İstanbul BAM 43. HD 2021/879 E. 2024/945 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2021/879
2024/945
14 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/879
KARAR NO: 2024/945
KARAR TARİHİ: 14/06/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/01/2021
NUMARASI: 2019/1047 Esas - 2021/95 Karar
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/06/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin, davalı ile arasında akdedilen taşıma sözleşmesi kapsamında edimini yerine getirdiğini, ancak taşıma ücreti olan 2.000,00 Euro tutarın davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas Sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının itirazda bulunduğunu, itirazın taraflarına tebliğ edilmediğini, haricen öğrendiklerini, taraflar arasında mail yazışmaları olduğunu ve davalı çalışanının 18.05.2018-16:22'de “merhaba ... ödemenizi alabilirsiniz iyi çalışmalar" diye mail attığını, davalının Polonya gümrüğündeki sıkıntıyı öğrendiği andan teslimatın yapıldığı ana kadar herhangi bir ihtirazi kayıt öne sürmediğini, taşıma talebinden vazgeçmediğini, taşımanın ve teslimatın yapılabildiği tarihe kadar muvafakat verdiğini beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında Sakarya Polonya arasında yapılacak taşımaya ilişkin sözleşme imzalandığını, yükleme tarihinin 01.03.2018 olduğunu, yüklerin teslim tarihinin 07.03.2018 olduğunu, yüklerin tesliminin 21.03.2018 tarihinde yapıldığını, kısaca 14 günlük gecikme ile ürünlerin teslim edildiğini, sözleşmenin 3.3 maddesi gereğince gecikme durumunda navlun ücretinin ödenmeyeceğinin ve gecikme durumunda günlük 100,00 euro gecikme nedeni ile cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, navlun bedelinin ödeneceğine dair taahhüt verilmediğini, ... isimli personelin ödeme yapma yaptırmama konusunda yetkisinin olmadığını beyanla, davanın reddine, davacı aleyhine asıl alacağın %20 oranında aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Taraflar arasında CMR Konvansiyonu kapsamında emtianın Sakarya'dan Polonya'daki alıcısına teslimi konusunda taşıma sözleşmesi düzenlendiği, emtianın 01/03/2018 tarihinde Sakarya'da yükleneceğinin ve 07/03/2018 tarihinde ise Polonya'da teslim edileceğinin kararlaştırılmasına rağmen teslimin 21/03/2018 tarihinde gerçekleştiği, davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında alacağını tahsil etmek için 22/06/2018 tarihinde takip talebinde bulunduğu, davalının 28/06/2018 tarihinde ödeme emrine itiraz etmesi üzerine 29/06/2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, bundan sonra icra dosyasında herhangi bir işlem yapılmadığı, taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesinin hangi tarihte yapıldığı belli olmasa da en geç yüklerin yükleneceğinin kararlaştırıldığı 01/03/2018 tarihinde sözleşmenin yapıldığının kabul edilmesi halinde CMR 32/1 maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin 01/06/2018 tarihinden itibaren başlaması gerektiği, bu tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamış iken davacı tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında alacağın tahsili için 22/06/2018 tarihinde takip talebinde bulunulduğu, bu durumda işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin icra takibiyle kesildiği, zamanaşımının icra takibiyle kesilmesi halinde takibe ilişkin her işlemden sonra yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı, davalının 28/06/2018 tarihinde ödeme emrine itiraz etmesi üzerine 29/06/2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, bundan sonra icra dosyasında herhangi bir işlem yapılmadığı, buna göre 29/06/2018 tarihinden itibaren CMR 32/1 maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, davacının, davasının en geç 29/06/2019 tarihine kadar açması gerektiği, oysa davacının davasını 26/12/2019 tarihinde açtığı, CMR Konvansiyonu 32/1. maddesine göre CMR sözleşmesine göre yapılan taşımalardan doğan davaların bir yıl içinde açılması gerektiğine ilişkin düzenleme dikkate alındığında işbu davanın bir yıllık süreden sonra açılmış olması sebebiyle yapılan açıklamalar uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, ayrıca davalı vekili ibraz ettiği cevap dilekçesinde, davacının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş olup, davacının takipte haksız ve kötüniyetli olduğu hususu ispatlanamadığından davalı tarafın tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın süresinde ikame edildiğini, itirazın iptaline konu icra takibinin CMR konvansiyonunun 32/1 maddesiyle düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde başlatılmış olduğunu, zamanaşımı süresi alacağın tamamı açısından takip tarihinde kesildiğini, daha sonrasında ise itirazın iptali davası için öngörülmüş olan tebliğden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde huzurdaki davanın ikame edildiğini, dolayısıyla ilgili zamanaşımı süresinin huzurdaki davada uygulanmasının mümkün olmadığını, kaldı ki müvekkili ile davalı şirket ticari temsilcisi/ticari vekili olarak hareket eden ... arasındaki yazışmalarda ...'ın 18/05/2018 tarihli elektronik postasında “ödemeyi alabilirsiniz” diyerek davalının müvekkiline ödeme yapacağını kabul ve beyan ettiğini, davalıyı ödeme yükümlülüğü altına soktuğunu, hiçbir şerh ve ihtirazi kayıt içermeyen bu beyan ile davalı tarafın sözleşmeden kaynaklanan ve bu tarihten önceki tüm defiler ve itirazlara dayanma hakkını kaybettiğini, zira bu aşamadan sonra ileri sürülen zamanaşımı defi hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalı tarafın tacir olduğunu ve basiretli bir tacir gibi davranmakla yükümlü olduğunu, bir hukukî ilişkide, bir kişi davranışı ile karşı tarafta korunmaya lâyık, haklı bir güven oluşturduktan sonra artık bu oluşturduğu güvene aykırı, bununla çelişkili bir davranışta bulunamayacağını, bu kavramın çelişkili davranış yasağı olarak ifade edildiğini, davalının davranışının bu kurala da aykırılık teşkil ettiğini, bu durumun yasa tarafından korunmasının mümkün olmadığını, CMR konvansiyonu kapsamında yapılan taşımalarda söz konusu olan bir yıllık zamanaşımı süresinin kendilerince meydana gelen gecikmelerden, hasarlardan vs. doğan davalar için düzenlendiğini, ancak takip ve dava konusunun CMR sözleşmesi kapsamında meydana gelen bir zarar, gecikme vs.nin karşılığı değil, bizzat taşıma ücretine ilişkin fatura alacağı olduğunu, fatura alacaklarında ise zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, bu sebeple de herhangi bir zamanaşımının söz konusu olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Dava, fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, 2.055,00 Euro alacağın tahsili istemiyle 22/06/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf ise istemin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. CMR Konvansiyonu'un 1. maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda davaya konu taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. CMR'nin 32/1. maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Dava açma süresi kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde, işlemeye başlar. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir. CMR’nin 32/1. maddesinde, sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davalar şeklindeki geniş ifade kapsamına taşıyıcının taşıma ücreti ve diğer alacakları için açacağı davalarda girmektedir. Dosya kapsamına ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, davalı tarafından taşınan emtianın geç teslim edilmesinde“bilerek kötü hareketinin” neden olduğunun iddia edildiği ileri sürülemeyeceği gibi mahkemenin de bu yolda bir kabulü yoktur. Şu halde, somut dava bakımından zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabulü zorunludur. CMR’nin 32/1. maddesinin (a) bendine göre zamanaşımı süresinin, teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda 6098 sayılı TBK’nun 153, 154 ve 157. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekecektir. Davacı taşıyıcı ile davalı taşıtan şirket arasındaki taşıma sözleşmesinin 3.3. maddesine göre, taşıma süresinin iki katından fazla süren gecikmeler nedeniyle davacı taşıyıcının taşıma ücretini talep etme hakkını kaybedeceğinin kararlaştırıldığı, taraf ifadelerinden ve CMR Senedinden taşıma süresinin iki katından fazla süren bir gecikme yaşandığı ve davacı taşıyıcının bu durumu kabul ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. TBK’nun 154/2. maddesi uyarınca icra takibiyle kesilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin yeniden ne zaman başlayacağı hususu üzerinde durulmalıdır. BK’nun 157/2. maddesi, zamanaşımının icra takibiyle kesilmesi halinde takibe ilişkin her işlemden sonra yeni bir sürenin başlayacağı hükmünü haizdir. Başlayacak yeni sürenin, asıl zamanaşımı süresi kadar, bir diğer söyleyişle 1 yıldan ibaret olduğu izahtan varestedir. Somut olayda 01/03/2018 tarihinde Sakarya'dan yüklenecek emtianın Polonya'ya taşınıp 07/03/2018 tarihinde teslim edileceğine ilişkin taşıma sözleşmesinin akdedildiği, teslimin 21/03/2018 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. CMR 32/1 maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin teslim tarihinden itibaren başlaması gerektiği, bu tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlamış iken davacı tarafından alacağın tahsili için 22/06/2018 tarihinde takip talebinde bulunulduğu, bu durumda işlemeye başlayan zamanaşımı süresinin icra takibiyle kesildiği, zamanaşımının icra takibiyle kesilmesi halinde takibe ilişkin her işlemden sonra yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı, davalının 28/06/2018 tarihinde ödeme emrine itiraz etmesi üzerine 29/06/2018 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği, bundan sonra icra dosyasında herhangi bir işlem yapılmadığı, buna göre 29/06/2018 tarihinden itibaren CMR 32/1 maddesi uyarınca bir yıllık zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, davacının, davasının en geç 29/06/2019 tarihine kadar açması gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenle zamanaşımını kesen durdurma kararı tarihi olan 29/06/2018 tarihinden itirazın iptali davasının açıldığı 26/12/2019 tarihine kadar 1 yılı aşkın süre dolmuştur. Ayrıca 7155 sayılı Yasanın 20. maddesi ile 6100 Sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak düzenmiş, anılan Yasanın 23. maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A-15. maddesinde ise arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre arabuluculuk sürecinin devam ettiği 15/02/2019-29/03/2019 tarihleri arasında zamanaşımı duracaktır. TBK'nın 153/2. maddesi gereğince zamanaşımını durduran sebebin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımının işlemeye başlar ve durmadan önce başlamış işlemesini sürdürür. Her ne kadar davacı tarafça dava şartı olan arabuluculuk görüşmelerine başlanmış ise de sürece dahil olan 15/02/2019-29/03/2019 tarihleri de eklenmiş olsa dahi zamanaşımı süresinin dolduğu sonucunu değiştirmeyecektir. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davanın niteliği gereği açıklamak gerekirse; icra takibinin itiraz üzerine durması halinde, alacaklının kesilen ve yeniden başlayan zamanaşımı süresinin tekrar kesilmesini ve yeni bir sürenin başlamasını teminen yapabileceği tek işlem, itirazın iptalini veya kaldırılmasını dava etmekten ibarettir. Söz konusu işlemlerin, istikrar kazanan Yargıtay uygulaması ve doktrince de benimsenen “uyuşmazlığı ileriye götüren işlemler” niteliğinde olduğu açıktır. İİK’nun 67. ve 68. maddelerinde söz konusu davaların açılabilmesi için öngörülen 1 yıllık ve 6 aylık süreler ise hak düşürücü nitelikte olup itirazın tebliği tarihinden itibaren başlamakla birlikte, bu davaların itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden de açılmasına engel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. İtirazın alacaklıya tebliğ edilmemesi, sadece İİK’nun 67 ve 68. maddelerinde sözü edilen hak düşürücü sürelerin başlamasına engel teşkil eder niteliktedir. Bu açıdan bakıldığında, işbu dava, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış ise de, hak düşürücü süre ile zamanaşımının birlikte cereyanı ve her iki sürenin aynı (olayımızda olduğu gibi bir yıl) olması halinde zamanaşımı süresinin dolmasından sonra ve fakat hak düşürücü süre içerisinde açılan davanın alacağın zamanaşımına uğramasına engel bir niteliği yoktur. Davacı vekilinin davalı çalışanın ''ödemeyi alabilirsiniz'' diyerek davalıyı ödeme yükümlülüğü altına soktuğu ve zamanaşımı itirazında bulunmasının çelişkili davranma yasağı ihlali anlamına geldiğine dair beyanları bakımından yapılan değerlendirmede, davalının mailinin açık bir kabul anlamına gelmeyeceğinden zamanaşımı kesen sebepler arasında sayılamaz. Sözleşmenin 3.3 maddesi son cümlesi uyarınca davalının navlun ücretini ödeme sorumluluğu olup olmadığı ile davacının, davalı şirket çalışanı ... ile yaptığı ve dosya kapsamına sunduğu mail yazışmalarına göre ödemenin yapılmasının davalı tarafından kabul edildiğinden zamanaşımı itirazında bulunulmasının hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu iddiası yerinde değildir. Zira borcun ikrarı ile zamanaşımını kesilmiş olsa dahi bu durum davalının zamanaşımı itirazına engel teşkil etmeyecektir. Bu durum davacının zamanaşımı süresinde istemde bulunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Davalının zamanaşımı itirazı çelişkili davranma yasağı kapsamında değerlendirilemez. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 14/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25