SoorglaÜcretsiz Dene

İstanbul BAM 43. HD 2021/874 E. 2024/940 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/874

Karar No

2024/940

Karar Tarihi

13 Haziran 2024

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/874

KARAR NO: 2024/940

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/01/2021

NUMARASI: 2016/603 Esas - 2021/29 Karar

DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile fatura ve cari hesap ekstresi kaynaklı toplam 38.410,09 TL değerinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından icra dosyasına sunulmuş olan itiraz dilekçesinde tüm ticari faaliyeti içeren cari hesap kayıtlarına göre müvekkili şirkete sadece 19.737,03 TL borcu bulunduğunu, bu kısım dışındaki 18.673,06 TL bedelli borç bakiyesine, faize ve ferilerine itiraz ederek takibinin durdurulması talep edildiğini, davalının bu kısmi itirazı üzerine, 18.673,06 TL’lik asıl alacak ve ferileri yönünden takibin durduğunu, davalının esasa ilişkin itirazları da haksız ve kötüniyetli olduğunu ve reddi gerekmekte olduğunu, davalının faize ilişkin itirazı yerinde olmayıp reddi gerekmekte olduğunu, takibe konu müvekkili şirket alacağı likit ve muayyen olduğundan davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmeleri gerekmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında; borca, faize ve ferilerine yapılan kısmi itirazın iptali ile itiraza uğrayan 18.673,06 TL’lik asıl alacak ve ferileri yönünden takip talebi ve ödeme emrindeki şartlarla takibin devamına, itiraz haksız ve alacak likit olmakla davalı borçlunun, alacağın % 20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarınca dosyaya sunulan itirazlar haklı ve yerinde olduğunu, distribütörlük sözleşmesi 19/04/2016 tarihinde karşılıklı mutabakatla sonlandırıldığını, distribütörlük sözleşmesinin feshi ile davalının dağıtım ve satış yetkisi sona erdiğini, davalının elindeki iade ürünleri üçüncü şahıslara devir ve teslimi hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davalı müvekkili kısmi itirazda haklı olup takip başlatan davacı takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki cari hesaba dayalı cari hesap alacağı ihtilaflı olup, yazışma ve ihtarnamelerle somutlaşmış likit bir alacak da bulunmadığını, müvekkiline ait icra dosyasına ödeme yapılmadan önceki cari hesap listesi de cevap dilekçesi ekinde sunulduğunu, açıklanan nedenlerle kısmi itiraza konu ürünleri davacıya iadesi haklı olduğundan açılan davanın reddine, ihtilaf konusu alacak cari hesap ilişkisine dayalı olup davalı şirketin cari hesap kaydında bulunmayan, yazışma ve ihtarnameler ile ikrar edilerek likit hale gelmeyen alacakla ilgili kötü niyet tazminatı talebinin reddine, distribütörlük sözleşmesinin sonlanarak davalının bahsi geçen ürünleri satma yetkisi olmaması, davacıya iade edilmesinden başka bir seçenek bulunmamasına rağmen haksız ve kötü niyetli olarak iade faturasını kabul etmeyerek, icra takibi başlatan davacının itiraz edilen kısmın %20 ' sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ....dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarında, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle talep edilen miktarda alacaklı olduğu ve davalı defterlerinde kayıtlı olan iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, somut olayda davalının iade faturasına konu ürünlerin iade kapsamında olduğunu ispat yükü altında olduğu, ancak davacının ürünlerin iade kapsamında olduğuna dair delil ibraz etmediği, Üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği, tarafların ticari defter ve kayıtları ile yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında davalının itirazında haksız olduğu anlaşılmış ve davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin karar gerekçesinde; iki ayrı bilirkişiden rapor alındığını, rapor uyarınca takip tarihinde davacının müvekkil davalıdan sözde 38.410,09 TL alacaklı olduğunun her iki taraf kayıtları kapsamında belirlendiğini, yine rapor uyarınca icra inkar tazminatı isteme koşullarının bulunduğu kabul edilmesi halinde bunun tutarının %20 oranı hesabı ile 3.734,60 TL olduğunun dile getirildiğini, somut olayda davacı tarafından davalı müvekkil aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyası ile 38.410,08 TL asıl alacak için fatura ve cari hesap alacağı açıklaması ile 27.04.2016 tarihinde ilamsız icra takibine girişildiğini, davalı tarafından sunulan itiraz dilekçesi ile borcun 18.673,06 TL'lik kısmına itiraz edildiğini, davalı tarafından sözleşme feshinden sonra düzenlenen ve davalı kendisinden önceki bayilerden gönderildiğini iddia ettiği mallar nedeni ile düzenlenen ancak davacı tarafından kabul edilmeyen 18.692,97-TL'lik iade faturası bulunduğunu, davalı defterlerinde kayıtlı olan iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığını, somut olayda davalının iade faturasına konu ürünlerin iade kapsamında olduğunu sözde ispat edemediğini, icra inkar tazminatı talebinin koşullarının gerçekleştiği gerekçeleri ile mesnetsiz davanın kabulüne karar verildiğini, Yerel mahkemenin davayı kabul kararı; görüldüğü üzere tarafımızdan itiraza uğrayan bilirkişi raporlarının doğrudan kabul edilmesi şeklinde gerçekleşmiş olup; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirket, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün .... esas sayılı dosyası ile fatura ve cari hesap ekstresinden kaynaklı toplam 38.410,09-TL"nin tahsili amacı ile haksız ve kötüniyetli olarak müvekkil şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin tüm ticari ve cari hesap kayıtlarına göre davalı şirkete sadece 19.737,03-TL borcu olması sebepleri ile, bu kısmı aşan 18.673,06-TL"ye faize ve borcun tüm ferilerine haklı olarak itiraz edildiğini, 18.673,06-TL’lik asıl alacak ve ferileri yönünden takibin durduğunu, davalı iyiniyet olmasının delili bakımından 19.737,03 TL"yi derhal icra dosyasına ödediğini, davanın tümden reddi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesisi haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan haklı itiraz nedeniyle takibin durduğunu, huzurdaki mesnetsiz itirazın iptali davası açıldığını, davacı tarafından; davalıdan fazladan alacak tahsilatı yapılmak istenmesi nedeniyle haklı olarak borca itiraz edildiğini, dava dilekçesinde dile getirilen sözde takibi sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz edildiği iddiasının haksız ve kötüniyetli olup hayatın olağan akışı ile çelişmekte olduğunu, davalı, icra ve haciz baskısı ile kendinden tahsil edilmek istenen borçlu olmadığı bir kaleme tamamen iyiniyetli olarak itiraz ettiğini, kötüniyetli olan 38.410,09 TL"nin tahsili amacı ile ilamsız takip başlatanın davacı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından davacının bu haksız tutumunun görmezden gelindiğini, taraflar arasında imzalanan 03.02.2015 tarihli distribütörlük sözleşmesi uyarınca davacıya ait ürünlerin dağıtımı amacıyla imzalanmış olup; bu sözleşmenin distribütör olarak adlandırılan davalıyı her yönüyle davacıya bağımlı hale getiren dağıtıcı statüsüne sokan bir sözleşme niteliğinde olduğunu, distribütörlük sözleşmesinin 9. Maddesi uyarınca bozulmuş ve deforme olduğunu, son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satılmayacağını, fatura karşılığı iade edileceği hususunda anlaşmaya varıldığını, tarafların ticari defter ve kayıtları özellikle iade faturalar incelendiğinde perakendecilerin çeşitli gerekçelerle iade ettiği ürünlere ilişkin düzenlenen iade faturalarının davacı şirket tarafından itiraz edilmeksizin defter kayıtlarına işlenerek iadelerin kabul edildiğini, davalı şirketin kısmi itirazda bulunduğu 18.673,06 TL'nin de iade faturaya ilişkin olduğunu, daha önce davacıya yönelik düzenlenen iade faturaları davacı tarafından kabul edildiği halde söz konusu faturanın haksız ve kötü niyetli olarak kabul edilmediğini, 19.04.2016 tarihi itibariyle distribütörlük sözleşmesi sonlandırıldığı halde, bir önceki distribütör tarafından dağıtımı yapılan fakat perakendeciler tarafından davalıya iade edilen ürünlerin davacı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak iade alınmadığını, distribütörlük sözleşmesinin feshinden sonra, 3. şahıs ve perakendecilere devir ve teslimi hukuken ve fiilen mümkün olmayan ürünlere ilişkin 09.05.2016 tarih ve ... nolu 18.692,97 TL miktarlı iade faturasına konu ürünler davacı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak sırf ticari ilişki bitti diye kötüniyetli olarak kabul edilmeyerek davalı şirketin mağdur edildiğini, dosyaya sunulan bilirkişi kök raporunda; takip tarihi itibarı ile davacının davalıdan 38.410,09 TL alacaklı olduğu itiraz konusu 18.673 TL için davalının mal iadesi talebinin mahkeme takdirinde olduğunun dile getirildiğini, işbu kök rapora itiraz edildiğini, dosyaya sunulan 1. Bilirkişi ek raporunda 18.673 TL den müvekkil davalının sorumlu olduğu görüşü benimsenmiş bu rapora da davalı tarafından itiraz edildiğini, açılan dava haksız ve hukuka aykırı iken dosyadan alınan 14.11.2019 tarihli 2. bilirkişi raporu soyut, usul ve yasaya aykırı olup, usul ve yasaya hesaplamalar sonucu vucüda getirilmiş olup itiraz edildiğini, itiraz dilekçemizde; 14.11.2019 tarihli 2. bilirkişi raporunda dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icr dosyası içeriklerinin tekrarı ile yetinildiğini, 30.10.2017 tarihli kök raporda yer alan sözde 38.410,09-TL alacak olduğunun her iki taraf kayıtlarına göre belirlendiği ve 18.673-TL için davalının mal iadesi ile ilgili talebinin takdirinin mahkemeye ait olduğu şeklindeki görüşün tekrar edildiğini, her iki tarafın 30.10.2017 tarihli kök rapora itiraz etmesi nedeniyle dosyadan alınan 10.09.2018 tarihli ek raporda adı geçen sözde 18.673-TLden davalı müvekkilin sorumlu olduğu şeklindeki görüşün tekrar edildiğini, raporun sektör ve mesleki içtihat analizi kısmında; bilirkişinin davalı müvekkilin bayilik sona erdikten sonra davalının bittiği günden itibaren elinde bulundurduğu ürünleri satmasının mümkün olmadığının dile getirilerek yerinde bir tespit yapıldığını, ancak devamında iade alınması gereken miktarın yerinde inceleme ile tespit edilmesi gerektiğini, iade edilecek ürünler muhafaza edilmemiş ise söz konusu alacağın kesinleşeceği şeklinde bilirkişinin kendisiyle çelişen bir görüş sunulduğunu davacı yanın malları iade almak istemediği halde, bilirkişi tarafından davalının malları saklaması halinde iade edilmesi gerektiğini, aksi halde iade bedelinden davalı müvekkilin sorumlu olduğu şeklinde somut olayla uyuşmayan farazi bir görüş sunulduğunu, bilirkişi tarafından İade faturasına konu ürünlerin davacı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak sırf ticari ilişki bitti diye kötüniyetli olarak kabul edilmediği hususunun raporda hiç konu yapılmadığını, buna rağmen müvekkilin malları saklamaya mecburmuş gibi tamamen soyut bir görüş ileri sürüldüğünü, 14.11.2019 tarihli 2. Bilirkişi Raporunda davalı lehine olan hiçbir delil raporun sonuç kısmı olan "Özetle" bölümünde zikredilmemiş sırf e-mail yazışmalarında mal iadeleri ile ilgili olarak davacının kabul beyanları bile bilirkişi raporunda yok sayıldığını, raporun taraflı, soyut, hukuka aykırı hesaplama içeren ve somut olayla ve kendisi ile çelişen mahiyette olduğunu, yeni bir rapor alınması gerekirken yerel mahkemenin 08.12.2020 tarihli 10. Celsede yeniden rapor alınması yönündeki taleplerini reddettiğini ve dosyayı incelemeye aldığını, 26.01.2021 tarihinde mesnetsiz davanın kabulüne kararı verildiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkemenin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

GEREKÇE: Dava, sözleşmeye dayalı fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş davalı vekilince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "fatura ve cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 38.410,09 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 28/04/2016 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Taraflar arasında 03/02/2015 tarihli distribütörlük sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalıya davacı tarafından üretilen veya dağıtımı yapılan ürünlerin bayiliğini yapma hak ve yetkisi verilmiştir. Tarafların karşılıklı mutabakatı ile sözleşme 19/04/2016 tarihinde feshedilmiştir. Davacı taraf, distribütörlük sözleşmesi kapsamında doğan alacağının tahsili istemiyle icra takibi yapmış davalının kısmi itirazı üzerine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 38.410,09 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle 41.782,47 TL davacıya borçlu olduğu, takip tarihinden sonra davalının davacı aleyhine 09/05/2016 tarihli ve 18.692,83 TL bedelli iade faturası düzenlediği, davacının iade faturasını kayıtlarına aldığı ve 27/05/2016 tarihinde aynı tutarı iade kaydı yaptığı görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu davalının düzenlediği 09/05/2016 tarihli iade faturasıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesine göre, ''...Paketi bozulmuş, deforme olmuş veya son kullanma tarihi geçmiş ürünler satılmayacaktır ve ... fatura karşılığı iade edilecektir.'' Aynı sözleşmenin 16. maddesine göre ise, ''Ambalajı patlamış, kutusu çatlamış veya imalat hatalı olan mallar Distribütör tarafından iade edilebilir. Bu neviden mallar dışında hiçbir mal ... tarafından iade alınmayacaktır.'' Somut olayda davacı taraf sözleşme ilişkisinden doğan fatura ve cari hesap alacağının tahsili istemiyle iş bu davayı açmış olup davalı taraf cevap dilekçesinde davaya konu iade faturasının daha önceki distribütör tarafından dağıtımı yapılan ve kendilerine perakendeciler tarafından iade edilen ürünlerin iadesine ilişkin olduğu belirtilmiştir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan, davacının ticari defterlerine kayda alınıp iade edilen 09/05/2016 tarihli davalı iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağının kanıtlanması gerekmektedir. Faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir. Her ne kadar davalı tarafça önceki distribütörden kalan ürünlerin davacı tarafından kendilerine iadesine ilişkin bir kısım faturalar sunulmuş ve bu faturalara konu malların iadesi talebinin haklı olduğu beyan edilmiş ise de gerek davacı tarafın 19/04/2016 tarihli mailinde 10.854,22 TL'lik iadenin kabul edildiğine dair beyanı gerekse taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda anılı maddeleri gereğince davalının iade faturasına konu ettiği malların davacı tarafa iadesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki sözleşmede önceki distribütörden kalan ürünlerin iadesine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalı iddialarını ispatlayamamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 933,65‬ TL harcın, alınması gerekli olan 1.275,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 341,9‬0 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

iptalisürülenİTİRAZINileriistinafdereceSatımdanistanbulgerekçeesastanİPTALİnumarasısebepleriKaynaklanan)mahkemesi(Ticaricevapitirazın

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim