İstanbul BAM 43. HD 2024/672 E. 2024/812 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
bam
2024/672
2024/812
23 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/672
KARAR NO: 2024/812
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/09/2023
NUMARASI: 2022/202 Esas - 2023/751 Karar
DAVA: Tazminat- Fesih ve Tasfiye
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024
Taraflar arasındaki Tazminat- Fesih ve Tasfiye davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davalı ...'in diğer davalı şirket ortağı olduğunu, davalı şirketin 22.500,00 TL sermaye taahhüdü ile 27/08/2010 tarihinde kurulduğunu, davacıların da şirketin ortağı olup, davacı ... ve davalı ... in müşterek şirket yetkilisi bulunduklarını, Davalı ...'in şirketin ... Bankası A.Ş. Çeliktepe Şubesi'nde bulunan ... nolu USD hesabı ve ... nolu TL hesabından muhtelif tarihlerde kendi hesabına para aktardığını, yaklaşık 65.000,00 TL para aktarımının tespit edildiğini, müvekkillerinin sadece şirket kuruluşu ve banka hesabı işlemi açılmasını imzaladığını, davalıya Beyoğlu ... noterliğinin ... yevmiyeli ihtarı ile uzlaşma talep ettiklerini, Kartal ... noterliğinin 01/04/2015 tarih ve ... yevmiyeli cevabi ihtarı ile davalının bu talepleri reddettiğini, ayrıca şirketin gayri faal olup, ticaret sicil müdürlüğü nezdinde ki üyeliğinin askıda bulunduğunu, belirterek; Davalı ... in şirketin yönetimi ve temsili konusunda güveni kötüye kullanması, sorumluluklarına aykırı davranması, şirket zararına hareket etmesi sabit olduğundan gayri faal olan bu durum nedeniyle TTK 636 maddesi uyarınca haklı nedenle davalı şirketin feshine, şirket hesabından davalı hesabına haksız olarak aktarılan paranın belirlenerek şirket hesabına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, 75.000,00 TL sermayeli şirkette ...'in payının 22.500,00 TL, davacıların her birinin payının 26.250,00 TL olduğunu, davacıların sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının ise sermaye yükümlülüğünü yerine getirdiğini, ... Bankası A.Ş. Levent Sanayi Şubesi'nde şirket için ... müşteri numaralı hesabın 27/09/2010 tarihinde açıldığını, hesaba ilk paranın müvekkili tarafından yatırıldığını, internet şifresi alındığını, tüm bu işlemlerin müşterek imza ile yapıldığını, alınan internet şifresinin davacı ... tarafından müvekkiline verildiğini, müvekkilinin de şirketin tasfiyesinin istediğini, ancak diğer ortaklar yükümlülüklerini yerine getirmediği için toplantı ve işlem yapılamadığını, davacıların tanık olarak gösterdiği ...'in şirketin temizlik görevlisi, ...'ün ise şirket dışından bir şahıs olduğunu ve şirketin hesapları konusunda bilgisi olmadığını belirterek, haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ... İstanbul 34 Asliye Ceza Mahkemesi 2016/86 - 2019/99 Esas-karar sayılı dosyasında verilen 26/02/2019 tarihli beraat gerekçeli kararı getirtilmiş kararın İstanbul BAM 21 CD nin 2019/1200-1923 sayılı kararı ile uzlaşma yoluna gidilmediği için kaldırıldığı anlaşılmıştır. Tarafların uzlaşmaya başvurmaları ile dava dosyasının 16/01/2020 tarihinde kapatıldığı anlaşılmıştır.Tarafların 2020-2015 yılları arasındaki ticari defter ve kayıtları incelenerek yeminli mali müşavir Dr. ..., bankacı ... ve akademisyen bilirkişi Doç.Dr.... 'ın 28/10/2022 tarihli bilirkişi raporu ve 08/05/2023 tarihli bilirkişi ek raporu alınmıştır... Somut olayda; Davalı şirket ortaklarının karşılıklı ileri sürdükleri iddialar incelendiğinde, davalı şirketin ekonomik faaliyetlerini gerçekleştiremediği, ortaklar arasındaki iletişimin tamamen koptuğu ve ortaklık ilişkisinin fiilen sona erdiği anlaşılmaktadır. Davalı şirket ortağının da şirketin feshi yönünde talebi bulunduğu görülmektedir. Alınan bilirkişi raporları ile davalı şirket ortağı ...'in eylemleri ile şirkete zarar verdiği tespit edilememiştir. Davacılar zarar eylemini ve zarar miktarını ispatlayamamıştır. Bu nedenle davacıların tazminat ve sair talepleri sabit olmadığından reddedilmiştir. Şirketin feshi değerlendirmelerinde dikkate alınan en önemli menfaat unsuru olan işleyen çarkların bozulmaması, şirket faaliyetlerinin sona erdirilmemesi hususunun somut olayda gayri faal durumda bulunan davalı şirket bakımından zaten söz konusu olmaması sebebiyle şirketin feshinin sebep olacağı ekonomik bir yıkım da bulunmamaktadır. Yukarıda ortaya konan Kanun hükmü ve Yargıtay kararları uyarınca davalı şirketin uzun yıllar ciddi ticari bir faaliyetinin bulunmaması, ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle TTK m.636/III uyarınca şirketin feshi şartlarının oluştuğu kanaatine varılmış ve davacıların tazminat ve sair taleplerinin sabit olmadığından reddine, davacıların fesih ve tasfiye taleplerinin kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Limited Şirketi nin TTK 636/3 gereğince fesih ve tasfiyesine, davalı şirketin tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere SMM ... ın aylık 5.000 TL ücretle TTK'nın 536/3. maddesi uyarınca davalı şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketin tasfiyesini kabul ettiğini, davacıların sermaye borcunu ödemediğini, müvekkilinin, sermaye borcunun bulunmadığı ve davalı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin, şirketin feshine karar verilmesinde kusuru bulunmadığını, dava giderlerinin tamamının davalıya yüklenmesinin hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle mahkemenin usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen 14/9/2023 tarihli kararının istinaf yoluyla kaldırılmasını, davacıların taleplerinin tamamının kabul edilmemesi nedeniyle yargılama giderlerinin tamamının davalıya yüklenmesine yönelik kararın kaldırılmasını, davalı şirketin feshinin davalı müvekkili tarafından da davanın başından itibaren kabul edilmiş olması nedeniyle fesih ve tasfiyeye ilişkin masrafların feshe konu şirketin ortakları arasında şirketteki hisseleri oranında paylaştırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya esas teşkil eden olayda, şirket ortaklarından davalı ...'in, şirket adına kendi başına borçlanmalar yaptığını, şirket hesabından kendi lehine olarak nakit çekiminde bulunduğunu, buna ilişkin bütün belgelerin, banka kayıtlarının dosyada sunulu olduğunu ancak yargılama öncesinde verilen İstinaf Bozma ilamında da açıkça yazıldığı halde bu borçlanmaların ve nakit çekimlerin şirketi bağlayıp bağlamadığına dair hukuki değerlendirme yapılmadan ilk derece mahkemesi tarafından tekrar hukuka aykırı bir karar verildiğini, İlk derece mahkemesi İstinaf bozma kararı sonrasında yalnızca şirketin feshine karar verdiğini , tasfiye paylarının hesaplanması ve tazminat istemlerinin eksik inceleme sonucunda reddedildiğini, şirketin haklı nedenle feshi konusunda verilen 14/09/2023 karara itirazlarının söz konusu olmadığını, bozma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporlarında sadece mali bir inceleme yapmakla yetinildiğini, dava dilekçesinde ve İstinaf bozma ilamında yer alan hukuki mahiyetteki talep ve tespitler mahkemenin takdirine bırakıldığını, yargılama sırasında teknik anlamda alınan bilirkişi raporlarının müvekkillerinin lehine olup, diğer taleplerini karşılamadığından yeni rapor alınmasını talep etmişlerse de eksik inceleme sonucu taleplerinin kabul edilmediğini, davalı tarafın yargılama sırasında 2011 ve 2012 yıllarına ait defterleri haksız ve kötü niyetle hareket ederek sunmadığını, bilirkişilerin hükme esas raporlarda ortakların sermaye ödeme borcu üzerine yoğunlaştığını, yargılama devam etmekte iken, davalı ...'in, TPE nezdinde ve müvekkilinin imzası olmaksızın şirket adına marka başvurusunda bulunduğunu ve bu talebin sonuca bağlandığını, davalı ...’in şirket adına münferiden işlem yapma yetkisi olmadığını, müvekkillerinin davalının haksız eylemi nedeni ile maddi olarak zarara uğramış olup, bu zararlarının giderilmesi gerektiğini, müvekkillerinin tasfiye payının ve zararının bilirkişi incelemesi ile hesaplanarak davalıdan tahsilini talep etiklerini, istinaf incelemesi neticesinde yargılamadaki eksikliklerin tamamlanması sureti ile yeniden hüküm kurularak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, bilirkişi incelemesi yapılması sureti ile müvekkillerinin tasfiye paylarının ve zararlarının ödenmesine karar verilmesini, kararın bozulmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle, şirketin fesih ve tasfiyesi ile yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahke mesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davacıların tazminat ve sair taleplerinin sabit olmadığından reddine, davacıların fesih ve tasfiye taleplerinin kabulü ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin Türk Ticaret Kanunu (TTK) 636/3 gereğince fesih ve tasfiyesine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda davalı şirketin uzun yıllar ciddi ticari bir faaliyetinin bulunmadığı , ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle güven ilişkisinin zedelendiği gerekçesiyle mahkemece TTK'nın 636/3. Maddesi uyarınca şirketin feshi şartlarının oluştuğuna karar verilmiş olup, davalı şirketin ortakları olan tarafların iradelerinin fesih yönünden örtüştüğü dikkate alındığında davalı şirketin feshine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Mahkemece tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere davalı şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş olup, davacı tarafça yatırılan tasfiye memuru ve tasfiye işlemleri için takdir edilen ücret dahil olmak üzere davanın kabul oranına göre 71.293,59 TL yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı ... vekili davalı şirketin feshine karar verilmesinde kusuru bulunmadığını, şirketin feshinin davanın başından itibaren kabul edilmiş olduğunu beyan ederek fesih ve tasfiyeye ilişkin masrafların feshe konu şirketin ortakları arasında şirketteki hisseleri oranında paylaştırılması yönünden kararı istinaf etmiştir. 6102 Sayılı TTK 536. Maddesinde "(1) Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmadığı takdirde, tasfiye, yönetim kurulu tarafından yapılır. Tasfiye memurları pay sahiplerinden veya üçüncü kişilerden olabilir. Tasfiye ile görevlendirilenler esas sözleşmede veya atama kararında aksi öngörülmemişse olağan ücrete hak kazanırlar. (2) Yönetim kurulu, tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Tasfiye işlerinin yönetim kurulunca yapılması hâlinde de bu hüküm uygulanır. (3)Şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hâllerde tasfiye memuru mahkemece atanır. " düzenlemesi mevcuttur. Tasfiye ücreti şirkete ait bir borç olup, tasfiye sürecinde değerlendirilip, sonuca bağlanması ve şirket mal varlığından tasfiye süreci içerisinde tahsili gerekir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.03.2014 tarih 2013/13886 Esas - 2014/4791 Karar sayılı ilamı )Somut olayda mahkemece kurulan hükümde takdir edilen tasfiye memuru ücreti ve tasfiye işlemleri avansı, davalı şirkete ait bir borç olup, gerekçeli kararda yazılı olduğu gibi tasfiye memuru ücreti ve tasfiye işlemleri için davacı tarafça dosyaya yatırılan bir miktar da yoktur. Bu nedenle gerekçeli kararın yargılama giderine ilişkin hüküm fıkrasında tasfiye memuru ücreti ve tasfiye işlemleri avansının davalı şirketten tahsil edileceği belirtilmeksizin birden fazla davalı bulunduğu halde tereddüte yol açacak şekilde "davalıdan tahsiline" karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu durumda Mahkemece davalı şirkete karşı açılan fesih ve tasfiye davasının kabulüne karar verildiği gözetilerek davacı tarafça yatırılan başvurma harcı ve yapılan yargılama giderinin, davalı şirketin ve davacıların yargılama giderlerine yönelik istinaf istemi bulunmadığından, kabul nispetine göre davalı şirketten tahsiline karar verilmesi ile tasfiye memuru ücreti ve tasfiye işlemleri avansına ilişkin ücretin davalı şirketten tahsiline dair ayrı bir hüküm kurulması gerekir. Davalı ...'in bu yöne ilişen istinaf başvurusu yerindedir. Diğer yandan TTK'nın 643.maddesinde tasfiye usulü ile tasfiyede şirket organlarının yetkileri hakkında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın "anonim şirketlerde tasfiye sonucu dağıtma" başlıklı 543.maddesinde tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığının, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılacağı , alacaklılara üçüncü kez yapılan çağrı tarihinden itibaren üç ay geçmedikçe kalan varlığın dağıtılamayacağı, hâl ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut olmadığı takdirde mahkemenin üç ay geçmeden de dağıtmaya izin verebileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda henüz tasfiye kararı kesinleşip, tasfiye aşamasına geçilmeden, tasfiyeyle birlikte belirlenip istenebilecek olan tasfiye payı bu aşamada istenebilir (muaccel) olmadığından (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarih ve 2016/12321 Esas ve 2018/5758 Karar sayılı kararı) bu talep yönünden açılan dava, erken açılan dava niteliğindedir. Mahkemece sair talep olarak adlandırılan tasfiye payına yönelik talebin davacıların hukuki yarari bulunmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece talep hakkında esastan ret kararı verilmiş olması hatalı olmuştur. Davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebebi yerindedir. Dosya kapsamına göre davalı ... San.ve Tic.Ltd. Şti'nin 27/08/2010 tarihinde kurulmuş olup, ortaklarının davacılar ..., ... ve davalı ... olduğu, ilk on yıl için ... ve ...'ın şirket müdürü olarak seçildiği, şirketin sevk ve idaresinde tüm resmi ve hususi daireler, bankalar, finans kuruluşları ve diğer kuruluşlar, firmalar, özel ve tüzel kişiler ile yapılacak yazışma, borçlandırma, hak kazandıracak her türlü müracaat, beyanname, sözleşme, taahhüt ve işlemlerde müştereken imza atılacağının kararlaştırıldığı, şirket adına banka hesabının müştereken açıldığı, internet banka şifresinin davacı müdür ... tarafından davalı müdür ...’e verildiği, bu davalının da bankacılık işlemlerini bu şekilde gerçekleştirdiği ihtilafsızdır. TTK'nın 644.maddesinin atfıyla limited şirketlerde de uygulanan TTK'nın 553. maddesinde gösterilen yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davada, zarar doğurucu işlem ya da eylemin yöneticinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükü davacıdadır. Davacı, yöneticiye kusur yüklenmesinin mümkün olduğunu kanıtladığı takdirde, yöneticinin zarar doğurucu işlemlerde kendisinden beklenen özeni gösterdiğini, diğer bir anlatımla o konuda gereken özen yükümünü yerine getirmiş olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Yeni TTK, yöneticilerden beklenen özen konusunda sorumluluk hukukunun evrensel ilkelerinden birisini 553.maddenin 3.fıkrasında yasalaştırmıştır. Bu hükümde '' Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.'' denilmiş olup, hüküm bir yandan özen yükümünün sınırını çizmekte, diğer yandan ise yöneticinin, davacı tarafından getirilen kusurlu olduğuna ilişkin kanıtları çürütebilmesi için yerine getirmesi gereken ispat yükünün somut içeriğini belirlemektedir (Ersin Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku, 1. Cilt, İstanbul 2019, syf.432). Eldeki davada da davacı taraf, davalı müdürün kusurlu eylemleri ile zararın doğurduğunu ispat etmekle, davalı ise gereken özeni gösterdiğini ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda davalı müdür hakkında İstanbul 34 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/86 Esas ve 2019/99 Karar sayılı dosyasından verilen 26/02/2019 tarihli beraat kararının istinaf incelemesi sonucu uzlaşma yoluna gidilmediği için kaldırıldığı, yeniden yapılan yargılama sonunda tarafların uzlaşmaya başvurmaları ile dava dosyasının 16/01/2020 tarihinde kapatıldığı, ticari kayıtlarda yapılan inceleme ile davalı ...'in kusuru ile davalı şirkete zarar verdiğinin ispatlanmadığı, bu hususun ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 28.10.2022 ve 08.05.2023 tarihli bilirkişi raporları ile de sabit olduğu gözetildiğinde mahkemece davacıların tazminat isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece yargılama gideri ve sair tazminat talebi (tasfiye payı) yönünden verilen karar isabetli olmadığından davacılar ve davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacılar ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Davacıların tazminat talebinin sabit olmadığından reddine 2-Davacıların tasfiye payına yönelik talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddine 3-Davacıların fesih ve tasfiye taleplerinin kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nün ... sicil numarasında kayıtlı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin TTK 636/3 gereğince FESİH VE TASFİYESİNE, Davalı şirketin tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere ...'ın aylık 5.000 TL ücretle TTK'nın 536/3. maddesi uyarınca davalı şirkete tasfiye memuru olarak atanmasına,tasfiye memuruna ücretinin aylık ve peşin olarak ödenmesine, bu hususta dosyaya tasfiye memuru sıfatıyla eklenerek karar kesinleştikten sonra gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde görevine başlamak üzere tasfiye memuruna yetki verilmesine, tasfiyesine karar verilen davalı şirketin TTK'nın 533/2. maddesi uyarınca ticari unvanını "Tasfiye Halinde" ibaresi eklenmiş olarak kullanmasına ve şirket organlarının yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olduğunun bilinmesine, Karar kesinleşince bir suretin tescil ve ilanı için ayrıca bilgi mahiyetinde derhal İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne gönderilmesine, Tasfiye memuru için takdir edilen 12 aylık ücret karşılığı 60.000 TL ile tasfiye memurunun işlemleri için 5.000 TL olmak üzere toplam 65.000 TL'nin karar kesinleştiğinde davalı şirket tarafından karşılanmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcının davacı tarafından yatırılan 170,78 TL harçtan mahsubuna eksik 256,82 TL harcın davalı şirketten tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900 TL maktu vekalet ücretinin davalı şirketten tahsili ile davacılara ödenmesine,6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalı ...'e ödenmesine,7-Davacı tarafından yapılan 27,70 TL başvuru harcı, 12.388,70 TL yargılama giderinin kabul nispetine göre 11.408,18 TL'sinin davalı şirketten tahsiliyle davacılara verilmesine, 8-Davacı tarafça yatırılan 170,78 TL peşin harcın davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine, 10-HMK. 333. md. uyarınca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrasında davacıya iadesine, 11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacılar vekilince yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istemi halinde kendisine iadesine, b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istemi halinde kendisine iadesine, c-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 107,00 TL posta gideri olmak üzere; toplam 1.276,4 TL' nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, d-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 107,00 TL posta gideri olmak üzere; toplam 1.276,4 TL' nin davacılardan alınarak davalı ...' e verilmesine, 12-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02