SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2021/1954 E. 2024/943 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1954

Karar No

2024/943

Karar Tarihi

13 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1954

KARAR NO: 2024/943

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/09/2021

NUMARASI: 2020/646 Esas - 2021/656 Karar

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ...'ün davalı şirkette %15 , ...'ın %25 hisse sahibi olduğunu, ...'ın aynı zamanda şirket müdürlüğü görevini yaptığını, ... tarafından Beşiktaş .... Noterliği'nin ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile şirkete ait evrak işlemlerinin yapılması konusunda ...yetki verildiğini, ... kendisine tanınmış yetkileri kötüye kullandığını, 04/09/2020 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısından müvekkillerinin haberi bulunmadığını, kendilerine herhangi bir çağrı yapılmadığını, müvekkillerinin bu toplantıya katılmamalarına rağmen katılmış gibi göstererek adlarına sahte imza atıldığını, toplantı tutanağında bulunan imzaların müvekkillerine ait olmadığını, şirketin %10 hissesine sahip ...'ın da Genel Kurul Toplantısı yapıldığını tarihte Türkiye de bulunmadığını, yurtdışında bulunduğunu, genel kurul toplantısında payların %50 sinin temsil edilmediğini ve imzaların taklit edilmek suretiyle toplantıya katılmış gibi gösterildiğini, TTK'nın 617. Maddesinin 3. Fıkrasının yollaması ile TTK'nın 414 . Maddesinde belirlenen çağrı usulüne uyulmaksızın yapılan genel kurulun iptal edilmesi gerektiğini, aynı zamanda pay sahiplerinin sahte imzasıyla yapılan genel kurulunda yok hükmünde olduğunu bildirerek 04/09/2020 tarihli genel kurul toplantısında müvekkillerinin sahte imzasıyla alınan genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine, bunun mümkün olmaması durumunda 04/09/2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline karar verilmesini dava ve talep etmişlerdir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan ...'ın şirket merkezini kiraya veren otel ile ilgili usulsüzlüklere karışması nedeniyle yaklaşık bir yıldan beri iş yerine gelemediğini, şirketin zaruri ve acil işlerini göremediğinden aksamalar yaşandığını, davacı ...'ın gerek şirkette usulsüz işlemler yapması gerekse pandemi nedeniyle işten ayrılan çok sayıda işçinin şirket aleyhine açılan iş davaları sebebiyle şirket yönetiminde değişikliğe gidilmesi zaruriyeti hasıl olduğunu, bu zaruriyetin davacıların bilgisi dahilinde olduğunu, genel kurul toplantısı yapılarak şirket temsilcisinin değişimi ve hisse devri konusunda defalarca ortaklar ile görüşüldüğünü sözlü karar alındığını, davaya konu 04/09/2020 tarihli şirket genel kurulunun şirketin %50 ortağı ... tarafından kanuna ve ticari teamüle uygun olmak üzere şirket merkezinde toplanmak üzere sözlü ve sosyal medya üzerinden ortaklara bildirilerek çağrı yapıldığını, çağrılan ortaklardan sadece ...'ün toplantıya katıldığını, diğer davacılar ... ve ...'ın toplantıya katılmadığını, toplantı tutanağını %45 hissedar ... , %15 hissedar davacı ..., %5 hissedar ...'un imzaladığını, diğer hissedarlar ... ile ... 'ın kararı elden dolaştırılmak sureti ile imzaladıklarını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davalı şirketin TTK'nın 414. Maddesinin 1. Fıkrasına uygun şekilde pay sahiplerine çağrı yapmadığı sabittir. TTK'nın 416. Maddesindeki düzenlemeye göre çağrısız genel kurulun şartları da gerçekleşmemiştir. TTK 416. Maddesi uyarınca bütün payların sahipleri veya temsilcileri aralarından biri itirazda bulunmadığı taktirde genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul olarak toplanabilir ve toplantı nisabı var olduğu sürece karar alabilirler. Davalı şirketin 04/09/2020 tarihli genel kurul toplantısına davacılardan ... ve ...'ın katılmadığı, davalınında kabulünde olduğundan çağrısız genel kurulun şartları da yerine gelmemiştir. Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; TTK'nın 414. Ve 416. Maddelerine uygun şekilde yapılmadığı, 04/09/2020 tarihli Genel Kurul Toplantısında hazır bulunmayan kişilerin alınan kararları etkileyecek nitelikte paya sahip olup olmamasının bir önemi bulunmadığı, yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların çağrı usulüne uygun olmaması sebebiyle yok hükmünde olduğu anlaşıldığından açılan davanın kabulüne" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin "Genel Kurul Toplantısında hazır bulunmayan kişilerin alınan kararları etkileyecek nitelikte paya sahip olup olmamasının bir önemi bulunmadığı" yönündeki gerekçesi açıkça hukuka aykırı olduğunu, TTK/446/1-b hükmü uyarınca genel kurul iptal davası açacak olan pay sahibinin söz konusu ihlalin kararın alınmasında etkili olduğunu ispat etmesi gerektiğini, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, eğer söz konusu aykırılık kararın alınmasında etkili olmuşsa bu durumda etki kuralının gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiğini, toplantı tutanağını %45 hissedar ... , %15 hissedar davacı ..., %5 hissedar ...'un imzaladığı hükümde dikkate alındığında hissedarların %65 hisse oranı ve üç kişilik paydaş çoğunluğu ile davaya konu genel kurul kararının oylandığı ve alındığı açıkça ortada olduğunu, bu nedenle toplantıda bulunmayan ve karara katılmayan diğer davacı ortakların toplantıda bulunmaları halinde dahi aynı karar alınacağı, karara bir etkilerinin olmayacağı ortada iken, mahkemece etki kuralı değerlendirmesinin yok kabul edildiğini ve görmezden gelindiğini hükmün kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini, mahkeme tensip zaptı ve 1. celse duruşmasındaki ara kararları ile; davacıların imza örneklerinin alınması için hazır edilmeleri, davacıların savcılık makamına imzaların sahteliği için yapılan şikayetinin ve bankalardan/kurumlardan davacılara ait imza örneklerinin istenilmesi kararları aldığı halde, bu ara kararlarından rucu etmeden veya bu yönde bir inceleme yapmadan karar verildiğini, bu durum açıkça kanuna ve usule aykırı olup hükmün kaldırılması ve davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

GEREKÇE: Dava, davalı şirketin 04/09/2020 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacılar, davalı şirket ortağı olduklarını, şirketin 04/09/2020 tarihinde yapıldığı belirtilen ve Ticaret sicil gazetesinde yayınlanan genel kurul toplantısında alınan kararların, söz konusu genel kurula katılmadıklarından, imzaları taklit edilmek suretiyle toplantıya katılmış gibi gösterildikleri ve kendilerine usulüne uygun çağrı da yapılmadığından yok hükmünde olduğunun tespitini talep etmişlerdir.Davalı şirket cevap dilekçesinde davacılardan ...'ın şirket merkezini kiraya veren otel ile ilgili usulsüzlüklere karışması nedeniyle yaklaşık bir yıldan beri iş yerine gelemediğini, şirketin zaruri ve acil işlerini göremediğinden aksamalar yaşandığını, davacı ...'ın gerek şirkette usulsüz işlemler yapması gerekse pandemi nedeniyle işten ayrılan çok sayıda işçinin şirket aleyhine açılan iş davaları sebebiyle şirket yönetiminde değişikliğe gidilmesi zaruriyeti hasıl olduğunu, bu zaruriyetin davacıların bilgisi dahilinde olduğunu, genel kurul toplantısı yapılarak şirket temsilcisinin değişimi ve hisse devri konusunda defalarca ortaklar ile görüşüldüğünü sözlü karar alındığını, davaya konu 04/09/2020 tarihli şirket genel kurulunun şirketin %50 ortağı ... tarafından kanuna ve ticari teamüle uygun olmak üzere şirket merkezinde toplanmak üzere sözlü ve sosyal medya üzerinden ortaklara bildirilerek çağrı yapıldığını, çağrılan ortaklardan sadece ...'ün toplantıya katıldığını, diğer davacılar ... ve ...'ın toplantıya katılmadığını, toplantı tutanağını %45 hissedar ... , %15 hissedar davacı ..., %5 hissedar ...'un imzaladığını, diğer hissedarlar ... ile ... 'ın kararı elden dolaştırılmak sureti ile imzaladıklarını bildirerek davanın reddini talep etmiştir.Müdahale talebinde bulunan ... vekili 07/12/2020 tarihli dilekçesinde; davalı şirketin 04/09/2020 tarihli genel kurul toplantısı yapıldığından müvekkillinin haberi bulunmadığını, kendisine usulüne uygun bir çağrının da yapılmadığını, müvekkilinin genel kurul toplantısı yapıldığı sırada ülke sınırları içinde olmadığını, toplantıya katılmadığı halde imzası taklit edilmek suretiyle katılmış gibi gösterildiğini, toplantı tutanağındaki imzaların müvekkiline ait olmadığını bildirerek davaya müdahale taleplerinin kabulüne genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine mahkeme aksi kanaatteyse genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Limited şirketlerde genel kurulun toplanması TTK'nın 617. maddesinde düzenlenmiştir. maddenin 3. fıkrası yollaması ile uygulanacak olan TTK'nın 414. maddesinde çağrının şekli, 416. maddesinde çağrısız genel kurul toplantısı düzenlenmiştir.Bir genel kurulun varlığından söz edilebilmesi için, geçerli bir çağrı üzerine, ortakların toplanmış olması veya çağrısız genel kurulun koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda, davalı taraf dava konusu genel kurulun, sözlü ve sosyal medya yoluyla yapıldığı savunmasında bulunmuş olduğundan TTK'nın 414. maddesinde açıklanan ve emredici nitelikteki madde hükmüne uyulmadan ve ortaklara gönderilmesi gereken iadeli taahhütlü mektupla bildirim koşulu yerine getirilmeden yapıldığı sabittir. Yine davalı tarafça 27/05/2021 tarihli duruşmada toplantıya davacılar ve müdahale talebinde bulunan ...'ın katılmadığı beyan edilmiştir. Bu durumda, usulsüz çağrı değil, geçersiz bir çağrı söz konusudur. Böyle bir toplantıda alınan kararlar yoklukla maluldür (Prof.Dr.Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 7.basım, İstanbul 2014, s.14 vd.). TTK'nın 416. maddesi gereğince bütün paydaşlar toplantıya iştirak etmediğinden, çağrısız genel kurulun koşulları da yoktur. Bu şekilde bütün ortaklar toplantıya katılmadığı sürece toplanan genel kurulda alınan bütün kararlar hükümsüz ve geçersizdir. Diğer bir deyişle yoklukla maluldür. Bunun sonucu olarak, böyle bir toplantıda alınan kararların bu şekilde yoklukla malul olduğunun tespitini ise TTK'nın 445, 446 ve 448. maddelerindeki koşullar aranmaksızın, her zaman ileri sürülebilir. Yokluk hali, mahkemelerce de resen gözetilir. Yok hükmünde olan genel kurulda alınan kararlara sonradan icazet verilmesi de söz konusu olmayacaktır. Bu durumda davaya konu edilen 04/09/2020 tarihli genel kurul toplantısı usulüne uygun çağrı olmaksızın yapıldığı gibi, çağrısız genel kurul koşullarının bulunmadığından toplantıda alınan kararların yoklukla malul olduğunun kabulü gerekir. Bu gerekçelerle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamasına göre; ilk derece mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.13/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürülentaraflarınŞirketesastanKararınınİptali(Genelözetisavunmalarınınistinafİstemli)dereceistanbulgerekçesebepleriKurulTicarikararıileriiddianumarasımahkemesicevap

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim