İstanbul BAM 44. HD 2021/1153 E. 2024/1046 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1153
2024/1046
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1153
KARAR NO: 2024/1046
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 13/04/2021
NUMARASI: 2019/235 E. - 2021/68 K.
DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavazün Meni İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış olan 17/09/2014 tarihli sözleşme ile "..." adlı eserin mali hakları ve mali haklara ilişkin kullanma ruhsatının davalı tarafından müvekkili şirkete devredildiğini, davalı tarafça gönderilen Beşiktaş ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı, 26/06/2019 tarihli ihtarnamesi ile taraflar arasında imzalanmış olan 17/09/2014 tarihli sözleşmede düzenlenen hususların yerine getirilmemesi, sürekli gecikmelerin oluşması ve uyarılara rağmen müvekkilinin sözleşmeye uygun davranmaması nedeniyle cayma hakkının mehil verilmeksizin kullanıldığı hususunun müvekkiline ihtar edildiğini, bahsi geçen ihtarnamenin müvekkiline 27/06/2019 tarihinde tebliğ edilmiş olup, dört haftalık yasal süresi içinde iş bu davayı açmak gerektiğini, davalının cayma bildiriminin haksız olup bu hususta itirazı ile caymanın hükümsüzlüğünü talep etme zorunluluğu doğduğunu, cayma hakkının usulüne uygun bir biçimde kullanılmadığını, davalının cayma bildiriminin haklı bir sebebe dayanmadığını, müvekkili yayınevinin sözleşmeye uygun davrandığını, davalı tarafça öne sürülen gerekçelerle cayma hakkının kullanılabilmesinin mümkün olmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, cayma bildirimine itirazının kabulü ile caymanın hükümsüzlüğüne ve bu konudaki muarazının men'ine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...' in, 2003 yılında ... adlı belgesel nitelikli sinema ile TV dünyasına adım attığını, Senarist ve yönetmenliğini yaptığı ... komedi dizisi TV sektörünün en başarılı yapımlarından biri olduğunu, ..., ..., ..., ..., ... sinema filmlerinin, ... gibi dizi filmlerin senarist ve yönetmenliğini yapmış olan müvekkilinin, ..., ... ve ... isimli kitapları yazdığını, işbu projeleri ile Türkiye çapında haklı bir üne kavuşmuş olduğunu, müvekkilinin, yazmış olduğu ve tüm hakları kendisine ait olan "..." isimli eserinin basım, dağıtım ve satışına ilişkin olarak, davacı taraf ile 17.09.2014 tarihinde sözleşme imzaladığını, müvekkiline ait eserin haklarını devralmış olan davacı tarafın, sözleşmenin imzalanmasından sonra, sözleşmede düzenlenen hususları yerine getirmemiş, sürekli gecikmeler oluşmuş ve uyarılara rağmen sözleşmeye uygun davranmadığını, bu nedenle, 26.06.2019 tarihinde, Beşiktaş ... Noterliği'nin ... yevmiye numarası ile keşide edilen cayma hakkının kullanıldığına ilişkin ihtarın 27.06.2019 tarihinde Davacı tarafa tebliğ edildiğini, işbu cayma hakkı bildirimi üzerine de, davacı tarafından dava ikame edildiğini, davacı tarafça, kötü niyetli olarak açılan, haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile, Beşiktaş ... Noterliğinin 26/06/2019 tarihli cayma bildiriminin hükümsüzlüğüne ve bu konuda muarazanın giderilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıya gönderilen ihbarnamede bildirilen sözleşme ihlaline ilişkin hususlar bakımından, ödemelerin gecikmeli yapılıp yapılmadığının ispatı için ... Bankasına müzekkere yazılarak davacı tarafından davalıya yapılan ödemelere ilişkin hesap dökümünün celbi ile müvekkilinin telif hak edişinin tespiti için müvekkiline ait eserin satış ve stok kayıtları ile bandrol kayıtlarının celbinin talep edildiğini, ancak Mahkemece bu delillerin toplanmadığını, satış kayıtları dosya içerisine alınmış olsaydı müvekkiline yapılan ödemelerin süresinde olup olmadığı, tam olup olmadığının tespit edileceğini, yine bandrol kayıtlarının dosya içerisine girmesi beklenseydi, bandrol kayıtları ile satış ve stok kayıtları karşılaştırılacak ve davacının müvekkiline ait eseri bandrolsüz ya da başka eserlere ait bandrollerle satıp satmadığı dolayısıyla sözleşmeyi ihlal edip etmediğinin tespit edilebileceğini, Yerel mahkemenin, gerekçeli kararında dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunu hükme esas aldığını belirttiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun HMK md 266 ve md 279/4'e aykırı olarak hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki değerlendirme içerdiğini, bu bakımdan yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmenin sonlandırılması için tüm şartların, davacının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle oluştuğunu, Bu nedenle müvekkilinin davacıya süre vermesinin somut olayın şartları değerlendirildiğinde bir anlamı olmayacağını, kaldı ki dosyaya sunulan dilekçelede ayrıntılı olarak müvekkilinin sözleşmeyi devam ettirmeme iradesinin karşı tarafa ulaştığı, bu kapsamda bu iradeye uygun olarak karar verilmesi gerektiği belirtilmişse de beyanların yerel mahkemece dikkate alınmadığını, e-maillerin sözleşmede kararlaştırılan satış raporlarını karşılamadığını, denetime uygun olmadığını, Müvekkiline yapılması gereken ödemelerin geciktirildiğini, her baskıda müvekkilinin bilgisi olmaksızın %5 fire hesaplanarak müvekkiline eksik ödeme yapıldığını, Davacı yayınevinin, müvekkilinin yazarlık hakkı olan eserlerini dahi teslim etmediğini, bu durumun, müvekkili açısından sözleşmenin esaslı ihlali niteliğinde olduğunu ve meydana gelen işbu zararın da süre verilerek giderilmesinin mümkün olmadığını, bugüne kadar hiçbir baskıda müvekkiline kalem hakkı olan eserlerin teslim edilmediğini, davacının yazarın kalem hakkı olan eserlerini kendisine teslim etmemesinin müvekkilinin menfaatlerini zedelediğini ve özellikle de manevi haklarına zarar verdiğini, nitekim davacının da müvekkiline eserleri teslim ettiğine ilişkin hiçbir delili dosyaya sunamadığını, davacının eserlerin teslimi noktasında temerrüde düştüğünü, bu durum her baskıda devam etmiş olup müvekkilinin süre vermesiyle giderilebilmesinin de mümkün olmadığını, nitekim TBK 124 uyarınca da süre verilmesine gerek olmadığını, çünkü davacının ilk baskıya ilişkin 50 adet kitabı müvekkiline teslim etmeden 2. Baskıyı yaptığını, 2. baskıya ilişkin kitapları teslim etmeden 3. baskıyı yaptığını, Davacının yeni baskı bildirimlerini yazılı olarak müvekkiline iletmesi gerekirken, sözleşmeden doğan bu yükümlülüğüne de yerine getirmediğini, örneğin dosyada mübrez 20 Mart 2019 tarihli ... tarafından müvekkilin menajerine gönderilen mailde açıkça “Şuan stok 0 görünüyor. Nisan ayında da tekrar baskıya girecektir.” denildiğini, 2019 yılı Nisan ayında tekrar baskıya girilip girilmediği konusunda ise müvekkiline yazılı hiçbir bildirimde bulunulmadığını, müvekkilinin eserinin kaçıncı baskıda olduğundan, ne kadar ürün satışı yapıldığından haberdar olmadığını, müvekkilinin, kalem hakkı olan eserleri kendisine gönderilmediğinden gerekli editör düzenlemelerinin (yazım hatalarının giderilmesi gibi) yapılıp yapılmadığını dahi denetleyemediğini, müvekkiline gelen pek çok okur bildiriminde de eserde yazım hatalarının olduğu, sayfa numaralarının yanlış yazıldığının belirtildiğini, özetle; davacının müvekkiline ait eserin mali haklarını devraldıktan sonra sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tabiri caizse sözleşme iki taraflı değilmişcesine yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmeden dilediğince at koşturduğunu, Müvekkiline ait eserin stokları mevcutken yeni baskı yapılmış olup bu durumun da sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, sözleşmenin 6.1.2 maddesi uyarınca sözleşmenin fesih nedeni olduğunu, Açıklanan nedenlerle güven ilişkisinin ortadan kalktığını, Davacının korsan eserlere karşı da hiçbir işlem yapmadığını, hak ihlallerinin önüne geçmediğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; caymaya itiraz davası olup, davanın 5846 sayılı yasaının 58/3.maddesi uyarınca cayma ihbarının tebliğinden (27.06.2019) itibaren 4 haftalık yasal süre içerisinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Davalı, mahalleden arkadaşlar adlı kitabının davacı tarafça basım dağıtım ve satış için muvafakat verildikten sonra, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, bu kapsamda; eserin satış raporlarının kendisine bildirilmediğini, yeni baskılardan haberdar edilmediğini, baskı adedi tükenmeden yeni baskılar yapıldığını, kendisinin bilgisi dışında her baskıda % 5 fire hesap edildiğini, eksik ve gecikmeli bir şekilde ödeme gerçekleştirildiğini, yazarın kalem hakkı olan eser kopyalarının teslim edilmediğini ileri sürmüş, Mahkemece; cayma hakkını kullanan eser sahibi davalının, sözleşmedeki haklarının kullanılması için karşı tarafa münasip bir mehil vermediği, bu nedenle FSEK 58. de belirtilen şekil şartına uymadığı, eser sahibi olan davalıya nüshaların verilmemesinin mali hakkın hiç ya da gereği gibi kullanılmaması yönünden esaslı bir ihlal olmadığı, korsan nüshalar için gerekli çabayı göstermediğine yönelik bir bildirim ve delile rastlanmadığı, satış raporlarının gönderilmemesi telif ödemelerinin geç yapılması fire adetlerinin bildirilmemesine yönelik gerekçelerin, mali hakkın hiç ya da gereği gibi kullanılmaması olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, cayma bildiriminin hükümsüzlüğüne karar verilmiş, bu karar yukarıda belirtilen nedenlerle davalı yanca istinaf edilmiştir.FSEK 58. Madde de; " "Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.Cayma hakkını kullanmak isteyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için, noter vasıtası ile diğer tarafa münasip bir mehil vermeye mecburdur. Hakkın kullanılması iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur...." hükmü düzenlenmiştir.5846 Sayılı FSEK 58.maddesi düzenlemesinden; cayma hakkının kullanılması için şekle ve esasa dair şartların gerçekleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davalı tarafça cayma hakkının kullanıldığı ihtarnamede münasip bir zaman verilmediği, ihtarnamede ileri sürülen sebepler göz önüne alındığında, mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşmesi yada mehil verilmesine gerek bulunmayan hallerin mevcut olmadığı, davalı tarafça mehil verilerek cayma hakkının kullanılmasının gerektiği, bu nedenle caymanın şekle uygun olarak yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki tespitlerden, cayma bildiriminde bulunan davalının, FSEK 58.maddede ön görülen eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının esaslı surette ihlal edildiğini ispatlayamadığı gibi FSEK 58/2 maddede cayma hakkını kullanan eser sahibin noter vasıtasıyla diğer tarafa "münasip bir mehil vermeye mecbur olduğu" düzenlenmesine rağmen mehil vermediği, maddede düzenlenen mehil verilmesi istisnalarının da somut olayda bulunmadığı kanaatiyle ilk derece mahkemesinin cayma bildiriminin geçersizliğinin tespiti kararının yerinde olduğuna, esasa yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/04/2021 tarih ve 2019/235 E., 2021/68 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 30/05/2024
MUHALEFET ŞERHİ; 5846 sayılı yasanın 58.maddesi ''...Cayma hakkını kullanmak istiyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip bir mehil vermeye mecburdur. Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkansız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tayinine lüzum yoktur...'' hükmünü içermekte olup, uyuşmazlığın çözümü bakımından mehil konusunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Somut olayda, yukarıda anılan madde kapsamında, davalı eser sahibinin sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip bir mehil vermediği, bu hususun tarafların da kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirkete 26.06.2019 tarihli noter ihtarı ile cayma ihtarının gönderildiği, ancak herhangi bir süre verilmediği görülmekte olup, FSEK 58'de süre verilmemesi için; davacıya ihtamame günderilmesinin imkansız olması veya davacı tarafça reddedilmesi veya bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşmesi gerekir. Her ne kadar Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, esere ilişkin yeni bası yapıldığı, bunun tarafların kabulünde olduğu ve sözleşmede bu hususa ilişkin bildirim şartının bulunmadığı, gerek bu hususun, gerek yazar nüshalarının verilmemesinin ve gerekse telif ödemelerinin geç yapılmış olmasının esaslı bir ihlal olarak görülemeyeceği kanaati bildirilmiş ise de; davalının telif ödemelerine ilişkin olarak aynı zamanda eksik ödeme iddiasının da bulunduğu, ancak bu hususun Mahkemece araştırılmadığı, eser için temin edilen bandrol kayıtları ile satış ve stokta bulunan miktarlar karşılaştırılmak suretiyle davacının satış miktarının ne olduğu ve yapılan telif ödemelerinin eksik veya gecikmeli olup olmadığı hususunda raporda bir değerlendirmeye gidilmediği, yapılacak araştırma sonucunda, telif bedelinin eksik ve gecikmeli olarak ödendiği kanaatine varılması halinde, bu durumun sözleşmenin esaslı surette ihlali niteliğinde olduğu, zira belirtilen hususun taraflar arasında imzalanan sözleşmede (madde 6.1.1) aynı zamanda bir fesih sebebi olarak belirtildiğinin gözetilmesi gerektiği, yine davalının eserin bası adedi tükenmeden ve bildirimde bulunmadan baskı yapmasının da sözleşmenin 6.1.2 maddesinde bir fesih sebebi olarak düzenlendiği, bu durumun da sözleşmenin esaslı surette ihlali niteliğinde olduğu, ancak belirtilen husus yönünden Mahkemece herhangi bir araştırmaya gidilmediği, bu hususlarla birlikte olmak üzere, yazara eser nüshalarının verilmemesi ve sözleşmede belirtildiği şekilde satış raporlarının denetime elverişli bir biçimde eser sahibine iletilmemiş olmasının da taraflar arasındaki sözleşmenin devamını davalı açısından çekilmez hale getireceği ve tüm bu hususların sözleşmenin esaslı ihlali niteliği taşıyacağı sonucuna varılmış olup, aynı zamanda davacı şirkete 26.06.2019 tarihli noter ihtarı ile cayma ihtarının gönderildiği, ancak herhangi bir süre verilmediği görülmekte ise de, FSEK 58'de süre verilmemesi için; mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşmesi gerektiğinin belirtildiği, yukarıda yapılan açıklamalara göre, yapılacak araştırma neticesinde, davacının kusuru ve sözleşmenin esaslı surette ihlal edildiği sonucuna varılması halinde, artık mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatlerinin esaslı surette tehlikeye düşeceğinin kabulü ile, ilgili maddede belirtilen şekil şartının da somut olayda uygulanmaması gerektiği anlaşılmış ve açıklanan tüm bu nedenlerle Mahkemece kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45