SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/821

Karar No

2024/993

Karar Tarihi

3 Temmuz 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/821

KARAR NO: 2024/993

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/04/2019

NUMARASI: 2015/1090 Esas - 2019/329 Karar

DAVA: Alacak (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2024

Mahkememizden verilen 17/03/2022 tarih ve 2020/730 E. 2022/330 K. sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2024 tarih ve 2022/4021 E. 2024/323 K. sayılı ilamıyla bozulmakla, dosyanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp duruşmalı olarak yapılan incelemesi sonucunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile ... Sigorta arasında 20/11/1996 tarihinde A tipi acentelik sözleşmesi akdedildiği, ... Sigorta'nın unvanının 2000 yılında ... Sigorta A.Ş. olarak değiştiği, 18/12/2000 tarihinde sağlık branşında ek acentelik sözleşmesi akdedildiği, acentelik sözleşmelerinin 11/08/2011 tarihinde ... Sigorta tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, ... Sigorta'nın 30/09/2014 tarihinde sözleşmelerin tümü ve aktifi pasifiyle ... Sigorta'ya devredildiği, davalının Kasım 2010 tarihinden itibaren komisyon bedellerini A tipi acente için öngörülen oranlar yerine B tipi acente oranlarına göre ödemeye başladığı, eksik ödenen komisyon davalı defterlerinde tespit edilebileceğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, ... sisteminin davalı tarafından kapatılana kadar müvekkili tarafından etkin olarak kullanıldığı ve A tipi poliçe üretildiği ve komisyonlarının da A tipi ödendiği, davalı tarafından sınav zorunluluğu getirilerek sözleşmeye aykırı olarak ek yükümlülük getirildiği ve B tipi acente komisyonu ödendiği oysa bu dönemde de A tipi poliçe tanzim edildiğini belirterek müvekkiline A tipi acentelere uygulanan komisyon oranlarına göre ödemesi gereken komisyon bedellerinin Kasım 2010 tarihinden itibaren B tipi acenteler için belirlenmiş daha düşük bedellerden ödendiğinin tespitine, eksik ödenen komisyon bedellerinin belirsiz alacak davasına esas olmak üzere şimdilik 15.000-TL tutarının faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; dava konusunun belirlenebilir olmasına göre davanın, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, davacının ... sistemine geçmiş olduğu dönemde bu sistemi kullanmak için gerekli eğitimi almadığı ve poliçelerini IRIS sisteminde kendisi üretmeyerek şirket merkezinde üretim yaptırdığı, bu nedenle acentenin komisyon sınıfı A tipinden B tipine dönüştürüldüğü, 26/11/2010 tarihinden sonraki hangi poliçelerin şirket merkezinde üretildiğine ilişkin çalışma dilekçeleri ekinde sunulduğu, davacıya bu konuda gerekli bildirimlerin yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen üçüncü rapor doğrultusunda; taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve davalı tarafça verilen vekaletname içeriğine göre, davalının, davacıyı davalı şirketin nam ve hesabına poliçe kesmenin yanı sıra prim tahsil etmeye de yetkili kıldığından A tipi yetkili acente olarak çalıştığı, 20/11/1996 tarihli acentelik sözleşmesi ile 18/12/2000 tarihli ek sözleşmelerin 11/08/2011 tarihinde feshedilerek tescil ve ilan edildiği, 11/08/2011 tarihine kadar anılan yetkilerin davalı tarafça acentelik sözleşmesi 46. maddeye göre herhangi bir sebep göstermeksizin kısıtlama ve kaldırma yetkisi olduğu halde kısıtlamadığı ve kaldırmadığı, davacının eğitiminin tamamlamadığını ispat edecek başkaca yazılı belgeler ile davacının eğitim sonrasında sınava girmediğine dair herhangi bir belge sunulmadığı ayrıca taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde, davalıya doğrudan veya dolaylı olarak davalıya tek taraflı olarak komisyon bedellerinde değişiklik yapma yetkisi verilmediği, aynı şekilde aynı sebepten dolayı taraflar arasında bu yönde akdedilen bir sözleşmenin de bulunmadığı, acentelik sözleşmesi 37. maddesi gereğince, mutabakatname de yapılmadığı, uyuşmazlık konusu Aralık 2010-Ağustos 2011 arasındaki 9 aylık dönemde, davalı tarafın davacıya ödediği komisyonların, B tipi komisyon oranlarına göre değil, davacının nam ve hesabına poliçe kesmenin yanı sıra prim tahsil etmeye de yetkisi olduğundan A tipi komisyon oranlarına göre ödenmesi gerektiği, Aralık 2010-Ağustos 2011 arasındaki dönemde davacı tarafça üretilen poliçedeki A tipi komisyon oranlarına göre davacının lehine tespit edilen eksik komisyon tutarı olan 13.062,45-TL olup, aynı dönemde iptal edilen poliçelere ilişkin primlere tekabül eden 1.322,45-TL iptal komisyonlarının tenzili sonucu eksik komisyonun 11.740-TL olduğu, davalı vekilince, önceki bilirkişi raporları ile son alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi istenmişse de; önceki iki raporun aksine son bilirkişi raporunun dosyaya sonradan yansıyan delillerin de tartışılması sonucunda tanzim olunması ve esas olarak kullanılan araçların farklı olması sebebiyle düzenlenen raporlar arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği, davacının IRIS sistemine geçilen dönemde gerekli eğitimi almadığı, poliçelerini kendisi üretemeyecek durumda olması sebebiyle komisyonunun düşürüldüğü ve gerekli bildirimlerin yapıldığını savunmasını ispatlayamadığı ayrıca acentelik sözleşmesinde davalıya bu ve benzeri işlemler sebebiyle tek taraflı olarak komisyon bedellerinde değişiklik yapmak yetkisinin verilmediği, davalının komisyon bedellerinde yaptığı tek taraflı değişikliğin acentelik sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu ile tespit edilen eksik 11.740-TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesiyle; HMK m.107/1 hükmünde "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." denildiği, belirsiz alacak davalarının, kural olarak tazminat davaları bakımından mümkün olduğu ancak huzurdaki davanın alacak davası olup, varsa alacak miktarının davacı tarafından tespit edilmesinin imkansız olmadığı, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası şeklinde ikame edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı olarak davanın kısmen kabul edildiği, Mahkemenin hükme esas aldığı rapor ile dosyada bulunan 05.07.2017 tarihli raporun çeliştiği ve bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin usule uygun olmadığı ayrıca yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğu zira 05.07.2017 tarihli raporda; sigorta şirketinin bilgi işlem yazılım sistem değişikliğinin sonucu olarak; sigorta poliçesi üretiminde de acentelerin sisteme entegresi için gerekli olduğu, davacı acentenin portföyünde bulunan tecdit ve/veya yeni teklif poliçeler ile iptal işlemlerinin sistem değişikliği sonrası belli bir dönemde iş ve işlemlerinin davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği ve komisyonlarının da davacıya ödendiği, davacının davalıdan acentelik fesih tarihine kadar B tipi acente komisyonu tahsil etmiş olmasının, bu tip acente komisyon oranlarına rızasına karine teşkil ettiği, poliçe üretim sarf külfetine katlanmamış ve yeni bilgi işlem sistemine de entegre olamamış davacı acentenin acentelik sözleşmesi ilgili hükmü kapsamında A tipi acente komisyon oranlarına göre ödeme talep etmiş olmasının yerinde olmadığı buna göre davacı acentenin davalı ... şirketinden herhangi bir eksik ödenen bakiye komisyon alacağı bulunmadığının açıklandığı, son bilirkişi raporunda, bu tespitlerin hiç değerlendirmeye alınmadığı, çelişkinin giderilmediği yine 05.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda da kabul edildiği üzere davacının yeni sisteme uyumsuzluğu sigortalının şikayeti üzerine Hazine Müsteşarlığı nezdinde müvekkili şirketin sorgulanmasına neden olduğu, bu durum göz ardı edilerek hazırlanan bilirkişi raporunun hiç bir şekilde kabulünün mümkün olmadığı, Davacı acentenin, müvekkili şirketin ... sistemine geçmiş olduğu dönemde bu sistemi kullanmak için gerekli eğitimi almadığı ve poliçelerini İRİS sisteminde kendisi üretmeyerek şirket merkezinde üretim yaptırdığı, bu nedenle komisyon sınıfının A tipinden B tipine dönüştürüldüğü, müvekkili tarafından acentenin komisyon tipinin B tipine çevrilmiş olduğu 26.11.2010 tarihinden sonraki hangi poliçelerin şirket merkezinde üretildiğine ilişkin bir çalışma yapılmış olup, söz konusu çalışmanın bilirkişilere iletildiği, dilekçe ekinde sunulan listede yer alan poliçelerin şirket merkezinde üretilmiş olup, bu nedenle davacı tarafın A tipi acente olduğu iddiası ile komisyon bedellerinin eksik ödendiğine ilişkin talebinin kabul edilemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanı reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, acentelik sözleşmesi kapsamında eksik ödenen komisyon bedellerinin tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizin 17/03/2022 Tarih, 2020/730 E. 2022/330 K. sayılı kararı ile "Somut olayda, davacı taraf, A tipi acente komisyon alacağı yerine B tipi acente komisyonu ödenmesi nedeniyle aradaki fark olan ve eksik ödenen komisyon alacağını talep etmiştir. Davacı yetkili acente olup, eksik ödeme yapıldığını iddia ettiğine göre, davalı tarafından ödenen komisyon tutarlarını bildiği bir yana ticari işletme sahibi olarak kendi ticari defter ve kayıtlarından ödenmesi gereken komisyonu da belirleyebilecek durumdadır. Zira acentelik sözleşmesinde hangi tür poliçeler için ne oranda komisyon ödeneceği kararlaştırılmış olup, ihtilaf konusu dönem ve davacı tarafından kesilen poliçeler belirli olduğundan, poliçe türlerine ve her bir poliçede müşteriden tahsil edilecek prim tutarlarına göre ödenmesi gereken komisyon da belirlenebilir niteliktedir. Acentelik sözleşmesinin 37/3 maddesinde, ihtilaf halinde sigorta şirketinin defter ve kayıtlarının ispat belgesi olacağına ilişkin düzenleme, HMK da tanımlanan delil sözleşmesine niteliğinde bir hüküm olup, belirsiz alacak davası açılmasına dayanak teşkil etmez. Öte yandan komisyonların davalı tarafından belirlenerek davacıya ödenmiş olması veya davalı defterleri üzerinde inceleme yapılması için bilirkişiye başvurulması da neticeye etkili değildir. Nitekim davanın belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağının tespitinde önemli olan, dava konusu alacağın davacının kendi elindeki belge ve bilgilere göre belirleyip belirleyemeyeceğidir. Yukarıda açıklandığı üzere, davacının kendi elindeki belge ve kayıtlar ile eksik ödenen komisyonu belirlemesi mümkün olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı kabul edilerek hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esasa girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın dava şartı/hukuki yarar yokluğundan usulden reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yasa yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2024 tarih ve 2022/4021 E. 2024/323 K. sayılı bozma ilamı ile; "davaya konu alacak davacı bakımından belirlenebilir nitelikte olup dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının bir kısmını dava ettiği anlaşılmaktadır. Alacağın belirli olduğu hallerde kısmi dava açılmasına cevaz vermeyen 6100 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmasıyla birlikte artık belirli olan alacaklar için de kısmi dava açılması mümkün hale geldiğine göre, somut olayda kısmi dava koşulları bulunmaktadır. Bu itibarla, mahkemece davanın dava dilekçesiyle talep edilen tutar bakımından kısmi dava olarak açıldığı kabul edilip, kısmi dava olarak görülüp karara bağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasın," karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.Dava, acentelik sözleşmesi kapsamında eksik ödenen komisyon bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.Davacı ile ... Sigorta A.Ş arasında akdedilen 20.11.1996 tarihli “Sözleşme Yapma ve Prim Tahsil Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi” kapsamında davacıya A tipi acentelik yetkisi verildiği, ... Sigorta A.Ş.'nin ünvanın 2000 yılında ... Sigorta A.Ş. olarak değiştiği 18.12.2000 tarihli Ek Acentelik Sözleşmesi ile davacının hastalık sigorta branşında da acenteliğe yetkili kılındığı, ... Sigorta A.Ş tarafından acentelik sözleşmelerinin 11.08.2011 tarihli ihtarname ile feshedilerek feshin ve davacının vekâletnamedeki tüm yetkilerden azledildiği, Aralık 2010 ile sözleşmenin feshedildiği Ağustos 2011 arasındaki dokuz aylık dönemde davacıya A tipi yerine B tipi acente komisyon ücreti ödendiği, ... Sigorta A.Ş.'nin 30.09.2014 tarihinde davalı ... ye devredildiği dosya kapsamı ile sabit olduğu gibi taraflar arasında da ihtilafsızdır. Davacı ile ... Sigorta A.Ş arasında akdedilen 20.11.1996 tarihli "Sözleşme Yapma ve Prim Tahsil Yetkisine Haiz Acentelik Sözleşmesi"nin 6.maddesinde acentenin, sigorta işlemleri ve çalışmalarında ilgili kanunlarla kararname hükümlerine, 22.06.1994 tarih, 21068 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 539 sayılı kararname ile hükümleri değiştirilen 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanununa, sigorta tarife ve şartlarına, Şirketin vereceği yazılı ve sözlü talimat ile genelgelere uygun hareket etmeye mecbur olduğunu , aksine işlem yapılması halinde sigortalının ve Şirketin uğrayacağı her türlü zarar hiçbir ihtar ve kanuni işlem gerekmeksizin acenteye ait olacağı, 37. Maddesinde şirketin tanzim ederek Acente'ye göndereceği haftalık üretim cetvelleri ile acentenin her ayını ilk on günü içinde mutabakatını veya varsa itirazını yazılı ve ayrıntılı olarak şirkete bildirileceği, bu süre içinde itiraz yapılmadığı takdirde acentenin, şirketin göndermiş olduğu cetvellerin muhteviyatını aynen kabul etmiş sayılacağı , ihtilaf halinde şirket defter ve kayıtlarının ispat belgesi olacağı , acentenin itiraz edilmeyerek veya taraflarca mutabakat yoluyla kesinleşen şirket kayıtları ve hesap cetvellerinin İcra ve İflas Kanunu'nun 68. maddesi ve ilgili hükümlerine uygun olarak kesin borç miktarına havi belgelerden olduğunu peşinen kabul edeceği, 46.maddesinde şirketin, önceden bir ihbar süresine bağlı olmaksızın acenteliğe verilen yetkilerden bir kısmını kısıtlamak ve sınırlandırmak yetkisine haiz olduğu 47.maddesinde şirketin, acentelik sözleşmesini herhangi bir sebep göstermeksizin bir ay önceden diğer tarafa iadeli taahhütlü bir mektup göndererek veya noterden ihtarname çekmek şartıyla her zaman feshedebileceği düzenlemeleri mevcuttur.Davacı, davalının yetkili A tipi acentesi olmasına rağmen Aralık 2010 tarihi ile sözleşmenin feshedildiği Ağustos 2011 arasındaki dönemde komisyonun eksik ödendiğini ileri sürerek ödenmesi gereken ile ödenen arasındaki farkı talep etmiş, davalı ise davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı gibi 2010 Kasımdan itibaren IRIS sistemin geçildiği ve davacının sistemi kullanmak için gerekli eğitimleri almadığını, ... programını aktif olarak kullanamadığını, bu nedenle poliçe üretimi yapmayıp, davalı nezdinde poliçe ürettirdiğinden komisyon sınıfının A tipi yerine B tipine dönüştürüldüğünü, davacıya eksik ödeme yapılmadığını savunmuştur.Taraflar arasında akdedilen sözleşmeler ve davalı tarafça verilen vekaletname içeriğine göre davalının, davacıyı davalı şirketin nam ve hesabına poliçe kesmenin yanı sıra prim tahsil etmeye yetkili kıldığından A tipi yetkili acente olarak çalıştığı, 20/11/1996 tarihli acentelik sözleşmesi ile 18/12/2000 tarihli ek sözleşmelerin, davacının ... sistemine geçilen dönemde gerekli eğitimi almadığı, sistemi kullanamadığı ve davalı nezdinde poliçe ürettirdiği gerekçesiyle 11/08/2011 tarihinde feshedildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece dosya kapsamına alınan 10/04/2017 tarihli bilirkişi raporunda acentelik sözleşmesinde somut hüküm bulunmaksızın acentenin komisyon oranının düşürülmesi halinin haksız bir uygulama gibi gözükse de davalı ... şirketinin bilgi işlem yazılım sistem değişikliğinin sonucu olarak sigorta poliçe üretiminde acentelerinin sisteme entegresi işin gereği olduğu, davacı acentenin portföyünde bulunan tecdit ve/veya yeni teklif poliçeler ile iptal işlemlerinin sistem değişikliği sonrası belli bir dönemde iş ve işlemlerin davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği ve komisyonlarının da davacıya ödendiği, davacının davalıdan acentelik fesih tarihine kadar B tipi acente komisyonu tahsil etmiş olmasının, bu tip acente komisyon oranlarına rızasına karine teşkil ettiği, üretim listesine dayalı olarak davacı acentenin davalı ... şirketinden herhangi bir eksik ödenen bakiye komisyon alacağı bulunmadığı; 27/11/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da davacı acentenin portföyünde bulunan yenileme, teklif, poliçe ve iptal vb. çeşitli işlemlerinin sistem değişikliği sonrası belirli bir dönemde davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği ve komisyonların da davacıya ödendiği, davacının acentelik sözleşmesinin 37. Md gereği bu süreçte herhangi bir itirazının bulunmadığı ya da dosyada itirazına yönelik herhangi bir belge bulunmadığından davalı ... şirketi ile mutabık olduğu, davacının acentenin, davalı ... şirketinden herhangi bir komisyon alacağı bulunmadığı belirtilmiştir.Hükme esas alınan 22/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda ise davacının eğitiminin tamamlamadığına, eğitim sonrasında sınava girmediğine ilişkin davalı tarafça herhangi bir belge sunulmadığı,yine davacı tarafından davalı şirkete gönderilen hata bildirim maillerinin davalı tarafça dosyaya ibraz edilmediği, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde davalıya tek taraflı olarak komisyon bedellerinde değişiklik yapma yetkisi verilmediği, acentelik sözleşmesinin 37. Maddesi gereği mutabakatnamenin yapılmadığı tespit edilmediğinden uyuşmazlık konusu Aralık 2010-Ağustos 2011 arasındaki 9 aylık dönemde davalı tarafın davacıya ödediği komisyonların, B tipi komisyon oranlarına göre değil, davacının nam ve hesabına poliçe kesmenin yanı sıra prim tahsil etmeye yetkisi olduğundan A tipi komisyon oranlarına göre ödemesi gerektiği , bu çerçevede Aralık 2010-Ağustos 2011 arasındaki dönemde davacı tarafça üretilen poliçedeki A tipi komisyon oranlarına göre davacının lehine tespit edilen eksik komisyon tutarı olan 13.062,45 TL olup, aynı dönemde iptal edilen poliçelere ilişkin primlere tekabül eden 1.322,45 TL iptal komisyonlarının tenzili sonucu 11.740,00 TL eksik komisyon tahakkuk ettirildiği belirtilmiştir.Tüm dosya kapsamına göre davacının davalı tarafça verilen vekaletname içeriğine göre davalı nam ve hesabına poliçe kesmenin yanı sıra prim tahsiline yetkili kılındığından A tipi yetkili acente olarak çalıştığı, davalı şirketin, davacıya Aralık 2010 tarihinden sözleşmenin feshedildiği Ağustos 2011 tarihine kadar B tipi yetkili acente olarak komisyon ödemesi yaptığı , davalının acentelik sözleşmesinin feshi sebebi olarak dayandığı davacının ... sistemine geçilen dönemde gerekli eğitimi almadığı, davacının eğitim sonundaki sınava girmediği hususlarına ilişkin ispatla yükümlü olan davalının bu yöndeki savunmalarını ispata elverişli bir delil sunmadığı gibi IRIS programının kullanılmamasından dolayı komisyonun B tipine düşürüleceğine dair davacıya herhangi bir bildirim yapmadığı, acentelik sözleşmesinin 37. Maddesi kapsamında taraflar arasında bir mutabakatname bulunmadığı, davacının bu madde kapsamında itirazının bulunmamış olmasının acentelik komisyonuna ilişkin alacak hakkını talep etmesine engel olmadığı, her ne kadar davalı vekilince dosya kapsamına alınan ilk ve ikinci bilirkişi raporu ile hükme esas alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu ileri sürmüş ise de HMK'nın 282. maddesine göre bilirkişi raporu takdiri delil niteliğindeki olup, raporlarda çelişki olarak görülen hususların esasen mahkemenin yapacağı hukuki değerlendirmeye ilişkin olduğu görülmekle bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği, komisyonların eksik ödenmeye başlandığı tarihten sözleşmenin fesih tarihine kadar geçen 9 aylık süreçte davalı şirketin davacıya 11.740,00 TL eksik komisyon tahaakkuk ettirdiği ve davacının bu miktar yönünden alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile 11.740,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davanın kısmen kabulü ile 11.740,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 3-Alınması gereken 801,95 TL harcın peşin alınan 256,17 TL harçtan mahsubu ile 545,78 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca 3.260,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca 11.740,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davacının yaptığı başvurma harcı, posta, tebligat gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere 5.937 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 4.667,97 TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacının üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 50,00 TL yargılama giderinin 10,87 TL 'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davalının üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı tarafından yatırılan 256,17 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 9-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından artan tutarların hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 10-Yasa yoluna başvuru nedeniyle davacının yaptığı tebligat ve posta gideri olmak üzere 116,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 11-İstinaf yargılaması yönünden; a-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 801,95 TL harçtan mahsubu ile bakiye 721,25‬ TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, b-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 12- Gerekçeli kararın HMK.'nun 359-(4) maddesi uyarınca taraflara tebliğine, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal iki haftalık süre içerisinde Yargıtay temiz yasa yolu açık olmak oy birliğiyle karar verildi. 03/07/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülennedenleriileriistinaf(KomisyonculukSözleşmesindenreddinedereceistanbulAlacakgerekçeKaynaklanan)numarasımahkemesikararıcevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim