SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/886

Karar No

2024/997

Karar Tarihi

4 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/886

KARAR NO: 2024/997

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/01/2021

NUMARASI: 2017/221 Esas - 2021/27 Karar

DAVA: Anonim Şirketin Haklı Nedenle Feshi ve Kayyımlık

İSTİNAF KARAR TARİH: 04/07/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinin toplamda %75 ortağı bulunduğu davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicilinde ... sicil numarası ile 2015 yılında kurulduğunu, şirketin 4 ortaktan oluşmakta olup, her bir ortağın 1/4 oranında payı bulunduğunu, şirketin yönetim kurulunun 4 kişiden oluştuğunu, ...'un yönetim kurulu başkanı olduğunu, ..., ... ve ... ile birlikte müşterek imza ile şirketi temsil ve ilzam ettiklerini, şirket adına kuruluştan sonra tescil edilmiş bir karar bulunmadığını, ... tarafından elinde bulunan banka şifreleri ile fiilen tekelinde bulunan yetkiler kapsamında bugüne kadar yapmış olduğu iş ve işlemlere yönelik olarak yönetim kurulu üyelerine herhangi bir açıklama yapılmadığını, finansal raporların sunulmadığını, şirketin finansal olarak ne durumda olduğu, sermaye akıbeti, vergisel yükümlülükleri vs. hususların müvekkilleri tarafından bilinmemekte olduğunu, söz konusu hususlara ilişkin noter kanalı ile ihtarname keşide edilerek muhataptan şirketin iş ve işlemleri hakkında bilgi ve belge istendiğini, ihtarname ekinde yer alan gündem ile genel kurul toplantısı yapılması için çağrı yapıldığını, ancak bu talebin ve çağrının da muhatap tarafından yanıtsız bırakıldığını, bu nedenle bahsi geçen davalı şirkete kayyım atanarak şirketin iş ve işlemleri, sermayenin akıbeti ve vergisel ve muhasebesel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği hususlarında bilgi ve belgelerin toplanarak şirketin tasfiyesinin sağlanması için bu davayı açtıklarını beyanla, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere, davalı şirkete kayyım atanmasına, bilgi ve belgelerin toplanarak şirketin tasfiyesinin sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı ... vekili dilekçesinde özetle; davacıların, ... A.Ş.'ye kayyım atanmasını ve şirketin tasfiyesini talep ettiğini, işbu dava kötüniyetli, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacıların yönetim kurulu üyeleri olup, her birinin eşit paya sahip olduğunu, dolayısıyla şirketin yönetimi, her ne kadar yönetim kurulu başkanı davalı müvekkil olarak görünse de, yönetim kurulu çoğunluğunun davacılar olduğunu, davacılar, çoğunluğa sahip olmalarına ve genel kurul ve hatta yönetim kurulu toplantısı yapabileceklerine rağmen bu toplantıları gerçekleştirmediğini, davalının toplantı çağrılarına da yanıt vermediklerini, tarafların ticaret sicil kayıtlarından da görüleceği üzere 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçilmiş oluğunu, yine, her ne kadar yönetim kurulu başkanı olarak davalı ... seçilmiş ise de dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ... ya da ... ile çift imza ile şirketi müştereken temsile ve ilzama yetkili olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 390. maddesi uyarınca esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanabilir ve kararını toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alındığını, davacılar, davalı müvekkilin toplantı istemlerine yanıt vermedikleri gibi, kötüniyetli ve samimiyetsiz bir şekilde şirketi kilitlemek için kendi aralarında dahi toplanmadıklarını, toplanmış olsalar dahi, bu yönde müvekkilin herhangi bir bilgisinin bulunmadığını, davacılar şirketin muhasebesel defterlerin tutulması ve beyannamelerin verilmesi gibi hususların ... ve kendisi tarafından seçilen mali müşavir aracılığı ile yürütüldüğünü ve kendilerinin hiçbir şekilde haberlerinin olmadığını, yine, TTK'nun 375. maddesine göre muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde finans planlama için gerekli düzenin kurulması yönetim kurulunun, dolayısıyla gerek davacıların ve gerekse davalı müvekkilin, devredilemez ve vazgeçilemez görev ve yetkileri arasında olduğunu, dolayısıyla davalının seçtiği bir muhasebeci ile çalışıldığı ve davacılara hiçbir şekilde bilgi verilmediği iddiası şirketin yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunun davacılar olduğu göz önünde tutulduğunda gerçek dışı olduğunu, davacıların, gerçeğe aykırı beyanlarla bankalardan alınan internet şifreleri ile davalının şirket ile ilgili her türlü ödeme işlemini tek başına yaptığını, bugüne kadar yapmış olduğu iş ve işlemlere yönelik olarak yönetim kurulu üyelerine herhangi bir açıklama yapmadığını, finansal rapor sunulmadığını, hiçbir bilgi, belge, ekstre, hesap dökümü de sunulmadığını iddia etmekte olduğunu, davacı, davalı ile aynı yetkilere sahip olup, şirketin hesabının bulunduğu ... hesabında tek yetkili olmadığının açıkça görüldüğünü, davacıların, yönetim kurulunda da çoğunluğa sahip oldukları gibi, genel kurulda da çoğunluğa sahip olduklarını, davacılardan ...’ın vekili vasıtasıyla muhatap davalı müvekkil ...’a göndermiş olduğu Beşiktaş ... Noterliği’nin 15.03.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile “Genel Kurulun toplantıya çağrılması ve ekli gündemine ilişkin taleplerimize yönelik olumlu ve/veya olumsuz 7(yedi) iş günü içinde cevap verilmesini,” talep ettiklerini, ancak mevcut toplantılar davacılar tarafından kasıtlı olarak toplanamamış ve iddialarının aksine şirketi kilitleme durumuna getirdiklerini, söz konusu toplantı talepleri üzerine olumlu cevap alınamamış olması halinde davacılar TKK. m.412 uyarınca “Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Zorunluluk olmadıkça mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir. Karar kesindir.” şeklindeki hükmüne uygun olarak şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verilmesi için başvurabileceklerini, davalı müvekkilin uzlaşma ve şirketin tasfiyesi yönündeki talebinin yürürlüğe konulması çabalarını dahi görmezden gelerek işbu davayı açtıklarını ve usule uygun toplantı çağrısı davacılar tarafından yapılmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile davalılardan ...' ...'un 2015 yılında kurulan davalı şirketin ortağı olduğu, davacıların % 75 oranında pay sahibi olduğu, toplanan deliller kapsamında şirketin kuruluşundan kısa bir süre sonra ortaklar arasında anlaşmazlıkların yaşandığı, davacılar tarafından davalı ...'un şirketi kötü ve şahsi çıkarları doğrultusunda yönettiği iddiası ileri sürülerek fesih ve tasfiye talep edilmiş ise de yaşanan anlaşmazlıkların ve ileri sürülen iddiaların TTK.m.531 uyarınca haklı sebep oluşturmadığı, davalı ... davalı şirkette yönetim kurulu başkanı ise de davacıların da şirket yönetiminde bulunduğu ve sahip oldukları pay oranına istinaden şirket yönetimini istedikleri gibi şekillendirebilecekleri hatta davalıyı görevden alabilecekleri, kaldı ki şirket yönetiminin hukuka aykırı işlem yaptığı iddialarının sorumluluk davasında ileri sürülebileceği, davacıların bilgi alma haklarının kısıtlandığı iddialarının ve şirket faaliyetlerinin alınan kararlara uygun olmadığı iddialarının da fesih ve tasfiye istemi ile açılan iş bu davanın değil özel denetçi atanması istemli davanın konusu edilebileceği, davacıların TTK.m.531 hükmü kapsamında davasını ispat eder delil sunamadığı, haklı sebebin varlığının tespit edilemediği, bilirkişiler tarafından sunulan raporda da bu hususu teyit eder kanaatin bildirildiği görülmekle davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan davalı şirket aleyhine açılan davanın ise esastan reddine,..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme Tarafından celbini ve incelenmesini talep ettiğimiz ticari defterler, vergisel kayıtlar ve banka hesap hareketleri toplanmaksızın ve incelenmeksizin hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi heyetinin kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak şirketin banka hesap hareketlerini, vergi kayıtlarını ve vergisel yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususları ile şirkete ait ticari defter ve sair kayıtları incelemediğini, Bu sebeple, şirketin haklı nedenle feshi şartlarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediğini, bu hususun dilekçeler ile ilk derece mahkemesine bildirildiğini ve delillerin tamamı toplanmak suretiyle bilirkişi raporu tanzim edilmesinin talep edildiğini, ancak İlk Derece Mahkemesi tarafından bu talep reddedilerek deliller toplanmaksızın ve incelenmeksizin karar tesis edilmesine rağmen davanın reddine, toplanan deliller ile (ki delillerimiz toplanmamıştır) davanın ispat edilemediği gerekçe gösterildiğini, TTK MD. 531 uyarınca haklı nedenle şirketin feshedilmesi talepli dava ikame etmek için sorumluluk davası ve/veya özel denetçi talepli dava açma şartı aranmadığını, davalı şirket ortağı ...'un şirket kasasını sistematik olarak boşaltarak sermayenin tamamını kendi hesabına aktarmasının TTK Md.531 uyarınca şirketin feshi için haklı neden olduğunu, davalı ...'un, şirket ortaklarının güvenini kötüye kullanarak toplam 187.500 sterlini kendi hesabına aktardığını, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/981 E. sayılı dosyasındaki gerekçeli kararda “davalının bu paraları şirketin sermayesinin artırılması için kullanabileceği, bu amaçla kullanmadığı açık olduğu için iadesinin gerektiği” yönünde karar verildiğini, davalı şirketin kurulduğu tarihten bu yana herhangi bir faaliyeti olmadığı gibi şirket kurulduğu tarihten bu yana atıl durumda olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava; TTK 531. Maddesi gereği anonim şirketin haklı nedenle feshi ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince toplanan deliler ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda belirtilen sebepler ile istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık, şirketin feshi için haklı sebebin bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davalı şirket 4 ortaklı olup davacılar % 75, davalı gösterilen diğer ortak % 25 hisseye sahiptir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. Maddesine göre; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.Kanunda anonim şirketin feshine neden olacak haklı sebeplerin neler olduğu sayılmamıştır. İleri sürülen sebeplerin haklı sebep oluşturup oluşturmayacağı yargısal uygulamaya bırakılmıştır. Bu bağlamda anonim şirketin kötü yönetilmesi; genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, Kanunun ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağrılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlükler; şirketin bireysel çıkarlara yönelmesi suretiyle ortaklık amacından uzaklaşması, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin amacını gerçekleştirme doğrultusunda faaliyetlerde bulunmaması, şirketin amacını gerçekleştirmede kullanılan tüm tesis ve teçhizatların satılması nedenleriyle artık amacın gerçekleştirilmesinin mümkün olmaması; paydaşlara ihtara rağmen şirketin mali durumu hakkında bilgi verilmemesi, şirketin gelir ve giderlerinin incelenmesine izin verilmemesi, ortakların şirketin yönetimi, mal varlığı ve kâr-zarar durumu hakkında bilgilendirilmemesi, ortakların denetim ve bilgi edinme haklarının engellenmesi suretiyle bilgi alma ve inceleme haklarının kısıtlanması; uzun süre pay sahiplerine kâr payının dağıtılmaması, paydaşların kâr payı alma hakkının engellenmesi, şirketin yüksek kârlılığa rağmen paydaşlara kâr payı dağıtılmaması; ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmaması, ortağın bakiye borcunu ödemede temerrüdü, ortaklar arasında ciddi anlaşmazlıkların olması ve bunların yargıya intikal etmesi, davacı ile şirketin diğer ortakları olan kardeşleri arasındaki ilişkilerin tamamen bozulmasının aile şirketi niteliğindeki şirketin işleyişine de yansıması suretiyle ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde güvensizlik ve anlaşmazlığın ortaya çıkması gibi sebepler yargısal uygulamalarda şirketin feshi için haklı sebep olarak kabul edilebilmektedir.6102 sayıl TTK 418. Maddesi "1) Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2) Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir. Hükmünü içermektedir. Esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarını düzenleyen 421-. Maddesi " (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde, esas sözleşmeyi değiştiren kararlar, şirket sermayesinin en az yarısının temsil edildiği genel kurulda, toplantıda mevcut bulunan oyların çoğunluğu ile alınır. İlk toplantıda öngörülen toplantı nisabı elde edilemediği takdirde, en geç bir ay içinde ikinci bir toplantı yapılabilir. İkinci toplantı için toplantı nisabı, şirket sermayesinin en az üçte birinin toplantıda temsil edilmesidir. Bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme hükümleri geçersizdir.(2) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin oybirliğiyle alınır:a) Bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar.b) Şirketin merkezinin yurt dışına taşınmasına ilişkin kararlar.(3) Aşağıdaki esas sözleşme değişikliği kararları, sermayenin en az yüzde yetmişbeşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır:a) Şirketin işletme konusunun tamamen değiştirilmesi. b) İmtiyazlı pay oluşturulması. c) Nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması.(4) İkinci ve üçüncü fıkralarda öngörülen nisaplara ilk toplantıda ulaşılamadığı takdirde izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır.(5) Pay senetleri menkul kıymet borsalarında işlem gören şirketlerde, aşağıdaki konularda karar alınabilmesi için, yapılacak genel kurul toplantılarında, esas sözleşmelerinde aksine hüküm yoksa, 418 inci maddedeki toplantı nisabı uygulanır:a) Sermayenin artırılması ve kayıtlı sermaye tavanının yükseltilmesine ilişkin esas sözleşme değişiklikleri. b) Birleşmeye, bölünmeye ve tür değiştirmeye ilişkin kararlar.(6) İşletme konusunun tamamen değiştirilmesi veya imtiyazlı pay oluşturulmasına ilişkin genel kurul kararına olumsuz oy vermiş nama yazılı pay sahipleri, bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından itibaren altı ay boyunca payların devredilebilirliği hakkındaki kısıtlamalarla bağlı değildirler.28.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in Toplantı ve karar nisapları başlıklı 22. Maddesinin 1. Fıkrası " Esas sözleşmede daha ağır bir nisap öngörülmemişse, aşağıdaki fıkralarda gösterilen konular dışındaki yapılacak genel kurullarda şirket sermayesinin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunmaları şarttır. Bu nisabın toplantı süresince korunması zorunludur. İlk toplantıda bu nisabın bulunmaması halinde, yapılacak ikinci toplantıda hazır bulunan pay sahiplerinin veya temsilcilerinin temsil ettikleri sermayenin miktarı ne olursa olsun müzakere yapmaya ve karar vermeye yetkilidir. Kararlar toplantıda hazır bulunanların oylarının çoğunluğu ile alınır., tasfiyeye ilişkin 10. Fıkrası "(10) Şirketin tasfiyesi kararı, toplam sermayenin yüzde yetmişbeşini temsil eden pay sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınır. İlk toplantıda bu nisabın bulunmaması halinde yapılacak ikinci toplantıda da aynı nisap aranır. " düzenlemesini içermektedir. Somut uyuşmazlıkta dosya kapsamına göre şirketin feshini gerektirir haklı sebepler ispatlanamadığı gibi , davacıların sermayenin %75 ine sahip ortaklar ve aynı zamanda yönetim kurulu üyeleri oldukları, şirketin tasfiyesine karar verecek çoğunluğa sahip oldukları gibi yönetim kurulu üyesi oldukları şirketteki diğer ortağın yönetim kurulu başkanlığına son verebilecek yeterliliğe de sahip bulunmalarına göre davanın reddine karar verilmesi doğrudur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi sonucu itibarıyla doğru bulunmakla davacı vekilinin istinaf isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararsürülenileriveFeshiHaklıdereceAnonimsebepleriistinafŞirketinistanbulKayyımlıkesastannumarasımahkemesikararıNedenle

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim