İstanbul BAM 44. HD 2024/520 E. 2024/1008 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2024/520
2024/1008
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/520
KARAR NO: 2024/1008
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 28/12/2023
NUMARASI: 2023/245 E.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ... sayılı markanın tescil belgelerinin üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ve markadan doğan hakların müvekkil şirkete karşı kullanılmasının engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı vekili tedbire itiraz dilekçesi ve duruşma beyanında; davada markanın ciddi ve aktif-yoğun bir şekilde kullanıldığını, mevcut tedbir kararı karşısında zarara uğrayanın müvekkil şirket olduğunu, davacı vekilinin diğer iddiaları yargılamaya muhtaç olduğunu, bu nedenle tedbir kararının kaldırılmasını, bu mümkün değil ise yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tekrar değerlendirilmesini, mahkeme aksi kanaate ise teminat miktarının tanınırlığı ve müvekkil markasına uygulanan kısıtlama karşısında teminatın çok düşük kalması nedeni ile 1.000.000 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince 28/12/2023 tarihli ara kararı ile; "İşbu davada davalı adına tescilli markanın kullanılmama nedeniyle iptali talep edildiği hususu nazara alınarak, dava dilekçesi ve ekli belgelere göre, HMK'nın 389 ve devamı maddeleri ile SMK'nın 159. maddesi uyarınca, markanın davanın devamı sırasında üçüncü kişilere devredilmesi durumunda, taraf teşkili sağlanması hususunda zorluk yaşanması ve verilecek kararın infazında sıkıntı yaşanmaması amacıyla ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile, takdiren 10.000,00 TL teminat karşılığında, davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ... sayılı markanın tescil belgeleri davalı adına kayıtlı ise, 3. şahıslara devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına karar verilmiştir. Davacı vekilinin, davalının dava konusu markadan doğan haklarını müvekkil şirkete karşı kullanmasının engellenmesine dair tedbir talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacının talep ve iddialarının yargılamayı gerektirmesi, bu aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından talebin reddi..." şeklindeki gerekçeleri ile; "1-Davacı vekili tarafından, takdiren 10.000,00 TL (OnBin TL.) teminatın, nakden veya muteber bir bankanın kesin ve süresiz teminat mektubu olarak, karar tarihinden itibaren 1 haftalık kesin süre içerisinde ibraz edilmesi halinde ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile; -Davalı adına kayıtlı olduğu bildirilen ... tescil numaralı markanın tescil belgeleri davalı adına kayıtlı ise, 3. şahıslara devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına, -Davacı vekilinin sair tedbir taleplerinin REDDİNE," şeklinde, hüküm kurulmuştur. Yine ilk derece mahkemesince kurulan 09/02/2024 tarihli tedbir talebinin reddine ilişkin itirazın değerlendirilmesinde verilen ara karar gereğince; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2020 Tarih, 2020/1654 Esas ve 2020/1719 Karar sayılı ilamı ve aynı Dairesi'nin 16/11/2020 Tarih, 2020/1771 Esas ve 2020/1908 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, HMK'nın 392/1 maddesi uyarınca, "İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve 3. Kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmi belgeye, başkaca kesin bir delile dayanmıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir" denilmektedir. Somut uyuşmazlık bakımından mahkememizce verilen tedbir kararının davalının markanın kullanım hakkını kısıtlamadığı, devrin önlenmesine yönelik tedbirin davalının ticari faaliyetlerini engeller mahiyette olmadığı, bu itibarla belirlenen teminatın tedbirin kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşıldığından teminatın miktarına yapılan itirazın reddi..."şeklindeki gerekçeleri ile; Davacı vekilinin mahkememizce verilmiş 28/12/2023 tarihli tedbir kararına ve takdir olunan teminata yapmış olduğu itirazların ayrı ayrı REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince 04/03/2024 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesi kararında; Dosyanın tetkikinden, Mahkememizin 28/12/2023 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü kararının 02/01/2024 tarihinde davacı vekiline tebliğ edildiği, bu durumda HMK'nın 345. Maddesinde belirtilen iki haftalık istinaf başvuru süresinin son gününün 16/01/2024 tarihi olduğu, ancak davacı vekilince istinaf başvurusunun HMK'nın 345. Maddesinde belirtilen iki haftalık süre dolduktan sonra 28/02/2024 tarihinde yapıldığı anlaşılmakla, HMK 343/3 ve 118. Maddeleri nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1. Maddesi gereğince süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir sebebi olarak yargılamanın gecikmesi ihtimalinin dahi davanın niteliği gereği davacı şirketin hiçbir zararına ya da zarar endişesi hallerine vücut vermeyeceğini, davacı tarafın bir hakkın müvekkili aleyhine yokluğunu talep ederken, müvekkilinin markasını kendisi en azından alan adı, ticaret unvanı gibi alanlarda hukuka aykırı olarak kullandığını, zararın davacı taraf lehine değil müvekkili aleyhine devam ettiğini, ... markasına güvenerek ticari faaliyet yapmak isteyen bir müteşebbis sadece basit bir internet araştırması ile markanın kaydında Tedbir-Kısıtlama olduğunu göreceğini, hukuken hatalı olduğunu ifade etmiş oldukları bu tedbirin müvekkilinin ticari faaliyetlerinde zarara sebebiyet verdiğini, markasında tedbir olan, markası ihtilaflı şirket durumuna düştüğünü, müvekkilinin markayı kullanmaya devam edebilse dahi markanın tanınırlığını, itibarına gölge düştüğünü, markadan beklenen faydayı sağlayamadığını, müşterilerine tedbir konusu ile ilgili açıklamada bulunmak zorunda kalacağını, neticede piyasa şartlarında güvenin en yüksek değer olduğunu, tedbirin gerekçesinin en başta bu nedenle de yerinde olmadığını, ticarette güven ve itibarın en önemli değer olduğunu, markanın kullanılsa ticaret yapılabilse dahi müşterilerin en başta bakacağı hususun güven ve itibar olduğunu, markasında tedbir bulunan bir şirketin ticaretini yapabilse dahi uğrayabileceği itibar kaybı yapabileceği ticaretin önüne geçtiğini, istinaf incelemesinde ilk talepleri olan tedbirin kaldırılması yerinde görülmeyecek ise en azından risk-teminat, zarar-tazminat dengesinin sağlanması için teminat miktarının 1.000.000,00-TL (-BirMilyonTürkLirası-)’na çıkartılmasını talep ettiklerini, tüm açıklamalar kapsamında müvekkili aleyhine verilen İhtiyati Tedbir kararının yasal şartlarının oluşmadığını, yaklaşık ispat kuralının müvekkilinin dava konusu markayı ciddi ve yoğun şekilde kullandığı noktasında müvekkili lehine tecelli ettiğini, maddi vakıanın ilk derece mahkemesince hukuken hatalı olarak değerlendirildiğini, tedbire yapılan itirazlarının yeterli ve vakıaya uygun bir gerekçe olmadan reddedildiğini, tüm bu hususlar değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesinin müvekkili “...” markası üzerine 3. Şahıslara devrinin önlenmesine dair 28/12/2023 tarihli İhtiyati Tedbir ve 09/02/2024 tarihli İhtiyati Tedbir Kararına itirazın reddi kararının ayrı ayrı kaldırılmasını, tedbirin devamı yönünde kanaate sahip olunur ise de; Risk-teminat dengesinin sağlanması için tedbire ilişkin teminatın 1.000.000,00-TL’ye çıkartılmasını, talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; somut olayın gereklilikleri ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, 28.12.2023 tarihinde, Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince 2018/36087 sayılı markanın 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, akabinde davalının ihtiyati tedbir kısmen kabul kararına karşı itiraz ettiğini, 09.02.2024 tarihli duruşma ve mahkemenin 09/02/2024 tarihli gerekçeli kararında “Somut uyuşmazlık bakımından mahkememizce verilen tedbir kararının davalının markanın kullanım hakkını kısıtlamadığını, devrin önlenmesine yönelik tedbirin davalının ticari faaliyetlerini engeller mahiyette olmadığını, bu itibarla belirlenen teminatın tedbirin kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşıldığından teminatın miktarına yapılan itirazın reddine şeklinde karar verilmiştir denmek suretiyle davalı tarafın itirazlarının tümden reddedildiğini, öncelikli olarak dava konusu markanın devredilmesi durumunda, taraf sıfatının da devredileceğini, dava konusunu başkasına devretmiş olan tarafın, davaya taraf sıfatıyla devam etmesinin mümkün olamayacağından, bu durumun müvekkilinin yargılama sonucunda elde edeceği haklarını elde etmesine önemli ölçüde engel olabilecek veya gecikmesine sebebiyet vereceğini, bu kapsamda, davaya konu ... sayılı markanın davanın devamı sırasında devredilmesi durumunda, istinaf mahkemesinde görülmekte olan davada taraf teşi sağlanması ve verilecek kararın infazında zorluk yaşanacak olmasından sebep, mahkemenin ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesinin gerekliliğini savunmuş ve davalı tarafından sunulan istinaf dilekçesinin reddi ile ilk derece mahkemesince kurulan ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sinai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesinde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, 390/son maddesinde ise tedbir talep edenin davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu belirtilmiştir. Mahkemece 28/12/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL teminat yatırıldığında davalı adına kayıtlı olduğu bilinen 2018/36087 tescil numaralı markanın davalı adına kayıtlı ise 3. Şahısların önlenmesi açısından ihtiyati tedbir kararı verildiği, ihtiyati tedbir kararının itiraz üzerine, 09/02/2024 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği, işbu karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Mahkemece dava konusu marka üzerine konulan ihtiyati tedbirin taraf teşkilini sağlamak üzere verildiğinden davalı vekilinin 28/12/2023 tarihli İhtiyati Tedbir ve 09/02/2024 tarihli İhtiyati Tedbir Kararına itirazın reddi kararına karşı istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde: Mahkemece verilen 28/12/2023 tarihli ara kararına karşı davacı tarafından 28/02/2024 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu, kararın davacıya 02/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği davacı tarafından istinafa HMK 345 maddesinde belirtilen 2 haftalık süre geçtikten sonra 28/02/2024 tarihinde başvurulduğu, anlaşılmakla mahkemece 04/03/2024 tarihinde ara karar ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 346/1 maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verildiği ve bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmıştır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/12/2023 tarih ve 2023/245 E. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.23/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02