İstanbul BAM 43. HD 2024/196 E. 2024/933 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/196
2024/933
13 Haziran 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/196
KARAR NO: 2024/933
KARAR TARİHİ: 13/06/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/11/2019
NUMARASI: 2018/320 Esas - 2019/1083 Karar
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün .... ile ... Anonim Şirketi vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının farklı tarihlerde davalı şirketlerden ... adı altında inşa edilen taşınmazdan 11 adet bağımsız bölüm satın aldığını, davalı şirket her bir bağımsız bölüm için müvekkili şirket ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdettiğini, bağımsız bölümlerin beş tanesinin sözleşme tarihinden itibaren 30 ay diğer altısını da sözlşeme tarihinden itibaren 36 ay içinde teslim edeceği taahhüdünde bulunduğunu, bağımsız bölümlerden üç tanesinin sözleşmede belirtilen tarihten sonra teslim edildiğini, 28/08/2014 tarihinde teslim edilmesi gereken 23/12/2014 tarihinde teslim edildiğini, .. Blok ... numaları daireyi 21/09/2014 tarihinde teslim edilmesi gerekirken 03/12/2014 tarihinde teslim edildiğini; dava konusu bağımsız bölümlerin sözleşmede belirtilen tarihlerden sonra teslim edilmiş olması nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek 182 ve 227 numaralı daireler için yaklaşık dörder aylık ... numaları daire için yaklaşık 3 aylık kira gelirinden mahrum kaldığını belirterek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL nin uygulanacak olan yasal temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, dava masrafı ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olan ... Projesinde inşa edilen davacıya süresinde teslim edilen ... numaralı dairenin ... numaralı dairenin ve ... numaralı dairelerin satış vaadi sözleşmelerin incelenmesinde 14.8.maddesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı vekiline davalılar tarafından sunulan .. blok ... nolu dairenin 29/04/2014 tarihinde, .. Blok ... nolu dairenin 30/04/2014 tarihinde teslim edildiğine dair teslim tutanakları hakkında açıklama yapması için, davalı vekiline de...blok ... nolu dairenin hangi tarihte teslim edildiği ve davacının bu daireyi dava dışı diğer daireler ile birlikte teslim almak istediğine dair davalı taraflarca sunulan dilekçelerdeki beyanlara ilişkin belgeye dayalı delili olup olmadığını açıklamak için süre verilmiş olup açıklama yapılmadığı için 5 nolu celsede taraf vekillerine mahkememiz dosyasını fiziken inceleyerek davacı tarafça sunulmuş olan .. blok ... ve ... numaralı dairelerin 23/12/2014 tarihinde teslim edildiğine dair teslim eden ve teslim alan kısımlarının imzalı olduğu teslim tesellüm belgeleri ile, davalı tarafça sunulan .. blok ... ve ... numaralı dairelerin 29/04/2014 ve 30/04/2014 tarihinde teslim edildiğine dair teslim eden ve teslim alan kısımlarının imzalı olduğu teslim tesellüm belgelerinin incelenerek dava konusu olan bu iki dairenin hangi tarihte teslim edildiğini, daireler için neden 2 ayrı teslim tesellüm belgeleri düzenlenmiş olduğunu bu belgeler altında isim ve imzaları yer alan kişilerin kimler olduğunu araştırarak teslim tarihlerine ilişkin açıklama yapmaları için yeniden süre verilmiş olup taraf vekilleri beyanlarını sunmuşlardır. Davalı taraf davacı yanın zarar talebinde bulunabilmesi için sözleşme gereği öncelikle teslim için başvurması gerekmekte olup bu yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini iddia etmiş ise de mahkememizce sözleşmenin yorumlanmasında teslim için davacının başvuru yapmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9.2 maddesinde " Bağımsız bölümün teslim yeri proje mahallidir. yüklenici tarafından yapılacak bildirimde belirtilen yer ve tarihte, alıcı veya noterden hazırlanmış vekaletname ile tayin edeceği vekil marifetiyle bağımsız bölümü teslim almak zorundadır..." şeklinde düzenlenen hükümden de anlaşılacağı üzere yüklenici olan davalının, bağımsız bölümün bittiğini ve teslime hazır olduğunu bildirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Davalı taraf dosyaya yansıyan bilgi ve belgelere göre bu şekilde bir bildirimde bulunmamıştır. Mahkememizce sunulan belge ve beyanların, taraflar arasındaki sözleşme ve taahhüt edilen teslim tarihlerine göre incelenmesinde; (...) toplamda 18.400,00 TL kira getirisinden davacının mahrum kaldığı kanaatine varılmakla, netice olarak bilirkişi raporunun dosyaya temin edilmiş olan belge ve bilgilere, mevzuata ve uygulamaya göre hazırlandığı, hükme esas alınmaya elverişli olduğu kanaatine varılmış ve davanın kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tacir sıfatını haiz olmakla müdeabbihi belirleyemediği iddiasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafından ıslaha konu miktar yönünden faiz talep edilmemiş iken ıslah olunan miktara faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, teslim için davacının müvekkil şirkete başvuru yapmasına gerek olmadığı yönünde kanaate varılması öncelikle sözleşmeye aykırı olup ilk derece mahkemesince sözleşme kapsamında gerekli hukuki inceleme yapılmadığını, davalının dava konusu bağımsız bölümleri sözleşmeye uygun olarak davacıya teslim ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan başvuru yükümlülüğünü hiçbir şekilde yerine getirmediğini,nitekim, teslim işlemlerini başlatma iradesinin sözleşme ile davacıya yüklendiğini, 30 Ay olarak kararlaştırılan süre sonunda sözleşmenin 9.3. maddesine göre davacının yükleniciye başvurarak teslimi talep etmesi gerektiğni, davacının dava dilekçesinde işbu sözleşme maddesini görmezden gelerek teslim süresi olarak kararlaştırılan 30 ayı belirli vade olarak kabul etmiş ise de mezkur 30 aylık sürenin, Sözleşme’nin teslime ilişkin 9. Maddesinin tamamı incelenmekle anlaşılacağı üzere, Sözleşme ile devri kararlaştırılan bağımsız bölüm inşaatının bitirileceği ve alıcının erken teslim talep edemeyeceği süre olarak kararlaştırıldığı hususunun da izahtan vareste olup davacının sözde var olduğunu iddia ettiği zarar talebi için ihtar çekmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tacir sıfatını haiz olmakla müdeabbihi belirleyemediği iddiası ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, davacının tacir olup bir yandan zarara uğradığını iddia ederken diğer yandan belirlenebilir durumda olan ve mahrum kalındığı iddia olunan kira bedellerinin davacı tarafından hesap edilememesi yahut belirlenebilmesinin imkansız olması ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi bu yönde açık düzenlemeyi havi HMK'da açıkça aykırı olduğunu, davacı tarafından ıslaha konu miktar yönünden faiz talep edilmemiş iken ıslah olunan miktara faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, teslim için davacının davalı şirkete başvuru yapmasına gerek olmadığı ve mahkemece sözleşme kapsamında gerekli hukuki inceleme yapılmadığını, teslim için davacının başvuru yapmasına gerek olmadığı yönünde kanaate varılmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, mahkemece sözleşme kapsamında gerekli hukuki inceleme yapılmadığını, diğer davalı şirket tarafından söz konusu dairelerin teslimi hususunda davacı yana muhtelif defalar çağrıda bulunulduğu, dairelerin durumu hakkında defaten bilgi verildiği ancak tüm bunlara rağmen davacı yanın Sözleşme’nin 9.3 maddesinden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, sahip olduğu haklarını haksız talep ve iddiaları ile kötüye kullandığını, TMK 2. Maddesinde; "herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." denildiğini, kaldı ki; tanzim olunan gerekçeli kararda da ilk derece mahkemesinin hukuki nitelendirmesinde kendi içerisinde çelişkiye düşmüş olduğunu, davacının geç teslim iddiasını çürüten 30.04.2014 tarihli teslim-tesellüm tutanaklarını değerlendirirken aynen; “her ne kadar davalı tarafından daha önceki tarihli teslim belgeleri sunulmuş ise de, dosyada 23/12/2014 tarihli teslim belgesinin de bulunması karşısında birtakım eksikliklerden dolayı bu eksikliklerin giderildikten sonra yeniden 23/12/2014 tarihli teslim belgesinin düzenlenmiş olduğu” ifadelerini kullanmış böylelikle, herhangi kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, açık bir şekilde 30.04.2014 tarihinde dava taraflarının dairelerin teslimine ilişkin bilgi sahibi oldukları ve bu kabulün doğal bir sonucu olarak Sözleşme’nin 9.2 maddesi gereği yükümlülüğün yerine getirildiği hususu izahtan vareste olduğunu, dava konusu bağımsız bölümlerin sözleşmeye uygun olarak davacı yana teslim edildiğine dair ilgili bilgi ve belgelerin dosyada mübrez olduğunu, gerek davacı gerekse de davalı Şirket tarafından dava dosyasına sunulmuş olan teslim tesellüm tutanaklarının incelenmesi çerçevesinde ihtilaf bulunduğunu açıkça tespit eden ilk derece mahkemesi, buna rağmen, dairede bir takım eksikliklerin bulunabileceği varsayımından hareket etmek suretiyle, Sözleşme’nin bütününü incelemek ve yorumlamaktan kaçınmış hukuka aykırı şekilde varsayıma dayalı ve tek taraflı bir gerekçe tanzim etmiş olup anılan bu durumun kabulü ise, “ihtilaf halinde aynı bölgede ilk teslim edilen Bağımsız Bölümün teslim tarihi Satıcı veya Yüklenici’nin Bağımsız Bölümleri teslime hazır hale getirdiği tarih olarak kabul edilecektir” ifadelerinin yer aldığı açık sözleşme hükümleri karşısında mümkün olmadığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan başvuru yükümlülüğünü hiçbir şekilde yerine getirmediğini, nitekim, teslim işlemlerini başlatma iradesi Sözleşme ile davacı yana yüklenmiş, 30 Ay olarak kararlaştırılan süre sonunda Sözleşme’nin 9.3. maddesine göre davacı yanın Yükleniciye başvurarak teslimi talep etmesi gerekmekte olup davacı yan dava dilekçesinde işbu Sözleşme maddesini görmezden gelerek teslim süresi olarak kararlaştırılan 30 ayı belirli vade olarak kabul etmiş ise de mezkur 30 aylık sürenin, Sözleşme’nin teslime ilişkin 9. Maddesinin tamamı incelenmekle anlaşılacağı üzere, Sözleşme ile devri kararlaştırılan bağımsız bölüm inşaatının bitirileceği ve alıcının erken teslim talep edemeyeceği süre olarak kararlaştırıldığı hususu da izahtan vareste olduğunu, bahse konu 30 aylık süre belirli vade olmayıp davacı yanın sözde var olduğunu iddia ettiği zarar talebi için ihtar çekmesi gerektiğini, davacı yanın huzurdaki davayı ikamesinde hukuki yararının bulunmaması ve davacı yanın ıslah dilekçesinde ıslaha konu miktara ilişkin ayrıca faiz talebinde bulunmamış olması karşısında ilk derece mahkemesince bu hususlar hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin, HMK’nın amir usul kurallarına aykırı şekilde karar verilmiş olması ve; davacının haksız iddiaları aksine davalı Şirket tarafından ilgili bildirimlerin gereği gibi ve Sözleşme’ye uygun şekilde yapıldığı, dava konusu dairelerin tesliminde herhangi bir gecikme yaşanmadığı, davacının Sözleşme hükümlerine uygun şekilde davalı şirkete başvuruda bulunmadığı, aleyhe bir kabul anlamına gelmemekle, 30 aylık sürenin belirli vade de sayılamayacağı, bir an için aksi düşünülse dahi TBK uyarınca davacı yanın davalı şirketi temerrüde düşürdüğünü ispatlar bilgi ve belgeyi de dosyaya sunamadığı ayrıca TTK kapsamında tarafların basiretli tacir olmasından mütevellit sözleşmenin ilgili maddesindeki usul şartlarına uyması gerektiğinin izahtan vareste olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE: Dava, geç teslim nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşınmazların geç teslim edilip edilmediği, geç teslimin davacıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve teslim konusunda davalı tarafın temerrüde düşüp düşmediği noktasındadır.Taraflar arasında, 28/02/2012 tarihli taşınmaz satım vaadi sözleşmesi ile .. blok ... ve ... bbn'lu taşınmazların; 21/03/2012 tarihli taşınmaz satım vaadi sözleşmesi ile .. blok ... bbn'lu taşınmazın satışı kararlaştırılmış ve taşınmazların sözleşme tarihinden itibaren 30 ay içinde teslim edileceği belirtilmiştir.Davacı tarafça, taşınmazların geç teslimi nedeniyle uğranılan kira kaybı zararının tazmini istemiyle eldeki dava açılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 125/1. Maddesinde, temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklının, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Dava konusu, B3 blok 182 ve 227 nolu taşınmazlar teslim-tesellüm belgeleri ile 23/12/2014 tarihinde, .. blok ... nolu taşınmaz teslim-tesellüm belgesi ile 03/12/2014 tarihinde davacıya teslim edilmiştir.Sözleşmede teslim süresi olarak açıkça 30 aylık vade belirlenmiş olup, TBK'nın 117/2. Maddesi uyarınca davalı taraf temerrüde düşmüş durumdadır.Davalı tarafça da, ... blok ... ve ... nolu taşınmazların 29-30/04/2014 tarihlerinde teslim edildiğine ilişkin teslim-tesellüm belgeleri sunulmuştur. Davalı ikinci cevap dilekçesinde, daireler teslim edildikten 7 ay sonra daireleri su bastığının iddia edilmesi üzerine, dairelere kontrol amaçlı girildiği ve sonradan anahtarlar teslim edilirken tekrar teslim- tesellüm tutanağı imzalandığını beyan etmiştir. Buna karşılık davacı taraf ise, davalı 30.04.2014 tarihinde daireleri teslim ettiğini iddia etse de ilgili dairelerin ayıplı olduğu ve su aldığı anlaşıldığından derhal anahtarların iade edildiği ve 23.12.2014 tarihine kadar da dairelerin teslim alınmadığı ve kullanılamadığı beyan edilmiştir.Buna göre, davalı tarafça ... blok ... ve ... nolu taşınmazların 29-30/04/2014 tarihlerinde teslim edildiğine ilişkin teslim-tesellüm belgeleri sunulmuş ise de, söz konusu tarihlerden sonra davalının tekrar taşınmazları alarak tadilat yaptığı ve taşınmazlara ilişkin ikinci kez teslim-tesellüm tutanağı düzenlendiği anlaşıldığından, davalının dayandığı 29-30/04/2014 tarihli teslim-tesellüm tutanakları hukuki kıymetlerini yitirmiştir. Bu nedenle taşınmazların 29-30/04/2014 tarihlerinde teslim edildiğinin kabulü mümkün değildir. Ayrıca, sözleşmenin 9.3 maddesi uyarınca süre sonunda davacının yükleniciye başvurarak teslimi talep etmesinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, aynı sözleşmenin 9.2 maddesinde, yüklenici tarafından yapılacak bildirimde belirtilen yer ve tarihte alıcının veya vekilinin bağımsız bölümü teslim almak zorunda olduğu düzenlenmiş olup, sözleşmenin 9.3 maddesi ancak yüklenici tarafından alıcıya bildirimde bulunulması halinde işlerlik kazanacaktır.Davalı, davacının müteaddit defalar daireleri teslim almak için arandığı, .. blok ... nolu taşınmaz yönünden ise davacının dava dışı diğer taşınmazlar ile birlikte taşınması teslim almak istediği ve bunlara ilişkin görüşme kayıtlarının dosyada bulunduğu, bu kayıtların değerlendirilmediği de ileri sürülmüştür. Ancak, taşınmazların teslimi anında bahsi geçen iddialara ilişkin olarak teslim-tesellüm belgelerine herhangi bir ihtirazi kayıt konmamıştır. Bu halde davacının kabulü yönünde açıkça bir beyanı olmadığı görüşme kayıtlarının teslim-tesellüm belgeleri karşısında delil kabiliyeti bulunmamaktadır. Kaldı ki davalının dayandığı teslim-tesellüm tutanakları karşısında başvurunun yapıldığı kabul edilmelidir. Sonuç olarak, davalı taraf, taşınmazların geç teslimi nedeniyle oluşan kira kaybı zararından davacıya karşı sorumludur. Bu nedenle mahkemece davanın 18.400,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Islahla artırılan kısma ilişkin ayrıca faiz talep edilmemiş ise de, kısmi davada dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilir(Yargıtay İBK'nın 24/05/2019 Tarih ve 2017/8 E. - 2019/3 K. Saylı Kararı). Bu halde, tazminat alacağı bakımından temerrüdün TBK'nın 114/2. Maddesi uyarınca taşınmazların teslimi için gereken sürenin geçmesiyle gerçekleştiği nazara alındığında, dava ve ıslah dilekçesi ile talep edilen alacağa dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafça, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı ileri sürülmüş ise de, dava kısmi dava olup söz konusu iddia dinlenebilir değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... Anonim Şirketi vekili ve davalı ... Tic. A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı ... Anonim Şirketi vekili ve davalı ...Tic. A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 741,82 TL harcın, alınması gerekli olan 1.256,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 515,08 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/06/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25