İstanbul BAM 44. HD 2021/1414 E. 2024/1004 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
bam
2021/1414
2024/1004
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/1414
KARAR NO: 2024/1004
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 13/07/2021
NUMARASI: 2020/286 E. - 2021/494 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin vermiş olduğu mal ve hizmetlere karşılık ... İnş. San. Ltd.Şti. den almış olduğu keşidecisi ... olan 30/04/2020 tarihli çekin davalı faktoring şirketine temlik edildiğini, iş bu çek bedeline karşılık müvekkiline 38.050,00 TL lik ödeme yapıldığını, bu işleme karşılık davalı faktoring tarafından müvekkili şirketten 200.000. TL lik teminat senedi alındığını, ancak davalı tarafından vadesine 2 buçuk aylık bir süre bulunmasına rağmen teminat olarak alınan senedin 45.000.00 TL si üzerinden icra takibine girişildiğini, müvekkili tarafından davalı faktoring şirketine cebri icra tehdidi altında muhtelif tarihlerde 54.000,00 TL ödendiğini, çekin vadesinin beklenmediğini, bununla birlikte müvekkiline ödenen bedel üzerinden değil çek bedeli üzerinden icra takibi açıldığını beyanla neticeten fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile son ödeme tarihi 11/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalının 9.000,00.-TL maddi tazminat ödemeye mahkum edilmesine, haksız icra takibi nedeniyle 11/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalının 5.000 TL manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesine, yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının istirdat davası açmasında hukuki bir yarar olmadığını, davanın dava şartının eksik olduğunu, davacı tarafın takip konusu senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, ancak davacının müvekkili faktoring şirketinin müşterisi olduğunu, takibe konu edilen senedin munzam senet olduğunu, davaya konu senet kambiyo senetlerini haiz bir senet olmasına karşın senedin üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare/kayıt bulunmadığını, senedin mevcut borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini, müvekkili tarafından faktoring müşterisi davacı tarafından faktoring işlemine konu edilmiş olan ilgili faturanın ödeme aracı olan bono usul ve yasaya uygun olarak müvekkili şirket tarafından devir ve temlik alındığını, davacının borcun vadesinin gelmediğine ilişkin iddialarına ise sözleşmenin 5. maddesi gereği ihtara dahi gerek olmaksızın takip haklarının bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde borcuna ilişkin herhangi bir itirazı olmadığını, itirazlarının vadeye ve teminat senedine ilişkin olduğunu beyanla neticeten davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; Somut olayda, takibe konu bononun lehdarı alacaklı faktorig şirketi ile senedi düzenleyen davacı şirket arasındaki faktoring sözleşmesinin 5. maddesinde faktoring şirketinin müşterisinden teminat niteliğinde kıymetli evrak alabileceği düzenlenmiş ise de bu sözleşmede takip dayanağı bonoya vade, tanzim ve miktar itibariyle açıkça bir atıf bulunmamaktadır. Davalının cevap dilekçesinde ve davacıya gönderdiğini iddia ettiği ihtarnamede takip dayanağı senedin teminat senedi olduğuna dair bir kabul beyanı da bulunmamaktadır. Bu durumda takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu kanıtlanamamıştır. Ancak, alacaklı faktoring şirketi bononun teminat olarak alınmadığını ileri sürdüğüne göre 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2. maddesi ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/1. uyarınca takip dayanağı bono yönünden yetkili hamil olup olmadığını fatura ile tevsik etmesi gerekmektedir. Davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu faturaların ise yine cevap dilekçesi ekindeki tevdi ve keşideci teyit yazılarına göre takip konusu bono ile ilgili olmayıp, takip tarihi itibariyle henüz ibraz süresi başlamamış başka bir ifade ile vadesi gelmemiş çeklerle alakalı olduğu açıktır. Davalı taraf Yönetmeliğin 8/1. maddesi uyarınca takip dayanağı bono ile uyumlu bir fatura veya fatura yerine geçen bir belge, tevdi bordrosu vs. sunmamış, takip dayanağı bono bakımından faktorig mevzuatına göre yetkili hamil olduğunu kanıtlamayamamıştır. Bu sebeple davacı aleyhine takip yapmakta haksız olup davacı tarafından yapılan istirdata konu ödemenin iadesi gerekmektedir. Manevi tazminat talebi yönünden; 6098 sayılı TBK'nın 58. Maddesi gereğince, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Bu anlamda tüzel kişilerin, gerçek kişiler gibi maddi-organik bir yapıya sahip olmamaları sebebiyle bedensel bütünlüğü, yaşamı, sağlığı gibi maddi bedensel değerler üzerinde kişilik haklarının varlığı doğal olarak söz konusu olmamakla birlikte saygınlık, onur, sır çevresi gibi manevi nitelikteki kişisel değerlerle, mesleki ve ekonomik kişisel değerlere gerçek kişiler gibi tüzel kişilerin de sahip olduğu kabul edilmektedir. Somut olayda ise dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacak mahiyette bir eylemin olmadığı, bu kapsamda manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla davanın kısmen kabul kısmen reddine, istirdat talebi yönünden davanın kabulü ile 9.000,00 TL 'nin son ödeme tarihi olan 11/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddi..." şeklindeki gerekçeleri ile; "Davanın kısmen kabul kısmen reddine, 1-İstirdat talebi yönünden davanın kabulü ile 9.000,00 TL 'nin son ödeme tarihi olan 11/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine" şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu senedin müvekkili ile ... Şirketi arasında imzalanan 05.1.2019 tarihli faktoring sözleşmesine istinaden ... bankası 1461 şube kodlu Sapanca/Sakarya şubesine ait ... çek seri numaralı keşidecisinin ... Yapı ... olduğunu, 30.04.2020 keşide tarihli, 45.000 TL bedelli çek ve ... Bankası'na ait ... çek nolu, 04/02/2020 vade tarihli, dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından davacıya keşide edilen 29.763,14 tl'lik çek müvekkiline ciro yoluyla teslim edildiğini, işbu çekleri tevsik eden faturalar da müvekkiline teslim edilmekle dosya içerisinde mübrez olduğunu, bu hususta alacak bildirim formu düzenlendiğini ve iskonto ön ödeme çalışmasının yapıldığını ve müvekkilinin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, işbu çekin vadesi gelmeden müvekkilinin almış olduğu istihbar neticesinde çeklerin yazılması ve karşılığının bulunmaması sebebiyle müvekkili açısından risk oluşacağından davaya konu senedin takibe konu edildiğini, bu itibarla takibe geçilmesinde ortada hukuka aykırı bir durum olmadığının aşikar olduğunu, davaya konu senedin yasal koşulları sağlamakla geçerli bir senet olduğunu ve mahkemece teminat senedi olmadığının da hüküm altına alındığını, müvekkilinin ... A.ş. tarafından faktoring müşterisi davacı tarafından faktoring işlemine konu edilmiş olan ilgili faturanın ödeme aracı olan bono usul ve yasaya uygun olarak müvekkili tarafından devir ve temlik alındığını, bir başka hususunda davacının istirdat davası açması olduğunu, davacının bu istirdat davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu senedin 05.10.2019 düzenleme, 14.02.2020 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli senet olduğunu, istirdat davasının maddi hukuka ilişkin tek şartının davacı (borçlu) istirdat davası açabilmek için maddi hukuk bakımından (aslında) borçlu olmadığı bir parayı, (hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması nediyle) cebri, icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasına bağlı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesince verilen kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, senetten kaynaklı istirdat istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ... A.ş tarafından ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ..., ... aleyhine 200,000,00 TL bedelli bonoya istinden 45.000,00 TL bedelli alacağın tahsili amacıyla 18/02/2020 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Takibe konu bononun düzenleme tarihinin 05/10/2019 ödeme tarihinin 14/02/2020, bedelinin 200.000,00 TL olduğu, keşidecilerin ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ... ve ... olduğu, lehtarın ... A.Ş olduğu görülmüştür. ... A.Ş vekili tarafından düzenlenen tarihsiz ibranamede davacı borçlunun da yer aldığı borçluların İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada borcunun ödendiği, başka borcun kalmadığı belirtilmiştir. ... Bankasına ait 30/04/2020 tarihli 45.000,00 TL bedelli çekte cirantalarından ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ve ... A.Ş. olduğu görülmüştür. Taraflar arasında Faktoring Sözleşmesi tanzim edildiği 45.000,00 TL bedelli çekin faktoring şirketine tevdi edildiği görülmüştür. Faktoring şirketi tarafından davacıya yapılan 12/02/2020 tarihli yazıda, davacı tarafından faktoring şirketine verilen çekte keşidecinin son zamanlarda taahhütlerini yerine getirmediği ve mali sıkıntı içinde bulunduğu, istihbar olunduğu belirtilmek suretiyle 45.000,00 TL borcun 13/02/2020 tarihine kadar vadesinden önce ödenmesinin talep edildiği görülmüştür. 25/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; faktoring şirketine ait defterlerde faktoring şirketi vekili Av. ... hesabına 54.000,00 TL bedelli ödeme yapıldığı, kefillerden ...'in 11/03/2020 tarihinde hem takibe veya davaya konu senedi hemde 45.000,00 TL lik çeki teslim aldığı belirtilmiştir. 04.02.2015 tarihli Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 8/3-4 maddesinde" (3)Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için; a) Alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması, b) Alınan kambiyo senedi veya diğer senet karşılığında hiçbir şekilde kambiyo senedi ve diğer senedin ilgililerine finansman sağlanmaması, c) Kuruluşun işlem ve muhasebe kayıtlarında ek teminat mahiyetinde alınan kambiyo senedi veya diğer senedin ilgili borcun teminatı karşılığında alındığına ilişkin kayıt düşülmesi,gerekir. (4) Müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan ve fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senedin tahsil edilmesi, ancak kuruluşun vadesinde ödenmeyen alacağı ve müşteriden olan diğer alacaklarını ilgili mevzuat çerçevesinde alacağın geri ödenebilirliğine göre Tasfiye Olunacak Alacaklar veya Zarar Niteliğindeki Alacaklar hesabında sınıflandırması, buna göre özel karşılık ayırması ve hukuki takip süreçlerini başlatmış olması halinde mümkündür." şeklinde düzenleme getirilmiştir. Dava konusu senet bedelinin 200.000,00 TL olduğu, 45.000,00 TL'lik kısmının takibe konu edildiği, davalı defter ve kayıtları incelenerek alınan raporda; davacı tarafça davalı faktoring firmasına 30/04/2020 tarihli 45.000,00 TL bedelli çek tevdi edildiği ve çek keşidecisi tarafından düzenlenen 17/12/2019 tarihli fatura temlik edilip, davalı faktoring firmasınca davacıya 24/12/2019 tarihinde 38.050,00 TL ödendiği anlaşıldığı, Davalı tarafça davacıya gönderilen 12/02/2020 tarihli antetli dilekçesinde ... firması tarafından keşide edilen 30/04/2020 vadeli 45.000,00 TL bedelli çekin ciro edilmiş ise de; son zamanlarda çek keşidecisinin taahhütleri yerine getiremediği ve mali sıkıntı içinde olduğ4unun istihbar edildiği bu nedenle 45.000,00 TL borcun 13/02/2020 tarihinde müşteri çekleri ile nemalandırılması ya da nakden kapatılması, aksi halde hesabın kat edileceği ve takip başlatılacağının ihtar olunduğu, Takibe konu senedin teminat senedi mi yoksa munzam senedi mi olduğunun takdiri mahkemeye bırakıldığının belirtildiği, gerek dosya kapsamında alınan rapor gerekse 45.000,00 TL'lik kısmın takibe konu edildiği göz önüne alındığında, senedin teminat mahiyetinde olduğu kanaatine varılmıştır. Somut olayda; Takibe dayanak bononun 200.000,00 TL bedelli olduğu, Faktoring'e ait yazıda 45.000,00 TL bedelli 30/04/2020 tarihli çekin ödeme tarihi gelmeden önce 13/02/2020 tarihinde ödenmesinin talep edildiği, takip talebinde de 45.000,00 TL alacağın işlemiş faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği 45.000,00 TL çek yönünden henüz ödeme tarihi gelmeden alacağın tahsilinin talep edildiği, davacı tarafından 54.000,00 TL ödendiği, bu miktar yönünden bir uyuşmazlık bulunmadığı, alacağın vadesinde ödenmeyip, sorunlu hale gelme koşulu bulunmamakla birlikte 45.000,00 TL'lik kısımdan esasen davacı borçlu olduğundan fazla ödenen bedelin istirdatı gerektiğinden mahkemece fazla ödenen 9.000,00 TL bedelin son ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesi ve şartları oluşmayan manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesi hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/07/2021 tarih ve 2020/286 E., 2021/494 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 614,79 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 212,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 402,49 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02