yılından beri aşındırıcı ürünler ve kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, ürettiği ve sattığı ürünler alanında tanınmış bir üretici olduğunu, bu şirketin markanın gerçek hak sahibi olan ...'nun distribütörü olup, bu şirket adına sınai mülkiyet haklarının korunması hususunda gereken davaların açılması için lisans sözleşmesi ile yetkili kılındığını, ...'nun 1963 yılında kurulduğunu ve davaya konu "..." ve "..." markaları ile dünya çapında faaliyet gösterdiğini, dava konusu ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markasının dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan başvuru neticesinde tescil edildiğini, ancak söz konusu markaları ilk defa ihdas eden yurt dışında pek çok ülkede tescil ettiren Türkiye dahil pek çok ülkede marka ve ticaret unvanında fiilen kullanan, markanın gerçek ve öncelikli hak sahibinin ... olduğunu, bu markaların tanınmış marka olduğunu, dava dışı şirket tarafından yapılan başvuruların kötü niyetli başvuru olup, bilahare davalı tarafa devredildiğini, dava dışı şirketin 2003-2014 yılları arasında müvekkili ...'nun Türkiye distribütörü olarak faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin izni olmaksızın markaları kendi adına tescil ettirdiğini bu nedenle söz konusu markaların 556 Sayılı KHK. nın 17. maddesi uyarınca müvekkili ..., LTD.'ye devrini bu taleplerinin kabul edilmediği takdirde söz konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tüm iddialarının dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. ile ilgili olduğunu, müvekkilinin kötü niyeti olmaksızın marka sicil kaydını kontrol ederek ve bedeli ödenmek sureti ile markaları devraldığını, markaların doğrudan veya lisans sözleşmesi ile kullanıldığını, söz konusu markaların uluslararası tescilinin olmadığı ve ilk defa Türkiye de tescilinin yapıldığını beyan ederek, yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulüne, ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markaların devirlerine ilişkin işlemlerin iptaline, TPMK daki devir tescilinin terkinine, ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markaların davacı ..., LTD.'ne devrine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; huzurdaki davanın gerekçei kararının “Deliller ve Değerlendirilmesi” başlıklı bölümünde süresinden sonra delil olarak bildirilmesine muvafakat etmedikleri halde İstanbul Anadolu FSHHM 2016/164 esas 2018/240 karar sayılı dosyanın celp edilerek incelendiği ve hükme esas alındığını, bilirkişi raporunda sunulmasına muvafakat etmedikleri ... firmasına ait katalog ve tercümelerin incelendiğini ve hükme esas alındığını, ... firmasının yetkilisi olan ... isimli kişinin yapmış olduğu marka başvurusunun, dava dışı ... firması tarafından yapılan itiraz üzerine reddedildiğini ve markaların ... firması adına tescil edildiğini, Müvekkilinin dava konusu markaları devir aldığı tarihte markalar 8 Yıldır ... firmasının elinde olup, tescil tarihinden itibaren aralıksız olarak ... tarafından kullanıldığının müvekkili tarafından araştırılarak öğrenildiğini, Hal böyle olmakla tescil tarihinden itibaren 10 yıl boyunca ... firmasının ... firmasına karşı marka hükümsüzlük davası açmamış olmasının, ... firması ile bu firmanın Türkiye tek yetkili distribütörü arasında Türkiye pazarına ilişkin bu yönde bir mutabakat olduğunu gösterdiğini, böylece müvekkilinin basiretli bir tacir olarak markayı satın alma öncesinde gerekli tüm araştırmaları yaptığını, müvekkilinin bu markaları toplam 25.000 euro karşılığında satın aldığını ve bedellerini ... firmasına ödediğini, bu delillerin cevap dilekçesinin ekinde sunulduğunu, bilirkişi raporunda her bir markanın 10 EURO karşılığında müvekkil tarafından satın alındığı yazılı olup, rapora itiraz sonucu alınan ek raporda da bu hata giderilmediğini, böylece hatalı olduğu apaçık belli rapora dayanılarak hüküm tesis edildiğini, ... firması ile ... firması arasındaki ticari ilişkinin 2014 yılına dek sürdüğünün davacı tarafından beyan edildiğini, 10 yılı aşkın süre boyunca ... firmasının tescilden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, böylece aradaki ticari ilişkinin devam etmesine rağmen tescilden 10 yıl sonra huzurdaki davayı açan davacı ... firmasının iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini, Markayı Türkiye’de ... firmasının tanınır hale getirdiğini, Türk Hukuku kapsamında markayı tescil ettirme hakkının ...de olduğunu, müvekkilinin de markayı yasal yollarla devraldığını, markaların yasal maliki olduğunu, Davacının, ... markasını 2002 yılında ... markasını ise 2009 ( Türkiye tescilinde sonra) yılında OHİM nezdinde Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli olmak üzere tescil ettirdiğini, davacının WIPO nezdinde ise bir tescili bulunmadığını, mülkilik ilkesinin bir diğer istisnasının da Paris Anlaşması ile düzenlenmiş “tanınmış marka” olduğunu, raporda ise belirtildiği üzere dava konusu markaların tescil tarihlerinde ülkede tanınmış marka statüsünde olmadıklarını, ek olarak mülkilik ilkesi uyarınca ilk tescilin ... firması tarafından gerçekleştirildiğini ve müvekkilinin de yasal yollarda markaları devralmış olmakla markaların yasal maliki olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı adına tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli markaların 556 sayılı KHK'nın 17.maddeye göre davacıya devri bu talep kabul edilmezse markaların hükümsüzlüğüne ilişkindir. TPMK nezdinde dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. adına ... numara ile tescilli "..." ve ... numara ile tescilli "..." markaların, marka devir sözleşmesi ile davalı ... Limited' Şti'ne devredildiği anlaşılmakta olup, davacı, markaların gerçek hak sahibi olduğu iddiasındadır. Davaya konu markaları ilk olarak TPMK nezdinde tescil ettirip, bu markaları devir sözleşmesi ile davalı şirkete devretmiş olan dava dışı ...Tic. Ltd. Şti nın, 01/01/2003 tarihli umumi acente sözleşmesi uyarınca, davacı şirketin ticari temsilcisi konumunda olduğu, bu şirketin dava konusu markalardan ... numara ile tescilli "..." ibareli markayı 09.10.2008 tarihinde, ... numara ile tescilli "..." ibareli markayı ise, 04.08.2008 tarihinde tescil ettirdiği, davacının dava dilekçesinde kabul ettiği üzere, davacı ile dava dışı ... firması arasındaki temsilcilik ilişkisinin 2014 yılına kadar devam ettiği, her ne kadar taraflar arasındaki ilişki ve faaliyet alanları da dikkate alındığında, davacının dava dışı ... firmasının bu markaları tescil ettirdiğinden ve kullandığından habersiz olduğunun kabul edilemeyeceği ve 2008 yılında tescil edilen markalarla ilgili olarak bu markayı kullanan firma ile 2014 yılına kadar ticari ilişkinin devam etmesine rağmen eldeki davanın 2016 yılında açılarak markanın tesciline ve kullanımına 5 yıldan fazla sessiz kalındığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasında ticari temsilcilik bulunması ve aşağıda ayrıntıları ile açıklanacağı üzere, dava konusu markalar üzerinde davacının gerçek hak sahibi olması nedeniyle, tescilin kötüniyetli sayılması gerektiği sonucuna varıldığından, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı yönündeki istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı her ne kadar, İstanbul Anadolu FSHHM 2016/164 esas 2018/240 karar sayılı dosyası ile ... firmasına ait katalog ve tercümelerin sonradan sunulan delil olduğunu ve iddiayı genişletme yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, HMK'nın 145.maddesi uyarınca bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkemece o delilin sonradan gösterilmesine izin verilebileceği, sunulan delillerin mahiyeti ve sunulduğu aşama dikkate alındığında, yargılamayı geciktirme amacı taşıdığına veya süresinde ileri sürülememesinin ilgili tarafın kusurundan kaynaklandığına dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Toplanan delillere göre, 20/11/2015 tarihinde dava dışı ... Tic. Ltd. Şti ile davalı ... Limited arasında Bursa ... Noterliği'nde ... yevmiye sayılı Marka Devir Sözleşmesinin imzalandığı, sözleşme ile dava dışı ... Ltd. şirketine ait ... “...” ve ... “...” tescil numaralı markaların 10 Euro karşılığında ... Limited Şirketine devrine ilişkin sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 11/12/2015 tarihinde sicile kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.Dosyaya marka tescil belgeleri, ... ile ... Ltd. Şti. arasında imzalanmış olan 01.01.2003 tarihli “umumi acente” sözleşmesi, davacı tarafça ... yapılan 2006-2014 yılları arasında düzenlenmiş faturaların sunulduğu, faturalarda ... ibaresinin ticaret ünvanı, fatura ve internet alanında markasal olarak kullanıldığı, ancak faturalarda açıklamalarda markanın yer almadığı, “zımpara kağıdı, zımpara film” olarak ürün cinsi şeklinde yer aldığı, ...+şekil” markasının 03. sınıfta 19/02/1998 tarihinden itibaren Pakistan da tescil edildiği, “...+şekil” markasının 03. sınıfta 20/12/2002 tarihinden itibaren, OHİM nezdinde Avrupa Birliği markası olarak tescil edildiği ve sonrasında tescilin yaygınlaştığı, “...” ibaresinin ilk olarak 03. Sınıf da 23/02/1999 tarihinden itibaren Hindistan da tescil edildiği, “...” markasının 03. Sınıf da 27/02/2006 tarihinden itiraben Kore de tescil edildiği, 2008 tarihinden sonra tescilin yaygınlaştığı ve “...+şekil” markasının 03. Sınıf da 18/02/2009 tarihinden itibaren, OHİM nezdinde Avrupa Birliği markası olarak tescil edildiği, davalının markalarını tescili için başvuru yaptığı tarih olan yani 09/02/2007 ve 02/02/2007 tarihlerinde ... ve ...+şekil markalarının tanınmış marka olmadığı bilirkişi raporunda tespit edilmiş olup, buna göre, markaların tescil tarihinde belirli bir tanınırlık seviyesine geldiği, davacı tarafından yoğun bir kullanımın bulunduğu anlaşılmıştır.Diğer yandan ... ibaresinin İngilizce olduğu, Türkçe karşılığının “...” ve “...” anlamına geldiği, .../... ibarelerinin 03. Sınıfta yer alan emtialar için anonim bir ibare de olmadığı, davacıya ait marka tescil belgelerinde ... ibaresinin tek başına veya ... şekli ile birlikte kullanıldığı, yine ... ibaresinin tek başına ve ... şekli ile birlikte kullanıldığı, davacı markaları hem kelime markası hem de şekil unsurunu ihtiva eden kelime markası iken davalıya ait hükümsüzlüğü talep edilen markaların kelime markası olarak tescil edildiği, ... markasında kullanılan renk, şekil ve kompozisyon aynı olduğu, ... ibaresinin siyah, ... ibaresi aynı şekilde yeşil renkte kullanıldığı, markaların okunuşu, fonetik etkisi, görsel etkisi aynı olup ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, davacıya ait markalar ile davalı tarafa ait markaların birbirleri ile aynı ve benzer olan emtialar ve hizmetler için tescil edildiği, bu durumun ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesini arttırdığı kanaatine varılmıştır.Ticari vekil veya temsilci adına tescil olunan markanın iyi niyetli üçüncü kişiye devredilmesinin marka sahibinin hükümsüzlük davası açmasına engel olmayacağı, marka hukukunda hak sahibi olmayan bir kişiden hak iktisap eden iyi niyetli üçüncü kişinin korunması kabul edilmemiş olup, tescil anında marka tescilinin kötüniyetli olup olmadığının tespiti gerektiğinden, markanın davacı şirket acentesi tarafından Türkiyede ki sicile tescil edildiği ve tescilin kötüniyetli olduğu, bu nedenle yukarıda yapılan açıklamalara göre, geçerli bir devir sözleşmesinden de bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1.Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/12/2020 tarih ve 2017/395 E. 2020/417 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanın(MarkafshhmistinafreddinederecesebepleriHükümsüzlüğündenistanbulkonusuhükümgerekçeesastanMarkaKaynaklanan)kararımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim