İstanbul BAM 43. HD 2021/864 E. 2024/865 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2021/864
2024/865
30 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/864
KARAR NO: 2024/865
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/02/2021
NUMARASI: 2018/833 Esas - 2021/65 Karar
DAVA: Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, düzenlediği 12.09.2017 tarihli ... sayılı irsaliyeli fatura kapsamında, "Otomatik Vites kutusu (Şanzuman)" cinsi eşyayı, alıcısı ... A.Ş.'ne ... Cad No: ... Zincirlikuyu/İstanbul adresine teslim edilmek üzere davalı tarafın Maslak'ta bulunan Rehtaş Şube Müdürlüğü'ne sağlam bir şekilde teslim ettiğini, davalı tarafın, eşyayı alıcısına teslim etmek üzere taşırken, taşıma eşyasının düşürülerek hasar gördüğü, eşyanın bu hasarlı hali ile kullanılamaz hale geldiğini ve alıcısı tarafından kabul edilmediğini, müvekkili şirketin bunun üzerine, aynı cins başka bir eşyayı, yeniden alıcısına teslim etmek zorunda kaldığını müvekkili şirketin, 15.09.2017 tarihli yazılı talebi ile, davalı taraftan hasarlı eşyanın hasar bedelinin tazminini talep ettiğini, ancak bu talep davalı tarafça reddedildiğini, davalı tarafın; taşıma sırasında hasarlanan eşyayı, 04.04.2018 tarihinde mevcut hasarlı hali ile eşyanın göndericisi olan davacı müvekkil şirkete iade ettiğini, müvekkili şirketin yasal haklan saklı kalmak üzere eşyayı hasarlı olarak iade aldığını, davalı yanca taşınırken, taşıma sırasında hasarlanan ve mevcut hali ile kullanılamaz halde bulunan "Otomatik Vites kutusu" cinsi eşya nedeniyle, tespit açısından İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/47 D.İş sayılı dosyası ile talepte bulunulduğunu, uzman bilirkişi marifetiyle eşya üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 31.05.2018 tarihli raporda sonuç olarak; incelenen eşyanın yüksekten düşürülmesi sonucu oluşması mümkün ezik ve kırık kısımlarının olduğu, ölçü kaçıklığı olduğu, eşyanın otomatik vites kutusu olduğu, içinde yüksek devirde dönen dişlilerin olduğu, mevcut haliyle tamirinin mümkün olmadığı, takılıp kullanılmasının imkansız olduğu, hassas imalat yöntemleriyle imal edilen dişlilerden oluşan ileri teknoloji ürünü eşyanın onarımı mümkün olmadığından mevcut haliyle hurda olarak değerlendirilebileceği, hurda değerinin takdiren 1.000,00-TL olduğu, eşyanın onarımı mümkün olmadığından ve hurda olarak ayrılması gerektiğinden değer kaybı oluşmasının mümkün olmadığı tespitlerinin yapıldığını, söz konusu eşyanın alıcısı olan ... Fabrikası A.Ş. 'ne satış bedelinin; 12.09.2017 tarihli 838322 sayılı irsaliyeli faturada yazılı olduğu üzere toplam 35.334,36 TL olduğunu, eşyanın hurda değeri olarak belirlenen 1.000,00 TL. tenzil edildiğinde, dava konusu eşyada oluşan hasar nedeni ile müvekkili şirketin toplam maddi zararının 34.344,36-TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 34.344,36-TL zarar miktarının tazmin talebinin 15.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hasarın ve zarar miktarının tespiti amacıyla mahkemece yaptırılan tespit giderleri de dahil olmak üzere tüm yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan iddiaların gerçeklikten uzak olduğunu, müvekkili şirketin üzerine düşen edim yükümünü tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, müvekkili şirket tarafından kargo alıcısına teslim edilmek istendiğini ancak alıcının kargoyu teslim almaktan imtina ettiğini, gönderici tarafından da kargonun kabul edilmediğini, davacı tarafından kargonun taşımadan kaynaklı hasara uğradığı iddia edilmişse de işbu iddiaların gerçeği yansıtmadığını, somut olayda gönderici tarafından ürünün hasarlı teslim edilmiş olma ihtimalinin de bulunduğunu, müvekkili şirketin şüpheli haller haricinde kargoların içini açıp bakma gibi bir yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirkete teslim edilen kargonun paketini açma ve kargonun içine bakma yetkisi olmadığından ürünün zarar görmüş bir şekilde teslim edilme olanağı da bulunduğunu, taşınan kargonun içeriğinin ve değerinin gönderen tarafından beyan edilmediği ve hatta müvekkili şirkete bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadığını, taşıma senedinde emtianın içerik ve değerine ilişkin bir bilgi yer almadığını yanlış ve eksik bildirmelerden doğacak her türlü sorumluluğun gönderene ait olduğu olacağını, ancak kargonun içeriğinin davacının dava dilekçesinde beyan ettiği gibi olduğunun farzı halinde, kargonun mahiyetinden dolayı meydana gelecek zarardan müvekkili taşıyanın sorumlu olmayacağını, davacının tazminat talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama masrafları ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davalı kargo tarafından nakliyesi gerçekleştirilen ve kendisine sağlam olarak teslim edilen davacıya ait makinenin taşıma sırasında hasarlandığı, davalı taşıyıcının TTK'nın 875. m. uyarınca eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından, teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde meydana gelen hasardan sorumlu olduğu, davaya konu eşyanın davalı tarafından taşındığı, eşyanın taşıma sırasında hasarlandığı, eşyanın ambalajlanmasının yeterli olduğu, eşyanın taşıma sırasında düşürülmesi nedeniyle hasarlandığı dosya içine sunulan tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ve dosyada alınan bilirkişi raporu ile sabittir. Görüldüğü üzere meydana gelen hasar yükün taşınması sırasında düşürülmesinden kaynaklanmıştır. Buna göre davalı taşıyan sorumluluktan kurtulamayacaktır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2015/10274 Esas 2016/5175 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hasarın ambalaj hatasından ileri geldiği hususundaki ispat yükünün davalı üzerindedir. Mahkememizce alının bilirkişi raporunda dava konusu şanzumanın, ambalajına mekanik olarak cıvatalarla sabitlenmiş olduğu, dolayısıyla bu hasarın düşürülmesi ile şiddetli çarpmasından kaynaklı olarak meydana gelmiş hasar özelliğini taşıdığını tespit edilmiştir. Davalı, sınırlı sorumluluklarının bulunduğunu belirtmiş ise de yükün taşıma sırasında düşürülerek zararın meydana geldiği anlaşılmakla TTK 886/1 maddesine göre davalı taşıyıcı pervasızca bir davranışla zarara meydan verdiğinden sorumluluğun sınırlanması hakkından yararlanamayacaktır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2019/850 Esas 2020/1496 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Bu nedenlerle davacının davasını ispatladığının kabulü ile hurda değeri 1.000,00-TL düşülmek suretiyle davanın kabulü ile davacının başvuru tarihine ilişkin dosya içerisinde belge bulunmamakla davalı kargonun başvuru dilekçesine atıf yapılmak suretiyle yazışma yaptığı 19/09/2017 tarihi temerrüt tarihi kabul edilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yargılama gideri yönünden; Kabule göre de, dava açılmadan önce delil tespitine ilişkin değişik iş dosyasında davacı tarafından yapılan masrafların da yargılama giderlerinden sayılmıştır ve davanın kabulüne" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sektöründe öncü bir firma olduğunu, mezkur taşımada müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusurun bulunmadığını, davacı tarafın kargosunu teslim almaktan imtina ettiğini, ortada bir zarar var ise zarardan davacı tarafın sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir şekilde sorumluluğunun bulunmadığını, bir an için ortada bir zararın olduğu düşünülse dahi bu durumun ancak gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlamadan kaynaklandığını, yerel mahkeme tarafından bu durum göz ardı edilerek müvekkili şirket aleyhinde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Posta Hizmetleri Kanunu'nun posta hizmetlerinin gizliliği ve güvenliği başlıklı 7. maddesi uyarınca müvekkili şirketin kargo gönderilerine ilişkin içerik bakmasının yasak olduğunu, davacı tarafın üzerine düşen teslim sırasında taşınan eşyanın içeriğine ilişkin eksiksiz ve gerçeğe uygun olarak bildirim yapma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yerel mahkeme tarafından işbu hususun göz ardı edilerek hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesindeki beyanları kabul anlamına gelmemekle birlikte davaya konu kargonun ne olduğu ya da mevcut durumu teslim anında taşıyana bildirmediğinden ve fatura ile irsaliyenin ibraz edilmediğinden kargonun içeriği ve tabii olarak ne durumda olduğunun müvekkili şirket tarafından bilinmediğini, dolayısıyla davacı tarafın tüm bu iddialarının da ispata muhtaç olduğunu, kargonun içeriğinde bulunduğu iddia edilen ürünün ikinci el veya arızalı olma ihtimalinin dahi bulunmakta olduğunu, kargonun mahiyetinden dolayı meydana gelecek zarardan müvekkili taşıyanın sorumlu olmayacağının açık ve Kanun gereğiyken mahkeme tarafından müvekkili şirketin sorumlu tutularak tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, hal böyleyken yerel mahkeme tarafından haksız bir şekilde tam tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, taşıyıcının sınırlı sorumluluğu prensibinin esas olduğunu, yerel mahkemece yapılan eksik ve hukuka aykırı inceleme neticesinde müvekkili şirket aleyhinde hüküm tesis edildiğini, bu sebeple verilen kararın esas yönünden de yasaya aykırı olduğunu, düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar verilmesinin zorunlu olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını, yerel mahkeme kararının kesinleşmeksizin icraya konu edilmesi ile doğabilecek mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi amacı ile icranın geri bırakılması taleplerinin kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Dava; yurt içi taşıma sözleşmesi gereği kargoda hasarlandığı ileri sürülen emtia nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı şirketin 12/09/2017 tarih ve ... nolu faturaya konu ''otomatik vites kutusu(şanzıman)'' cinsi emtiayı dava dışı alıcısı ... şirketinin ... caddesi No ... Zincirlikuyu/İstanbul adresine teslim edilmek üzere davalı tarafın Maslak'ta bulunan Rentaş Şube Müdürlüğüne teslim ettiği, emtianın 14/09/2017 tarihinde alıcısına teslim edildiği, ancak alıcısı tarafından ürünün hasarlı olması nedeniyle teslim alınmayarak davalı taşıyıcıya iade edildiği ve aynı gün 14/09/2017 tarihli mail ile durumun dava dışı alıcı tarafından davacıya bildirildiği, bunun üzerine ise davacı tarafça davalıdan hasar ödemesi talep edildiği ancak davalı tarafça talebin reddedildiği ve emtianın 04/04/2018 tarihine kadar davalı taşıyıcı uhdesinde kaldığı bu tarihli davalı şirket kaşe imzalı tutanak ile emtianın davacıya iade edildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Taşıma nedeni ile meydana gelen zıya, hasar ve gecikme sonucu oluşan zararın tazmininden söz edilebilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. TTK’nın 875. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup taşıyıcı ancak TTK'nın 875/3, 876 ve 878. maddesinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulur. TTK'nın 875/1 maddesindeki düzenlemeye göre taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Karayolu Taşıma Yönetmeliği m. 40/9'daki düzenlemeye göre ise yetki belgesi sahipleri; eşya, kargo ve bagajları, teslim aldıkları andan teslim edinceye kadar, eşyanın, kargonun veya bagajın tamamen veya kısmen kaybından, zayiinden, hasara uğramasından, çalınmasından, güvenliğini sağlamaktan, teslim aldıkları şeklini muhafaza etmekten, korunması ve taşınmasından sorumludurlar. Anılan yasal düzenlemeler uyarınca taşıyıcı, taşınma eşyasını taşınmak üzere teslim almasından teslim edinceye kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaı ve hasarı ile teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının sorumluluğu kural olarak eşyayı teslim ettiği anda son bulur. Buradaki teslimden, taşıma sözleşmesi veya senedinde gönderilen olarak belirtilen kişi ya da sonradan gönderen veya gönderilenin talimatı üzerine teslimi istenen üçüncü kişi tarafından eşyanın teslim alınması anlaşılmalıdır. TTK'da öngörülen sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcı, TTK'nın 876.maddesi uyarınca ''çok tedbirli bir taşıyıcının gösterebileceği özeni göstermiş olsaydı yine de zıya, hasar veya gecikmenin oluşacağını'' ya da zararın TTK’nuın 878. maddesinde sayılan özel durumlardan birinden kaynaklandığını ispatlamalıdır. TTK'nın 880/1 maddesi hükmünde taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanacağı belirtilmiştir. Ancak tazminat hesaplamasında 880 ve 882/1 maddesi ile sınırlama getirilmiştir. Buna göre hesaplanan tazminat hiç bir zaman eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 Özel Çekme Hakkını aşamayacaktır. Sınırlı sorumluluk durumu bu olmakla beraber, 6102 sayılı TTK m. 886'da "Sorumluluğu sınırlama hakkının kaybı" başlığı altında, taşıyıcının sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı hallerin belirlendiği görülmektedir. TTK’nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcı veya TTK’nın 879. maddede belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır. Somut olayda; davacı tarafından dava dışı alıcı ... Türk Otomobil Fabrikası Aş.'ye teslim edilmek üzere davacı tarafından gönderilen emtianın (otomatik vites kutusu) alıcısına hasarlı ulaşması ve alıcısının kabul etmediği öne sürülerek açılan davada davalı tarafça, emtianın içeriğinin bildirilmediği, kabul anlamında olmamak kaydıyla yetersiz ambalajlama olduğu, hasarın kargonun niteliğinden kaynaklandığı, sorumluluğu bulunmadığı savunulmuştur. Davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde davalının üzerine düşen edimi yerine getirdiğini ve kusuru olmadığını beyan etmiş ise de, kargonun alıcısına teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belge sunulmamıştır.Davacının gönderisinin, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra alıcısına teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Somut olayda, ziyaın taşıma sırasında meydana geldiği açık bulunduğundan davalının Türk Ticaret Kanununun 875. maddesi gereğince somut olayda meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafça 22/06/2020 tarihinde sunulan davaya konu kargo otomasyon belgesinde davaya konu emtianın 1 koli-95 desi açıklaması ile davalı tarafından teslim alındığı sabittir. Emtianın dava dışı alıcısına davalı tarafça teslim edilmek istendiğinde hasarlı olduğundan teslim alınmadığı ve aynı gün davacıya durumun e mail ile bildirildiği, mailde ''davaya konu emtianın resimleri de gönderilerek parçanın sevkiyat sırasında düşürülmüş ve bir yerinin patladığı, sıvısının aktığı, yine davalı taşıyıcının indirme sırasında emtiayı yeniden düşürdüğü'' bilgisi davacıya bildirilmiştir. İlk derece yargılaması sırasında alının bilirkişi raporunda da emtianın oldukça şiddetli bir düşme nedeni ile hasarlanmış olabileceğinin tespit edildiği görülmüştür. Buna göre kargonun ziyaı taşıma sırasında meydana geldiği, davalı taşıyıcı tarafından ambalajlamanın yetersiz olduğu da ispatlanamadığına göre davalı taşıyıcı hasarın oluşmasında ağır kusurlu kabul edilmelidir. Davalı, ağır kusurlu bulunduğundan, TTK'nın 886. maddesi uyarınca sorumluluktan kurtulma sebeplerinden yararlanması mümkün değildir. O halde davalının kargonun hasarlanması sonucu oluşan zarardan sorumlu olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 2.346,06 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 587,00 TL nispi ve 59,30 maktu olmak üzere toplam 646,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.699,76 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.30/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45